İçeriğe geç

Nicel araştırma makalesi incelemesi

Ekran Süresi ve Ruh Sağlığı: Ergen Beyin Bilişsel Gelişim (ABCD) Çalışmasının İleriye Dönük Bir Analizi

Dijital teknolojilerin ve akıllı cihazların gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, ergenler arasındaki ekran kullanım oranlarında muazzam bir artış kaydedilmiştir. ) özgün etkilerini netleştirmekte yetersiz kalmaktadır.

Yazar
Jason M. Nagata et al.
Yayın
BMC Public Health
Tarih
2024-10-06
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Dijital çağın beraberinde getirdiği ekran bağımlılığı ve yoğun teknoloji kullanımı, modern toplumda erken ergenlik dönemindeki bireylerin ruh sağlığı gelişimini tehdit eden en önemli çevresel faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Küresel ölçekte ergenlik dönemindeki ruhsal bozuklukların ve buna bağlı işlevsellik kayıplarının hızla artması, araştırmacıları ekran süresi gibi değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerinin uzun vadeli psikolojik etkilerini incelemeye sevk etmektedir. Bu bağlamda yürütülen çalışmaların büyük çoğunluğunun kesitsel yöntemlere dayanması, ekran kullanımının ruhsal semptomlara yol açıp açmadığını veya mevcut semptomların mı ekran süresini artırdığını belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Ayrıca, ekran süresinin homojen bir blok olarak ele alınması ve ergenlerin sosyodemografik çeşitliliğinin göz ardı edilmesi, literatürde daha derinlemesine ve ileriye dönük analizlerin yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Bu eksiklikleri gidermeyi amaçlayan çalışmada, Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen Ergen Beyin Bilişsel Gelişim (ABCD) Çalışması kapsamındaki 9.538 ergenin (başlangıçta 9-10 yaşlarında) iki yıllık takip verileri titizlikle analiz edilmiştir. Araştırmada bağımsız değişken olan ekran süresi, katılımcıların hafta içi ve hafta sonu televizyon izleme, video izleme, video oyunları oynama, mesajlaşma, görüntülü sohbet ve sosyal medya kullanımı gibi farklı modalitelerde geçirdikleri sürelerin ağırlıklı ortalaması alınarak belirlenmiştir. Bağımlı değişkenler olan ruh sağlığı semptomları ise ebeveyn raporlarına dayalı Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL) aracılığıyla DSM yönelimli ölçekler üzerinden ölçülmüştür. Elde edilen veriler; yaş, cinsiyet, ırk/etnik köken, hane geliri, ebeveyn eğitim düzeyi ve çalışma merkezi gibi çok sayıda sosyodemografik değişken ile başlangıçtaki ruh sağlığı skorları kontrol edilerek karma etkili doğrusal modellerle analiz edilmiştir.

Analiz sonuçları, başlangıçtaki toplam ekran süresinin, bir ve iki yıllık takip süreçlerinde incelenen tüm DSM yönelimli ruh sağlığı semptomlarındaki (depresyon, anksiyete, somatik yakınmalar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, karşıt olma karşı gelme ve davranım bozukluğu) artışla ileriye dönük olarak anlamlı şekilde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu ilişkilerin en güçlüsü depresif semptomlar üzerinde gözlenmiş olup, görüntülü sohbet, mesajlaşma, çevrimiçi videolar ve video oyunları gibi ekran modalitelerinin depresif semptomlar üzerinde en belirgin etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise ırksal/etnik kökenin düzenleyici rolüdür; ekran süresinin depresif, DEHB ve karşıt olma karşı gelme semptomlarıyla olan boylamsal ilişkisinin Siyah ergenlere kıyasla Beyaz ergenlerde anlamlı derecede daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Ekran süresi ile depresif semptomlar arasındaki bu ilişkinin, Beyaz ergenlerde Asyalı ergenlere göre de daha güçlü olduğu ortaya konmuştur.

Araştırma bulguları, ekran süresinin ergen ruh sağlığı üzerindeki etkisini açıklarken Yer Değiştirme Hipotezini kısmen doğrulamaktadır; zıra uyku ve fiziksel aktivite gibi değişkenler modele dahil edildiğinde ilişkiler hafifçe azalsa da anlamlılığını korumaktadır. Bu durum, ekran kullanımının ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin yalnızca sağlıklı faaliyetlerin yerini almasıyla açıklanamayacağını, ekran içeriğinin ve kullanım bağlamının da doğrudan psikolojik etkiler barındırabileceğini göstermektedir. Çalışmanın boylamsal yapısı ve geniş, çeşitlilik arz eden ulusal örneklemi, bulguların genellenebilirliğini artırmakta ve klinisyenlere aile temelli medya kullanım planları geliştirmede önemli kanıtlar sunmaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, erken ergenlik döneminde ekran süresine yönelik müdahalelerin ve bilinçli sınırlandırmaların, ilerleyen yaşlarda gelişebilecek daha ağır psikopatolojilere karşı koruyucu bir kalkan işlevi görebileceğini literatürde güçlü bir şekilde savunmaktadır.

Araştırmanın amacı

Ergen Beyin Bilişsel Gelişim (ABCD) Çalışmasından elde edilen büyük ve ulusal düzeyde temsil gücü yüksek bir veri setini kullanarak, erken ergenlik dönemindeki bireysel ekran sürelerinin (toplam ve alt modaliteler bazında) iki yıl sonraki ruh sağlığı ve davranışsal semptomlar üzerindeki ileriye dönük (boylamsal) etkilerini incelemek ve bu ilişkilerde cinsiyet ile ırk/etnik kökenin düzenleyici rollerini belirlemektir(Nagata et al., 2024).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Araştırma, büyük ölçekli bir ulusal ergen veri setine dayanan ileriye dönük iki yıllık kohort takibi ve başlangıçtaki ekran süresinin sonraki ruh sağlığı semptomları üzerindeki boylamsal etkilerini ölçmek için karma etkiler regresyon modellerini içeren nicel-ampirik bir tasarıma sahiptir(Nagata et al., 2024, s. 5).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın kuramsal altyapısı temel olarak medya etkileri kuramlarına ve özellikle Yer Değiştirme Hipotezine (Displacement Hypothesis) dayanmaktadır. Bu hipotez, ekran başında geçirilen aşırı sürenin; ergenlerin fiziksel sağlıklarını ve psikososyal gelişimlerini destekleyen uyku, düzenli fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal etkileşimler gibi koruyucu ve faydalı faaliyetlerin yerini alarak ruh sağlığını dolaylı olarak bozduğunu savunmaktadır. Ayrıca, ekran süresinin hem bir risk faktörü hem de mevcut duygusal ve davranışsal sorunların bir yansıması olabileceğini öne süren karşılıklı etkileşim modelleri de tartışmaya dahil edilmiştir.

Makalenin ele aldığı literatür

Mevcut literatür, ekran süresi ile depresif semptomlar arasında küçük ama anlamlı ilişkiler olduğunu belgelese de, anksiyete, DEHB, somatik yakınmalar ve yıkıcı davranış bozuklukları gibi diğer psikopatoloji alanlarındaki boylamsal kanıtlar son derece sınırlı ve çelişkilidir. Önceki çalışmaların büyük bölümü kesitsel tasarımlarla sınırlı kalmış, örneklem büyüklükleri yetersiz olmuş ve sosyodemografik karıştırıcı değişkenler (özellikle ırksal/etnik farklılıklar ve cinsiyet) yeterince kontrol edilmemiştir. Ayrıca, literatürde ekran süresi tek bir homojen kategori olarak ele alınmış, farklı ekran türlerinin (mesajlaşma, görüntülü sohbet, sosyal medya vb.) ergen gelişim dönemindeki özgün psikopatolojik etkileri yeterince ayrıştırılmamıştır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Amerika Birleşik Devletleri genelindeki 21 farklı veri toplama merkezinden seçilen, ulusal düzeyde temsil gücüne sahip erken ergenlik dönemindeki bireyler oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Adolescent Brain Cognitive Development (ABCD) Çalışmasına katılan, başlangıçta 9-10 yaşlarında olan ve iki yıllık takip verileri eksiksiz sağlanan 9.538 ergen ve onların ebeveynleridir.
Veri toplama süreci
Ekran süresi verileri, ergenlerin altı farklı ekran modalitesindeki günlük kullanım sürelerini bildirdikleri ABCD Gençlik Ekran Süresi Anketi ile ebeveyn raporuna dayalı Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir.
Veri analiz yöntemi
Verilerin analizinde, başlangıç düzeyi CBCL skorları, yaş, cinsiyet, ırk/etnik köken, hanehalkı geliri ve ebeveyn eğitim durumu gibi karıştırıcı değişkenler kontrol edilerek karma etkiler regresyon analizleri uygulanmıştır.
ekran süresiruh sağlığıdepresif semptomlardavranış bozukluklarısomatik semptomlardikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuırk ve etnik kökencinsiyet

Araştırmanın Bulguları

01

Düzeltilmiş regresyon modelleri sonuçunda, başlangıçtaki toplam ekran süresi artışının ergenlik dönemindeki tüm CBCL DSM ölçek puanlarıyla ileriye dönük olarak anlamlı şekilde ilişkili olduğu ve bu ilişkiler arasında en yüksek katsayının depresif semptomlar üzerinde gerçekleştiği gözlenmiştir(Nagata et al., 2024, s. 5).

02

Ergenlerin en çok zaman geçirdiği ekran modaliteleri arasından görüntülü konuşma, mesajlaşma, çevrimiçi video izleme ve video oyunlarının, iki yıl sonraki ebeveyn raporlu depresif semptomları yordayan en güçlü dijital etkinlikler olduğu saptanmıştır(Nagata et al., 2024).

03

Ekran süresi ve ruh sağlığı semptomları arasındaki boylamsal ilişkiler ırksal/etnik kökene göre önemli ölçüde değişmektedir; toplam ekran süresinin depresif, DEHB ve karşıt olma karşı gelme belirtileriyle olan anlamlı ilişkisi Beyaz ergenlerde gözlenirken Siyah ergenlerde anlamlı bir düzeye ulaşmamıştır(Nagata et al., 2024, s. 7).

04

Ergenlerin cinsiyetine göre yapılan düzenleyici etki analizlerinde, ekran süresi ile ruh sağlığı çıktıları arasındaki boylamsal ilişkilerde kız ve erkek ergenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma ya da etki değişimi tespit edilmemiştir(Nagata et al., 2024, s. 7).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Çalışmanın temel bulgusu, başlangıçta elde edilen yüksek ekran süresinin, iki yıllık bir takip sürecinin ardından depresyon, davranım bozukluğu, dikkat eksikliği ve somatik belirtiler de dahil olmak üzere incelenen tüm ruh sağlığı semptomlarını ileriye dönük olarak yordadığını ortaya koymaktadır. Özellikle depresif semptomlar ile ekran süresi arasındaki bağın gücü dikkat çekici olup, ergenlerin ekran karşısında geçirdikleri her bir saatin ruhsal esenlik üzerinde birikimli bir risk taşıyabileceğine işaret etmektedir.

Yazarlar bu bulguları açıklarken literatürde yer alan yer değiştirme hipotezine (displacement hypothesis) atıfta bulunmaktadır. Ekran başında geçirilen aşırı sürenin, ergenlerin fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve yüz yüze sosyal etkileşimler gibi ruh sağlığını koruyan ve geliştiren faydalı eylemlerin yerini alması nedeniyle bu olumsuz semptomların tetiklendiği düşünülmektedir. Ek olarak, uyku kalitesindeki bozulmaların ekran süresi ile içselleştirme/dışsallaştırma sorunları arasında önemli bir aracı rol üstlendiği de belirtilmektedir.

Bulguların bir diğer çarpıcı boyutu, ekran süresinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin ırksal ve etnik kökene göre farklılık göstersizdir; toplam ekran süresinin depresif ve davranım semptomlarıyla ilişkisi Beyaz ergenlerde anlamlı bulunurken, Siyah ergenlerde bu ilişki anlamlı bir düzeye ulaşmamıştır. Yazarlar bu durumu, azınlık gruplarındaki ergenlerin dijital mecraları sosyal izolasyon veya ayrımcılıkla başa çıkmak, benzer arka plana sahip akranlarıyla bağ kurmak ve destekleyici topluluklara erişmek için kullanabileceği teziyle açıklamaktadır.

Genel olarak değerlendirildiğinde, elde edilen etki boyutlarının küçük olmasına karşın toplumsal düzeyde ve nüfus genelinde ergenlerin yüksek ekran maruziyeti düşünüldüğünde klinik açıdan anlamlı yansımaları olabileceği vurgulanmaktadır. Erken ergenlik dönemindeki değiştirilebilir bir davranış olan ekran süresine yönelik yapılacak zamanında müdahalelerin ve aile odaklı medya kullanım planlarının, orta ve geç ergenlikte tırmanışa geçen psikopatolojilere karşı koruyucu bir kalkan oluşturabileceği sonuçuna varılmaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Mevcut araştırma, ergenlerde ekran maruziyeti ile içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasında zayıf ama anlamlı boylamsal ilişkiler saptayarak, Tang ve meslektaşlarının (2021) boylamsal çalışmaları derledikleri sistematik inceleme bulgularıyla ve genel literatürle tam bir uyum sergilemektedir. Bu durum, ergenlik dönemindeki dijital ekran kullanımının sonraki dönemlerde ortaya çıkabilecek psikopatolojik semptomları yordamadaki istikrarlı rolünü doğrulamaktadır(Nagata et al., 2024, s. 7).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

İki yıllık boylamsal takip çalışması, ulusal düzeyde temsil gücü olan bir ergen örnekleminde ekran süresinin başta depresyon ve davranım bozuklukları olmak üzere DSM kriterleriyle uyumlu ruh sağlığı semptomlarıyla anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, ailelerin ve uzmanların ergenlik dönemindeki dijital medya kullanımına yönelik gelişimsel açıdan uygun ve bireyselleştirilmiş müdahale planları geliştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır(Nagata et al., 2024, s. 9).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma ergenlerde ekran maruziyeti ile ruh sağlığı semptomları arasındaki ilişkileri yalnızca kesit düzeyinde değil, boylamsal bir perspektifle ele alarak literatürde kritik bir boşluğu doldurmaktadır. Önceki çalışmaların aksine, büyük ölçekli ve ulusal düzeyde temsil gücü yüksek olan ABCD veri seti üzerinden iki yıllık bir takip gerçekleştirerek zamansal sıralamayı netleştirmeye katkı sağlamaktadır. Ayrıca, ekran süresini tek bir homojen kategori olarak ele almak yerine, görüntülü sohbet, mesajlaşma, video oyunları gibi farklı dijital alt modalitelerin ruh sağlığı üzerindeki özgün etkilerini ayrıştırarak daha nüanslı bir analiz sunmaktadır.

Araştırma, önceki literatürde yer alan ve ekran süresi ile depresyon arasındaki bağları inceleyen boylamsal çalışmaları doğrular niteliktedir. Ancak, anksiyete, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve somatik belirtiler gibi üzerinde sınırlı araştırma bulunan alanlara odaklanarak mevcut bulguları genişletmektedir. Literatürde tartışmalı olan cinsiyet moderasyonu konusuna açıklık getirerek bu çalışmada anlamlı bir farklılaşma saptanmadığını ortaya koymakta, buna karşın etnik ve ırksal kökenin ekran kullanımının psikososyal etkileri üzerindeki düzenleyici rolüne dikkat çekerek geleneksel literatürden ayrışmaktadır.

Yazın taraması yapan araştırmacılar için bu çalışma, yer değiştirme hipotezinin (displacement hypothesis) ve medya etkileri kuramlarının ergenlik dönemindeki geçerliliğini test eden güçlü ampirik veriler sunmaktadır. Ekran süresinin uyku kalitesi ve fiziksel aktivite gibi aracı mekanizmalar üzerindeki baskılayıcı etkilerini sayısal olarak ortaya koyarak, sentez çalışmalarına sağlam bir metodolojik zemin hazırlamaktadır. Çalışma ayrıca, kültürel ve etnik kökene bağlı semptom bildirim farklılıklarını ve dijital mecraların azınlık grupları için koruyucu bir başa çıkma mekanizması olabileceğini tartışarak literatür incelemelerine kuramsal bir derinlik katmaktadır.

Kaynakça

  1. Tang, S., Werner-Seidler, A., Torok, M., Mackinnon, J. A., & Christensen, H. (2021). The relationship between screen time and mental health in young people: a systematic review of longitudinal studies. Clinical Psychology Review, 86, 102021. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2021.102021
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Erken ergenlik döneminde yüksek ekran maruziyeti, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek depresif, davranım ve somatik semptomlar üzerinde anlamlı ve ileriye dönük bir risk faktörüdür.

Yazın taraması bölümünde, ekran maruziyetinin sadece depresyonla değil, aynı zamanda DEHB ve somatik belirtiler gibi farklı klinik boyutlarla boylamsal ilişkisini göstermek için bu çalışmanın çok değişkenli düzeltilmiş model bulguları referans alınabilir(Nagata et al., 2024, s. 5).

Dijital Ekran Süresi ve Somatik Semptomlar: Türkiye'deki Ergenler Üzerinde Boylamsal Bir İnceleme

Araştırma sorusu
Türkiye'deki erken ergenlerin günlük ekran kullanım süreleri ve tercih ettikleri modaliteler, iki yıl sonraki somatik şikayetlerini anlamlı düzeyde yordamakta mıdır?
Yöntem taslağı
İki yıllık bir boylamsal panel tasarımı önerilmektedir. Türkiye genelindeki farklı sosyoekonomik bölgelerden seçilecek ve güç analizi ile belirlenecek ergenlerden oluşan bir örneklemde, Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL) somatik alt boyutu ve günlüklere dayalı ekran takip araçları kullanılacaktır. Veriler çok düzeyli büyüme eğrisi modelleriyle analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede somatik semptomlar ile ekran süresi arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiş olup, boylamsal somatik araştırmaların literatürde çok sınırlı olduğu vurgulanmıştır. Bu sınırlılığı gidermek için yerel düzeyde boylamsal bir tasarım kurgulanmıştır(Nagata et al., 2024, s. 5).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Ekran süresinin ergen ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, uykusuzluk ve fiziksel aktivite azlığı gibi yer değiştirme mekanizmalarıyla kısmen açıklanmaktadır.

Tezin kavramsal çerçevesinde yer değiştirme hipotezini (displacement hypothesis) temellendirirken, çalışmanın uyku ve spor değişkenlerini modele dahil ettiği ek analiz bulguları güçlü bir kanıt olarak sunulabilir(Nagata et al., 2024, s. 8).

Ekran Süresi ve Ergen Ruh Sağlığı İlişkisinde Uyku Kalitesinin Aracılık Rolü

Araştırma sorusu
Ekran süresi alt modalitelerinin ergen depresif semptomları üzerindeki ileriye dönük etkisinde, objektif ve sübjektif uyku parametreleri nasıl bir aracılık rolü oynamaktadır?
Yöntem taslağı
Çok merkezli, prospektif kohort tasarımı kullanılacaktır. Güç analiziyle belirlenecek örneklemde, aktigrafi cihazlarıyla nesnel uyku süreleri ölçülecek ve ebeveyn raporlu ruh sağlığı ölçekleri uygulanacaktır. Aracılık etkileri yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarlar yer değiştirme teorisi bağlamında uyku sürelerinin aracı rolünü tartışmış ve ek analizlerde uyku kontrol edildiğinde ilişkilerin zayıfladığını göstermiştir. Bu mekanizmanın Türkiye bağlamında test edilmesi önerilmektedir(Nagata et al., 2024, s. 8).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Ekran maruziyetinin ergenlerin psikososyal çıktıları üzerindeki etkileri, bireylerin etnik ve kültürel arka planlarına göre farklılaşmaktadır.

Tezin tartışma bölümünde, dijital teknolojilerin azınlık gruplarındaki ergenler için sosyal destek veya başa çıkma aracı olarak işlev görebileceğine dair kültürel moderasyon bulgularını yorumlamak için bu kaynaktan faydalanılabilir(Nagata et al., 2024, s. 5).

Etnik ve Sosyo-Kültürel Bağlamın Ekran Süresi-Ruh Sağlığı İlişkisindeki Düzenleyici Rolü

Araştırma sorusu
Türkiye'de farklı kültürel ve sosyoekonomik arka plana sahip ergen alt gruplarında, ekran maruziyeti ile dikkat eksikliği ve karşıt olma semptomları arasındaki ilişki nasıl farklılaşmaktadır?
Yöntem taslağı
Kesitsel ve boylamsal karma tasarım tercih edilecektir. Türkiye'deki farklı aile yapılarından oluşan ve güç analiziyle büyüklüğü saptanan örneklem üzerinde anketler uygulanarak çoklu grup hiyerarşik regresyon analizleri yapılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Çalışmada Beyaz ve Siyah ergenler arasında tespit edilen anlamlı moderasyon farkı, ekran süresinin kültürel bağlama göre farklı işlevler görebileceğine işaret ettiğinden, bu bulguyu yerel sosyo-kültürel dinamiklerle test etmek amaçlanmıştır(Nagata et al., 2024, s. 5).

Sosyal BilimlerPsikoloji ve Davranış Bilimleri

Erken Dönem Baba Katılımı ve 3, 5 ve 7 Yaşlarındaki Çocuk Davranışları: Birleşik Krallık Milenyum Kohort Çalışmasının İleriye Dönük Analizi

Gelişmiş ülkelerde babaların çocuk bakımına ayırdıkları zaman artış gösterse de çocuk gelişimi araştırmaları tarihsel olarak daha çok anne-çocuk etkileşimine odaklanmıştır. Baba katılımının miktarından ziyade niteliğinin çocuğun…

Mary E Kroll, Claire Carson, Maggie Redshaw · 2016İncele