İnsan türünün dünya üzerindeki baskınlığının ve başarısının en temel etmeni olarak kabul edilen kültürel üretim ve aktarım kapasitesi, dijitalleşme ve akıllı makinelerin yaygınlaşmasıyla niteliksel bir dönüşüm geçirmektedir. Geleneksel kültür evrimi araştırmaları; bilginin bireyler arasında sosyal öğrenme yoluyla aktarıldığı, varyasyon, iletim ve seçilim mekanizmaları üzerinden evrildiği ilkesine dayanmaktadır. Ancak arama motorları, öneri algoritmaları, üretken yapay zeka modelleri ve pekiştirmeli öğrenme sistemleri gibi akıllı teknolojiler, yalnızca insan kültürünün aracıları olmakla kalmayıp bizzat kültürel ögeler üreten ve yönlendiren etkin aktörler haline gelmiştir. Bu durum, insan kültürünün yapay zeka sistemleriyle etkileşim içinde yeniden şekillendiği 'makine kültürü' kavramını gündeme getirmekte; kültürel evrimin evrensel Darwinci ilkelerinin makineleşme çağında nasıl dönüştüğünün bütüncül bir kuramsal çerçeveyle incelenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, yapay zeka sistemlerinin ve akıllı makinelerin kültürel evrim süreçleri üzerindeki mevcut ve potansiyel etkilerini çözümlemek, bu dönüşümü açıklayacak disiplinlerarası bir kavramsal çerçeve ve araştırma gündemi sunmaktır. Yazar kadrosu, deneysel ve kuramsal literatürü evrimsel biyoloji, antropoloji, bilişsel bilim ve bilgisayar bilimi kesişiminde sentezleyen kavramsal bir yaklaşım benimsemiştir. Çalışmada üretken yapay zeka, pekiştirmeli öğrenme, büyük dil modelleri ve öneri sistemleri gibi dört ana teknoloji alanı üzerinden somut olgu incelemeleri yürütülmüştür. Makine kültürünün yapısı; çeşitlilik (varyasyon), aktarım (iletim) ve seçilim (seleksiyon) boyutları altında kategorize edilerek, algoritmaların kültür unsurlarını nasıl yeniden birleştirdiği, keşif uzayını nasıl genişlettiği ve toplumsal öğrenme dinamiklerini nasıl değiştirdiği sistematik biçimde modellenmiştir.
Elde edilen kuramsal analizler, akıllı makinelerin kültürel evrimin üç temel ayağını eş zamanlı olarak dönüştürdüğünü göstermektedir. Çeşitlilik boyutunda, DALL-E gibi üretken modeller insan kültüründeki kavramları harmanlayarak yeni görsel ögeler türetirken, AlphaGo gibi pekiştirmeli öğrenme algoritmaları insan birikiminden bağımsız sıfır noktasından başlayarak insan zekasının ötesinde yenilikçi stratejiler geliştirmektedir. Aktarım boyutunda, ChatGPT gibi büyük dil modelleri kültürel depolama ve öğretim aracı işlevi görerek insan davranışındaki bilgi kaybını azaltmakta, fakat aynı zamanda veri kümesindeki yanlılıkları ve eksiklikleri yayma riski taşımaktadır. Seçilim boyutunda ise öneri algoritmaları insanların neyi ve kimden öğreneceğini filtrelemekte, sosyal ağ yapısını yeniden kablolamakta ve katılım odaklı iş modelleri nedeniyle kutuplaşmayı veya duygusal içeriklerin baskınlaşmasını tetikleyebilmektedir.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümleri, insan ve makine zekasının birlikte var olduğu hibrit bir kültürel co-evrim (birlikte evrim) dönemine girildiğini vurgulamaktadır. Makale, makine kültürünün nicelleştirilmesi, toplumsal karar alma mekanizmaları ve model çöküşü (model collapse) gibi uzun vadeli risklerin yönetilmesi konusunda kapsamlı bir araştırma gündemi belirlemektedir. Bu analiz, Türk akademisyenler ve sosyal bilimciler için dijital kültür, insan-yapay zeka etkileşimi ve teknoloji sosyolojisi alanlarındaki araştırmalarda güçlü bir kuramsal temel sunmaktadır. Özellikle yapay zeka destekli içeriklerin kültürel çeşitlilik üzerindeki etkilerini inceleyen tez ve makale çalışmalarında, Darwinci kültürel evrim parametrelerinin analiz aracı olarak kullanılabileceğini ve teknoloji politikalarının geliştirilmesinde rehberlik edeceğini kanıtlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Boyd, Richerson, Henrich ve Mesoudi tarafından geliştirilen Darwinci Kültürel Evrim Teorisi'ne dayanmaktadır. Kültürün değişimi; çeşitlilik (variation), aktarım/iletim (transmission) ve seçilim (selection) olmak üzere üç temel Darwinci süreç üzerinden modellenmekte, akıllı makinelerin bu üç süreçteki işlevleri disiplinlerarası bilişsel ve davranışsal bilim ilkeleriyle çözümlenmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma antropoloji, bilişsel bilim, evrimsel biyoloji, psikoloji, sosyoloji ve bilgisayar bilimi literatürünü bir araya getirmektedir. Henrich'in kültürel evrim yaklaşımı, Goodfellow ve arkadaşlarının GAN modelleri, Silver ve ekibinin AlphaGo/AlphaGo Zero pekiştirmeli öğrenme çalışmaları, Pariser'in filtre balonu kuramı ve Shumailov ve arkadaşlarının model çöküşü araştırmaları doğrudan ele alınan temel literatürü oluşturmaktadır.
01Üretken yapay zeka sistemleri, metinden görsele aktarım gibi işlevlerle insan kültüründeki kavramları semantik olarak ayrıştırıp yeniden birleştirerek kültürel çeşitliliği artırmakta ve yeni kültürel ögeler türetmektedir(Brinkmann et al., 2023).
02Pekiştirmeli öğrenme ile eğitilen algoritmalar, insan geçmişine ve kültürel patika bağımlılığına ihtiyaç duymadan kendi kendine oynama yoluyla tamamen özgün ve insansı olmayan stratejiler ile kültürel yenilikler üretebilmektedir(Brinkmann et al., 2023).
03Büyük dil modelleri, geniş tarihsel ve çağdaş metin verileri üzerinde eğitilerek insan kültürünün modelleri haline gelmekte ve kuşaklararası kültürel bilginin depolanmasını ile aktarılmasını sağlamaktadır(Brinkmann et al., 2023).
04Öneri sistemleri ve sosyal ağ algoritmaları, kullanıcıların geçmiş etkileşimlerine ve duygusal/ahlaki içerik eğilimlerine göre seçilim uygulayarak bilginin yayılımını ve toplumsal ağ yapısını yeniden yapılandırmaktadır(Brinkmann et al., 2023).