İçeriğe geç

Kuramsal makale · 2021

Sezgilerle Çelişen Sahte Bilimin Zihnin İletişim Değerlendirme Mekanizmaları Aracılığıyla Yayılımı

Counterintuitive Pseudoscience Propagates by Exploiting the Mind’s Communication Evaluation Mechanisms

Okur sorusu

Sahte bilim nasıl yayılır ve zihin bunu nasıl işler?

Sonuç olarak, popüler ve sezgilerle çelişen sahte bilimlerin başarısı, zihnin bilgi değerlendirme mekanizmalarını devre dışı birakmalarindan değil, aksine bu mekanizmaları tetikleyerek dikkat cekmelerinden ve bilgi arama motivasyonunu somurmelerinden kaynaklanmaktadır.

Öne çıkanlar

  • Sezgilerle çelişen sahte bilimsel iddialar, zihnin epistemik teyit mekanizmaları tarafından karantinaya alınarak metatemsilsel bir formatta saklanir ve bu sayede doğrudan davranışları yönlendirmeleri sınırlandirilir.
  • Zihnin temel fiziksel ve psikolojik beklentilerini hafifçe ihlal eden asgari düzeyde sezgi dışı kavramlar, tamamen sıradan kavramlara kıyasla dikkati daha fazla çekmekte ve bellekte daha yüksek oranda tutunmaktadir.
  • Bireyler, inanç sistemleriyle çelişen sezgi dışı sahte bilimsel iddiaları, bu bilgileri doğrulamak veya önceki inançlarıyla uzlaştırmak amacıyla sosyal çevreleriyle paylaşarak bilgi arama davranışını tetiklerler.
Yayın türü
Kuramsal makale
Yazarlar
Spencer Mermelstein ve Tamsin C. German
Dergi / alan
Sosyal Bilimler
Yıl
2021

İnceleme özeti

Kültürel temsillerin epidemiyolojik modelleri, insan zihninde evrimleşmiş temel alan sezgileri ile inançların içeriği arasındaki uyumun, bu inançların toplumsal yaygınlığını belirlediğini savunmaktadır. Aşı karşıtlığı ve GDO karşıtlığı gibi sahte bilimsel tutumlar, zihnin tiksinme, bulaşma ve özcülük sezgilerini tetiklediği için zihinsel süzgeçlere takılmadan kolayca benimsenmekte ve toplumda yayılmaktadır. Buna karşılık astroloji ve parapsikoloji gibi sezgilerle açıkça çelişen sahte bilimsel alanlar, nesnelerin uzaktan etki edemeyeceği ve zihinlerin doğrudan okunamayacağı yönündeki temel fizik ile psikoloji sezgilerini ihlal etmektedir. Bu çelişki, söz konusu inançların geniş kitlelerce nasıl kabul gördüğü ve sosyal iletişim ağlarında nasıl korunduğu sorusunu doğurarak bilişsel psikoloji ile kültür evrimi alanında önemli bir tartışma odağı oluşturmaktadır.

Söz konusu kuramsal soru çerçevesinde bu perspektif makalesi, sezgilerle çelişen sahte bilimin zihinsel işlenme ve yayılma kanallarını kavramsal olarak çözümlemeyi amaçlamaktadır. Yazar ampirik bir veri toplamamış; bunun yerine bilişsel gelişim, bellek, sosyal öğrenme ve epistemik teyit literatüründen elde edilen deneysel bulguları kuramsal bir çerçevede sentezlemiştir. İncelemede, zihnin iletişim değerlendirme mekanizmalarının sezgilerle çelişen bilgileri reddetmek yerine kaynak etiketi, tutum veya argüman bağlamı içeren üst-temsilsel (metarepresentational) bir formatta karantinaya aldığı ileri sürülmektedir. Bu karantina mekanizması, sezgilere aykırı bilginin doğrudan temel sezgileri güncellemesini veya gündelik davranışları anında yönlendirmesini engellerken, bilginin zihinde tutulmasına ve sörgülanmasına olanak tanımaktadır.

Elde edilen kuramsal çıkarımlar, sezgilerle çelişen sahte bilimsel kavramların asgari düzeyde sezgi ihlali içerdiğinde bellek açısından avantajlı hale geldiğini göstermektedir. Büyücülerin veya medyumların insan kategorisine ait temel özellikleri korurken yalnızca zihinsel kapasite sınırlarını ihlal etmesi, bu kavramların dikkat çekmesini ve bellekte kolayca kodlanmasını sağlamaktadır. Ayrıca bireyler, var olan ön inançlarıyla çelişen bu olağandışı bilgileri açıklığa kavuşturmak ve başkalarının görüşünü almak amacıyla sosyal çevrelerine aktarma eğilimi göstermektedir. İletişim sürecinde otorite figürlerine duyulan güven, sunulan gerekçelendirmeler ve kaygıyı azaltıcı işlevsel çıktılar, kişilerin bu kavramları açıkça desteklemesine yol açmakta, ancak bu durum zihinsel düzeyde örtük bir bağlılık oluşturmamaktadır.

Sonuç olarak çalışma, sahte bilimin homojen bir yapıda olmadığını, sezgiyle uyumlu ve sezgiyle çelişen sahte bilim türlerinin farklı bilişsel mekanizmalar üzerinden yayıldığını ortaya koymaktadır. Sezgilerle çelişen sahte bilimsel inanışların gündelik davranışlardan yalıtılmış olarak üst-temsilsel düzeyde taşınması, bireylerin beyan ettiği açık tutumlar ile eylemleri arasındaki uyumsuzluğu anlaşılır kılmaktadır. Bu tespitler, bilim iletişimi ve yanlış bilgiyle mücadele literatürüne önemli katkılar sunmaktadır; nitekim sahte bilimsel iddiaları çürütme stratejilerinin, hedeflenen inancın sezgisel uyumuna mu yoksa epistemik teyit mekanizmalarını zorlayan sezgi dışı yapısına mı dayandığı dikkate alınarak tasarlanması gerektiğini göstermektedir.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, Dan Sperber tarafından geliştirilen temsillerin epidemiyolojisi kuramına, Sperber ve Mercier'nin epistemik teyit (epistemic vigilance) ile argümantasyon modellerine ve Pascal Boyer'in asgari düzeyde sezgilere aykırı kavramlar (minimally counterintuitive concepts) bellek modeline dayanmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale; Blancke, Boudry ve arkadaşları tarafından sunulan sahte bilimin sezgisel uyum modeli, Spelke ve Baillargeon'un temel bilgi sezgileri literatürü, Mermelstein, Barlev ve German'ın zihinsel temsil eşzamanlılığı çalışmaları, Stahl ve Feigenson'ın beklenti ihlali ve bilgi arama davranışları ile Mercier ve arkadaşlarının sosyal saygınlık ve aktarım eğilimi araştırmalarını sentezlemektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, zihnin temel alan sezgilerini ihlal eden sahte bilimsel inançların epistemik teyit mekanizmaları tarafından engellenmesine rağmen toplumda nasıl yayıldığını ve açıkça destek bulduğunu açıklayan kuramsal bir yol sunmaktır (Mermelstein & German, 2021).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, kültürel epidemiyoloji ve bilişsel bilim çerçevesinde geliştirilen kuramsal bir model sunarak, sezgilerle çelişen sahte bilimsel inançların yayılımını zihnin iletişim değerlendirme ve epistemik teyit mekanizmaları üzerinden açıklamaktadır (Mermelstein & German, 2021).

epistemik teyitsezgilerle çelişen sahte bilimbilişsel epidemiyolojimetatemsilbellek optimizasyonusosyal aktarım

Bulgular

  1. Sezgilerle çelişen sahte bilimsel iddialar, zihnin epistemik teyit mekanizmaları tarafından karantinaya alınarak metatemsilsel bir formatta saklanir ve bu sayede doğrudan davranışları yönlendirmeleri sınırlandirilir (Mermelstein & German, 2021).

  2. Zihnin temel fiziksel ve psikolojik beklentilerini hafifçe ihlal eden asgari düzeyde sezgi dışı kavramlar, tamamen sıradan kavramlara kıyasla dikkati daha fazla çekmekte ve bellekte daha yüksek oranda tutunmaktadir (Mermelstein & German, 2021).

  3. Bireyler, inanç sistemleriyle çelişen sezgi dışı sahte bilimsel iddiaları, bu bilgileri doğrulamak veya önceki inançlarıyla uzlaştırmak amacıyla sosyal çevreleriyle paylaşarak bilgi arama davranışını tetiklerler (Mermelstein & German, 2021).

  4. Sezgilerle çelişen sahte bilimsel kavramların açıkça benimsenmesi, zihnin derinliklerindeki örtük taahhutlerle uyusmayabilir ve bu inançlar günlük pratik davranışları doğrudan belirlemek yerine belirli bağlamlarda rasyonalizasyon aracı olarak kullanılır (Mermelstein & German, 2021).

Tartışma ve sonuç

Makalede sunulan analizler, sezgi dışı sahte bilimsel kavramların zihnin epistemik teyit ve iletişim değerlendirme suzgeclerine takıldığını, ancak bu durumun onların elenmesi yerine metatemsilsel olarak karantinaya alınmasıyla sonuçlandığını göstermektedir.

Yazarlar bu durumu, insanların güvenilir kaynaklardan gelen veya sosyal çevrede yaygın olan sezgi dışı iddiaları hemen reddetmek yerine, gelecekte değerlendirmek üzere zihinde özel etiketlerle saklama eğiliminde olmalarıyla açıklamaktadır.

Tartışma bölümünde bu mekanizmanın, din psikolojisi ve bilim eğitimi literatüründeki representational co-existence bulgularıyla paralellik gösterdiği ve insanların hem bilimsel hem de doğaüstü kavramları sezgisel inançlarıyla yan yana barindirabildikleri vurgulanmaktadır.

Bu kuramsal çerçeve, astroloji veya parapsikoloji gibi alanlara yönelik sözel bağlılığın, bireylerin pratik dünyadaki kararlarında tam bir örtük taahhüt anlamına gelmediğini göstererek sahte bilimle mücadelede yeni bir bakış açısı sunmaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, Dan Sperber'in zihinsel metatemsil kuramına atıfta bulunarak, sezgi dışı sahte bilimsel iddiaların doğrudan kabul edilmek yerine, kaynağına veya suphe durumlarına yönelik etiketlerle bilişsel olarak karantinaya alındığını ve yansıtıcı inançlar olarak muhafaza edildiğini savunmaktadır (Mermelstein & German, 2021).

Çalışma, Pascal Boyer'in asgari düzeyde sezgi dışı kavramların bilişsel olarak optimal olduğu yönündeki tezini genişleterek, astroloji ve parapsikoloji gibi sahte bilimlerin de benzer şekilde dikkati çeken ve bellek avantajı sağlayan asgari sezgi dışı şablonları barındırdığını ortaya koymaktadır (Mermelstein & German, 2021).

Yazarların ulaştığı sonuç

Sonuç olarak, popüler ve sezgilerle çelişen sahte bilimlerin başarısı, zihnin bilgi değerlendirme mekanizmalarını devre dışı birakmalarindan değil, aksine bu mekanizmaları tetikleyerek dikkat cekmelerinden ve bilgi arama motivasyonunu somurmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, bireylerin sahte bilimsel iddiaları sözel düzeyde savunurken günlük eylemlerinde bu iddialarla çelişen sezgisel bilgilere sadık kalmalarını ve örtük bir taahhütte bulunmamalarini açıklamaktadır (Mermelstein & German, 2021).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, sahte bilimin toplumda yayılma süreçlerini inceleyen kültürel temsil epidemiyolojisi literatüründe kavramsal bir genişletme işlevi görmektedir. Klasik model, sahte bilimsel inançların zihnin evrimleşmiş sezgileriyle tam uyumu sayesinde yayıldığını öne sürerken; bu yayın astroloji ve parapsikoloji gibi doğrudan sezgileri ihlal eden fikirlerin nasıl yaygınlaştığını açıklayarak teorik bir boşluğu doldurmaktadır. Zihnin iletişim değerlendirme ve epistemik teyit mekanizmalarının bu tür sezgi dışı bilgileri doğrudan reddetmek yerine metatemsilsel olarak etiketleyip karantinaya aldığını öne sürerek, bilişsel psikoloji ile kültürel aktarım kuramları arasında özgün bir köprü kurmaktadır.

Çalışma, Dan Sperber tarafından geliştirilen temsil epidemiyolojisi ve epistemik teyit kuramlarına temelden dayanmaktadır. Sperber'in metatemsil kavramını sahte bilimsel inançların zihinsel formatını açıklamak için uyarlayan yazarlar, Pascal Boyer'in asgari düzeyde sezgi dışı kavramların bellekte tutunması modelini sahte bilim literatürüne entegre etmektedir. Ayrıca Blancke ve arkadaşları ile Boudry ve arkadaşlarının sezgiyle uyumlu sahte bilimler için ortaya koyduğu epidemiyolojik yaklaşımı reddetmeksizin genişletmekte, sezgilerle çelişen içeriklerin farklı bir psikolojik patikadan ilerleyerek kültürel başarıya ulaştığını göstermektedir.

Literatür taramaları açısından bu eser, sahte bilimi homojen ve tek tip bir olgu olarak ele alan geleneksel yaklaşımı geçersiz kılarak sezgiyle uyumlu ve sezgi dışı sahte bilimler şeklinde ikili bir kavramsallaştırma sunmaktadır. İnançların beyan edilen açık düzeydeki kabulü ile zihindeki örtük taahhütler arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyarak, sosyolojik ve psikolojik taramalarda karşılaşılan tutarsızlıkların çözülmesine katkı sağlar. Araştırmacılara, sezgi dışı iddiaların yaygınlaşmasında yalnız içerik cazibesini değil, bilgi arama motivasyonunu ve otoritelerden gelen sosyal desteği de dikkate almaları gerektiğini gösterir.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewSezgilerle çelişen sahte bilimsel fikirler zihinde metatemsilsel olarak saklanarak doğrudan davranışsal çıktı oluşturmaktan alıkonur.

Bu tez çalışmasında sahte bilimsel inançların her zaman doğrudan eyleme dönüşmediğini ve zihinsel süzgeçlerle karantinaya alındığını vurgulamak için kullanılır (Mermelstein & German, 2021).

Sezgi Dışı Sahte Bilimsel İddiaların Bellekte Tutunma ve Aktarım Sadakati Açısından Deneysel İncelemesi

Araştırma sorusu
Asgari düzeyde sezgi dışı sahte bilimsel ifadeler, tamamen sezgisel ifadelerle karşılaştırıldığında kulaktan kulağa aktarım zincirinde ne düzeyde bellek avantajı gösterir?
Yöntem taslağı
Katılımcı sayısı güç analiziyle belirlenecek deneysel bir araştırmada, 5'er kişilik aktarım zincirleri oluşturularak asgari sezgi dışı ve sezgisel sahte bilim metinleri okunacak; metinlerin ardışık hatırlanma ve aktarılma sadakati nitel içerik analizi ve nicel hatırlama skorlarıyla ölçülecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede Boyer'in asgari sezgi dışı kavramlar modelinin sahte bilimsel iddialara uygulanabilirliği ve serial re-transmission yönteminin gelecekteki ampirik çabalarda kullanılması yönündeki çağrısından türetilmiştir (Mermelstein & German, 2021).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveAsgari düzeyde sezgi dışı ögeler içeren sahte bilimsel iddialar zihnin dikkat ve bellek mekanizmalarını uyararak kültürel aktarım avantajı sağlar.

Kültürel aktarım modellerinde bazı sahte bilimsel içeriklerin neden daha akılda kalıcı ve paylaşılmaya değer bulunduğunu açıklamak için kaynak gösterilir (Mermelstein & German, 2021).

Belirsizlik ve Kontrol Kaybı Durumlarında Sezgisel ve Sezgi Dışı Sahte Bilimsel Önerilere Uyumun Karşılaştırılması

Araştırma sorusu
Kontrol duygusu manipüle edilen bireylerin sezgilerle çelişen sahte bilimsel tavsiyelere açık uyum dereceleri ile örtük eylem eğilimleri arasında anlamlı bir fark var mıdır?
Yöntem taslağı
Güç analizi ile belirlenen örneklemde kontrol kaybı ve nötr durum manipülasyonu uygulanacak; bağımlı değişken olarak astrolojik tavsiyelere uyum hem öz-bildirim ölçekleriyle hem de örtük çağrışım testi benzeri tepki süresi görevleriyle analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin tartışma bölümünde ifade edilen, sezgi dışı sahte bilimlerin kaygı azaltıcı işlevleri ile explicit endorsement ve tacit commitment arasındaki ayrım önermesinden türetilmiştir (Mermelstein & German, 2021).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaSezgilerle çelişen sahte bilimsel iddiaların rasyonelleştirilmesi, bireylerin kendi bilişsel eğilimlerine ve saygın otoritelere başvurmasıyla gerçekleşir.

Araştırma bulgularında katılımcıların sezgi dışı iddiaları savunurken otoriteye atıf yapma eğilimlerini tartışmak için teorik dayanak sunar (Mermelstein & German, 2021).

Sosyal Medyada Sezgi Dışı Yanlış Bilgi Paylaşımında Bilgi Arama Motivasyonu ve Kaynak Gösterim Stratejileri

Araştırma sorusu
Sosyal medya kullanıcıları sezgilerle çelişen sahte bilimsel iddiaları paylaşırken doğrudan sahiplenme yerine hangi kaynağa atıf yapma ve sorumluluktan kaçınma söylemlerini tercih etmektedir?
Yöntem taslağı
Veri doygunluğuna ulaşılana kadar belirlenen nitel örneklemde sosyal medya paylaşımları ve odak grup görüşmeleri incelenecek; metinlerdeki metatemsilsel etiketler, 'bir yerde okudum' biçimindeki ifadeler ve söylem stratejileri tematik analiz yöntemiyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede belirtilen, bireylerin sezgi dışı fikirleri bilgi arama veya başkalarının tepkisini ölçme amacıyla kendi fikirleri gibi sunmadan sosyal çevreye aktardıkları önermesinden türetilmiştir (Mermelstein & German, 2021).

Kaynakça

  1. Sperber, D. (1997). Intuitive and reflective beliefs. Mind Lang. 12, 67-83. doi: 10.1111/j.1468-0017.1997.tb00062.x
  2. Boyer, P. (2001). Religion Explained: The Evolutionary Origins of Religious Thought. New York, NY: Basic Books.

Bu konudaki diğer çalışmalar

İşletme, Ekonomi ve İletişimNitel araştırma · 2019

Sosyal medya toplumsal hareketlerde nasıl bir rol oynuyor?

15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Twitter kullanımında olağanüstü bir artış yaşanmış, günlük ortalama 5,6 milyon olan tweet sayısı 15 Temmuz'da 6,8 milyona, 16 Temmuz'da ise yaklaşık %223 artarak 18,6 milyona ulaşmıştır. Bu artış dijital platformların anlık kriz iletişimindeki kitlesel rolünü ortaya koymaktadır.

Semra Demirdiş · Sosyal Bilimler