Kadına yönelik şiddet, küresel ölçekte ciddi sağlık sorunlarına ve temel insan hakları ihlallerine yol açan toplumsal bir kriz olarak tanımlanmaktadır. Bu şiddet türleri arasında fiziksel olanlar kadar yıkıcı etkilere sahip olan sözel ve psikolojik şiddet, genellikle daha az rapor edilmekte ve toplumsal normlar tarafından örtbas edilebilmektedir. İncelenen bu çalışma, Türkiye bağlamında kadınların maruz kaldığı sözel ve psikolojik şiddetin belirleyicilerini ortaya koymayı amaçlayan geniş kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Araştırma, şiddeti sadece bireysel bir çatışma değil, sosyo-ekonomik değişkenlerle şekillenen sistematik bir sorun olarak ele alarak, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi için gereken müdahale alanlarını belirlemeye odaklanmaktadır.
Araştırmada yöntem olarak, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2008 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması nın mikro veri setleri kullanılmıştır. Kesitsel bir tasarım benimseyen çalışma, 15-59 yaş aralığındaki kadınların verilerini ikincil analiz yöntemiyle incelemiştir. Bağımlı değişken olarak kadının sözel veya psikolojik şiddete en az bir kez maruz kalıp kalmama durumu belirlenmiş; bağımsız değişkenlerin etkisini ölçmek için ikili lojistik ve ikili probit regresyon modelleri uygulanmıştır. Bu metodolojik yaklaşım, örneklemin Türkiye genelini temsil etme gücünü artırırken, elde edilen sonuçların uluslararası düzeyde karşılaştırılabilir olmasını sağlamaktadır.
Bulgular, sözel ve psikolojik şiddetin diğer şiddet türleriyle doğrudan ilişkili olduğunu ve partner davranışlarının belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Özellikle partneri tarafından aldatılan, partneri alkol kullanan veya kumar oynayan kadınların şiddete maruz kalma olasılığının anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, fiziksel, ekonomik veya cinsel şiddet geçmişi olan kadınların eşzamanlı olarak sözel şiddete de maruz kaldığı görülmektedir. Demografik olarak 25-34 yaş grubu, düşük sağlık düzeyine sahip bireyler ve birinci derece akrabalarından şiddet görmüş kadınlar en yüksek risk altındaki grupları oluşturmaktadır. Eğitim seviyesi ile şiddet maruziyeti arasındaki ilişkinin beklentilerin aksine bazı kategorilerde artış göstermesi, şiddetin sosyo-kültürel derinliğini vurgulamaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye de sözel ve psikolojik şiddetin önlenmesine yönelik politikaların sadece fiziksel müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yazarlar, 2014 verilerinin 2008 e oranla şiddet maruziyetinde bir artışa işaret ettiğini belirterek, özellikle riskli gruplara yönelik acil koruyucu önlemlerin alınması çağrısında bulunmaktadır. Literatür taraması bakımından bu çalışma, Türkiye genelini yansıtan temsil kabiliyeti yüksek veriler sunması ve sözel şiddetin görünmeyen boyutlarını ampirik verilerle kanıtlaması açısından özgün bir değer taşımaktadır. Gelecek araştırmalar için pandeminin şiddet üzerindeki etkileri gibi yeni çalışma alanları önerilirken, şiddetin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekliliği vurgulanmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Türkiye deki hanehalklarinda yaşayan 15 ile 59 yaş araliğindaki kadın nüfusunu temsil eden veri tabani çalişmanin evrenini oluşturmaktadir.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Araştirmanin örneklemi, 2008 yilinda görüşülen 12.795 kadın ile 2014 yilinda görüşülen 7.462 kadından oluşan kapsamli bir veri kümesinden meydana gelmektedir.
- Veri toplama süreci
- Veriler, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafindan Dünya Sağlik Örgütü standartlarina uygun olarak yürütülen Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştirmasi kapsaminda yüz yüze anket yöntemiyle derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Bağimli değişkenin iki kategorili yapisi nedeniyle faktörlerin etkisini belirlemek amaciyla ikili lojistik (binary logistic) ve ikili probit regresyon analizleri uygulanmiştir.
Sözel şiddetPsikolojik şiddetLojistik regresyonAlkol ve kumarEkonomik şiddetFiziksel şiddetCinsel şiddetEğitim düzeyi
01Çalişmada kadınlarin eğitim seviyesi arttikça sözel ve psikolojik şiddete maruz kalma olasiliklarinin yükseldiği, özellikle üniversite mezunu kadınlarin okuryazar olmayanlara göre daha yüksek risk taşidiği saptanmiştir(Alkan et al., 2022).
02Eşin veya partnerin alkol kullanmasi, kumar oynamasi ve sadakatsizlik (aldatma) gibi olumsuz davranişlari, kadınin psikolojik şiddet görme riskini istatistiksel olarak anlamli ve yüksek düzeyde artirmaktadir(Alkan et al., 2022).
03Çocukluk döneminde birinci derece akrabalarindan şiddet gören kadınlarin, yetişkinlik dönemindeki ilişkilerinde partnerleri tarafindan sözel ve psikolojik şiddete maruz kalma ihtimallerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir(Alkan et al., 2022).
04Farklı şiddet türlerinin birbiriyle ilişkili olduğu; fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddete maruz kalan kadınlarin ayni zamanda sözel ve psikolojik şiddete de en yoğun şekilde maruz kalan grubu oluşturduğu görülmüştür(Alkan et al., 2022).