Küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi için ekonomik büyüme ile çevresel tahribat arasındaki bağın koparılması kritik bir zorunluluk haline gelmiştir. Geleneksel büyüme modellerinin fosil yakıt bağımlılığı ve doğal kaynak sömürüsüne dayanması, ekolojik ayak izini büyüterek iklim krizini derinleştirmektedir. Bu bağlamda yeşil büyüme yaklaşımı, ekonomik gelişmeyi çevresel korumayla bütünleştiren stratejik bir araç olarak öne çıkmaktadır. Literatürde çevresel performansın ölçümünde sıklıkla karbon emisyonları kullanılmasına karşın, doğrudan ve dolaylı tüm çevresel etkileri kapsayan ekolojik ayak izi analizlerinin sınırlı kaldığı görülmektedir. Ayrıca bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT), eko-inovasyonların ve doğal kaynakların çevresel sürdürülebilirlikteki birleşik rolleri E7 ve G7 gibi küresel üretimin üçte birini temsil eden kilit ülke grupları kapsamında henüz yeterince karşılaştırılmamıştır.
Çalışmanın temel amacı, 1995-2020 döneminde E7 (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Meksika, Endonezya) ve G7 (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere, ABD) ülkelerinde yeşil büyüme, BİT yayılımı, çevresel inovasyon ve doğal kaynakların ekolojik ayak izi üzerindeki kısa ve uzun dönemli etkilerini incelemektir. İnceleme, genişletilmiş STIRPAT teorik çerçevesine dayanmakta ve ampirik analizde yatay kesit bağımlılığı ile eğim homojenlik sorunlarını çözen ikinci nesil panel veri yöntemlerini kullanmaktadır. Değişkenlerin durağanlık düzeyleri CIPS birim kök testiyle, uzun dönemli ilişki Westerlund panel eşbütünleşme testiyle doğrulanmıştır. Uzun ve kısa dönem parametrelerinin tahmininde ana yöntem olarak CS-ARDL (Cross-Sectionally Augmented ARDL) kullanılırken, esneklik ve dirençlilik kontrolleri DCCE (Dynamic Common Correlated Effects) modeliyle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki nedensellik yönü Dumitrescu-Hurlin testiyle belirlenmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular, yeşil büyümenin hem E7 hem de G7 ülkelerinde ekolojik ayak izini uzun dönemde anlamlı şekilde azalttığını ve çevresel kaliteyi iyileştirdiğini göstermektedir. BİT yayılımı ve çevresel inovasyon değişkenleri de her iki ülke grubunda ekolojik ayak izini düşürücü yönde etki yapmaktadır. Buna karşın doğal kaynak kullanımı, ülke gruplarına göre farklılaşan bir tablo sunmaktadır: Doğal kaynak rantları gelişmekte olan E7 ekonomilerinde verimsiz çıkarma teknikleri ve aşırı kullanım nedeniyle ekolojik ayak izini artırırken, gelişmiş G7 ekonomilerinde kurum kalitesi ve yenilenebilir enerji ikamesi sayesinde ekolojik ayak izini azaltmaktadır. Geleneksel iktisadi büyüme ve enerji tüketimi ise her iki grupta da ekolojik ayak izini büyüterek çevresel tahribatı derinleştirmektedir. Dumitrescu-Hurlin nedensellik analizi ise yeşil büyüme ile ekolojik ayak izi arasında çift yönlü nedensellik bağını doğrulamaktadır.
Araştırma sonuçları, iktisat ve çevre politikaları alanında çalışan araştırmacılar için somut teorik ve pratik katkılar sunmaktadır. Çalışma, yeşil büyümenin yalnızca çevresel korumanın bir sonuçu değil, ekolojik ayak izini küçülten doğrudan bir belirleyici olduğunu ampirik olarak kanıtlamaktadır. Gelişmekte olan ekonomiler için doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve teknoloji transferi hayati önem taşırken, gelişmiş ülkeler için BİT ve eko-inovasyon yatırımlarının artırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede çalışma, gelecekteki tez ve makale araştırmalarında ekolojik ayak izi odaklı iktisat politikası analizleri, ülke bazlı ayrıştırılmış veri incelemeleri ve eko-inovasyon ile doğal kaynakların etkileşimli modellerinin kurgulanması için güçlü bir ampirik referans tabanı oluşturmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 1995-2020 döneminde gelişmekte olan E7 (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Meksika ve Türkiye) ve gelişmiş G7 (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD) ülkeleri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Söz konusu dönemde E7 ve G7 ülkelerinden elde edilen yıllık makroekonomik ve çevresel panel veri seti.
- Veri toplama süreci
- Ekolojik ayak izi verileri Global Footprint Network'ten; yeşil büyüme ve eko-inovasyon verileri OECD veri tabanından; klasik büyüme, BİT yayılımı, enerji tüketimi, nüfus ve doğal kaynak rantı verileri ise Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergelerinden (WDI) derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Veri setinde yatay kesit bağımlılığını (CSD) test etmek için Breusch-Pagan LM ve Pesaran CD testleri; eğim heterojenliği için Pesaran ve Yamagata testi; durağanlık analizi için ikinci nesil CIPS birim kök testi; eşbütünleşme ilişkisini belirlemek için Westerlund panel eşbütünleşme testi; katsayı tahmini için CS-ARDL yöntemi; dirençlilik kontrolü için DCCE modeli ve nedensellik analizi için Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi uygulanmıştır.
Ekolojik Ayak İzi (ECF)Yeşil Büyüme (GG)BİT Yayılımı (ICT)Çevresel İnovasyon (EINO)Doğal Kaynak Rantı (NR)Klasik Ekonomik Büyüme (GDP)Enerji Tüketimi (EC)Nüfus (POP)
01Geleneksel ekonomik büyüme hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde ekolojik ayak izini artırırken, yeşil büyüme ekolojik ayak izini azaltarak çevresel kaliteyi artırmaktadır(Hassan et al., 2023).
02Doğal kaynak kullanımı, sürdürülebilir yönetim yapısı ve ileri teknolojiler sayesinde G7 ülkelerinde ekolojik ayak izini düşürürken; sürdürülebilir olmayan çıkarma yöntemleri nedeniyle E7 ülkelerinde ekolojik ayak izini artırıcı bir etki yapmaktadır(Hassan et al., 2023).
03BİT yayılımı, fiziksel kaynakların bilgi kaynaklarıyla ikame edilmesini sağlayarak ve üretim verimliliğini artırarak hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde çevresel bozulmayı sınırlamaktadır(Hassan et al., 2023).
04Çevresel inovasyonlar (eko-inovasyonlar), üretim ve tüketim süreçlerinde daha az atık üretilmesini ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayarak ekolojik ayak izini azaltmaktadır(Hassan et al., 2023).