Günümüzde dijital teknolojilerin ve sosyal medya platformlarının kontrolsüz ve hızlı yayılımı, özellikle lise düzeyindeki genç kullanıcıları sosyal mühendislik temelli siber saldırıların birincil hedefi haline getirmiştir. Geleneksel güvenlik yaklaşımları genellikle teknik duvarlar inşa etmeye odaklansa da, insan faktörünün manipüle edilmesiyle bu altyapılar kolaylıkla aşılabilmektedir. Fas eğitim sisteminde, öğrencilerin dijital ortamlardaki aktif işlemlerine kıyasla siber güvenlik okuryazarlık düzeylerinin oldukça geride kalması, kurumsal düzeyde siber riskleri tırmandırmaktadır. Literatürde gelişmekte olan ülkelerdeki okul ekosistemlerini kapsayan, yerel kültürel ve kurumsal dinamiklere duyarlı ve bütünleşik bir siber güvenlik farkındalık modelinin eksikliği, bu araştırmanın temel çıkış noktasını ve problemini oluşturmaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Fas'taki ortaöğretim öğrencilerini sosyal medyadaki siber tehditlerden koruyacak, insan ve teknoloji boyutlarını birleştiren özgün bir siber güvenlik farkındalık çerçevesi tasarlamak ve ampirik olarak doğrulamaktır. Araştırma metodolojik olarak Tasarım Bilimi Araştırması (Design Science Research) yaklaşımını benimsemiş ve 48 hakemli yayının analitik sentezinden yararlanmıştır. Modelin geçerliliği, Fas'ın Kazablanka-Settat bölgesinde seçilen iki kentsel lisede eğitim gören toplam 1000 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen 12 haftalık bir yarı deneysel ön test-son test çalışmasıyla sınanmıştır. Deney grubuna (n=500) siber güvenlik eğitimleri ve simülasyonları uygulanırken, kontrol grubuna (n=500) herhangi bir müdahalede bulunulmayarak siber hijyen gelişimleri objektif ölçeklerle izlenmiştir.
Uygulanan 12 haftalık program sonrasında elde edilen bulgular, geliştirilen farkındalık modelinin siber güvenlik göstergeleri üzerinde oldukça güçlü bir etkiye sahip olduğunu kanıtlamıştır. Deney grubundaki öğrencilerin çevrimiçi gizlilik ayarları yönetimi, güvenli internet kullanımı ve siber tehditleri tespit etme becerilerinde ön test değerlerine kıyasla %40 ile %47 arasında değişen oranlarda istatistiksel olarak son derece anlamlı iyileşmeler saptanmıştır. Özellikle parola güvenliği, kimlik avı saldırılarını fark etme ve şüpheli durumları raporlama reflekslerinde gözlenen bu artışlar, siber direnç düzeyinin yükseldiğini göstermektedir. Kontrol grubunda ise zaman içinde herhangi bir anlamlı farkındalık ve davranışsal değişim gözlenmemiştir.
Araştırma sonuçunda elde edilen veriler, siber güvenlikte insan odaklı eğitimlerin kurumsal politikalar ve teknik koruma önlemleriyle entegre edilmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Geliştirilen çerçeve; siber öğrenme, okul politikaları, teknik koruma duvarları ve sürekli izleme olmak üzere dört temel sütun üzerine inşa edilerek literatürdeki diğer tek boyutlu veya salt betimsel modellerden ayrılmaktadır. Bu çalışma, siber güvenlik eğitiminde sadece bilgi düzeyini değil, aynı zamanda güvenli davranış eğilimlerini ve okul düzeyinde siber hijyeni kalıcı kılacak yönetsel mekanizmaları ele alarak literatüre bütünsel bir katkı sunmaktadır. Gelecek araştırmalar için hem ulusal hem de küresel ölçekte siber dirençli okul modellerinin inşasında güçlü bir rehber niteliğindedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu araştırma, Tasarım Bilimi Araştırması (Design Science Research - DSR) metodolojisine dayanmaktadır. DSR, kuramsal analizlerle pratik uygulamaları sentezleyerek yenilikçi çözümler üretilmesine imkân tanımaktadır. Çerçeve, siber güvenlik eğitiminde insan, kurum ve teknoloji katmanlarını bir araya getiren sistemik bir yapı sergilemektedir. Ayrıca geliştirilen değerlendirme araçları, davranışsal değişimlerin ölçümlenebilmesi amacıyla Planlı Davranış Teorisi gibi davranışsal siber güvenlik yaklaşımlarını temel almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada siber güvenlik farkındalığı ve okul siber güvenliği konularında Hindistan, Malezya, Nijerya, Çin ve Latin Amerika ülkelerindeki mevcut literatür incelenmektedir. Verma ve Pawar (2024) ile Ayyoub ve diğerlerinin (2022) kurum politikaları üzerindeki deskriptif bulguları ele alınarak, siber güvenlik eğitimindeki pedagojik eğitim açıklarına dikkat çekilmektedir. Ayrıca Alabab ve diğerlerinin (2025) Fas yükseköğretimindeki siber güvenlik altyapısı ve dijital dönüşüm engellerine dair çalışmaları, ortaöğretime yönelik ampirik çalışmaların eksikliğini ortaya koymaktadır.