Dijital pazarlama ekosisteminin dönüşüm sürecinde, geleneksel reklamcılık yaklaşımlarının yerini sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yürütülen stratejik iletişim biçimleri almaktadır. Özellikle dijital yerliler olarak tanımlanan Z Kuşağı, geleneksel ticari mesajlardan ziyade otantik, kimlik temelli ve paylaşılan değerleri yansıtan içeriklere yönelmektedir. Bu demografik grubun kısa biçimli video platformlarında geçirdiği sürenin artması, markaların hedef kitleyle etkileşim kurma biçimlerini kökten değiştirmektedir. Alan yazında, tüketicilerin dikkat sürelerinin kısalması ve anında tatmin eğilimleri, pazarlamacılara anlatı temelli ve görsel açıdan zengin stratejiler tasarlama zorunluluğu getirmektedir. Bu bağlamda, bireylerin ekran arkasındaki figürlerle kurdukları psikolojik bağlar, marka sadakati ve tüketici tutumlarının anlaşılmasında merkezi bir araştırma alanı oluşturmaktadır.
Bu araştırmada, etkileyici benzeşebilirliği ve güven sinyallerinin Z Kuşağı tüketicilerin satın alma niyetleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla nicel kesitsel bir tarama deseni benimsenmiştir. Veri toplama aşamasında, TikTok, Instagram Reels ve YouTube Shorts platformlarını aktif olarak kullanan endonezyalı kentsel Z Kuşağı bireylerinden çevrim içi anket aracılığıyla veri elde edilmiştir. Örneklem büyüklüğü ve katılımcıların platform etkileşimleri, belirli tarama aşamaları ve tutarlılık kontrolleri ile doğrulanmıştır. Değişkenler arası karmaşık ilişkileri ve gizil yapıları test etmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizleri ile Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Modelin uyum istatistikleri ve yol katsayıları, tasarlanan kavramsal çerçevenin istatistiksel olarak uygunluğunu doğrulamak için ayrıntılı biçimde işlenmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular, etkileyici benzeşebilirliği ve güven sinyallerinin satın alma niyeti üzerinde güçlü ve anlamlı yordayıcı ilişkilere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Regresyon analizleri, bu değişkenlerin toplam varyansın kayda değer bir kısmını açıkladığını göstermiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesi sonuçları ise parasosyal etkileşimin, bağımsız değişkenler ile satın alma niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir aracı rol üstlendiğini kanıtlamıştır. Özellikle duygusal yakınlık kuran ve etkileşimli içerikler sunan etkileyicilerin, izleyicilerde daha yüksek düzeyde parasosyal bağ oluşturduğu belirlenmiştir. Bu durum, tüketicilerin algıladığı samimiyetin ve güvenin, ürün tavsiyelerini uygulama eğilimini doğrudan desteklediğini göstermektedir.
Araştırma sonuçları, topluluk odaklı ve kolektivist yönelime sahip tüketici profillerinde duygusal hikâye anlatımının önemini önceki literatür bulgularıyla uyumlu biçimde doğrulamaktadır. Yazarlar, aşırı ticarileşme ve samimiyetsizlik algısının Z Kuşağı tüketicilerde güven erozyonuna ve etkileyici yörgünluğuna yol açabileceğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, markaların uzun vadeli sadakat oluşturabilmesi için şeffaflık, etik ilkeler ve platforma özgü uyarlanabilir stratejiler benimsemesi gerektiği belirtilmektedir. Çalışma, teorik düzeyde parasosyal etkileşimin aracı rolünü netleştirirken, uygulamacılara etik ve sürdürülebilir kampanyalar tasarlamaları konusunda somut bir rehber sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, dijital pazarlama ve iletişim kuramları temelinde yapılandırılmış olup, parasosyal etkileşim teorisi, kaynak güvenilirliği ve tüketici karar verme süreçlerini merkeze almaktadır. Özellikle Z Kuşağının dijital medya alışkanlıkları ve özdeşleşim eğilimleri, bireylerin ekran arkasındaki figürlerle geliştirdikleri psikolojik yakınlık bağları üzerinden açıklanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; geleneksel pazarlamadan deneyimsel ve duygusal bağ odaklı stratejilere geçişi ele alan literatürü, kısa biçimli video içeriklerinin tüketici tutumları üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmaları ve sosyal medya etkileyicilerinin güven ile benzeşebilirlik boyutlarını irdeleyen güncel akademik birikimi kapsamlı biçimde ele almaktadır.