Sağlık hizmetleri, yüksek düzeyde bilişsel performans, duygusal dayanıklılık ve kesintisiz sorumluluk gerektiren mesleki yapısıyla çalışanlar üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturmaktadır. Kronik iş yeri stresinin yönetilememesi sonuçunda ortaya çıkan mesleki tükenmişlik sendromu, günümüzde hekimler, hemşireler ve diğer sağlık personeli arasında yaygın bir sorun haline gelmiştir. Uluslararası literatürde tükenmişliğin işten ayrılma niyeti, tıbbi hata oranları ve depresif semptomlarla ilişkisi geniş ölçüde belgelenmiş olmakla birlikte, intihar düşüncesi, intihar girişimi ve intihara bağlı ölümler gibi en ağır psikolojik sonuçlarla olan bağı farklı ölçekler ve örneklemler nedeniyle muğlaklığını korumuştur. Bu çalışma, sağlık çalışanlarında tükenmişlik ile intihar riski arasındaki ilişkinin yönünü, büyüklüğünü ve risk altındaki hassas grupları sistematik bir biçimde ortaya koymak amacıyla yürütülen kapsamlı bir sentez sunmaktadır.
Araştırma, PRISMA 2020 rehberliği doğrultusunda tasarlanmış ve PROSPERO veritabanında (CRD420251037488) önceden tescil edilmiştir. PubMed, Scopus, Web of Science ve PsycINFO veritabanlarında 2005 ile 2024 yılları arasında yayımlanan nicel araştırmalar taranmış, geçerliliği kanıtlanmış tükenmişlik ve intihar ölçüm araçlarını kullanan 29 birincil çalışma nitel senteze dahil edilmiştir. Yöntemsel kalitenin değerlendirilmesinde Newcastle-Ottawa Ölçeği (NOS) kullanılmış ve dâhil edilen çalışmaların orta ile yüksek kalite düzeyinde olduğu saptanmıştır. Uygun nicel verilere sahip 10 çalışma ise rastgele etkiler modeli (DerSimonian-Laird yöntemi) kullanılarak meta-analize tabi tutulmuştur. Meta-analizde etki büyüklükleri olasılık oranları (OR) ve %95 güven aralıkları ile ifade edilmiş, heterojenlik I küre istatistiği ile değerlendirilmiştir.
Sentezlenen bulgular, yüksek düzeyde tükenmişlik yaşayan sağlık çalışanlarının, düşük tükenmişlik gösteren meslektaşlarına kıyasla anlamlı derecede yüksek intihar riskine sahip olduğunu göstermektedir (havuzlanmış OR = 2,32; %95 GA = 1,78–3,02). Tükenmişliğin alt boyutları incelendiğinde, intihar riski ile en güçlü ve tutarlı ilişkinin duygusal tükenme boyutunda gerçekleştiği görülmüştür (OR = 2,67; %95 GA = 2,01–3,56). Duyarsızlaşma boyutu da istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif ilişki sergilerken (OR = 2,11; %95 GA = 1,54–2,91), kişisel başarıda düşme boyutu daha zayıf ve tutarsız bir bağ ortaya koymuştur. Alt grup analizleri, kadın hekimlerin, genç ve mesleğin başındaki klinik çalışanların, gece vardiyasında çalışanların ve COVID-19 pandemisi döneminde yürütülen araştırmalara katılan bireylerin psikolojik kırılganlığının ve intihar eğiliminin daha yüksek olduğunu belirlemiştir.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümleri, elde edilen bulguları İntiharın Kişilerarası Kuramı ve İş İstemleri-Kaynakları Modeli çerçevesinde yorumlamaktadır. Duygusal tükenmenin yarattığı psikolojik kaynak erimesi ile duyarsızlaşmanın getirdiği mesleki yabancılaşma, intihar riskini artıran temel mekanizmalar olarak öne çıkmaktadır. Yazar, tükenmişliğin bireysel bir başarısızlık değil, örgütsel bir sistem sorunu olarak ele alınması gerektiğini ve kurum düzeyinde güvenli personel oranları, adil iş yükü düzenlemeleri, gizli ruh sağlığı desteği ve taranabilir izlem sistemlerinin acilen kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu derleme, Türk araştırmacılar için sağlık kurumlarında iş sağlığı politikalarının geliştirilmesi, tükenmişlik önleme programlarının intiharı önleme stratejileriyle entegre edilmesi ve gelecekteki boylamsal araştırmaların tasarlanması açısından güçlü bir kanıt zemini sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Joiner tarafından geliştirilen İntiharın Kişilerarası Kuramı (Interpersonal Theory of Suicide), İş İstemleri-Kaynakları Modeli (Job Demands-Resources Model) ve Kaynakların Korunması Kuramı (Conservation of Resources Theory) çerçevesinde kurgulanmıştır. Duygusal tükenme kişinin psikolojik kaynaklarının tükenmesini ve algılanan yük olma hissini beslerken, duyarsızlaşma ise mesleki ve sosyal bağların kopmasıyla engellenmiş ait olma duygusunu tetiklemekte ve intihar eğilimini açıklayıcı bir kuramsal zemin sunmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI), Copenhagen Tükenmişlik Envanteri (CBI) ve Oldenburg Tükenmişlik Envanteri (OLBI) ile yapılan uluslararası araştırmaları; klinik doktorlar, hemşireler, asistan hekimler ve sağlık personeli üzerindeki ampirik çalışmaları kapsamakta; ayrıca COVID-19 pandemisi öncesi ve dönemi araştırmalarını karşılaştırmalı olarak ele almaktadır.