Birleşik Krallık ve Küresel Kuzey genelinde etnik azınlık gruplarının ruh sağlığı hizmetlerine erişiminde, hizmet deneyimlerinde ve klinik sonuçlarında gözlemlenen derin eşitsizlikler elli yılı aşkın süredir belgelenmektedir. Beyaz Britanyalı nüfusa kıyasla etnik azınlık bireylerinin birincil basamak ruh sağlığı hizmetlerinden daha az yararlandığı, buna karşın kriz yolları, zorunlu yatışlar ve cezai/adli mekanizmalar üzerinden sağlık sistemine giriş yaptığı açıkça bilinmektedir. Yasal düzenlemeler ve politika müdahalelerine rağmen bu alandaki ilerlemenin son derece sınırlı kalması, eşitsizliklerin ardında yatan temel mekanizmaların ve kurumsal dinamiklerin tam olarak anlaşılamadığını göstermektedir. Bu bağlamda, sorunun yalnızca bireysel düzeydeki engelleyicilerle açıklanamayacağı, sistemik ve kurumsal düzeydeki ırkçılık ile epistemolojik uyumsuzlukların bütüncül biçimde incelenmesi gerektiği ortadadır.
Bu çalışma, etnik azınlıkların birincil basamak ruh sağlığı hizmetlerinde neden yetersiz temsil edildiğini ve kriz yollarında neden aşırı temsil edildiğini kavramsal düzeyde açıklamak amacıyla yürütülen nitel bir kanıt sentezidir. Yöntemsel olarak Noblit ve Hare tarafından geliştirilen ve eMERGe bildirim yönergeleriyle güncellenen meta-etnografi yaklaşımı benimsenmiştir. Ekim 2022 tarihine kadar altı ana veri tabanından ve gri literatürden derlenen, Birleşik Krallık bağlamındaki 66 nitel araştırma incelemeye alınmıştır. Verilerin çözümlemesinde karşılıklı, çürütücü ve argüman çizgisi analizi yaklaşımları kullanılarak çalışmalar arasındaki uyuşma ve ayrışma noktaları taranmıştır. Ayrıca araştırma sürecinin her aşamasına hizmet kullanıcıları, hasta yakınları ve klinik uygulayıcılardan oluşan 10 kişilik bir danışma kurulu aktif olarak dahil edilmiş ve analitik bulguların yaşanmış deneyimlerle doğrulaması sağlanmıştır.
Sentez sonuçları, mevcut kamusal ruh sağlığı hizmetlerinin monokültürel, tek tipçi ve avrupa merkezci tıbbi değerlendirme çerçevelerine dayanmasının etnik azınlıklar için kişiselleştirilmiş bakımın önünde en büyük engeli oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Bireylerin yaşadığı ruhsal sıkıntıların göç stresi, sistemik ırkçılık, toplumsal dışlanma ve karmaşık travmalarla ilişkisi göz ardı edilmekte; bu durum hastalar tarafından epistemolojik adaletsizlik ve tanıklık adaletsizliği olarak deneyimlenmektedir. Tıbbi tanıların doğrudan birer damgalama aracına dönüşmesi ve kurumsal ırkçılık deneyimleri, azınlık gruplarında hizmetlere karşı derin bir güvensizlik ve tıbbi zarar görme korkusu yaratmaktadır. Sonuç olarak bireyler ana akım ruh sağlığı hizmetlerinden kaçınmakta, kriz anına kadar yardım aramamakta veya alternatif desteği sivil toplum kuruluşlarında ve topluluk ağlarında aramaktadır.
Yapılan meta-etnografik çözümleme, etnik eşitsizliklerle mücadelede mevcut hizmet yapılarında yüzeysel iyileştirmeler yapmanın yetersiz olduğunu ve köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Yazarlar, geleneksel semptom odaklı tıp modelinden, bireyin toplumsal, kültürel ve inanç dünyasını kapsayan bütüncül, ırkçılık karşıtı ve toplumsal bakım modellerine geçilmesini önermektedir. Bu araştırma, literatür taraması yapan Türk araştırmacılar için etnik ve toplumsal azınlıkların sağlık hizmeti kullanımındaki engelleri değerlendirmede teorik bir zemin sunmaktadır. Bireysel özellikleri ham etnik kategoriler yerine ırkçılık, göç, inanç ve travma gibi kesişimsel boyutlarla ele almanın nitel ve ampirik araştırmalara sağlayacağı katkı açıkça vurgulanmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Birleşik Krallık bağlamında etnik azınlık gruplarının ruh sağlığı hizmetlerine erişimini, hizmet deneyimlerini ve tutumlarını inceleyen akademik veri tabanları ile gri literatür külliyatı.
- Örneklem veya araştırma materyali
- OpenGrey, Kings Fund, CINAHL, Medline, PsycINFO ve Social Care Online veri tabanlarından başlangıçtan 2 Ekim 2022'ye kadar taranan 14.142 yayından dahil etme kriterlerine uyan ve kavramsal açıdan zengin 66 nitel araştırma makalesi ve raporu.
- Veri toplama süreci
- Sistematik veri tabanı aramaları, gri literatür taraması, atıf kartopu yöntemi ve uzman/danışma grubu görüşleri yoluyla nitel veri toplama araçları kullanan birincil çalışmalar derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Birincil çalışmalardaki doğrudan katılımcı ifadeleri (birincil yapılar) ve araştırma temaları (ikincil yapılar) incelenerek; karşılıklı çeviri (reciprocal), çürütücü analiz (refutational) ve argüman çizgisi (line of argument) sentez teknikleriyle üçüncül kavramsal yapılar oluşturulmuştur.
Etnik EşitsizliklerEpistemik AdaletsizlikMeta-EtnografiIrkçılık ve Karmaşık TravmaMedikalize Edilmiş Eurocentric Bakım ModeliKişi Odaklı Ruh SağlığıKesişimsellik
01Mevcut yasal ruh sağlığı hizmeti modelleri, Avrupamerkezci ve medikalize edici değerlendirme yaklaşımlarının egemenliği nedeniyle etnik azınlık gruplarına kişi odaklı bakım sunulmasında temel bir engel teşkil etmektedir(Bansal et al., 2022).
02Tıbbi eğitim ve klinik hizmetlerde sosyal yönelimli bütüncül bilgi çerçevelerinin eksikliği, rahatsızlıklarını göç, sistemik ırkçılık ve karmaşık travmaya bağlayan bireyler tarafından epistemik adaletsizlik olarak deneyimlenmektedir(Bansal et al., 2022).
03Zarar görme korkusu, uygulanan tedavilerin uygunsuzluğuna dair endişeler ve sağlık personeliyle yaşanan ırkçı muamele ile tıbbi ihmal tecrübeleri, azınlık gruplarının ana akım sağlık hizmetlerinden kaçınmasına neden olmaktadır(Bansal et al., 2022).
04Etnik eşitsizliklerin azaltılmasında yıllardır kayda değer bir ilerleme sağlanamaması, katılım ve ortak üretim (coproduction) süreçlerinin yüzeysel kalmasına ve topluluk temelli çözüm önerilerinin kurumsal olarak benimsenmemesine dayanmaktadır(Bansal et al., 2022).
05Hizmet planlamasında kaba ve homojen etnik kategori tanımlamaları yerine; ırkçılık, göç, din/inanç ve karmaşık travma gibi kesişimsel yaşantıların dikkate alınması çok daha açıklayıcı ve etkilidir(Bansal et al., 2022).