Modern çalışma yaşamında sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve çalışanların psikolojik iyi oluşu, örgütsel psikoloji literatürünün merkezinde yer almaktadır. Birleşmiş Milletlerin belirlediği küresel hedefler doğrultusunda bireylerin zihinsel ve fiziksel olarak sağlıklı kalması teşvik edilirken, COVID-19 pandemisi bu süreci sekteye uğratmıştır. Pandemi döneminde iş ve ev arasındaki fiziksel ve zihinsel sınırların belirsizleşmesi, çalışanların profesyonel sorumlulukları ile kişisel yaşamları arasında çatışma yaşamasına neden olmuştur. Bu durum, çalışanların tükenmişlik, kaygı ve kronik stres gibi olumsuz durumlarla karşılaşma riskini artırmış, iş-yaşam arayüzünün korunmasını zorunlu kılmıştır.
Bu ampirik çalışma, pandeminin ilk dalgası sırasında Pakistan'ın büyük bir metropolünde faaliyet gösteren eğitim, tekstil, hastane, banka ve perakende olmak üzere beş temel endüstriyel sektördeki çalışanları hedeflemiştir. Araştırma kapsamında iki ayrı bağımsız örneklem seti kullanılmış olup, ilk çalışmada 400 ve ikinci çalışmada 348 geçerli veri elde edilmiştir. Veri toplama sürecinde Anderson ve arkadaşlarının geliştirdiği beşli Likert tipine sahip ölçekler aracılığıyla iş-aile çatışması, aile-iş çatışması ve iş stresi verileri toplanmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi ve yol analizi yöntemleri uygulanarak değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler test edilmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular, iş-aile çatışmasının stresi pozitif yönde yordadığını ve stresin de aile-iş çatışmasını anlamlı bir şekilde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca stresin, iş-aile çatışması ile aile-iş çatışması arasında önemli bir aracı rol üstlendiği doğrulanmıştır. İkinci çalışma grubu üzerinden yapılan analizler ise bu ilişkinin karşılıklı yönünü teyit etmiştir. Öte yandan, Kruskal-Wallis testi sonuçları, incelenen beş sektörün iş-aile çatışması, aile-iş çatışması ve stres düzeyleri açısından anlamlı düzeyde farklılık gösterdiğini kanıtlamıştır. Örneğin sağlık çalışanlarının daha yüksek stres yaşadığı, perakende çalışanlarının ise iş-aile çatışmasını daha yoğun deneyimlediği tespit edilmiştir.
Çalışmanın sonuçları, yönetim politikalarının ve insan kaynakları uygulamalarının çalışanların iş-yaşam dengesini desteklemesi gerektiğine işaret etmektedir. Esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma imkânları ve aile dostu çalışma ortamlarının oluşturulması, çalışanların stres düzeyini düşürmede kritik birer araçtır. Bu bağlamda araştırma, kriz dönemlerinde örgütsel desteğin ve yönetici rehberliğinin önemini vurgulayarak uluslararası alanyazına sektörel karşılaştırmalar ve yayılma etkisi perspektifiyle önemli katkılar sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Pakistan'daki eğitim, tekstil, hastane, bankacılık ve perakende sektörlerinde tam zamanlı çalışan personel popülasyonu.
- Örneklem veya araştırma materyali
- İki ayrı çalışma kapsamında toplamda 748 çalışan; ilk çalışmada eğitim, tekstil ve hastane sektörlerinden 400 kişi, ikinci çalışmada ise banka ve perakende sektörlerinden 348 kişi örnekleme dahil edilmiştir.
- Veri toplama süreci
- Veriler, COVID-19 pandemisinin ilk dalgası sırasında amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak İngilizce dilindeki anket formları aracılığıyla toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Verilerin analizinde Doğrulayıcı Faktör Analizi (CFA), AMOS yazılımı üzerinden yol analizi, Mahalanobis mesafesi ile uç değer kontrolü ve parametrik olmayan Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır.
İş-aile çatışması (Work-to-family conflict)Aile-iş çatışması (Family-to-work conflict)Stres (Stress)COVID-19 pandemisiSektörel farklılıklarAracı rol (Mediating role)
01İş-aile çatışması ile stres düzeyi arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu bulgu, iş hayatındaki sorumlulukların aile yaşamına müdahale etmesinin çalışanlar üzerinde belirgin bir duygusal yük ve gerilim yarattığını doğrulamaktadır(Elahi et al., 2022).
02Stres faktörünün, iş-aile çatışması ile aile-iş çatışması arasındaki ilişkide kritik bir aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Analizler, işten kaynaklanan çatışmanın stres üzerinden aile rollerine yansıdığını ve bu sürecin karşılıklı bir etkileşim içinde olduğunu göstermektedir(Elahi et al., 2022).
03Sektörel karşılaştırmalar sonuçunda, hastane çalışanlarının diğer tüm sektörlere göre en yüksek stres seviyesine sahip olduğu görülmüştür. Pandemi sürecindeki riskli çalışma koşulları ve yoğun mesai, sağlık personeli için stresin ana kaynağı haline gelmiştir(Elahi et al., 2022).
04Perakende sektörü çalışanları, beş ana endüstri arasında en yüksek düzeyde iş-aile çatışması bildiren grup olmuştur. Bu durumun, perakende alanındaki operasyonel taleplerin ve belirsiz çalışma saatlerinin aile yaşantısına olan müdahalesinden kaynaklandığı düşünülmektedir(Elahi et al., 2022).