Sosyal hareketlerin yapısal dönüşümü, özellikle 2000'li yıllardan itibaren dijital platformların ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Türkiye'de 2010 sonrası dönemde ivme kazanan sağ popülist ve muhafazakâr söylemler, toplumsal cinsiyet politikaları ve kadın hakları üzerinde doğrudan etkisini göstermiştir. Bu sürecin en somut kırılma noktalarından biri, 20 Mart 2021 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi'nin tek taraflı feshedilmesidir. Bu fesih kararı, kadın hakları savunucuları, barolar ve muhalefet partileri nezdinde ciddi hukuki ve toplumsal kaygılara yol açmıştır. Çalışma, söz konusu siyasal ve hukuki gerilim ortamında kadın hareketinin dijital platformları bir hak arama ve kamusal alan oluşturma aracı olarak nasıl kullandığını iletişimsel bağlamda incelemektedir.
Araştırmanın temel amacı, Türkiye'de İstanbul Sözleşmesi etrafında biçimlenen dijital aktivizmin sosyal ve siyasal dinamiklerini nitel içerik analizi yöntemiyle ortaya koymaktır. Veri toplama sürecinde, 15 Mayıs - 16 Haziran 2022 tarihleri arasında '#İstanbulSözleşmesiYaşatır', '#İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz' ve '#İstanbulSözleşmesi' etiketleri altında paylaşılan veriler QDA Miner yazılımı aracılığıyla çekilmiştir. Bot hesaplar ve yinelenen iletiler ayıklandıktan sonra kalan 1022 tweet, hem nicel frekans hem de tematik içerik analizine tabi tutulmuştur. Kodlama aşamasında aktör türleri, etkileşim sayıları (retweet ve beğeni) ve iletilerin içerdiği temel mesaj kategorileri keşfedilerek dijital mecranın çevrimdışı eylemlilikle nasıl bütünleştiği çözümlenmiştir.
Elde edilen bulgular, analiz edilen etiketler altında en aktif grupların yüzde 55 pay ile kadın sivil toplum kuruluşları (özellikle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ve Eşitlik İçin Kadın Platformu) olduğunu göstermektedir. Kadın STK'larını ana muhalefet partisi (CHP), avukatlar/barolar ve bireysel aktivistler takip etmektedir. İletilerin içerik dağılımında ise Danıştay'da açılan iptal davalarının takibi, duruşma tarihlerinin duyurulması ve kamuoyunu bilgilendirme kategorileri en yüksek etkileşimi alan başlıklar olarak öne çıkmıştır. Ayrıca aktivistlerin, iktidarın sözleşmeden çekilme gerekçesi olarak sunduğu söylemlere karşı stratejik bir tutum sergileyerek LGBT+ vurgusunu öne çıkarmadan doğrudan yaşam hakkı ve 6284 sayılı kanunun uygulanması üzerine odaklandıkları saptanmıştır.
Sonuç olarak çalışma, dijital aktivizmin yalnızca çevrimiçi bir tepki verme aracı olmadığını, aksine Danıştay duruşmalarına kitlesel katılımın sağlanması ve alan protestolarının organize edilmesinde çevrimdışı aktivizmi besleyen sürdürülebilir bir omurga işlevi gördüğünü kanıtlamaktadır. İncelenen mecranın sağladığı akışkan iletişim ortamı, toplumsal hafızanın ve kazanılmış hakların korunmasında kritik bir direnç odağı oluşturmuştur. Bu tespitler, Türkiye'de kadın hareketinin dijital medyayı alternatif bir kamusal alan ve hak arama platformu olarak kullanma kapasitesini göstermekte; gelecek araştırmalar için karşıt muhafazakâr hareketlerin dijital söylemlerinin ve uzun erimli dijital hak mücadelelerinin incelenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 15 Mayıs - 16 Haziran 2022 tarihleri arasında Twitter (X) üzerinde üç belirli etiket altında paylaşılan tüm Türkçe tweetler ve bunlara ait etkileşim verileri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Bot hesaplar ve tekrarlanan paylaşımlar elendikten sonra kalan toplam 932 özgün tweet ve bu paylaşımlara ait beğeni ile retweet sayıları.
- Veri toplama süreci
- QDA Miner programı kullanılarak belirlenen zaman diliminde ilgili hashtaglere yönelik veriler çekilmiş, ardından bot ve tekrarlanan paylaşımlar excel ile manuel olarak temizlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Elde edilen veriler üzerinde tematik içerik analizi yürütülmüştür. Excel programı manuel kodlama ve grafik çizimi için kullanılırken, QDA Miner yazılımı otomatik ve manuel kodlama süreçlerinde tematik kategorilerin keşfi için tercih edilmiştir.
dijital aktivizmkadın hareketiİstanbul SözleşmesiTwitter hashtag kampanyalarıpopülizmçevrimdışı aktivizmDanıştay davaları
01Çalışmada, belirlenen etiketler altında en yüksek paylaşım oranına yüzde 55 ile kadın sivil toplum örgütlerinin sahip olduğu, bunu yüzde 21 ile dijital haberlerin ve yüzde 10 ile ana muhalefet partisi CHP'nin takip ettiği belirlenmiştir. Bireysel aktörler ise kurumsal yapılara kıyasla daha geri plandadır(ÖZTUNÇ, 2023).
02Dijital aktivizmin çevrimdışı mücadeleye aktarılmasında Twitter'ın etkin bir köprü olduğu saptanmıştır. Özellikle '#İstanbulSözleşmesiYaşatır' etiketi altında Danıştay davalarının takibi, duruşma tarihleri ve salon katılımlarına yönelik paylaşımlar en yüksek etkileşim alan ve en sık paylaşılan içerik kategorisidir(ÖZTUNÇ, 2023).
03Siyasi partilerin Twitter söylemlerinde farklılaştığı; CHP'nin devletin sözleşmesel yükümlülüklerini ve panelleri vurgularken, merkez sağ/muhafazakar DEVA Partisi'nin sözleşmenin getirdiği hak tanımları yerine 'aile bütünlüğü' ve 'annelerin korunması' gibi daha geleneksel kavramlar üzerinden destek ilettiği görülmüştür(ÖZTUNÇ, 2023).
04İktidar ve muhafazakar grupların İstanbul Sözleşmesi'nin feshini meşrulaştırmak için LGBT+ haklarını ana gerekçe olarak sunmasına karşın, sözleşmeyi savunan aktivistlerin kendi etiket paylaşımlarında bu tartışmaya girmeyerek stratejik olarak LGBT+ kavramını vurgulamaktan kaçındıkları saptanmıştır(ÖZTUNÇ, 2023).