İçeriğe geç

Nitel araştırma makalesi incelemesi

Kızıldeniz'de Ticari Taşımacılığa Yönelik Husi Saldırılarının Çevresel Etkileri

Küresel ticaret rotalarının ve deniz ulaştırma hatlarının güvenliği, uluslararası ekonomi ve jeopolitik istikrar için hayati bir öneme sahiptir. Dünya genelindeki konteyner trafiğinin yaklaşık yüzde 30'unu barındıran Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı koridoru, son dönemdeki asimetrik güvenlik tehditleriyle büyük bir krizle karşı karşıya kalmıştır.

Yazar
Ferhan Oral
Yayın
Frontiers in Political Science
Tarih
2025-12-19
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Küresel ticaret hatlarının güvenliği, uluslararası tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve enerji arz güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Dünya genelindeki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin ve yıllık konteyner taşımacılığının yüzde 30'unun gerçekleştiği Süveyş Kanalı ve Bab el-Mendeb Boğazı geçiş koridoru, son dönemde Yemen'deki Husilerin ticari gemilere yönelik gerçekleştirdiği insansız hava araçları ve füzeli asimetrik saldırılarla büyük bir güvenlik krizinin merkezine yerleşmiştir. Çatışmaların küresel ekonomi, sigorta primleri ve navlun maliyetleri üzerindeki doğrudan etkileri sıklıkla tartışılmasına rağmen, krizin yol açtığı uzun vadeli ekolojik tahribatlar, petrol sızıntıları ve rotaların değişmesinden kaynaklanan küresel emisyon artışları akademik yazında hak ettiği ilgiyi görememiştir. Bu durum, deniz güvenliği çalışmalarında çevre ve jeopolitik etkileşiminin eksik kalmasına yol açmaktadır.

Bu çalışmanın temel amacı, Kızıldeniz'de tırmanan Husi saldırılarının ticari deniz taşımacılığı üzerindeki çevresel etkilerini ve risklerini, deniz güvenliği ve jeopolitik perspektifleri bir arada değerlendirerek analiz etmektir. Belirtilen amaca ulaşmak doğrultusunda, araştırmada masa başı nitel bir araştırma tasarımı benimsenmiş ve bu tasarım seçilmiş ikincil nicel veri analizleriyle desteklenmiştir. Veri seti oluşturulurken Scopus, Web of Science ve Google Scholar gibi uluslararası veri tabanlarında taranan hakemli makalelerin yanı sıra, Avrupa Komisyonu, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) gibi kuruluşların sektörel raporlarından yararlanılmıştır. Toplanan nitel veriler, tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği riskleri, çevresel yansımalar ve alternatif ticaret koridorları başlıkları altında çözümlenmiştir.

Araştırmanın ulaştığı bulgular, deniz güvenliği tehditlerinin doğrudan ekolojik felaketlere yol açtığını somut verilerle ortaya koymaktadır. Husilerin saldırıları sonuçunda gemilerin rotalarını Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu üzerinden Afrika'yı dolaşacak şekilde değiştirmesi, seyahat mesafesini tek yönde yaklaşık 3.467 deniz mili uzatmış ve bu durum bireysel gemi bazında karbon emisyonlarında yüzde 42'lik bir artışa neden olmuştur. Ayrıca, gübre taşıyan Rubymar ve kömür taşıyan Tutor gibi gemilerin batması sonuçunda Kızıldeniz'in hassas ekosistemine tehlikeli maddeler sızmış, Chios Lion ve Sounion gibi tankerlerin hedef alınması ise kilometrelerce uzunlukta petrol sızıntılarına yol açmıştır. Altyapısı yetersiz Afrika limanlarının yoğunluğunun artması ve AB emisyon ticaret sisteminden kaçınma çabaları gibi dolaylı etkiler de krizin küresel iklim politikalarının işlevselliğini zayıflattığını göstermektedir.

Elde edilen tüm bu sonuçlar, uluslararası deniz güvenliği ve çevre yönetimi yazınında askeri savunma mekanizmaları kadar küresel politika ve kurumsal iş birliklerinin de önceliklendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Yazar, deniz güvenliği tehditlerinin yıkıcı finansal sonuçlarının ötesinde, ekolojik sürdürülebilirliğe yönelik kalıcı ve geri döndürülemez zararlar verdiğini savunarak mevcut uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) çevresel koruma kararlarının yaptırım gücünden yoksun kalması, kriz anlarında etkin müdahale kapasitesini sınırlamaktadır. Bu çalışma, çevre-jeopolitika-güvenlik üçgenindeki boşluğu doldurarak, araştırmacılara ve politika yapıcılara deniz güvenliği risklerinin bütünsel bir ekolojik mercekle analiz edilmesi gerektiğine dair özgün bir katkı sunmaktadır.

Araştırmanın amacı

This study aims to highlight the environmental impacts and risks associated with the Houthis’ attacks in the Red Sea, taking into account the maritime security and geopolitical perspectives through secondary research(Oral, 2025).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu araştırmada, Kızıldeniz krizinin ve Husi saldırılarının çevresel etkilerini, deniz güvenliği ve jeopolitik perspektifleri bütünleştirerek incelemek amacıyla ikincil kaynaklara dayalı deskriptif nitel bir araştırma deseni kullanılmıştır. Seçici kantitatif verilerle desteklenen bu masa başı çalışma, literatür taraması, kurumsal raporlar ve olay kayıtlarının tematik içerik analiziyle çözümlenmesine dayanmaktadır(Oral, 2025).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, çevre ile jeopolitikanın ve deniz güvenliğinin birbirinden ayrılamayacağı temel varsayımına dayanmaktadır. Çevresel güvenlik, kaynak jeopolitiği, yeşil dönüşümün güç dengeleri üzerindeki etkisi ve deniz jeopolitiği kavramlarının kesişim noktaları ele alınmaktadır. Güvenlik tehditlerinin ekolojik sürdürülebilirlik üzerindeki çarpan etkisi kuramsal bir zemin oluşturmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Yazar, Kızıldeniz krizinin küresel deniz ticareti ve lojistik üzerindeki etkilerini (Rodríguez-Díaz vd., 2024; Notteboom vd., 2024), krizin finansal piyasalara yansımalarını (Yudaruddin vd., 2025), çatışma kaynaklı karbon emisyonlarını (Peng vd., 2024; Otu-Larbi vd., 2024) ve deniz ekosistemindeki petrol sızıntılarını (Agarwala, 2025; Lee, 2024) inceleyen güncel literatürü ele almakta ve sentezlemektedir.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Kızıldeniz bölgesindeki ticari deniz taşımacılığı rotaları, Husi saldırıları kapsamındaki güvenlik olayları ve çevre raporları
Örneklem veya araştırma materyali
Scopus, Web of Science ve Google Scholar veri tabanlarında taranan akademik çalışmalar, IMO, UNCTAD, ITF raporları ve doğrulanmış denizcilik haber kaynakları
Veri toplama süreci
Belirlenmiş arama terimleriyle yapılan sistematik veri tabanı aramaları ve kurumsal/sektörel politika belgelerinin taranması
Veri analiz yöntemi
Niteliksel verilerin tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği, çevresel etkiler ve alternatif ticaret koridorları şeklinde kümelenmesi
Deniz GüvenliğiKarbon EmisyonlarıJeopolitikPetrol SızıntılarıHusi SaldırılarıKızıldenizAsimetrik TehditlerDeniz TaşımacılığıKarbon SızıntısıÇevresel Güvenlik

Araştırmanın Bulguları

01

Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının tercih edilmesi, sefer mesafesini yaklaşık 3.467 deniz mili uzatarak tek bir konteyner gemisinin karbon emisyonlarında yüzde 42 oranında bir artışa yol açmakta ve küresel taşımacılık firmalarının sıfır karbon taahhütlerini baltalamaktadır(Oral, 2025).

02

Çatışmaların doğrudan iklimsel maliyeti yüksek olmakla birlikte, asıl büyük çevresel yük yıkım sonrasında ortaya çıkmaktadır; nitekim Gazze'de tahrip olan 100.000 konutun modern tekniklerle yeniden inşası en az 30 milyon metrik ton sera gazı emisyonuna neden olacaktır(Oral, 2025).

03

Yemen açıklarında yıllardır bekleyen ve 1.4 milyon varil ham petrol barındıran FSO Safer süper tankerinin bakımsızlığı ve çatışma ortamında bir şantaj aracına dönüştürülmesi, Kızıldeniz'de 20 milyar dolarlık temizleme maliyeti yaratabilecek devasa bir ekolojik felaket riski oluşturmuştur(Oral, 2025).

04

Saldırılar neticesinde batan M/V Rubymar ve M/V Magic Seas gibi gübre taşıyan gemiler, kimyasalların suda kolayca çözünmesi nedeniyle aşırı alg patlamalarına yol açmakta ve çözünmüş oksijen seviyelerini düşürerek deniz ekosistemlerini ve yerel balıkçılığı tahrip etmektedir(Oral, 2025).

05

Kızıldeniz'deki güvenlik boşluğu ve Husi saldırılarının yarattığı karmaşa, Aden Körfezi'nde Somali korsanlık faaliyetlerinin yeniden canlanmasını tetiklemiş, bu durum deniz emniyetini zayıflatarak geniş bir bölgede yeni çevresel ve operasyonel riskler doğurmuştur(Oral, 2025).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Kızıldeniz'de tırmanan Husi saldırılarının çevresel boyutu, taşımacılık rotalarının Ümit Burnu'na kaymasıyla birlikte karbon emisyonlarında yaşanan dramatik artışı gözler önüne sermektedir. Gemi hızlarının ve sefer mesafelerinin artması, yakıt tüketimini doğrudan katlayarak küresel iklim hedeflerine ulaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Yazar, askeri çatışmaların ve asimetrik saldırıların çevreye etkisini açıklarken sadece gemilerden kaynaklanan kirliliği değil, aynı zamanda askeri harekatların doğrudan emisyonlarını da kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Savaş uçakları, tanklar ve mühimmat kullanımı iklim krizini derinleştiren gizli ama devasa bir karbon ayak izi bırakmaktadır.

Tartışma bölümünde bu bulgular, literatürdeki sınırlı sayıdaki çevresel güvenlik ve jeopolitik çalışmalarıyla ilişkilendirilmektedir. Politika yapıcıların ve deniz güvenliği uzmanlarının çevresel bozulma risklerini yeterince kavrayamadığı vurgulanarak, askeri odaklı çözümler yerine kurumsal iş birliği ve politik mekanizmaların önemi savunulmaktadır.

Sonul olarak, asimetrik tehditlerin küresel tedarik zincirleri üzerindeki bozucu etkisi, alternatif güzergahların (Kuzey Deniz Rotası gibi) çevreye yönelik yeni risklerini de beraberinde getirmektedir. Bu durum, deniz emniyeti ile ekolojik dengenin korunmasının artık birbirinden bağımsız olarak ele alınamayacak entegre bir küresel yönetişim meselesi olduğunu göstermektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarın elde ettiği temel bulgular, deniz güvenliği tehditlerinin yalnızca finansal kayıplara değil, aynı zamanda ciddi çevresel yıkımlara da yol açtığı yönündeki Agarwala (2025) çalışmasının sonuçlarıyla doğrudan uyum göstermektedir. Ancak bu çalışma, askeri operasyonların karbon maliyetini ve Gazze'nin yeniden inşasından kaynaklanacak emisyon yüklerini de hesaba katarak mevcut literatürün kapsamını genişletmekte ve jeopolitik çözümlerin askeri devriyelerden daha etkili olduğunu savunarak literatürden ayrışmaktadır(Oral, 2025).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Bölgedeki çatışmalar ve buna bağlı istikrarsızlık, çevre üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmaktadır. Süveyş rotasına geri dönüşün zaman alacağı ve Gazze'nin yeniden inşası gibi süreçlerin getireceği emisyon yükleri göz önüne alındığında, deniz güvenliği ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça görülmektedir. Bu kapsamda, mevcut deniz güvenliği ve çevre koruma çerçevelerini güçlendirmek amacıyla ulusal, bölgesel ve kurumsal düzeyde iş birliğinin artırılması ve acil müdahale mekanizmalarının optimize edilmesi hayati bir önem taşımaktadır(Oral, 2025).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu makale, uluslararasi ilişkiler ve guvenlik çalışmalari yazininda asimetrik deniz guvenligi tehditlerinin çevresel sonuçlarını sistematik bir sekilde bir araya getiren oncu çalışmalardan biridir. Geleneksel çalışmalar cogunlukla Husi saldirilarinin kuresel tedarik zincirleri, navlun fiyatlari, sigorta maliyetleri ve transit sureleri üzerindeki iktisadi etkilerine odaklanirken, bu çalışma askeri hareketliligin, batan gemilerin ve rota değişikliklerinin gorunmeyen ekolojik bedellerini analiz etmektedir. Bu yonuyle yazindaki salt askeri veya ekonomik odakli deniz guvenligi yaklaşimlarini genisleterek ekolojik guvenligi ve çevresel jeopolitigi bu analizlerin merkezine yerlestirmektedir.

Makale, Rodriguez-Diaz ve arkadaslarinin (2024) Kizildeniz'deki deniz trafigi kesintileri ve Agarwala'nin (2025) Husi operasyonlarinin petrol sizintilari üzerindeki analizlerini temel alarak genisletmektedir. Yazar, önceki çalışmalarin ayri ayri ele aldigi karbon emisyonu artislari ve batan gemilerin kimyasal yuklerini, çevre-jeopolitika-deniz guvenligi ucgeninde butunsel bir kuramsal çerçeveye oturtmaktadir. Ayrıca literatürdeki askeri onlemlere dayalı çözümlerin aksine, krizin asil çözümunun politik uzlasi ve uluslararasi deniz yonetisimi mekanizmalarinin guclendirilmesinden gectigini savunarak mevcut yaklaşimlardan farklılasmaktadir.

Çalışma, özellikle Turk araştırmacilar için Akdeniz, Kizildeniz ve Suveys Kanali eksenindeki guvenlik krizlerinin Karadeniz ve Turk Bogazlari gibi diğer kritik suyollari üzerindeki olasi lojistik ve çevresel yansimalarini anlamada kritik bir sentez sunmaktadır. Kizildeniz krizinin Umit Burnu rotasina yonelttigi gemilerin yarattigi karbon emisyonu artisini ve AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamindaki karbon sizintisi risklerini ampirik verilerle derleyerek, çevre politikalarinin etkinliği üzerine yapilacak derlemelere onemli katkılar sağlamaktadir.

Kaynakça

  1. Agarwala, N. (2025). Oil spills and ecosystem threats: environmental consequences of the Houthi operations in the Red Sea. Nat. Built Soc. Environ. Health, 1, 140–167. doi: 10.63095/NBSEH.25.897731
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Deniz guvenligi tehditleri, yalnizca lojistik aksamalara ve maliyet artislarina yol acmakla kalmayip kuresel karbon emisyonlarini da ciddi oranda artirmaktadir.

Suveys Kanali yerine Umit Burnu rotasinin kullanılmasinin emisyonlarda yarattigi yuzde 42'lik artis iddiasini desteklemek için ampirik bir temel olarak kullanılabilir(Oral, 2025).

Suveys Kanali Krizlerinin Dogu Akdeniz Limanlarindaki Karbon Sizintisi ve AB ETS Uyumlulugu Üzerindeki Etkileri

Araştırma sorusu
Kizildeniz krizinin tetikledigi rota değişiklikleri, Dogu Akdeniz transsipman limanlarinda AB Emisyon Ticaret Sistemi disindaki karbon sizintisi davranışlarini nasıl etkilemistir?
Yöntem taslağı
Çalışma, nitel durum çalışmasi ve nicel emisyon verilerinin analizine dayanan karma bir desene sahip olacaktir. Dogu Akdeniz'deki uc buyuk transsipman limanindan (veri doygunluguna ulasilacak sekilde secilen liman yetkilileriyle yari yapilandirilmis gorusmeler yapilarak) elde edilen 2023-2025 yillari arasi emisyon verileri analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın kriz donemlerinde denizcilik operatorlerinin AB ETS maliyetlerinden kacınmak amacıyla aktarma faaliyetlerini ETS dısı bölgelere kaydırarak karbon sızıntısına yol actıgı ve bunun iklim politikalarını etkisiz kıldıgı yonundeki kritik ampirik tespiti ve uyarısından türetilmistir(Oral, 2025).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Çevresel surdurulebilirlik ile kuresel jeopolitik istikrar ve deniz guvenligi dinamikleri arasinda ayrilmaz bir karsilikli bagimlilik ilişkisi vardir.

Jeopolitik krizlerin çevre politikalarini nasıl doğrudan etkiledigini açıklayan kuramsal çerçevenin insasinda temel alinabilir(Oral, 2025).

Asimetrik Deniz Guvenligi Risklerinin Turk Bogazlari ve Karadeniz Deniz Çevresi Üzerindeki Olasi Çevresel Tahribat Modellemesi

Araştırma sorusu
Turk Bogazlari bölgesinde olasi bir asimetrik devlet disi aktor saldirisinin batan kimyasal ve petrol tankerleri bağlaminda yaratacagi ekolojik risklerin buyuklugu nedir?
Yöntem taslağı
Cografi Bilgi Sistemleri tabanlı hidrodinamik dagilim modellemesi kullanılacaktir. Gecmis kaza verileri ve asimetrik saldiri senaryolari çerçevesinde, Turk Bogazlari ve Marmara Denizi'ndeki hassas ekosistemlerin batan gubre veya petrol yuklu gemilerden sizacak kimyasallarla nasıl etkilenecegi simule edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: M/V Rubymar ve M/T Sounion örneklerinde gubre ve petrol sizintilarinin deniz biyocesitliligi, balik yumurtalari ve kiyi resif ekosistemleri üzerinde yarattigi yikici etkilerden ve bu etkilerin modellenmesi gerekliliginden esinlenerek kurgulanmistir(Oral, 2025).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Husi saldirilari sonuçunda batan ticari gemilerin tasidigi kimyasal yukler, bölgesel deniz ekosistemleri üzerinde uzun vadeli ekolojik tahribat yaratmaktadir.

M/V Rubymar gibi gubre yuklu batan gemilerin alg patlamalari ve oksijensiz olu bölgeler yaratma riskini tartismak amaciyla referans gösterilebilir(Oral, 2025).

Kuresel Deniz Guvenligi ve Çevresel Yonetisimde Uluslararasi Denizcilik Örgütu Kararlarinin Etkinliği: Karşılaştırmali Bir Analiz

Araştırma sorusu
IMO bunyesindeki Deniz Çevresini Koruma Komitesi kararlari, Kizildeniz krizinde oldugu gibi aktif catisma bölgelerinde çevresel korumayi sağlamada ne ölçude etkili olabilmistir?
Yöntem taslağı
Coklu durum çalışmasi ve nitel içerik analizi yaklaşimi kullanılacaktir. IMO'nun 2023-2025 yillari arasinda aldigi MSC ve MEPC kararlari, uye devletlerin ve uluslararasi koalisyonlarin bu kararlari uygulama duzeyleri, resmi raporlar ve politika belgeleri üzerinden karşılaştırmali olarak analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın, IMO kararlarının uye devletlerin katılımına bağlı olması ve yasal yaptırım gucunun bulunmaması nedeniyle kriz anlarında çevresel korumaya yonelik soylemlerinin retorik duzeyde kaldıgına dair geliştirdigi gercekci elestirel değerlendirmesine dayanmaktadır(Oral, 2025).