Uluslararası ilişkiler disiplininde devletlerin dış politika davranışlarını biçimlendiren temel etkenler, yapısal zorunluluklar ile insani aktörlük arasındaki dinamik gerilim üzerinden tartışılagelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin yüz yıllık dış politika tecrübesi incelendiğinde, bir yanda coğrafi konum ve bölgesel tehditlerin getirdiği süreklilikler, diğer yanda ise iç toplumsal yapının ve küresel dengelerin zorlamasıyla ortaya çıkan değişim arayışları göze çarpmaktadır. Türk dış politikasının bu ikili yapısını kavramak, sadece bölgesel bir aktörün hamlelerini anlamakla kalmayıp, uyuşmazlık ve uyum süreçlerini yöneten kuramsal ilkeleri de çözümlemeyi gerektirmektedir.
Bu çalışma, Thukydides ve İbn Haldun'un klasik eserlerinde yer alan temel kavramsal araçlardan faydalanarak AK Parti dönemi Türk dış politikasının tarihsel evrimini ve karşı karşıya kaldığı mevcut kilitlenmeyi çözümlemeyi amaçlamaktadır. Nitel vaka incelemesi ve tarihsel-karşılaştırmalı analiz yöntemini benimseyen araştırmada, Türkiye'nin son yirmi yıldaki dış politika dönüşümü, 1950 ve 1960'lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri ile Mısır arasında yaşanan diplomatik ve stratejik ilişkilerle paralellikler kurularak incelenmiştir. Araştırma tasarımı, küresel hegemon ile bölgesel tırmanışa geçen aktörler arasındaki stratejik uyum ve kopuş süreçlerini analitik bir süzgeçten geçirmektedir.
Çalışmanın sunduğu temel bulgular, AK Parti'nin iktidara gelişiyle birlikte tanımladığı çoğulcu ve kapsayıcı küresel/bölgesel vizyonun (büyük asabiyye), zamanla uluslararası sistemin baskıları ve iç siyasi kırılmalar nedeniyle yerini yeniden geleneksel güvenlikçi ve ulusalcı güvenlik parametrelerine bıraktığını göstermektedir. ABD'nin Soğuk Savaş'ta Nasır Mısır'ına karşı takındığı pragmatik tutum ile yakın dönemde Türkiye'ye yönelik geliştirdiği mesafeli yaklaşım arasındaki paralellik, küresel gücün bölgesel müttefikleriyle ilişkisinde daha öncelikli tehditler ortadan kalktığında hegemonyetik sınırlandırma stratejisine yöneldiğini kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak çalışma, Türk dış politikasındaki dönüşümlerin yalnızca aktörlerin ideolojik tercihlerine veya iç siyaset hesaplarına indirgenemeyeceğini, sistemik yapının sunduğu imkânlar ve getirdiği kısıtlarla doğrudan ilintili olduğunu ortaya koymaktadır. Klasik siyaset teorisinin sunduğu derinlikli araçların güncel dış politika krizlerini anlamadaki işlevselliğini doğrulayan bu analiz, Türk dış politikası ve uluslararası ilişkiler literatürüne niteliksel bir katkı sunmakta; tez ve araştırma projeleri için kuramsal modelleme noktasında zengin bir referans çerçevesi oluşturmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Cumhuriyet dönemi Türk dış politikası, AK Parti hükümetlerinin dış politika uygulamaları ve 1950-1960 dönemi ABD-Mısır diplomatik ilişkileri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Thukydides'in Peloponnesos Savaşı Tarihi, İbn Haldun'un Mukaddime'si, ABD gizli arşiv belgeleri (NSC raporları) ve lider konuşmaları.
- Veri toplama süreci
- Tarihsel ve nitel metin incelemesi, arşiv belgelerinin taranması, resmi söylevler ve ikincil literatürün eleştirel analizi.
- Veri analiz yöntemi
- Kavramsal ve karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemiyle metinsel ve söylemsel çözümleme.
asabiyyesüreklilik ve değişimyapısal kısıtlarbölgesel hegemonyastratejik kültür
01Thukydides ve İbn Haldun'un kuramsal yaklaşımları, Türk dış politikasındaki sürekliliği coğrafi ve yapısal etkenlerle (Rusya komşuluğu gibi) açıklarken, değişim dinamiklerini toplumsal mobilizasyon, liderlik tercihleri ve iç politikada inşa edilen asabiyye yapılarıyla çözümlemeye imkân tanımaktadır(Mufti, 2023).
02Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşunda benimsediği içe dönük ve statükocu güvenlik yaklaşımı (Isparta modeli), sosyo-ekonomik gelişme ve dışsal jeopolitik şokların etkisiyle zamanla sınırlarına ulaşmış ve daha dinamik, genişlemeci bir dış politika ihtiyacını (Atina modeli) doğurmuştur(Mufti, 2023).
03AK Parti, iktidarının ilk yıllarında çoğulcu ve kapsayıcı bir iç/dış politika vizyonu (büyük asabiyye) izleyerek Batı ile entegrasyonu ve bölgesel nüfuzunu artırmış, bu durum ABD tarafından İslam dünyasına örnek bir demokratik model olarak desteklenmiştir(Mufti, 2023).
04ABD ile yaşanan stratejik çıkar ayrışmaları, Gülen hareketi ve YPG/PYD odaklı güvenlik tehditleri neticesinde AK Parti, kapsayıcı neo-Osmanlıcı vizyondan uzaklaşarak geleneksel güvenlik odaklı ve milliyetçi-Avrasyacı güvenlik bloklarıyla ittifak kuran ulusalcı bir çizgiye gerilemiştir(Mufti, 2023).