İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2020

Nepal'in Dang Bölgesindeki Silahlı Çatışma Mağdurları Arasında İşkence, Kayıp ve Güvensizliğin Uzun Vadeli Ruh Sağlığı Sonuçları Üzerine Nitel Bir Çalışma

The Long-Term Mental Health Consequences of Torture, Loss, and Insecurity: A Qualitative Study Among Survivors of Armed Conflict in the Dang District of Nepal

Okur sorusu

Silahlı çatışma ve iskencenin uzun vadeli ruh sağlığı etkileri nelerdir?

Yazarlar, Nepal'deki savaş mağdurlarının uzun vadeli ruh sağlığı ve psikososyal iyilik hallerini iyileştirmek için yalnızca travma odaklı psikiyatrik müdahalelerin yetersiz kalacağını; yoksulluk, altyapı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve insan haklarını kapsayan çok sektörlü ve bütüncül sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Öne çıkanlar

  • Çatışma mağdurlarının yaşadığı ruhsal ve fiziksel belirtiler yalnızca geçmişteki travmatik şiddet olaylarından değil, aynı zamanda günlük ekonomik yetersizlikler ve sosyal dışlanma gibi süreğen günlük stresörlerden kaynaklanmaktadır.
  • Dul kadınlar ve engelli bireyler gibi çatışma sonrası toplumsal konumu zayıflayan gruplar, sosyal destek eksikliği ve damgalanma nedeniyle daha yüksek düzeyde psikolojik ve somatik belirti bildirmektedir.
  • Katılımcılar yaşadıkları ruhsal sıkıntılarla baş etmek için toplumsal etkileşim, kaçınma, geri çekilme ve alkol veya tütün kullanımı gibi çeşitli bireysel ve sosyal baş etme stratejilerine başvurmaktadır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Hanna Kienzler ve Ram P. Sapkota
Dergi / alan
Sosyal Bilimler
Yıl
2020
Örneklem
Amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleriyle seçilen, yaşları 30 ile 65 arasında değişen 25 sivil katılımcı (14 erkek, 11 kadın; 3'ü eski Maocu savaşçı).
Veri kaynakları
Yarı yapılandırılmış mülakatlar, kültüre uyarlanmış McGill Hastalık Anlatısı Görüşmesi (MINI) protokolü ve doğrudan ev içi gözlemler.
Analiz yöntemi
Tümdengelimci ve tümevarımcı kodlama yaklaşımlarının bir arada kullanıldığı tematik analiz yöntemi.

İnceleme özeti

Çatışma ve savaş sonrası toplumlarda yürütülen ruh sağlığı araştırmaları sıklıkla kriz dönemlerinin hemen ardından sağlanan kısa süreli insani yardımlar ve psikiyatrik müdahaleler üzerine yoğunlaşmaktadır. Ancak travmatik olayların bireyler üzerindeki psikososyal etkileri onlarca yıl sürebilmekte ve çatışma sonrasında devam eden yoksulluk, toplumsal dışlanma, işsizlik ve aile içi gerilimler gibi günlük stresörlerle derinleşmektedir. Nepal'de 1996-2006 yılları arasında yaşanan Maoist Çatışması şiddet, işkence, zorla kaybetme ve yıkımlara yol açmıştır. Literatürde çatışmanın hemen sonrasındaki ruh sağlığı sorunları geniş biçimde belgelenmiş olsa da, şiddetten hayatta kalanların uzun vadeli iyilik hallerini, sıkıntılarını yerel kavramlarla nasıl ifade ettiklerini ve sağlık arama davranışlarını nasıl şekillendirdiklerini inceleyen araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu araştırma, uzun erimli psikososyal etkilerin toplumsal ve ekonomik belirleyicilerle nasıl kesiştiğini ortaya koyma ihtiyacından doğmuştur.

Bu araştırmanın temel amacı, Nepal'in Dang bölgesinde yaşayan ve Maoist Çatışması'ndan etkilenen hayatta kalanların ruh sağlığı algılarını, baş etme stratejilerini ve tedavi arayış süreçlerini nitel yöntemlerle derinlemesine incelemektir. Araştırma kapsamında 2013 yılında 30 ile 65 yaşları arasında 14 erkek ve 11 kadın olmak üzere toplam 25 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt ve kartopu örnekleme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Hastalık anlatılarını açığa çıkarmak amacıyla Nepalcere çevrilmiş ve kültürel uyarlaması yapılmış McGill Hastalık Anlatısı Görüşmesi (MINI) protokolünden yararlanılmıştır. Görüşme verileri doğrudan ses kaydına alınarak deşifre edilmiş, ardından tümdengelimsel ve tümevarımsal kodlama yaklaşımları birleştirilerek tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Veri toplama sürecinde ayrıca katılımcıların hane içi etkileşimleri ve yaşam koşulları gözlemlenmiştir.

Araştırma bulguları, katılımcıların uykusuzluk, endişe, baş ağrısı, göğüs ağrısı, mide rahatsızlıkları ve zihinsel huzursuzluk gibi çok çeşitli fiziksel ve psikosomatik belirtiler yaşadığını göstermektedir. Bu semptomların kökeni ilk olarak çatışma dönemindeki işkence, yakınların kaybı, kaybolmalar ve şiddet tanıklıklarına dayandırılmakla birlikte, zamanla devam eden yoksulluk, dul kalma, engellilik ve toplumsal dışlanma gibi günlük stresörlerle yeniden üretildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların baş etme mekanizmaları arasında sosyal etkileşim, kaçınma, geri çekilme, işe yoğunlaşma ve madde kullanımı öne çıkmaktadır. Sağlık arama rotalarında ise bireylerin kamu ve özel hastanelerdeki biyotıbbi tedaviler ile geleneksel şifacılara aynı anda başvurdukları hibrit bir yol izledikleri görülmektedir. Biyotıbbi ilaçların geçici rahatlama sağladığı ancak sosyo-ekonomik koşullar ve travmatik anılar devam ettiği sürece kalıcı iyileşme sunamadığı belirtilmektedir.

Araştırma sonuçları, travma sonrası müdahalelerin yalnızca bireysel psikolojik semptomların giderilmesine odaklanan yaklaşımının yetersizliğini ve sağlığın sosyal belirleyicilerini içeren bütüncül politikaların gerekliliğini kanıtlamaktadır. Yazarlar, makalede ülke, hizmet, topluluk ve hane halkı düzeyinde çok sektörlü müdahale önerileri sunarak ruh sağlığı hizmetlerinin sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarıyla entegre edilmesini savunmaktadır. Bu çalışma, Türk araştırmacılar için çatışma veya göç sonrası travma çalışmalarında nitel anlatı yöntemlerinin ve kültürel sıkıntı ifadelerinin kullanımına ilişkin somut bir metodolojik örnek oluşturmaktadır. Özellikle insani kriz veya toplumsal şiddet sonrasında yürütülecek tez ve makale çalışmalarında, travma maruziyeti ile günlük yaşam stresörlerinin birleşik etkisini incelemek için elverişli bir kuramsal ve ampirik zemin hazırlamaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, savaş maruziyeti ile sağlığın sosyal belirleyicileri arasındaki çift yönlü etkileşimi vurgulayan bütüncül ve bağlama özgü psikososyal çerçeveye dayanmaktadır. Bireysel travma işleme süreçlerinin yanı sıra günlük stresörlerin travma etkisini aktarıcı ve pekiştirici rolünü dikkate alan sosyo-ekolojik yaklaşım benimsenmiştir. Ayrıca McGill Hastalık Anlatısı Görüşmesi (MINI) aracılığıyla yerel etno-psikolojik kavramlar ve kültürel sıkıntı ifade biçimleri (idioms of distress) teorik çözümlemenin merkezine yerleştirilmiştir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, çatışma sonrası ruh sağlığı literatüründe hakim olan kısa vadeli psikiyatrik müdahale odaklı çalışmaları eleştirel biçimde ele almaktadır. Miller ve Rasmussen'in travma maruziyeti ile günlük stresörler arasındaki ilişkiyi kuramlaştıran modellerine, Nepal bağlamındaki etno-psikoloji ve sıkıntı ifadeleri (Kohrt ve Hruschka, Kohrt ve Harper) çalışmalarına atıfta bulunulmaktadır. Ayrıca, Bosna, Hırvatistan ve Sri Lanka gibi çatışma sonrası coğrafyalardaki uzun erimli psikososyal etkileri inceleyen boylamsal ve nitel araştırmalarla karşılaştırmalı bir literatür bağı kurulmaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın amacı, Nepal Dang bölgesindeki silahlı çatışma mağdurlarının ruh sağlıklarını ve iyilik hallerini nasıl algıladıklarını, baş etme mekanizmalarını ve sağlık arama rotalarını nitel bir yaklaşımla açığa çıkarmaktır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışma, nitel araştırma desenine dayalı tematik analiz yöntemiyle yürütülen ve mağdurların hastalık anlatılarını açığa çıkarmayı hedefleyen bir saha araştırmasıdır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Evren veya inceleme alanı
Nepal'in Dang bölgesinde Maocu Çatışma (1996-2006) döneminde aşırı şiddet ve işkenceye maruz kalmış sivil yetişkin nüfus.
Örneklem veya araştırma materyali
Amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleriyle seçilen, yaşları 30 ile 65 arasında değişen 25 sivil katılımcı (14 erkek, 11 kadın; 3'ü eski Maocu savaşçı).
Veri toplama süreci
Yarı yapılandırılmış mülakatlar, kültüre uyarlanmış McGill Hastalık Anlatısı Görüşmesi (MINI) protokolü ve doğrudan ev içi gözlemler.
Veri analiz yöntemi
Tümdengelimci ve tümevarımcı kodlama yaklaşımlarının bir arada kullanıldığı tematik analiz yöntemi.
İşkence ve Şiddet MağduriyetiUzun Vadeli Ruh SağlığıGünlük StresörlerSıkıntı İfadeleri (Idioms of Distress)Sağlık Arama DavranışlarıBütüncül Psikososyal Müdahaleler

Bulgular

  1. Çatışma mağdurlarının yaşadığı ruhsal ve fiziksel belirtiler yalnızca geçmişteki travmatik şiddet olaylarından değil, aynı zamanda günlük ekonomik yetersizlikler ve sosyal dışlanma gibi süreğen günlük stresörlerden kaynaklanmaktadır (Kienzler & Sapkota, 2020).

  2. Dul kadınlar ve engelli bireyler gibi çatışma sonrası toplumsal konumu zayıflayan gruplar, sosyal destek eksikliği ve damgalanma nedeniyle daha yüksek düzeyde psikolojik ve somatik belirti bildirmektedir (Kienzler & Sapkota, 2020).

  3. Katılımcılar yaşadıkları ruhsal sıkıntılarla baş etmek için toplumsal etkileşim, kaçınma, geri çekilme ve alkol veya tütün kullanımı gibi çeşitli bireysel ve sosyal baş etme stratejilerine başvurmaktadır (Kienzler & Sapkota, 2020).

  4. Biyomedikal tedaviye erişim sağlayan mağdurlar ilaç tedavisinin kronik belirtileri tamamen iyileştirmede yetersiz kaldığını görmekte ve geleneksel iyileştiriciler ile tıbbi bakım arasında karmaşık yardım arama rotaları izlemektedir (Kienzler & Sapkota, 2020).

Tartışma ve sonuç

Araştırma bulguları, silahlı çatışma sonrasında bireylerin ruh sağlığı sorunlarının sadece geçmiş travmatik anılardan değil, günlük yaşamda karşılaşılan ekonomik sıkıntılar ve sosyal marjinalleşme ile etkileşim halinde biçimlendiğini göstermektedir.

Yazarlar bu durumu, çatışma sonrası dönemde yaşanan yoksulluk ve toplumsal cinsiyet temelli dışlanmanın travma etkilerini yeniden ürettiği ve bireylerin psiko-sosyal iyileşme süreçlerini doğrudan engellediği şeklinde açıklamaktadır.

Tartışma bölümünde bu sonuçlar, travmanın günlük stresörler aracılığıyla aktarıldığını gösteren Ponnamperuma ve Nicolson (2018) ile travma odaklı modellerin yetersizliğini savunan Miller ve Rasmussen (2010) çalışmalarıyla paralellik kurularak değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede çalışma, savaş sonrası psikososyal destek programlarının yalnızca biyomedikal veya travma odaklı klinikler ile sınırlandırılmaması, bunun yerine sosyal belirleyicileri iyileştiren geniş kapsamlı toplumsal politikalara entegre edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, günlük kronik stresörlerin travmatik yaşantıların ruh sağlığı üzerindeki etkisini aracıladığı ve sosyal desteğin bu süreci hafiflettiği yönündeki bulguları Sri Lanka'daki ergenlerle yapılan Ponnamperuma ve Nicolson (2018) çalışmasıyla karşılaştırarak çatışma sonrası günlük yaşam koşullarının bütüncül müdahalelerdeki önemini vurgulamaktadır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Yazarların ulaştığı sonuç

Yazarlar, Nepal'deki savaş mağdurlarının uzun vadeli ruh sağlığı ve psikososyal iyilik hallerini iyileştirmek için yalnızca travma odaklı psikiyatrik müdahalelerin yetersiz kalacağını; yoksulluk, altyapı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve insan haklarını kapsayan çok sektörlü ve bütüncül sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, alan literatüründe geleneksel olarak klinik/biyomedikal travma odaklı yaklaşımlar ile toplum temelli psikososyal çerçeveler arasında var olan teorik ve uygulamalı ayrımı köprüleme işlevi görmektedir. Çatışma sonrası ortamlarda yürütülen araştırmaların büyük bölümünün acil insani yardım dönemlerine veya kısa vadeli semptom ölçümlerine odaklandığı bir bağlamda, bu eser çatışmanın bitiminden yıllar sonra bile devam eden ruh sağlığı sorunlarını kronik günlük stresörlerle etkileşimi içinde ele alarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.

Çalışma, Miller ve Rasmussen (2010) tarafından ortaya konulan 'travma maruziyeti ve günlük stresörlerin bütünleşik modeli' kuramsal temelini benimseyerek geliştirmekte; ayrıca Ponnamperuma ve Nicolson (2018) gibi araştırmacıların günlük stresörlerin travmanın ruh sağlığı üzerindeki etkisini aktarıcı bir rol oynadığına ilişkin bulgularını nitel ampirik kanıtlarla desteklemektedir. Nepal bağlamındaki önceki araştırmalara kıyasla, biyomedikal ve geleneksel iyileşme pratiklerinin birlikte yürütüldüğü tıbbi çoğulculuğu ve yardım arama rotalarını derinlemesine çözümlemektedir.

Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, savaş ve siyasal şiddet mağdurlarının ruh sağlığı değerlendirmelerinde yalnızca Post-Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB) gibi psikiyatrik teşhis kategorilerine dayanmanın yetersizliğini göstermektedir. Makale, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, mülksüzleşme, dul kalma ve engellilik gibi yapısal şiddet biçimlerinin ruhsal sıkıntıyı nasıl yeniden ürettiğini belgeleyerek, insani yardım ve kamu sağlığı literatüründe bütüncül ve çok sektörlü müdahale modellerinin gerekliliğine dair güçlü bir kaynak sunmaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewÇatışma sonrası toplumlarda ruh sağlığı sorunları yalnızca geçmiş travmatik olaylardan değil, süreğen ekonomik yetersizlikler ve sosyal marjinalleşmeden kaynaklanmaktadır.

Tez çalışmalarının literatür taraması bölümünde, travmanın tek başına değil günlük yaşam stresörleriyle etkileşim halinde ruhsal sıkıntı ürettiğini temellendirmek için bu kaynak kullanılabilir (Kienzler & Sapkota, 2020).

Çatışma Sonrası Dönemde Savaş Dullarının Sosyo-Ekonomik Güçlenmesi ve Ruh Sağlığı Değişimlerinin Boylamsal Analizi

Araştırma sorusu
Çatışma sonrası toplumda mikro-finans ve istihdam programlarına katılan savaş dullarının psikososyal iyilik halleri ve günlük stres düzeyleri zaman içinde nasıl değişmektedir?
Yöntem taslağı
Karma yöntemli (mixed-methods) ardışık açıklayıcı tasarım. Nicel aşamada veri doygunluğu ve güç analiziyle belirlenen örneklem üzerinde ölçek uygulaması; nitel aşamada ise 20 savaş dulu ile derinlemesine görüşmeler ve tematik analiz yapılması önerilir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede war dullarının yaşadığı ağır sosyal dışlanma ve ekonomik çaresizliğin semptomları artırdığı bulgusundan ve yazarların çok sektörlü müdahale çağrısından türetilmiştir (Kienzler & Sapkota, 2020).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveSavaş ve şiddet mağdurlarına yönelik müdahaleler tek başına biyomedikal tedavilerle sınırlı kalmamalı, çok sektörlü sosyal belirleyicileri içermelidir.

Kavramsal çerçeve oluşturulurken, bütüncül ve çok seviyeli (ülke, hizmet, toplum ve hanehalkı düzeyi) psikososyal müdahale modellerini savunmak amacıyla kaynak gösterilebilir (Kienzler & Sapkota, 2020).

Tıbbi Çoğulculuk Bağlamında Birincil Basamak Sağlık Çalışanları ile Geleneksel İyileştiriciler Arasındaki Sevk Mekanizmalarının Değerlendirilmesi

Araştırma sorusu
Kırsal bölgelerde görev yapan birincil sağlık bakım personeli ile geleneksel inanç iyileştiricileri arasında kurulacak yapılandırılmış bir sevk modeli, travma mağdurlarının ruh sağlığı hizmetlerine erişimini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Nitel durum çalışması (case study). Sağlık çalışanları, geleneksel iyileştiriciler ve hizmet alan mağdurlardan oluşan gruplarla odak grup görüşmeleri ve yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarların makalede belirttiği, hastaların hem biyomedikal hem de geleneksel yöntemlere başvurduğu ve ruh sağlığı hizmetlerinin derece derece entegre edilmesi gerektiği taptası üzerine kurgulanmıştır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaTıbbi çoğulculuğun hakim olduğu gelişmekte olan ülkelerde hastalar biyomedikal tedavi ile geleneksel iyileştirme yöntemlerini eşzamanlı veya ardışık olarak kullanmaktadır.

Tartışma bölümünde, yardım arama davranışları ve sağlık hizmeti kullanım kalıpları değerlendirilirken ampirik bir karşılaştırma öğesi olarak bu çalışmaya atıf yapılabilir (Kienzler & Sapkota, 2020).

Çatışma Mağduru Engelli Bireylerde Yapısal Şiddet, Etiketlenme ve Ruh Sağlığı Semptomları Arasındaki İlişki

Araştırma sorusu
Çatışma esnasında fiziksel engellilik kazanan bireylerin algıladıkları toplumsal damgalanma ve ayrımcılık düzeyi, ruhsal yetersizlik ve somatizasyon düzeylerini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Kesitsel nitel araştırma tasarımı. Dang veya benzeri çatışma etkisindeki bir bölgede engelli kalmış 20-25 mağdur ile katılımcı gözlem ve yarı yapılandırılmış MINI derinlemesine görüşmeleri yürütülür.

Makaleyle bağlantısı: Makalede engelli erkek mağdurların toplumsal dışlanma ve 'uzuvsuz/değersiz' görülme nedeniyle yaşadıkları derin psikolojik yıkım bulgusuna dayanmaktadır (Kienzler & Sapkota, 2020).

Kaynakça

  1. Ponnamperuma, T., & Nicolson, N. A. (2018). The relative impact of traumatic experiences and daily stressors on mental health outcomes in Sri Lankan adolescents. Journal of Traumatic Stress, 31(4), 487–498. https://doi.org/10.1002/jts.22311

Bu konudaki diğer çalışmalar

Psikoloji ve Davranış BilimleriNicel araştırma · 2025

Ruh sağlığı hemşirelerinde kişilerarası çatışma tükenmişliği nasıl etkiler?

Ruh sağlığı hemşirelerinde şiddetli psikolojik sıkıntı oranı yüzde 6,4 iken genel hemşirelerde bu oran yüzde 3,4'tür. Bu bulgu, ruh sağlığı çalışanlarının diğer branşlara göre psikolojik açıdan daha kırılgan bir pozisyonda olduğunu ve özel destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu somutlaştırmaktadır.

Fangxinrui Qiu ve 5 yazar · Sosyal Bilimler

Toplum, Siyaset ve KamuKarma yöntem · 2024

Büyükbaş hayvan toplumsal sonuçları neler olabilir?

Kolombiya'daki silahlı çatışma sürecinde hayvancılıkla uğraşan aktörlere yönelik en yaygın şiddet türü cinayet olup, analiz edilen 206 şiddet olayının yüzde 32'sini tek başına, yüzde 60'ını ise kaçırma ve yağma gibi diğer suçlarla birlikte doğrudan cinayet olayları oluşturmaktadır.

Natalia Triana Ángel ve 2 yazar · Frontiers in Sustainable Food Systems · Sosyal Bilimler