İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2025

Devletin Medya Aygıtı: Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Tarafından Üretilen Kültürel Hegemonya

The State’s Media Apparatus: The Cultural Hegemony Produced by the Turkish Radio and Television Corporation

Okur sorusu

TRT'nin tarihsel dizileri ve dijital yayıncılık stratejileri devletin kültürel hegemonya ve ideolojik yeniden üretim süreçlerine nasıl katkı sağlamaktadır?

Bu çalışmada yazar, TRT'nin özellikle 2000'li yıllardan itibaren ürettiği tarihsel diziler ve TRT Tabii gibi dijital platformlar aracılığıyla devletin ideolojik öncelikleriyle uyumlu bir kültürel hegemonya inşa ettiğini ileri sürmektedir.

Kaynak izi: (Çelik, 2025) · (Çelik, 2025, s. 1)

Öne çıkanlar

  • TRT, Gramsci'nin kültürel hegemonya ve Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kuramları çerçevesinde rıza üretimini sağlayan stratejik bir devlet aygıtı olarak çalışmaktadır.
  • Kurumun yayın politikası, 1960'lardaki seküler modernleşme odaklı çizgiden 2000'li yıllarda muhafazakar ve neo-Osmanlıcı bir ahlaki anlatı yapısına doğru evrilmiştir.
  • Tarihsel diziler geçmişi mitolojikleştirirken, haber içerikleri bu kurgusal anlatıyı günümüz siyasi söylemleriyle bütünleştirerek ideolojik sürekliliği güvenceye almaktadır.
  • TRT World ve TRT Tabii gibi dijital yatırımlar, yerel hegemonik anlatıların küresel ölçekte birer yumuşak güç ve kültürel diplomasi aracına dönüşmesini sağlamıştır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Nuriye Çelik
Dergi / alan
Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi · Sosyal Bilimler
Yıl
2025
Örneklem
TRT bünyesinde yayınlanan ve tarihsel/toplumsal dönüşümleri yansıtan 'Kurtuluş', 'Diriliş: Ertuğrul', 'Payitaht: Abdülhamid', 'Bizimkiler' ve 'Teşkilat' gibi sembolik öneme sahip…
Veri kaynakları
Araştırma kapsamında veri toplama sürecinde, TRT'nin farklı dönemlerdeki yayın politikalarını, kurumsal belgelerini ve televizyon dizilerindeki söylem kalıplarını içeren nitel…
Analiz yöntemi
Elde edilen nitel veriler ve televizyon yapımlarındaki metinsel ve görsel ögeler, Gramsci'nin hegemonya ve Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kuramları ışığında tematik…

İnceleme özeti

Kitle iletişim araçları, modern toplumlarda hegemonik değerlerin rıza yoluyla yaygınlaştırılmasında ve egemen sınıfın ideolojilerinin doğallaştırılmasında merkezi bir rol oynamaktadır. Kamu yayıncılığı formatında faaliyet gösteren devlet medyasının, toplumsal rızayı şekillendirme ve kolektif hafızayı inşa etme kapasitesi bu sürecin en somut örneklerinden biridir. Türkiye bağlamında Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), kurulduğu 1964 yılından bu yana ülkenin geçirdiği sosyopolitik dönüşümlerin ve ideolojik kırılmaların hem bir aynası hem de aktif bir aktörü olmuştur. Ancak TRT'nin sadece geleneksel bir televizyon yayıncısı olmanın ötesine geçerek tarihsel dramalar, dijital platformlar ve uluslararası yayın ağları üzerinden kültürel hegemonyayı nasıl ürettiği ve yeniden yapılandırdığı sorunsalı derinlemesine bir analizi gerekli kılmaktadır.

Bu çalışmada, TRT'nin kültürel hegemonya üretimindeki stratejik rolünü Antonio Gramsci'nin kültürel hegemonya teorisi ve Louis Althusser'in devletin ideolojik aygıtları kavramsal çerçevesinde incelemek amaçlanmıştır. Çalışma yöntemsel olarak betimsel analiz, tematik analiz ve eleştirel söylem analizi yaklaşımlarını bir arada kullanan nitel bir araştırma tasarımı sunmaktadır. Analiz kapsamında, TRT'nin kurulduğu günden günümüze kadar geçen süreç üç temel döneme (1960-1990 tek kanallı dönem, 1990'lar çok kanallı dönem ve 2002 sonrası AK Parti dönemi) ayrılarak dönemsel bir içerik çözümlemesine tabi tutulmuştur. Özellikle Diriliş: Ertuğrul ve Payitaht: Abdülhamid gibi popüler tarihsel yapımlarda kullanılan söylem yapıları, kahraman prototipleri ve sembolik kodlar eleştirel bir süzgeçten geçirilmiştir.

Araştırmanın bulguları, TRT'nin devlet ideolojisiyle uyumlu hegemonik bir tarih anlatısı inşa ederek kamuoyu algısını şekillendirmede son derece etkin bir araç olduğunu ortaya koymaktadır. Kurumun özellikle tarihsel dönem dizilerinde milli birlik, kahramanlık mitleri, dış tehditler ve ahlaki üstünlük gibi temaları seçici bir biçimde çerçevelediği görülmektedir. Dönemsel analizler; 1960-1990 yılları arasında modernleşme ve ulus inşası temalarının ağırlıkta olduğunu, 1990'larda rekabetçi ortamda kültürel kimlik arayışının öne çıktığını, 2000'lerde ise muhafazakar ahlak anlayışı ile neo-Osmanlıcı anlatıların baskın hale geldiğini göstermektedir. Ayrıca, bu yapımlarda kadın temsillerinin geleneksel aile rolleriyle sınırlandırılarak muhafazakar normların pekiştirildiği saptanmıştır.

Çalışmanın ulaştığı sonuçlar, TRT'nin geleneksel yayıncılıktan TRT Tabii ve TRT World gibi dijital mecralara geçiş yaparak hegemonik etkisini küresel ölçekte genişlettiğini doğrulamaktadır. Bu yönüyle makale, devlet güdümlü medyanın dijital ağ toplumundaki dönüşümünü açıklamakta ve Gramsci ile Althusser'in klasik kuramlarının dijital platformlar çağında hala güçlü birer açıklama modeli sunduğunu kanıtlamaktadır. Elde edilen bulgular, literatürdeki kamu yayıncılığı ve kültürel diplomasi çalışmalarına kritik bir katkı sunarak, medya içeriklerinin sadece birer eğlence metaı olmadığını, aynı zamanda rıza üretiminin incelikli aygıtları olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, gelecekte yapılacak medya çalışmalarının izleyici alımlama analizleriyle desteklenmesi literatürdeki boşluğu dolduracaktır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Antonio Gramsci'nin kültürel hegemonya teorisi ve Louis Althusser'in devletin ideolojik aygıtları (ISA) kavramı üzerine inşa edilmiştir. Gramsci'nin rıza üretimi perspektifiyle TRT'nin kitleleri ikna etme süreçleri incelenirken, Althusser'in rızanın kurumsallaşması ve bireylerin özneleştirilmesi (interpellation) teorisiyle kurumun ideolojik yeniden üretimdeki işlevi açıklanmaktadır. Ayrıca Frankfurt Okulu'nun kültür endüstrisi eleştirisi ile Manuel Castells'in ağ toplumu kuramı da analizlere entegre edilmiştir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makalede ele alınan literatür; kitle iletişim araçlarının ideolojik rollerini analiz eden klasik ve çağdaş kuramcıların (Gramsci, Althusser, Adorno, Horkheimer, Castells, Hall) çalışmalarını temel almaktadır. Bunun yanı sıra, Türkiye'de televizyon yayıncılığının tarihsel gelişimi, TRT'nin özerklik ve tekel süreçleri, neoliberal politikaların medya üzerindeki etkileri ve AK Parti dönemi yayıncılık reformlarına odaklanan ulusal literatürdeki tartışmalar ile popüler tarih dizilerinin ideolojik çerçevelemesi üzerine yapılan güncel ampirik çalışmalar kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun (TRT) bir devlet medya aygıtı olarak kültürel hegemonya üretimindeki rolünü, Antonio Gramsci ve Louis Althusser'in teorik çerçeveleriyle ele alarak, kurumun özellikle tarihsel yapımları üzerinden ulusal kimliği ve ideolojik anlatıları nasıl inşa ettiğini ortaya koymaktır (Çelik, 2025, s. 1).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun (TRT) kültürel hegemonya üretimindeki rolünü Antonio Gramsci'nin kültürel hegemonya teorisi ve Louis Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kavramı çerçevesinde ele alan nitel bir araştırmadır. Araştırmada, kurumun tarihsel yapımları ve yayın politikaları tematik analiz ve eleştirel söylem analizi yöntemleriyle çözümlenmiştir (Çelik, 2025, s. 1).

Evren veya inceleme alanı
TRT tarafından 1960'lardan günümüze kadar üretilen ve yayınlanan televizyon programları, haber bültenleri, belgeseller ve özellikle 2000'li yıllardan sonra öne çıkan tarihsel televizyon dizileri araştırmanın inceleme derlemini oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
TRT bünyesinde yayınlanan ve tarihsel/toplumsal dönüşümleri yansıtan 'Kurtuluş', 'Diriliş: Ertuğrul', 'Payitaht: Abdülhamid', 'Bizimkiler' ve 'Teşkilat' gibi sembolik öneme sahip yapımlar ve bunların söylemsel yapıları materyal olarak seçilmiştir.
Veri toplama süreci
Araştırma kapsamında veri toplama sürecinde, TRT'nin farklı dönemlerdeki yayın politikalarını, kurumsal belgelerini ve televizyon dizilerindeki söylem kalıplarını içeren nitel veriler, ilgili literatür ve yayın arşivleri taranarak derlenmiştir.
Veri analiz yöntemi
Elde edilen nitel veriler ve televizyon yapımlarındaki metinsel ve görsel ögeler, Gramsci'nin hegemonya ve Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kuramları ışığında tematik analiz, eleştirel söylem analizi ve nitel içerik analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir.
Kültürel HegemonyaDevletin İdeolojik AygıtlarıKamu YayıncılığıTarihsel AnlatılarUlusal Kimlik İnşasıDijitalleşmeYumuşak Güç

Bulgular

  1. TRT, devlet ideolojisiyle doğrudan uyumlu hegemonik tarihsel anlatılar inşa ederek kamusal algıyı şekillendirmede ve kolektif hafızayı yapılandırmada son derece belirleyici bir rol oynamaktadır (Çelik, 2025, s. 1).

  2. Kurumun tarihsel dizilerinde olaylar iyi ve kötü arasındaki ahlaki bir mücadele olarak resmedilmekte, bu sayede izleyicilerin devletin egemen söylemleriyle uyumlu ikili bir dünya görüşünü benimsemesi sağlanmaktadır (Çelik, 2025).

  3. Tarihsel diziler aracılığıyla geçmişe dair mitolojik bir çerçeve oluşturulurken, TRT'nin haber bültenleri ve güncel programları bu ideolojik sürekliliğin günümüz siyasi söylemine entegre edilmesini güvence altına almaktadır (Çelik, 2025).

  4. TRT'nin farklı dönemlerdeki yayınlarında kadın temsili, toplumsal yaşam ve tarih algısı sosyopolitik dönüşümlere paralel olarak seküler ve modernleşmeci çizgiden muhafazakar ve neo-Osmanlıcı bir çizgiye evrilmiştir (Çelik, 2025, s. 1).

Tartışma ve sonuç

TRT'nin tarihsel dizileri ve kültürel yapımları, Antonio Gramsci'nin kültürel hegemonya kuramında belirttiği gibi egemen sınıfların veya devlet ideolojisinin toplum nezdinde rıza üreterek kalıcılaşmasını sağlayan temel araçlar olarak işlev görmektedir. Yapılan analizler, TRT'nin tarihsel olayları tarafsız bir şekilde sunmak yerine, devletin güncel siyasi öncelikleri ve ideolojik yönelimleri doğrultusunda seçici bir biçimde yeniden kurguladığını açıkça ortaya koymaktadır.

Louis Althusser'in ideolojik devlet aygıtları teorisi bağlamında değerlendirildiğinde, TRT'nin sadece bir eğlence veya bilgi kaynağı olmadığı, bireyleri belirli bir ideolojik çerçeve içine çağırarak onların toplumsal gerçekliği yorumlama biçimlerini şekillendirdiği görülmektedir. Özellikle Diriliş: Ertuğrul ve Payitaht: Abdülhamid gibi dizilerde kullanılan dinsel ve milliyetçi söylemler, izleyicinin zihninde devlet otoritesini kutsayan ve dış tehdit algısını pekiştiren bir dünya görüşü inşa etmektedir.

Kurumun yayın tarihindeki dönemsel dönüşüm, Türkiye'nin modernleşme ve kimlik krizlerinin de bir yansıması niteliğindedir. 1960-1990 arası dönemde kalkınmacı ve seküler bir modernleşme misyonu üstlenen TRT, 1990'larda özel kanalların rekabetiyle pazar odaklı bir stratejiye kaymış, 2000'lerden sonra ise AK Parti hükümetinin siyasi vizyonuyla uyumlu olarak neo-Osmanlıcı ve muhafazakar bir ahlak söyleminin ana taşıyıcısı konumuna gelmiştir.

Geleneksel yayıncılıktan TRT Tabii ve TRT World gibi dijital mecralara geçiş, bu hegemonik yapının sınır aşan bir nitelik kazanmasına imkân tanımıştır. Dijitalleşme süreci, algoritmik içerik önerileri ve hedef kitleye özel dağıtım yöntemleriyle devlet destekli anlatıların küresel ölçekte yayılmasını kolaylaştırırken, aynı zamanda sosyal medyanın merkezsiz yapısı sayesinde karşı-hegemonik söylemlerin de görünürlük kazanabileceği dinamik ve sürekli müzakere edilen yeni bir mücadele alanı yaratmaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazar, TRT'nin tarihsel yapımlarının izleyici üzerindeki etkilerini tartışırken Özmen, Er ve Ünal'ın (2014) televizyon dizilerinin tarihsel farkındalık üzerindeki olumlu etkilerine yönelik bulgularına atıfta bulunarak, bu tür yapımların izleyicilerin tarih ilgisini ve bilgisini pekiştirdiğini belirtmektedir (Çelik, 2025, s. 1).

Yazar, TRT dizilerinin yumuşak güç ve kültürel diplomasi unsuru olarak işlevini değerlendirirken Türk'ün (2024) çalışmasıyla uyumlu şekilde, bu yapımların Türk kültürünü, dilini ve tarihini küresel ölçekte tanıtmadaki etkin rolünü vurgulamaktadır (Çelik, 2025, s. 1).

Yazarların ulaştığı sonuç

TRT, kuruluşundan bu yana Türkiye'nin sosyopolitik ve kültürel dönüşümleriyle paralel olarak evrilen ve devletin hegemonik ideolojilerini yeniden üreten stratejik bir ideolojik aygıt işlevi görmektedir. Geleneksel televizyon yayıncılığından dijital platformlara geçiş süreci, kurumun hegemonik söylem üretimini ulusal sınırların ötesine taşıyarak küresel ölçekte bir yumuşak güç ve kültürel diplomasi aracına dönüştürmüştür. Bu dijital dönüşüm, veri odaklı algoritmik dağıtım mekanizmalarıyla hegemonik kontrolü daha sofistike hale getirirken, aynı zamanda sosyal medya gibi alanlarda karşı-hegemonik direnç mecralarının da önünü açmıştır (Çelik, 2025).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, Türkiye'deki kamu yayıncılığı pratiklerini Gramsci'nin kültürel hegemonya ve Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kuramları çerçevesinde değerlendirerek medya sosyolojisi yazınında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. TRT'nin tarihsel gelişimini tek kanallı dönemden günümüz dijital platformlar çağına kadar periyodik bir analize tabi tutan metin, devlet kontrolündeki medyanın toplumsal rıza üretmedeki rolünü dönemsel kırılmalarla açıklar. Çalışma, medya çalışmalarında televizyon dizilerinin sadece birer eğlence içeriği olmadığını, aksine kolektif hafızayı ve ulusal kimliği devlet ideolojisi doğrultusunda yeniden kurgulayan politik enstrümanlar olduğunu kuramsal ve söylemsel düzeyde temellendirmektedir.

Yazar, mevcut literatürdeki medya ve iktidar ilişkilerine dair tartışmaları devralarak, TRT'nin yayın politikalarındaki dönüşümü önceki çalışmaların ötesine taşımaktadır. Klasik kitle iletişim kuramcılarının (Frankfurt Okulu, Adorno ve Horkheimer) kültür endüstrisi eleştirisinden beslenen çalışma, geleneksel televizyon yayıncılığındaki hegemonik kurguyu Castells'in ağ toplumu teorisiyle birleştirerek dijital döneme uyarlamaktadır. Önceki çalışmalar genellikle televizyon döneminin ideolojik analizlerine odaklanırken, bu makale TRT Tabii ve TRT World gibi güncel dijital araçları da kapsayarak literatürdeki kuramsal çerçeveyi genişletmekte ve devletin hegemonik aygıtlarının dijitalleşme sürecindeki yeni stratejilerini tartışmaya açmaktadır.

Literatür taraması hazırlayan araştırmacılar için bu çalışma, Türkiye'de devlet-medya ilişkilerini tarihsel ve kuramsal bir süreklilik içinde inceleyen sistematik bir referans sunmaktadır. Çalışma, 1960-1990, 1990'lar ve 2000'ler sonrasına yönelik yaptığı periyodik karşılaştırmalarla, muhafazakarlık, ulusal kimlik ve neo-Osmanlıcılık gibi temaların TRT dizilerinde nasıl birer hegemonik söylem olarak inşa edildiğini adım adım göstermektedir. Ayrıca, dijitalleşmenin hegemonik süreçlere etkisini ele alarak gelecekteki araştırmaların geleneksel medyayla sınırlı kalmaması gerektiğini, dijital platformlar ve algoritmik dağıtım mekanizmalarının da analize dahil edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sözlük

Cultural hegemony · Kültürel hegemonya
Egemen sınıfların kendi değer ve dünya görüşlerini zor kullanmaksızın, rıza ve kültürel araçlar yoluyla tüm topluma yayması ve doğallaştırması süreci.
Ideological state apparatus · Devletin ideolojik aygıtı
Devletin egemen ideolojiyi fiziksel baskı yerine eğitim, din, aile ve medya gibi kurumlar aracılığıyla bireylerin bilincine aşılayarak yeniden ürettiği mekanizmalar.
Interpellation · Öznelleştirme / Çağırma
İdeolojinin, bireyleri belirli bir söylemsel ve toplumsal çerçeve içine davet ederek onları belirli birer özne olarak konumlandırması süreci.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewTRT'nin tarihsel dizileri, devletin siyasi yönelimleriyle uyumlu şekilde kahramanlık ve milliyetçilik temalarını öne çıkararak kolektif hafızayı şekillendirir.

Bu iddia, TRT'nin Diriliş: Ertuğrul gibi dizilerde Osmanlı geçmişini mitolojikleştirerek devlet otoritesini nasıl meşrulaştırdığını açıklamak için kullanılabilir (Çelik, 2025).

TRT Tabii İzleyicilerinin Alımlama Analizi ve Dijital Hegemonya

Araştırma sorusu
Genç izleyiciler TRT Tabii'deki tarihsel ve muhafazakar temalı dizileri nasıl yorumlamakta ve bu içeriklerle nasıl müzakere etmektedir?
Yöntem taslağı
Nitel araştırma deseni kapsamında odak grup görüşmeleri yürütülecektir. Katılımcı sayısı veri doygunluğuna ulaşıldığında (tahmini 8 odak grupta toplam 48 genç izleyici) belirlenecektir. Görüşme verileri eleştirel söylem analiziyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın sonuçundaki 'TRT Tabii'nin bir kültürel yayılma ve hegemonya aracı olarak genç kuşaklar üzerindeki etkilerinin alımlama düzeyinde incelenmesi gerektiği' yönündeki çağrısından türetilmiştir (Çelik, 2025).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveKamu yayıncıları, Gramsci'nin kültürel hegemonya ve Althusser'in ideolojik devlet aygıtları kavramları çerçevesinde toplumsal rıza üretmenin temel araçlarıdır.

Bu kuramsal çerçeve, devlet kontrolündeki medyanın toplumsal algıyı doğrudan baskı olmadan nasıl yönlendirdiğini temellendirmede kullanılacaktır (Çelik, 2025, s. 1).

Algoritmik Hegemonya: TRT World ve YouTube Öneri Sistemleri

Araştırma sorusu
YouTube'un öneri algoritmaları, TRT World'ün jeopolitik ve kültürel içeriklerinin uluslararası izleyicilere ulaştırılmasında nasıl bir rol oynamaktadır?
Yöntem taslağı
Yapay botlar ve API verileri kullanılarak gerçekleştirilecek deneysel bir veri analizi tasarımı. Belirlenen anahtar kelimelerle arama yapan botların karşılaştığı öneri örüntüleri sosyal ağ analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın 'dijital platformların algoritmik kürasyon ve veri odaklı dağıtımla hegemonic mesajları nasıl sofistike bir şekilde yaydığına' dair teorik tartışmasından üretilmiştir (Çelik, 2025).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaDijitalleşmeyle birlikte devlet destekli yayıncılar, algoritmik öneri sistemleri ve veri odaklı dağıtım mekanizmalarıyla hegemonik denetimi daha örtük ve hedef odaklı hale getirmiştir.

Geleneksel medyanın kontrol edici yapısının dijitalleşmeyle birlikte nasıl dönüştüğünü ve algoritmik gücün etkisini tartışırken bu bulgudan yararlanılacaktır (Çelik, 2025).

Tarihsel Dizilerde Karşı-Hegemonik Sosyal Medya Pratikleri

Araştırma sorusu
X (Twitter) kullanıcıları, TRT'nin Payitaht: Abdülhamid dizisindeki tarihsel kurguları ve ideolojik söylemleri hangi karşı-söylemlerle yapıbozuma uğratmaktadır?
Yöntem taslağı
Nitel ve nicel karma desen. Dizi yayın saatlerinde atılan ilgili hashtaglerdeki tweetler veri kazıma yöntemiyle toplanacak, veriler içerik analizi ve eleştirel söylem analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makaledeki 'sosyal medyanın karşı-hegemonik söylemlerin üretilebileceği ve hegemonic kontrolün sürekli müzakere edildiği bir direnç alanı olduğu' tahlilinden yola çıkılmıştır (Çelik, 2025).

Kaynakça

  1. Özmen, C., Er, H., & Ünal, F. (2014). Televizyon Dizilerinin Tarih Bilinci Üzerine Etkisi 'Muhteşem Yüzyıl Dizisi Örneği'. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(25), 409-426.
  2. Türk, M. S. (2024). Türk Dizilerinin Kültürel Bağlamda Dünyadaki Etkileri. TRT Akademi, 9(22), 930-951.

Bu konudaki diğer çalışmalar