Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren bireylerin birincil eğlence ve serbest zaman faaliyeti olan televizyon ve sinema, günümüzde akıllı cihazlar, tabletler ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen isteğe bağlı yayıncılık (OTT) hizmetlerinin egemenliği altına girmektedir. Geleneksel medyanın pasif izleyicisi, yeni medyanın sunduğu algoritmik kişiselleştirme ve zaman-mekandan bağımsız tüketim olanakları sayesinde aktif bir kullanıcıya dönüşmüştür. Bu dönüşüm, küresel neoliberal politikaların ve teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla birlikte kültürel yakınsamayı tetiklerken, geleneksel sinema salonlarının ve televizyon kanallarının pazar paylarını radikal bir biçimde daraltmakta ve endüstride ciddi bir kimlik krizine yol açmaktadır.
Bu çalışmada, Türkiye pazarında 2016 yılından itibaren faaliyet gösteren Netflix ile 2022 yılında pazara giriş yapan Disney+ platformlarının küresel ve yerel düzeydeki rekabet stratejileri karşılaştırmalı bir vaka analizi yöntemiyle incelenmektedir. Çalışmanın amacı, her iki platformun kullanıcı sayıları, pazardaki büyüme oranları, yerel içerik üretim yatırımları ve yasal düzenlemelere uyum süreçleri üzerinden izleyici tercihlerindeki değişimi analiz etmektir. Araştırmada ikincil veriler, sektör raporları, ulusal ve uluslararası finans verileri ile akademik literatür sentezlenerek platformların kurumsal ve finansal ağları deşifre edilmektedir.
Araştırma bulguları, COVID-19 pandemisinin küresel sinema endüstrisinde yarattığı yüzde 72lik gelir kaybının dijital platformlara yönelimi olağanüstü hızlandırdığını göstermektedir. Türkiye'de RTÜK'ün 2019 yılı itibarıyla getirdiği yasal denetimler ve vergilendirme yükümlülüklerine rağmen, her iki platformun da yerel oyuncularla yaptıkları büyük bütçeli anlaşmalar ve yerli yapımlarla pazardaki etkinliklerini artırdıkları tespit edilmiştir. Finansal analiz boyutunda ise, aralarında görünür bir rekabet ve pazar mücadelesi olan Netflix ve Disney+ platformlarının arka planında BlackRock gibi devasa küresel varlık yönetim şirketlerinin ortak hisselere sahip olduğu ve izleyici kaymalarına rağmen küresel sermayenin kesintisiz nakit akışını sürdürdüğü ortaya konmuştur.
Çalışmanın ulaştığı sonuçlar, dijital platformlar arasındaki izleyici mücadelesinin salt bir içerik rekabeti olmaktan ziyade küresel finans ağlarının bir yatırımı olarak okunması gerektiğine işaret etmektedir. Elde edilen veriler, literatürde daha önce kapsamlı şekilde ele alınmamış olan görece yeni Disney+ platformunu odağa alması ve onu Netflix ile karşılaştırması bakımından öncü bir nitelik taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki yeni medya, dijital yayıncılık ve izleyici sosyolojisi araştırmaları için kurumsal finansal analiz ile kültürel dönüşümü bir arada sunan nitelikli bir referans kaynağı ve gelecekteki ampirik çalışmalar için güçlü bir teorik zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Henry Jenkins'in yakınsama kültürü kavramsal çerçevesine dayanmaktadır. Yeni medya çağında ortaya çıkan bu olgu, eski ve yeni medyanın kesiştiği, üretici ile tüketicinin beklenmedik şekillerde etkileşime girdiği kültürel bir değişimi ifade eder. Ayrıca küreselleşme, neoliberal politikalar ve tüketim kültürü kuramları, izleyici perspektifindeki dönüşümü açıklamak için entegre edilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Hollywood stüdyolarının tarihsel egemenliği ve bu egemenliğin yeni çevrimiçi içerik sağlayıcıları tarafından sarsılmasına ilişkin literatürü ele almaktadır. Özellikle sinema salonlarının uzun süreli gösterim ayrıcalıklarını kaybetmesi, COVID-19 pandemisinin salon kapatma kararları üzerindeki yıkıcı etkileri ve Türkiye'deki RTÜK denetimleri ile Avrupa ülkelerindeki dijital platformlara yönelik yasal yaptırımlar literatür bağlamında değerlendirilmektedir.