Kapsam belirleme derlemesi incelemesi
DOI: 10.1371/journal.pgph.0003336Küresel Sağlık İşgücünde İşyerinde Şiddete Toplumsal Cinsiyet Odaklı Bir Bakış: Literatürün Kapsamlı Bir İncelemesi
Sağlık sektöründe işyerinde şiddet (WPV), bireysel sağlayıcılardan kurumsal yapılara ve toplumsal düzeye kadar tüm kademeleri etkileyen çok boyutlu bir krizdir. Literatürde şiddetin yaygınlığı ve risk faktörleri sıklıkla araştırılmasına karşın, toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddeti (GB-WPV) hak ettiği ilgiyi görmemiştir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Sioban Nelson et al.
- Yayın
- PLOS Global Public Health
- Tarih
- 2024-07-02
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Sağlık hizmetlerinde işyerinde şiddet, yalnızca bireysel hekim ve hemşirelerin refahını tehdit etmekle kalmayıp aynı zamanda sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini ve hasta güvenliğini de baltalayan küresel bir halk sağlığı sorunudur. Literatürde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet geniş bir çerçevede ele alınmış olsa da bu şiddetin toplumsal cinsiyet dinamikleriyle ilişkisi büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. Kadınların küresel sağlık işgücünün çoğunluğunu oluşturması, onları yapısal güç asimetrileri ve toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan ayrımcılık türlerine daha açık hale getirmektedir. Bu durum, toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin (GB-WPV) sistematik bir şekilde çözümlenmesini ve bu şiddet biçimlerinin kadın ile erkek çalışanlar üzerindeki farklılaşan yansımalarının anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.
Yazarlar, bu kuramsal ve ampirik boşluğu doldurmak amacıyla küresel sağlık işgücünde toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin yaygınlığını ve risk faktörlerini haritalandırmayı hedefleyen kapsamlı bir tarama (scoping review) gerçekleştirmiştir. Araştırma tasarımı, PRISMA-ScR (Preferred Reporting Items for Systematic and Meta-Analyses extension for Scoping Reviews) kılavuzuna ve Open Science Framework üzerinde önceden tescil edilmiş protokole sıkı sıkıya bağlı kalınarak yürütülmüştür. Beş büyük sağlık ve sosyal bilim veritabanında gerçekleştirilen sistematik tarama sonuçunda elde edilen 13.667 kayıt titizlikle elenmiş ve toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veri sunan 226 ampirik çalışma nihai analize dahil edilmiştir. Analiz sürecinde verilerin heterojenliği nedeniyle istatistiksel bir meta-analiz yerine niteliksel sentez tercih edilmiştir.
Analiz sonuçları, sağlık sektöründe şiddet deneyiminin toplumsal cinsiyete göre belirgin bir biçimde kutuplaştığını ortaya koymaktadır. Kadın sağlık çalışanlarının sözel taciz, cinsel taciz, psikolojik şiddet ve mobbing gibi fiziksel olmayan şiddet biçimlerine erkek meslektaşlarına oranla çok daha yüksek oranlarda maruz kaldığı görülmüştür. Buna karşılık, fiziksel şiddet deneyimi erkek sağlık çalışanları arasında daha yaygındır. Çalışmada ayrıca genç yaş, düşük mesleki kıdem, nöbet usulü çalışma, acil servis gibi spesifik klinik ortamlar, düşük mesleki unvanlar ve kurumsal hiyerarşideki alt konumların toplumsal cinsiyete duyarlı risk faktörleri olduğu ve bu faktörlerin kadın çalışanların işyerindeki yapısal dezavantajlarını ve iktidar asimetrilerini doğrudan yansıttığı saptanmıştır.
Elde edilen ampirik sentez, işyerinde şiddetin sadece bireysel düzeyde de-eskale edilecek geçici bir kriz değil, sosyo-ekonomik ve kültürel normlara kök salmış kurumsal bir eşitsizlik sorunu olduğunu göstermektedir. Yazarlar, şiddeti önlemeye yönelik mevcut yasal ve kurumsal mekanizmaların toplumsal cinsiyet perspektifini entegre etmesi ve raporlama sistemlerinin mağdur güvenliğini koruyacak şekilde bağımsızlaştırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu kapsamlı tarama, literatürde toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veri ihtiyacını somutlaştırarak gelecekteki ampirik araştırmalara yön göstermesi, politika yapıcılar için yapısal reform önerileri sunması ve sağlık yönetiminde kadın liderliğini güçlendirmenin kurumsal şiddeti azaltmadaki kritik önemini vurgulaması bakımından literatürde köşe taşı niteliğinde bir yere sahiptir.
Araştırmanın amacı
Bu kapsamlı taramanın amacı, küresel sağlık kurumlarında kadın ve erkek sağlık çalışanlarının maruz kaldığı toplumsal cinsiyete dayalı işyeri şiddetinin yaygınlığını ve ilişkili risk faktörlerini sistematik olarak incelemektir(Nelson et al., 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, sağlık sektörundeki toplumsal cinsiyete dayalı isyeri siddetini incelemek amaciyla PRISMA-ScR (Sistematik Incelemeler ve Meta-Analizler için Tercih Edilen Raporlama Ogeleri - Kapsamli Incelemeler Uzantisi) protokolunu takip eden kapsamli bir literatür taramasi (scoping review) olarak tasarlanmistir. Araştırma protokolu, seffaflik ve yöntemsel titizlik sağlamak adina Open Science Framework üzerinde onceden kayit altina alinmistir. Çalışma kapsaminda bes temel sağlık ve sosyal bilimler veri tabaninda sistematik bir arama yurutulerek, toplumsal cinsiyete gore ayristirilmis veriler içeren ampirik çalışmalar incelenmistir. Çalışmanın temel odak noktasi, farklı klinik ortamlarda ebe, hemsire ve doktorlarin deneyimledigi siddetin yayginligini, risk faktorlerini ve sonuçlarını haritalandirmaktir(Nelson et al., 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, işyerinde şiddeti sadece fiziksel bir yakınlık sorunu olarak değil, toplumsal cinsiyete dayalı güç asimetrileri, ataerkil sosyal yapılar ve kurumsal hiyerarşiler çerçevesinde ele almaktadır. Toplumsal cinsiyet normlarının ve yapısal eşitsizliklerin kadın sağlık çalışanlarını nasıl sistematik olarak dezavantajlı kıldığı kuramsal odağı oluşturur.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili geniş literatürün toplumsal cinsiyet boyutunu ihmal ettiğine dikkat çekmektedir. 2002 yılındaki ILO, ICN, WHO ve PSI ortak kılavuzlarından bu yana yapılan ampirik çalışmaların yetersizliklerini ve toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin eksikliğini ele almaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Kuresel ölçekte sağlık sektörunde gorev yapan hemsireler, ebeler ve hekimler basta olmak üzere tum sağlık isgucu çalışmanın hedef kitlesini oluşturmaktadir.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Baslangicta belirlenen 13667 kayit arasindan secilen ve toplumsal cinsiyet temelinde ayristirilmis siddet verileri sunan toplam 226 ampirik çalışma inceleme materyali olarak kullanılmistir.
- Veri toplama süreci
- Veriler; bes farklı sağlık ve sosyal bilimler veri tabanindan (PubMed, CINAHL, Embase vb.) sistematik arama yöntemiyle toplanmis, deneysel literatür toplumsal cinsiyet değişkeni oda k alinarak filtrelenmistir.
- Veri analiz yöntemi
- Dahil edilen çalışmalardan elde edilen veriler; siddet turu, klinik ortam, mesleki kategori ve toplumsal cinsiyet değişkenleri altinda nitel ve nicel olarak sentezlenmis; kavramsal çerçeve üzerinden tematik bir analiz yurutulmustur.
Araştırmanın Bulguları
Sağlık çalışanlarinin siddet deneyimleri cinsiyete gore belirgin farklıliklar göstermektedir; kadınlar sozel taciz, cinsel taciz ve zorbalik gibi fiziksel olmayan siddete daha fazla maruz kalirken, erkekler daha cok fiziksel siddetle karsilasmaktadir(Nelson et al., 2024).
Mesleki deneyim suresi siddet riskini etkileyen kritik bir faktordur; is hayatina yeni baslayan, daha genc ve deneyimi az olan sağlık çalışanlari, özellikle kadın hemsireler ve asistan hekimler siddet karşısinda daha savunmasiz bir konumda yer almaktadir(Nelson et al., 2024).
Kurumsal hiyerarsi siddetin surdurulmesinde anahtar rol oynamaktadir; hemsirelik ve ebelik gibi kadınlarin cogunlukta oldugu meslek gruplari, hekimlere kiyasla daha yüksek oranlarda sozel ve yatay siddete maruz kalmaktadir(Nelson et al., 2024).
Klinik çalışma düzenindeki gece vardiyalari, uzun çalışma saatleri ve aşırı is yuku, sağlık çalışanlarinin hem hastalar hem de hasta yakinlari tarafindan uygulanan siddete maruz kalma olasiligini onemli ölçude artiran faktorler olarak tanımlanmistir(Nelson et al., 2024).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Literatürden elde edilen bulgular, sağlık çalışanlarinin ugradigi siddetin niteliginin toplumsal cinsiyet rollerine gore sekillendigini net bir bicimde ortaya koymaktadir. Kadınlarin daha cok sozel ve cinsel içerikli tacizlerle karsilasmasi, toplumsal alandaki cinsiyetcilik ve guc dengesizliginin klinik ortama doğrudan tasindigini göstermektedir.
Yazarlar, mesleki deneyim eksikligi ve genc yasın birer risk faktoru olarak belirmesini, kidemli ve genc çalışanlar arasindaki guc asimetrisiyle açıklamaktadir. Bu durum, isyerinde siddetin sadece disaridan (hastalardan) gelmedigini, ayni zamanda kurumsal yapinin icinde dikey ve yatay olarak uretildigini kanıtlamaktadir.
Tartismada vurgulanan en onemli hususlardan biri, hemsirelerin hekimlere gore daha fazla siddete ugramasinin ardinda yatan mesleki hiyerarsidir. Hemsirelik mesleginin kuresel olarak kadın odakli olmasi, bu meslek grubuna yonelik siddetin ayni zamanda toplumsal cinsiyete dayalı bir baski aracı olarak kullanıldığına isaret etmektedir.
Sonuç olarak, siddetin onlenmesine yonelik mevcut politikalarin cinsiyete duyarsiz oldugu ve bu durumun kadınlarin sesini marjinallestirdigi savunulmaktadir. Yazara gore, gercek bir değişim için kurumlarin sadece faili cezalandiran degil, siddeti ureten ataerkil yapiyi dönüşturen müdahalelere odaklanmasi gerekmektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Barbados'taki sağlık tesislerinde yapilan çalışma, hemsirelerin doktorlara kiyasla sozel tacize ugrama riskinin iki kat daha yüksek oldugunu ortaya koyarak, yazarın mesleki hiyerarsinin siddet riskini artirdigi yonundeki bulgusunu desteklemektedir(Nelson et al., 2024).
Cin'deki araştırma, hemsireler arasinda siddet yayginliginin %72 gibi yüksek bir oranda oldugunu göstererek, yazarın kuresel ölçekte hemsirelik mesleginin siddete en cok maruz kalan gruplardan biri oldugu sonuçunu teyit etmektedir(Nelson et al., 2024).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Toplumsal cinsiyete dayalı isyeri siddeti, sağlık sektörundeki basit bir asayis sorunu olmaktan ziyade, kuresel ölçekteki cinsiyetcilik ve ayrimcilik temelli yapısal adaletsizliklerin bir yansımasıdır. Siddetin onlenmesi için sadece guvenlik onlemleri yeterli degil, ayni zamanda kurumsal hiyerarsilerin seffaf hale getirilmesi ve cinsiyet esitligini sağlayacak politik dönüşumlerin gerceklestirilmesi sarttir(Nelson et al., 2024).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, küresel sağlık literatüründe işyerinde şiddet (WPV) olgusunu genel bir asayiş sorunu olmaktan çıkarıp, toplumsal cinsiyet temelli bir güç asimetrisi olarak yeniden tanımlayan kapsamlı bir haritalama işlevi görmektedir. Mevcut literatürde şiddetin yaygınlığına dair çok sayıda veri bulunmasına rağmen, bu verilerin toplumsal cinsiyet ekseninde ayrıştırılması ve analiz edilmesi konusundaki boşluğu 226 farklı çalışmayı sentezleyerek doldurmaktadır. Özellikle sağlık çalışanlarının cinsiyetine bağlı olarak maruz kaldıkları şiddet türlerinin (fiziksel ve fiziksel olmayan) niteliksel farklarını ortaya koyarak, politika yapıcılar için kanıta dayalı bir zemin oluşturmaktadır.
Çalışma, temelini 2002 yılında ILO, ICN ve WHO tarafından yayınlanan 'Sağlık Sektöründe İşyeri Şiddeti Çerçeve Kılavuzları'ndan almaktadır; ancak bu temel metinleri güncel ampirik bulgularla destekleyerek kapsamını genişletmektedir. Önceki çalışmaların aksine, sadece şiddetin varlığını değil, aynı zamanda bu şiddetin kurumsal hiyerarşi ve toplumsal cinsiyet rolleriyle nasıl iç içe geçtiğini derinlemesine analiz etmektedir. Literatürdeki mevcut 'toplumsal cinsiyet körü' yaklaşımlara karşı çıkarak, kadınların sağlık işgücündeki yapısal dezavantajlarının şiddet riskini nasıl artırdığını teorik ve ampirik düzeyde ilişkilendirmektedir.
Makalenin en özgün katkısı, 226 çalışmanın verilerini kullanarak toplumsal cinsiyetin şiddet türleri üzerindeki belirleyici etkisini sistematik bir biçimde kanıtlamasıdır. Kadınların cinsel taciz ve zorbalık gibi psikolojik şiddet türlerine, erkeklerin ise fiziksel saldırılara daha fazla maruz kaldığını göstererek literatürdeki genelleyici ifadeleri spesifik hale getirmiştir. Ayrıca, mesleki deneyim eksikliği ve azınlık statüsü gibi faktörlerin toplumsal cinsiyetle kesiştiğinde şiddet riskini nasıl katladığını gösteren bir analiz sunarak, sağlık yönetimi alanındaki literatüre çok boyutlu bir bakış açısı kazandırmıştır.
Kaynakça
- Abed, M., Morris, E., Sobers-Grannum, N. (2016). Workplace violence against medical staff in healthcare facilities in Barbados. Occupational Medicine, 66(7), 580-583. https://doi.org/10.1093/occmed/kqw073
- Sun, L., Zhang, W., Qi, F., Wang, Y. (2022). Gender Differences for the Prevalence and Risk Factors of Workplace Violence Among Healthcare Professionals in Shandong, China. Frontiers in Public Health, 10, 873936. https://doi.org/10.3389/fpubh.2022.873936
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Sağlık sektöründe şiddet türleri cinsiyete göre sistematik farklılıklar göstermektedir.
Kadınların daha çok sözlü ve cinsel tacize, erkeklerin ise fiziksel şiddete maruz kaldığını gösteren 226 çalışmanın sentezlenmiş verisi kanıt olarak sunulabilir(Nelson et al., 2024).
Asistan Hekimlerin Cinsel Taciz Bildirim Önündeki Engeller: Nitel Bir Fenomenolojik Çalışma
- Araştırma sorusu
- Kadın asistan hekimlerin maruz kaldıkları cinsel taciz olaylarını resmi makamlara bildirmemelerinin ardındaki kurumsal ve kültürel gerekçeler nelerdir?
- Yöntem taslağı
- Nitel araştırma deseninde tasarlanacak çalışmada, farklı tıp fakültelerindeki asistan hekimlerle derinlemesine görüşmeler yapılmalıdır. Veriler, veri doygunluğuna ulaşılana kadar toplanmalı ve betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Makale, cinsel tacizin özellikle kadın stajyer ve asistanları etkilediğini ancak raporlama mekanizmalarındaki korku ve misilleme endişesinin verileri sınırladığını vurgulamaktadır(Nelson et al., 2024).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal Çerçeve
İşyeri şiddeti, kurumsal hiyerarşi ve toplumsal cinsiyet rollerinin bir kesişimidir.
Şiddetin sadece bireysel bir davranış değil, kurumsal yapıların ve ataerkil sistemlerin bir sonuçu olduğu tartışılırken makalenin teorik çıkarımları kullanılabilir(Nelson et al., 2024).
Acil Servislerde Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Şiddet Önleme Eğitiminin Etkililiği: Deneysel Bir Değerlendirme
- Araştırma sorusu
- Acil servis personeline verilen cinsiyet duyarlı şiddet yönetimi eğitimi, personelin öz-yeterlilik algısı ve raporlama oranları üzerinde nasıl bir etkiye sahiptir?
- Yöntem taslağı
- Ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışma yürütülmelidir. Müdahale grubuna cinsiyet rollerini ve de-eskalsyon tekniklerini içeren 8 haftalık bir eğitim verilmeli, örneklem büyüklüğü güç analizi ile belirlenmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarlar, mevcut önleme stratejilerinin cinsiyet perspektifinden yoksun olduğunu ve multidisipliner, toplumsal cinsiyet temelli eğitimlerin test edilmesi gerektiğini belirtmektedir(Nelson et al., 2024).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Mesleki deneyim süresi arttıkça fiziksel şiddete maruz kalma riski azalmaktadır.
Kıdemli olmanın bir koruyucu faktör olduğu ve genç çalışanların daha fazla risk altında bulunduğu bulgusuyla mevcut araştırmalar kıyaslanabilir(Nelson et al., 2024).
Gece Vardiyasında Çalışan Erkek Hemşirelerin Şiddet Deneyimleri: Kesitsel Bir Analiz
- Araştırma sorusu
- Gece vardiyasında çalışan erkek hemşirelerin fiziksel şiddete maruz kalma sıklığı ile çalışma ortamındaki personel sayısı arasındaki ilişki nedir?
- Yöntem taslağı
- Tanımlayıcı ve kesitsel türde planlanan araştırmada, kamu hastanelerinde çalışan erkek hemşirelere anket uygulanmalıdır. Örneklem evreni temsil edecek düzeyde rastgele seçilmeli ve veriler regresyon analizi ile incelenmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede, gece vardiyalarının erkek hemşireler için özellikle fiziksel şiddet açısından bir risk faktörü olduğu ve personel sayısının bu riski etkileyebileceği bulgusu yer almaktadır(Nelson et al., 2024).