Sağlık hizmetlerinde işyerinde şiddet, yalnızca bireysel hekim ve hemşirelerin refahını tehdit etmekle kalmayıp aynı zamanda sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini ve hasta güvenliğini de baltalayan küresel bir halk sağlığı sorunudur. Literatürde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet geniş bir çerçevede ele alınmış olsa da bu şiddetin toplumsal cinsiyet dinamikleriyle ilişkisi büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. Kadınların küresel sağlık işgücünün çoğunluğunu oluşturması, onları yapısal güç asimetrileri ve toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan ayrımcılık türlerine daha açık hale getirmektedir. Bu durum, toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin (GB-WPV) sistematik bir şekilde çözümlenmesini ve bu şiddet biçimlerinin kadın ile erkek çalışanlar üzerindeki farklılaşan yansımalarının anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.
Yazarlar, bu kuramsal ve ampirik boşluğu doldurmak amacıyla küresel sağlık işgücünde toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin yaygınlığını ve risk faktörlerini haritalandırmayı hedefleyen kapsamlı bir tarama (scoping review) gerçekleştirmiştir. Araştırma tasarımı, PRISMA-ScR (Preferred Reporting Items for Systematic and Meta-Analyses extension for Scoping Reviews) kılavuzuna ve Open Science Framework üzerinde önceden tescil edilmiş protokole sıkı sıkıya bağlı kalınarak yürütülmüştür. Beş büyük sağlık ve sosyal bilim veritabanında gerçekleştirilen sistematik tarama sonuçunda elde edilen 13.667 kayıt titizlikle elenmiş ve toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veri sunan 226 ampirik çalışma nihai analize dahil edilmiştir. Analiz sürecinde verilerin heterojenliği nedeniyle istatistiksel bir meta-analiz yerine niteliksel sentez tercih edilmiştir.
Analiz sonuçları, sağlık sektöründe şiddet deneyiminin toplumsal cinsiyete göre belirgin bir biçimde kutuplaştığını ortaya koymaktadır. Kadın sağlık çalışanlarının sözel taciz, cinsel taciz, psikolojik şiddet ve mobbing gibi fiziksel olmayan şiddet biçimlerine erkek meslektaşlarına oranla çok daha yüksek oranlarda maruz kaldığı görülmüştür. Buna karşılık, fiziksel şiddet deneyimi erkek sağlık çalışanları arasında daha yaygındır. Çalışmada ayrıca genç yaş, düşük mesleki kıdem, nöbet usulü çalışma, acil servis gibi spesifik klinik ortamlar, düşük mesleki unvanlar ve kurumsal hiyerarşideki alt konumların toplumsal cinsiyete duyarlı risk faktörleri olduğu ve bu faktörlerin kadın çalışanların işyerindeki yapısal dezavantajlarını ve iktidar asimetrilerini doğrudan yansıttığı saptanmıştır.
Elde edilen ampirik sentez, işyerinde şiddetin sadece bireysel düzeyde de-eskale edilecek geçici bir kriz değil, sosyo-ekonomik ve kültürel normlara kök salmış kurumsal bir eşitsizlik sorunu olduğunu göstermektedir. Yazarlar, şiddeti önlemeye yönelik mevcut yasal ve kurumsal mekanizmaların toplumsal cinsiyet perspektifini entegre etmesi ve raporlama sistemlerinin mağdur güvenliğini koruyacak şekilde bağımsızlaştırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu kapsamlı tarama, literatürde toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veri ihtiyacını somutlaştırarak gelecekteki ampirik araştırmalara yön göstermesi, politika yapıcılar için yapısal reform önerileri sunması ve sağlık yönetiminde kadın liderliğini güçlendirmenin kurumsal şiddeti azaltmadaki kritik önemini vurgulaması bakımından literatürde köşe taşı niteliğinde bir yere sahiptir.
Araştırmanın amacı
Bu kapsamlı taramanın amacı, küresel sağlık kurumlarında kadın ve erkek sağlık çalışanlarının maruz kaldığı toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin yaygınlığını ve ilişkili risk faktörlerini sistematik olarak incelemektir(Nelson et al., 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, sağlık sektörundeki toplumsal cinsiyete dayalı isyeri siddetini incelemek amaciyla PRISMA-ScR (Sistematik Incelemeler ve Meta-Analizler için Tercih Edilen Raporlama Ogeleri - Kapsamli Incelemeler Uzantisi) protokolunu takip eden kapsamli bir literatür taramasi (scoping review) olarak tasarlanmistir. Araştırma protokolu, seffaflik ve yöntemsel titizlik sağlamak adina Open Science Framework üzerinde onceden kayit altina alinmistir. Çalışma kapsaminda bes temel sağlık ve sosyal bilimler veri tabaninda sistematik bir arama yurutulerek, toplumsal cinsiyete gore ayristirilmis veriler içeren ampirik çalışmalar incelenmistir. Çalışmanın temel odak noktasi, farklı klinik ortamlarda ebe, hemsire ve doktorlarin deneyimledigi siddetin yayginligini, risk faktorlerini ve sonuçlarını haritalandirmaktir(Nelson et al., 2024).
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Kuresel ölçekte sağlık sektörunde gorev yapan hemsireler, ebeler ve hekimler basta olmak üzere tum sağlık isgucu çalışmanın hedef kitlesini oluşturmaktadir.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Baslangicta belirlenen 13667 kayit arasindan secilen ve toplumsal cinsiyet temelinde ayristirilmis siddet verileri sunan toplam 226 ampirik çalışma inceleme materyali olarak kullanılmistir.
- Veri toplama süreci
- Veriler; bes farklı sağlık ve sosyal bilimler veri tabanindan (PubMed, CINAHL, Embase vb.) sistematik arama yöntemiyle toplanmis, deneysel literatür toplumsal cinsiyet değişkeni oda k alinarak filtrelenmistir.
- Veri analiz yöntemi
- Dahil edilen çalışmalardan elde edilen veriler; siddet turu, klinik ortam, mesleki kategori ve toplumsal cinsiyet değişkenleri altinda nitel ve nicel olarak sentezlenmis; kavramsal çerçeve üzerinden tematik bir analiz yurutulmustur.
Toplumsal cinsiyete dayalı isyeri siddeti (GB-WPV)Fiziksel siddetSozel tacizCinsel tacizMesleki hiyerarsiKlinik risk faktorleri
01Sağlık çalışanlarinin siddet deneyimleri cinsiyete gore belirgin farklıliklar göstermektedir; kadınlar sozel taciz, cinsel taciz ve zorbalik gibi fiziksel olmayan siddete daha fazla maruz kalirken, erkekler daha cok fiziksel siddetle karsilasmaktadir(Nelson et al., 2024).
02Mesleki deneyim suresi siddet riskini etkileyen kritik bir faktordur; is hayatina yeni baslayan, daha genc ve deneyimi az olan sağlık çalışanlari, özellikle kadın hemsireler ve asistan hekimler siddet karşısinda daha savunmasiz bir konumda yer almaktadir(Nelson et al., 2024).
03Kurumsal hiyerarsi siddetin surdurulmesinde anahtar rol oynamaktadir; hemsirelik ve ebelik gibi kadınlarin cogunlukta oldugu meslek gruplari, hekimlere kiyasla daha yüksek oranlarda sozel ve yatay siddete maruz kalmaktadir(Nelson et al., 2024).
04Klinik çalışma düzenindeki gece vardiyalari, uzun çalışma saatleri ve aşırı is yuku, sağlık çalışanlarinin hem hastalar hem de hasta yakinlari tarafindan uygulanan siddete maruz kalma olasiligini onemli ölçude artiran faktorler olarak tanımlanmistir(Nelson et al., 2024).