Nicel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.3389/fpubh.2023.1332937Türkiye'deki Kadınların İntihar Eğilimleri Üzerinde Etkili Olan Faktörlerin Rolü
Kadına yönelik şiddet ve intihar eğilimi, dünya genelinde kamu sağlığı politikalarının ve sosyolojik araştırmaların merkezinde yer alan karmaşık bir sorundur.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Şerife Kılıçarslan et al.
- Yayın
- Frontiers in Public Health
- Tarih
- 2024-01-10
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Küresel kamu sağlığı gündeminde intihar riski ve kadın sağlığı, sosyoekonomik eşitsizlikler ile toplumsal cinsiyet temelli şiddetin kesişim noktasında yer almaktadır. Kadınların intihar eğilimleri sadece bireysel ruh sağlığı değişkenleriyle açıklanamamakta, eş veya partner tutumları, hanehalkı refahı ve çevresel şiddet faktörleriyle doğrudan ilişki göstermektedir. Türkiye'de kadın intiharlarının bölgesel dağılımı ve şiddet türleriyle bağıntısı üzerine literatürde çeşitli yerel çalışmalar bulunsa da ülke genelini temsil eden kapsamlı veri setleriyle yapılmış modellemelere olan ihtiyaç devam etmektedir. Bu çerçevede araştırma, Türkiye genelinde kadınların intihar eğilimini şekillendiren çok katmanlı risk unsurlarını ampirik bir yaklaşımla çözümlemeyi hedeflemektedir.
Araştırmanın amacını gerçekleştirmek üzere Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen 2014 yılı Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'nın kesitsel verileri kullanılmıştır. Analiz kapsamında evli, ilişkisi olmuş veya halen ilişkisi devam eden 15-49 yaş aralığındaki 6.458 kadına ait veriler değerlendirmeye alınmıştır. Kadınların daha önce intihar etmeyi düşünüp düşünmedikleri veya intihar girişiminde bulunup bulunmadıkları bağımlı değişken olarak tanımlanmış, ikili lojistik regresyon analizi yürütülmüştür. Modeldeki karmaşık örneklem tasarımı ve ağırlıklandırma yapıları dikkate alınarak kategorik ve sıralı değişkenler ikili (dummy) değişkenlere dönüştürülmüş, değişkenler arası çoklu doğrusal bağıntı riski VIF istatistikleriyle denetlenmiştir.
Elde edilen lojistik regresyon ve marjinal etki bulguları, kadınların intihar eğilimi üzerinde çok sayıda sosyodemografik ve şiddet odaklı değişkenin istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Yaş grupları açısından 15-24, 25-34 ve 35-44 yaş aralığındaki kadınların 45-54 yaş grubuna kıyasla daha yüksek intihar eğilimine sahip olduğu saptanmıştır. Sağlık durumunun kötü olması, çocuk sahibi olmamak, eşin işsiz olması ve düşük hanehalkı geliri intihar riskini artırmaktadır. Ayrıca eş veya partner tarafından uygulanan ekonomik (%27,6), duygusal (%36,3), fiziksel (%33,3) ve cinsel şiddet (%49,3) ile partner dışı kişilerden görülen şiddet türleri ve eşin arkadaş görüşmelerini engellemesi veya giyimine müdahale etmesi gibi kısıtlayıcı tutumlar intihar olasılığını belirgin biçimde yükseltmektedir.
Araştırmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde, ulaşılan ampirik bulgular ulusal ve uluslararası literatürle karşılaştırılarak kamu politikaları açısından stratejik öneriler geliştirilmiştir. Yazar değerlendirmelerine göre, Türkiye'de kadına yönelik şiddeti ve intihar davranışlarını önlemeye yönelik müdahalelerde özellikle 15-24 yaş grubundaki, Güney Anadolu'da ikamet eden, lise mezunu, sağlık durumu zayıf, çocuğu bulunmayan ve şiddet maruziyeti yüksek kadınlara öncelik verilmesi gerekmektedir. Bütüncül halk sağlığı politikalarının yalnızca bireysel psikolojik desteği değil, adli süreçlerin şeffaflaştırılması, toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalık kampanyaları, kadınların kurumsal istihdama katılımının desteklenmesi ve ev içi bireysel silahsızlanmanın teşvik edilmesi gibi yapısal adımları içermesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de evlenmiş, ilişki yaşamış veya halen bir ilişkisi bulunan 15-49 yaş arası kadınların intihar eğilimlerini etkileyen sosyodemografik, ekonomik ve aile içi şiddet faktörlerini belirlemektir(Kılıçarslan et al., 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışmada, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen 2014 Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'nın kesitsel verileri ikili lojistik regresyon modeli kullanılarak nicel nicel yöntemle analiz edilmiştir(Kılıçarslan et al., 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, intihar davranışını bireysel psikopatolojinin ötesinde toplumsal cinsiyet rolleri, yakın partner şiddeti (IPV), sosyoekonomik yoksunluk ve biyo-psiko-sosyal risk faktörlerinin karmaşık etkileşimi çerçevesinde ele alan epidemiyolojik ve sosyolojik yaklaşımlara dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazarlar, küresel intihar epidemiyolojisinden kadın intihar davranışlarındaki cinsiyet farklılıklarına, gebe, ergen ve çalışan kadınlardaki intihar düşüncesi araştırmalarından yakın partner şiddeti ve aile içi şiddet kaynaklı intihar riski literatürüne kadar geniş bir teorik ve ampirik arka planı incelemektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Türkiye genelinde evlenmiş, ilişkisi olmuş veya halen bir ilişkisi bulunan 15-49 yaş arası kadınlar evrenini oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Örneklem, 2014 araştırmasında mülakatı tamamlanan 7.462 kadından, hane halkı bilgisi eksik olan ve hiç ilişkisi bulunmayan kadınların çıkarılmasıyla elde edilen 6.458 kadından oluşmaktadır.
- Veri toplama süreci
- Veriler, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 8 Nisan - 11 Temmuz 2014 tarihleri arasında DSÖ etik ilkelerine uygun olarak yürütülen yüz yüze anket görüşmeleriyle toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Örneklem ağırlıkları ve karmaşık örneklem tasarımı dikkate alınarak Stata 15 programında kikare bağımsızlık testi, ikili lojistik regresyon analizi ve marjinal etkiler hesaplanmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Genel sağlık durumunu mükemmel veya iyi olarak algılayan kadınların intihar eğilimi, sağlık durumu kötü veya çok kötü olan kadınlara göre %84 oranında daha düşüktür(Kılıçarslan et al., 2024).
Eş veya partneri tarafından cinsel şiddete maruz bırakılan kadınların intihar eğilimi, şiddete maruz kalmayan kadınlara kıyasla %49,3 oranında daha yüksektir(Kılıçarslan et al., 2024).
Çocuk sahibi olmak koruyucu bir faktör olarak öne çıkmakta, tek çocuğu olan kadınların intihar eğilimi hiç çocuğu olmayanlara göre %27,9 oranında daha az gerçekleşmektedir(Kılıçarslan et al., 2024).
Eşi veya partneri kamuda çalışan kadınların intihar eğilimi, eşi işsiz olan kadınlara kıyasla %33,1 oranında daha düşük seviyede seyretmektedir(Kılıçarslan et al., 2024).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Yapılan ikili lojistik regresyon analizi sonuçları, kadınların intihar eğilimi üzerinde hem bireysel sosyodemografik değişkenlerin hem de eş veya partner kaynaklı tutum ve şiddet türlerinin belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Özelikle sağlık algısının olumlu olması ve çocuk varlığı intihar eğilimini azaltan temel faktörler olarak öne çıkarken, partnerden veya üçüncü kişilerden görülen her türlü şiddet riski belirgin şekilde artırmaktadır.
Yazarlar elde edilen bu bulguları, kadınların maruz kaldığı psikolojik, fiziksel ve cinsel baskıların zamanla çaresizlik hissini derinleştirmesi ve toplumsal yapı içerisindeki destek mekanizmalarına erişim sınırları ile açıklamaktadır. Eşin işsizliği veya alkol kullanımı gibi ekonomik ve davranışsal stresörlerin aile içi huzursuzlukları tetikleyerek kadın üzerinde yıkıcı bir zihinsel yük oluşturduğu belirtilmektedir.
Tartışma bölümünde bu sonuçlar uluslararası ve ulusal literatürle karşılaştırılmış; hanehalkı gelirindeki düşüşün intihar düşüncesini artırması Güney Kore örneğiyle, partner şiddeti ve kontrol edici davranışların intihar girişimlerini tetiklemesi ise Nikaragua ve Filipinler araştırmalarıyla ilişkilendirilmiştir. Böylece Türkiye ölçeğinde elde edilen verilerin küresel literatürdeki kalıplarla uyumu gösterilmiştir.
Sonuç olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele ve intiharı önleme stratejilerinin yalnız bireysel psikolojik müdahalelerle sınırlı kalmaması, kamu politikaları, adli süreçlerin güçlendirilmesi, bireysel silahsızlanmanın teşviki ve toplumsal farkındalık kampanyaları ile bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Türkiye'de hanehalkı gelir düzeyi düştükçe kadınların intihar eğiliminin arttığı yönündeki bulgularının, Güney Kore'de hanehalkı gelirindeki belirgin düşüşlerin intihar düşüncesini artırdığını saptayan Lee ve arkadaşlarının (2021) boylamsal araştırma sonuçlarıyla paralellik gösterdiğini vurgulamaktadır(Kılıçarslan et al., 2024).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Kadın intiharlarının önlenmesinde özellikle 15-24 yaş grubundaki, Türkiye'nin güneyinde ikamet eden, sağlık durumu zayıf, çocuğu bulunmayan, düşük gelirli ve işsiz bir partnerle yaşayan kadınlara öncelik verilmesi gerektiği; ayrıca partnerlerin kontrol edici davranışlarını azaltacak ve kadınların yasal hakları konusunda farkındalığını artıracak sosyal politikaların hayati önem taşıdığı sonuçuna varılmıştır(Kılıçarslan et al., 2024).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, Türkiye genelinde kadına yönelik aile içi şiddetin ve sosyoekonomik faktörlerin kadın intihar eğilimi üzerindeki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Literatürde genellikle dar örneklemlerle veya klinik düzeyde ele alınan kadın intiharları konusu, bu araştırmada ulusal düzeyde temsil gücüne sahip kapsamlı bir hanehalkı veri tabanı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma, eş veya partner davranışlarının yanı sıra sosyoekonomik değişkenlerin de intihar eğilimi üzerindeki ağırlığını nicel bir yöntemle modelleyerek literatürdeki kuramsal tartışmalara geniş ölçekli ampirik veri sağlamaktadır.
Çalısma, önceki literatürde yer alan ve intihar eğilimini bireysel psikopatolojik süreçlerle sınırlayan yaklaşımları genişleterek, toplumsal cinsiyet rolleri ve partner denetimi gibi ilişkisel dinamikleri ön plana çıkarmaktadır. Özellikle Nikaragua, Filipinler ve Güney Kore gibi farklı sosyoekonomik kalkınma düzeylerine sahip ülkelerde yapılan partner şiddeti ve intihar araştırmalarıyla paralellik kuran yazarlar, Türkiye'deki geleneksel aile yapısının ve kadının ikincil konumunun intihar davranışını nasıl tetiklediğini tartışmaktadır. Önceki çalışmaların bölgesel bulgularını ulusal düzeyde bir modelle test ederek literatürdeki dağınık yapıyı birleştirmektedir.
Bu araştırma, kadına yönelik şiddet ve halk sağlığı literatürünün sentezlenmesine önemli bir katkı sunmaktadır. Sadece fiziksel şiddetin değil, aynı zamanda ekonomik, duygusal ve cinsel şiddetin de intihar eğilimi üzerindeki bağımsız etkilerini nicel olarak ayrıştırarak kapsamlı bir risk haritası sunar. Literatür taraması yapan araştırmacılar için, eşin alkol kullanımı, sadakatsizliği ve arkadaş görüşmelerini engelleme gibi kontrol edici davranışlarının kadın ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini ampirik olarak kanıtlayan referans bir kaynak niteliğindedir.
Kaynakça
- Lee, D. W., Youn, H. M., Kang, S. H., Jang, S. I., & Park, E. C. (2021). Household income changes and suicidal ideation in South Korea: findings from a longitudinal study. Suicide and Life-Threatening Behavior, 51(4), 795-806.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Kadına yönelik partner şiddeti, kadınların intihar eğilimlerini artırmada en belirleyici risk faktörlerinden biridir.
Eş veya partner kaynaklı ekonomik, duygusal, fiziksel ve cinsel şiddetin intihar eğilimi üzerindeki doğrudan etkisini açıklamak için bu çalışmanın marjinal etki sonuçları kullanılabilir(Kılıçarslan et al., 2024).
Türkiye'de Genç Kadınlarda (15-24 Yaş) Şiddet Türleri ve İntihar Eğiliminin Boylamsal Analizi
- Araştırma sorusu
- Türkiye'de 15-24 yaş grubundaki evli veya ilişkisi olan genç kadınların maruz kaldığı flört ve partner şiddeti türleri, zaman içinde intihar düşüncesinin gelişimini nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Türkiye'nin yedi bölgesini temsil eden illerde, 15-24 yaş arası evli veya ilişkisi olan genç kadınlardan oluşan, güç analiziyle belirlenmiş bir örneklem üzerinde 12 ay arayla gerçekleştirilecek iki dalgalı anket uygulaması ve yapısal eşitlik modellemesi analizi.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin en çok risk altında olan grubun 15-24 yaş arası genç kadınlar olduğunu vurgulaması ve boylamsal veri eksikliği sınırlılığına işaret etmesi nedeniyle bu boylamsal tasarım önerilmiştir(Kılıçarslan et al., 2024).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Sosyoekonomik güvencesizlik ve eşin işsizliği, aile içi dinamikleri bozarak kadın intihar riskini tetiklemektedir.
Eşi kamuda ya da özel sektörde çalışan kadınların, eşi işsiz olan kadınlara kıyasla daha düşük intihar eğilimi gösterdiği bulgusunu tartışmak amacıyla kullanılabilir(Kılıçarslan et al., 2024).
Eşin Alkol Kullanımı ve Kontrol Edici Davranışlarının Kadın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisi: Nitel Bir Fenomenolojik Çalışma
- Araştırma sorusu
- Eşlerinin alkol bağımlılığı ve sistematik kontrol edici davranışlarına (arkadaş görüşmelerini engelleme, sosyal medya ve giyim kısıtlamaları) maruz kalan kadınlar bu deneyimleri ve intihar eğilimlerini nasıl anlamlandırmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Türkiye'nin güney illerindeki kadın danışma merkezlerine başvuran, eşinin alkol ve kontrol edici davranışlarına maruz kalmış kadınlarla, veri doygunluğuna ulaşılana kadar (tahmini 15-20 katılımcı) yapılacak derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler ve yorumlayıcı fenomenolojik analiz (YPA).
Makaleyle bağlantısı: Yazarların eşin alkol kullanımı ve arkadaş görüşmelerini kısıtlama, sosyal medya kontrolü gibi davranışların kadın intihar eğilimini anlamlı şekilde artırdığı bulgusuna dayanmaktadır(Kılıçarslan et al., 2024).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Coğrafi kalkınmışlık farklılıkları ve bölgesel dinamikler, kadınların intihar eğilimleri üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir.
Türkiye'nin farklı bölgelerindeki kadınların intihar risk oranlarının güney bölgesine kıyasla gösterdiği değişimleri modellemek için çalışmanın bölgesel bulguları temel alınabilir(Kılıçarslan et al., 2024).
Sağlık Durumu Algısı ve Kronik Hastalıkların Kadın İntihar Riski Üzerindeki Etkisi: Karma Yöntem Araştırması
- Araştırma sorusu
- Sağlık durumu kötü/çok kötü olarak algılanan kadınlarda, kronik hastalık yükü ile aile içi destek mekanizmaları kadınların intihar riskini ve baş etme stratejilerini nasıl şekillendirmektedir?
- Yöntem taslağı
- Nicel aşamada ulusal düzeyde sağlık veritabanlarından çekilen kadın verileri üzerinde regresyon analizi, nitel aşamada ise düşük sağlık algısına sahip 15 kadınla derinlemesine görüşmeler içeren açıklayıcı ardışık karma yöntem tasarımı.
Makaleyle bağlantısı: Çalışmada genel sağlık durumunu mükemmel/iyi olarak tanımlayan kadınların intihar eğiliminin %84 oranında daha düşük çıkması ve sağlık algısının güçlü bir yordayıcı olması bulgusundan türetilmiştir(Kılıçarslan et al., 2024).