Araştırma sonuçları, akademik tukenmisligin ogretim elemanlarinin kurumda kalma istegi üzerindeki tahrip edici etkisini acikca göstermektedir. Yazar, bu bulguyu yüksekogretimdeki performans odakli değerlendirme sistemlerinin yarattigi aşırı is yuku ve akademik kriz algisiyla ilişkilendirerek, stresli bir ortam algisinin doğrudan ayrilma niyetini tetikledigini savunmaktadir.
Is doyumunun aracılik rolu üzerine yapilan tartismada, bu değişkenin tukenmisligin isten ayrilma davranışina dönüşmesini engelleyen veya hafifleten psikolojik bir durum oldugu vurgulanmistir. Yazar, is doyumunun ogretmen kimligi ve meslektaslarla kurulan ilişkiler gibi alt bilesenlerle birlikte değerlendirildiginde, dehumanize edici etkilerle basa cikmada kritik bir arac oldugunu belirtmektedir.
Proaktif kisilik değişkeninin düzenleyici etkisi, çalışmanın en özgün cikarimlarindan biridir. Yüksek proaktiflige sahip bireylerin, is doyumundaki değişimlere karsi daha hassas olduklari ve kendi kariyerlerini sekillendirme egiliminde olduklari için is doyumsuzlugu durumunda ayrilma niyetini daha hizli geliştirdikleri yazar tarafindan açıklanmaktadir.
Sonuç olarak yazar, universite yönetimlerine proaktif davranışlari destekleyen yenilikci bir iklim oluşturmalarini ve sadece performans sayilarina odaklanmak yerine ogretim elemanlarinin ruh sağlığıni gozeten mental sağlık politikalari geliştirmelerini önermektedir. Bu yaklaşim, kurumsal istikrarin sağlanmasi ve beseri sermaye kaybinin onlenmesi acisindan elzem gorulmektedir.