Geleneksel finans kuramları piyasa katılımcılarının tam rasyonellik içinde hareket ettiğini ve bilginin piyasaya anında yansımasıyla varlık fiyatlarının her zaman adil değerini koruduğunu varsaymaktadır. Buna karşılık davranışsal finans disiplini, yatırımcıların bilişsel sapmalar, duygusal tepkiler ve psikolojik unsurlar doğrultusunda karar aldıklarını ve bu durumun varlık fiyatlarında belirgin dalgalanmalara yol açtığını ileri sürer. Özellikle gelişmekte olan hisse senedi piyasalarında yatırımcı eğiliminin piyasa getirilerini tahmin etme kapasitesi hususunda literatürde uzlaşmaya varılamamış; doğrusal modellerin yetersiz kaldığı ve ilişkilerin doğrusal olmayan yapısının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırmada gelişmekte olan yedi ülkenin piyasalarındaki yatırımcı eğiliminin anlık ve farklı vadelerdeki getiriler üzerindeki etkisinin doğrusal ve doğrusal olmayan modeller altında sınanması temel araştırma sorununu oluşturmaktadır.
Araştırmanın temel amacı, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Endonezya, Güney Afrika ve Pakistan piyasalarından oluşan gelişmekte olan ülkeler grubunda yatırımcı eğiliminin anlık ve gelecekteki hisse senedi getirileri üzerindeki tahmin edici gücünü tespit etmektir. Bu doğrultuda 1 Ocak 2001 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki günlük veriler kullanılmış; işlem hacmi ve devir oranı değişkenleri Temel Bileşenler Analizi (PCA) yöntemiyle birleştirilerek her ülke ve panel geneli için yatırımcı eğilimi endeksi oluşturulmuştur. Getiri tahmininde doğrusal ve doğrusal olmayan Regresyon Analizi ile Dinamik Panel Veri Analizi tekniklerinden yararlanılmış; Hazine bonosu faiz oranları, vade makası ve sanayi üretim endeksi kontrol değişkenleri olarak modele dahil edilerek 1, 5, 10, 20 günlük kısa vadeli ve 40, 60, 180, 240 günlük uzun vadeli tahmin ufukları incelenmiştir.
Ampirik analiz sonuçları, incelenen ülkelerin çoğunda yatırımcı eğiliminin aynı günkü piyasa getirileri üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Hindistan ve Güney Afrika dışındaki tüm ülkelerde bu ilişki doğrusal olmayan bir yapı sergilemekte ve doğrusal olmayan terimdeki negatif katsayılar fiyatlama hatalarının yüksek seviyelerde düzeltildiğine işaret etmektedir. Gelecekteki getirilerin tahmininde ise yatırımcı eğiliminin etkisi kısa vadede belirginliğini korurken zaman geçtikçe zayıflamakta; Brezilya örneğinde olduğu gibi kısa vadede gözlenen olumsuz etki uzun vadede tersine dönerek piyasadaki fiyatlama sapmalarının zamanla düzeltildiğini doğrulamaktadır. Çin ve Pakistan piyasalarında pozitif tahmin edici ilişki saptanırken, panel genelinde hem kısa hem uzun vadeli zaman ufuklarında doğrusal olmayan tahmin gücü teyit edilmiştir.
Çalışmanın elde ettiği ampirik bulgular, yatırımcı eğiliminin hisse senedi getirilerini açıklamada tek başına yeterli olmadığını ancak doğrusal olmayan modellerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir tahmin aracı sunduğunu ortaya koymaktadır. Yazarlar, piyasa katılımcılarının ve portföy yöneticilerinin yatırım kararları alırken ve risk yönetimi stratejileri geliştirirken yatırımcı psikolojisini ve piyasa duygu durumunu dikkate almalarını önermektedir. Bu araştırma, gelişmekte olan piyasalarda doğrusal olmayan dinamiklerin varlığını göstererek finansal yazına katkı sağlamakta ve araştırmacıların varlık fiyatlama modellerine makroekonomik faktörlerin yanı sıra davranışsal değişkenleri dahil etmelerinin gerekliliğini vurgulamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Keynes'in hayvanı içgüdüler (animal spirits) kavramı ile Kahneman ve Tversky'nin beklenti teorisine (prospect theory) dayanan davranışsal finans kuramsal çerçevesini esas almaktadır. Bu çerçeve, yatırımcıların bilişsel ve duygusal sapmalarla hareket ettiğini ve piyasada varlık fiyatlarının adil değerden sapabileceğini kabul eder.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Baker ve Wurgler, Bekiros ve diğerleri, Balcılar ve diğerleri ile Kim ve diğerleri gibi araştırmacıların yatırımcı eğilimi ve hisse senedi getirileri arasındaki doğrusal ile doğrusal olmayan ilişkileri inceleyen geniş literatürünü ele almakta ve farklı zaman ufuklarındaki çelişkili bulguları doğrusal olmayan yaklaşımla uzlaştırmaya çalışmaktadır.