Nicel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.3389/fpsyg.2022.1087528

Türkiye'de COVID-19 Pandemisinin İkinci Dalgasında Üniversite Öğrencilerinde Stres, Anksiyete, Depresyon ve TSSB Yordayıcıları ve Yaygınlığı

COVID-19 pandemisi küresel ölçekte toplum sağlığını tehdit ederken, yükseköğretim öğrencileri akademik zorluklar, sosyal izolasyon, ekonomik belirsizlikler ve mezuniyet sonrası istihdam kaygıları nedeniyle ruh sağlığı bozulmalarına karşı oldukça hassas bir grup haline gelmiştir.

Yazar
İmran Aslan & Orhan Çınar
Yayın
Frontiers in Psychology
Tarih
2023-01-10
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

COVID-19 pandemisi halk sağlığı krizinin ötesine geçerek bireylerin ve toplumların psikolojik iyi oluş hallerini derin bir biçimde sarsmıştır. Özellikle genç yetişkinler ve yükseköğretim öğrencileri, yüz yüze eğitime ara verilmesi, kısıtlamalar, kampüs yaşamından uzaklaşma, ekonomik güçlükler ve geleceğe yönelik istihdam belirsizlikleri sebebiyle ruh sağlığı bozulmalarına karşı en kırılgan gruplardan birini oluşturmuştur. Pandeminin ilk aylarında yaşanan belirsizlik ve panik dalgası, sürecin uzamasıyla birlikte yerini kronikleşen bir psikososyal yüke bırakmıştır. Bu durum, öğrencilerin algıladıkları stres düzeylerini artırırken, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi klinik belirtilerin yaygınlaşmasına yol açmıştır. Literatürde pandeminin ilerleyen evrelerindeki ruh sağlığı dinamiklerini ve koruyucu/risk faktörlerini ampirik verilerle ortaya koyacak kapsayıcı çalışmalara duyulan ihtiyaç bu araştırmanın temel arka planını oluşturmaktadır.

Araştırmanın temel amacı, Türkiye'deki üniversite öğrencilerinde salgının ikinci dalgası sırasında (Kasım-Aralık 2020) stres, anksiyete, depresyon ve TSSB yaygınlığını tespit etmek, demografik ve virüse maruz kalma değişkenlerinin bu ruh sağlığı sorunlarını nasıl yordadığını çözümlemektir. Nicel ampirik desende tasarlanan araştırmada, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan yedi üniversiteden çevrim içi anket yöntemiyle ulaşılan 754 öğrenciden veri toplanmıştır. Ölçüm araçları olarak Algılanan Stres Ölçeği (PSS-10), Yaygın Anksiyete Bozukluğu Ölçeği (GAD-7), Hasta Sağlık Anketi (PHQ-9), Travma Sonrası Stres Bozuklığı Kontrol Listesi (PCL-C) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (SWLS) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, tek yönlü ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve çoklu lojistik regresyon tekniklerinden yararlanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler ve yordayıcı güçler test edilmiştir.

Elde edilen ampirik bulgular, örneklem genelinde yüksek stres yaygınlığının yüzde 84.2, yüksek yaygın anksiyete oranının yüzde 36.2, depresyon semptomları yaygınlığının yüzde 55.0 ve klinik TSSB oranının yüzde 61.2 seviyesinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğrencilerin yüzde 20.3'ünün ciddi intihar riski taşıdığı belirlenmiştir. Korelasyon analizleri dindarlık ve maneviyat düzeylerinin anksiyete, depresyon ve TSSB ile anlamlı düzeyde negatif ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Lojistik regresyon modelleri ise kadın cinsiyetinin, iş kaybının ve ekonomik durumdaki bozulmanın yüksek stres ve TSSB için güçlü birer risk faktörü olduğunu doğrulamıştır. Üçüncü sınıf öğrencilerinin ve yakınını kaybedenlerin anksiyete ve depresyon skorlarının belirgin şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. İkinci dalgada ilk dalgaya kıyasla anksiyete ve stres seviyelerinde artış gözlenirken, fiziksel aktivite sürelerinde ciddi bir düşüş yaşandığı görülmüştür.

Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümleri, elde edilen bulguları küresel ve ulusal literatürdeki benzer araştırmalarla ilişkilendirerek kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Yazarlar, dindarlık, maneviyat ve fiziksel aktivite gibi unsurların travmatik olaylar karşısında tampon görevi görerek psikolojik dayanıklılığı desteklediğini vurgulamaktadır. İkinci dalgada artan TSSB ve intihar düşüncesi oranları, yükseköğretim kurumlarının ve kamu otoritesinin öğrencilere yönelik acil psikososyal ve ekonomik destek mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini göstermektedir. Bu araştırma, salgının boylamsal etkilerini anlamak ve üniversitelerin rehberlik merkezleri için somut müdahale stratejileri oluşturmak adına literatür taramalarında temel bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Türkiye'deki üniversite öğrencilerinde COVID-19 pandemisinin ikinci dalgası sırasında (Kasım-Aralık 2020) algılanan stres, anksiyete, depresyon ve TSSB yaygınlığını, demografik değişkenlere göre farklılıkları ve psikolojik sorunların sosyo-ekonomik yordayıcılarını belirlemeyi amaçlamaktadır(Aslan & Çınar, 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Araştırmada, nicel-ampirik yöntem benimsenerek çevrim içi anket aracılığıyla Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerindeki yedi üniversiteden toplanan verilerle ilişkisel ve yordayıcı analizler gerçekleştirilmiştir(Aslan & Çınar, 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, stres-başa çıkma kuramsal çerçevesine, psikolojik dayanıklılık modellerine ve travma sonrası stres kuramına dayanmaktadır. Bireylerin dışsal tehditler (salgın, ekonomik kayıp, yakın kaybı) karşısında algıladıkları stres ile dindarlık, maneviyat, fiziksel aktivite gibi koruyucu faktörler arasındaki ilişkiyi ampirik düzeyde incelemektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, pandeminin yükseköğretim öğrencileri üzerindeki psikososyal etkilerini inceleyen uluslararası ve ulusal literatürü ele almaktadır. PSS-10, GAD-7, PHQ-9, PCL-C ve SWLS ölçekleri üzerinden dünya genelinde (ABD, Çin, Fransa, Bangladeş vb.) ve Türkiye'de yapılan önceki araştırmaların bulgularıyla karşılaştırmalı bir tartışma yürütmektedir.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Türkiye'deki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyindeki üniversite öğrencileri.
Örneklem veya araştırma materyali
Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan yedi üniversiteden kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 754 üniversite öğrencisi.
Veri toplama süreci
Veriler, Kasım ve Aralık 2020 tarihleri arasında Google Forms üzerinden hazırlanan ve e-posta, WhatsApp, MsTeams ve Instagram gibi sosyal platformlar aracılığıyla dağıtılan çevrim içi anket formuyla toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Toplanan nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma), tek yönlü ANOVA, post-hoc Tukey testleri, Pearson korelasyon analizi ve çok terimli lojistik regresyon (multinomial logistic regression) analizleri kullanılmıştır.
Algılanan Stres (PSS-10)Yaygın Anksiyete Bozukluğu (GAD-7)Depresyon Belirtileri (PHQ-9)Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PCL-C)Yaşam Doyumu (SWLS)Dindarlık ve Maneviyat DüzeyiCOVID-19'a Maruz Kalma DerecesiSosyo-Demografik Değişkenler (Cinsiyet, Yerleşim Yeri, Ekonomik Durum, İş Kaybı)

Araştırmanın Bulguları

01

Araştırma örneklemindeki üniversite öğrencilerinde yüksek algılanan stres (%84,2), klinik düzeyde anksiyete bozukluğu belirtileri (%36,2), depresyon belirtileri (%55,0) ve travma sonrası stres bozukluğu (%61,2) yaygınlığı tespit edilmiştir(Aslan & Çınar, 2023).

02

Öğrencilerin dindarlık ve maneviyat düzeyleri; anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile anlamlı derecede negatif yönlü bir ilişki sergilemektedir; dindarlık seviyesi yüksek olan öğrencilerin stres ve TSSB riski daha düşüktür(Aslan & Çınar, 2023).

03

Cinsiyet, medeni durum, yerleşim yeri, sınıf düzeyi, fiziksel aktivite, koronavirüs semptomları sergileme, yakın bir akrabanın ölümü, iş kaybı ve ekonomik durumdaki kötüleşme gibi değişkenler, öğrencilerin psikolojik sorunlarını yordamada anlamlı birer parametredir(Aslan & Çınar, 2023).

04

Depresyon ölçeğinde yer alan kendine zarar verme ve ölüm düşüncelerine yönelik maddeye verilen yanıtlar doğrultusunda, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin %20,3'ünün ciddi düzeyde intihar riski altında olduğu belirlenmiştir(Aslan & Çınar, 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Çalışmada elde edilen bulgular, Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin COVID-19 pandemisinin ikinci dalgası sırasında son derece yüksek düzeyde algılanan stres (%84,2) ve travma sonrası stres bozukluğu (%61,2) belirtileri gösterdiğini ortaya koymaktadır. Yazarlar, bu durumun pandeminin beklenenden daha uzun sürmesi, akademik belirsizlikler, mezuniyet sonrası iş bulma kaygıları ve sosyal izolasyonun getirdiği psikolojik tükenmişlikle doğrudan ilişkili olduğunu belirtmektedir.

Ruh sağlığı göstergelerinin yordayıcılarına odaklanıldığında, dindarlık ve maneviyat düzeylerinin öğrencilerin stres, anksiyete ve TSSB belirtileriyle anlamlı şekilde negatif ilişkili olduğu saptanmıştır. Araştırmacılar, inanç sisteminin ve manevi pratiklerin bireyler için zorlayıcı yaşam krizlerinde koruyucu bir tampon işlevi gördüğünü, kadere olan inancın ve yaratıcıya sığınmanın psikolojik dayanıklılığı artıran önemli bir baş etme stratejisi olduğunu öne sürmektedir.

Pandemi döneminde yaşanan ekonomik şokların, iş kayıplarının ve hane halkı gelirindeki belirgin düşüşün öğrencilerin anksiyete ve depresyon düzeylerini dramatik düzeyde tırmandırdığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular literatürdeki diğer çalışmalarla kıyaslandığında, finansal kırılganlığın üniversite gençliğinin zihinsel iyi oluşu üzerindeki en yıkıcı yapısal faktörlerden biri olduğu ve bu durumun öğrencileri akademik hayattan uzaklaştırarak depresif süreçleri tetiklediği doğrulanmaktadır.

Fiziksel aktivite yetersizliği ve sosyal ilişkilerin zayıflaması da ruh sağlığındaki kötüleşmeyi açıklayan kritik etmenler olarak öne çıkmaktadır. Kısıtlamalar nedeniyle haftalık fiziksel aktivite süresi düşen öğrencilerin depresyon ve TSSB düzeylerinin yükseldiği, aile ve arkadaşlık ilişkilerindeki bozulmaların ise travmanın derinleşmesine yol açtığı tespit edilmiştir. Yazarlar, bu durumun çevrim içi destek ve uzaktan bilişsel davranışçı terapilerle desteklenmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin (%55,0) Çin (%24) ve Fransa'daki (%29) öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu, ancak Bangladeş (%70) ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (%55) öğrencilere göre görece daha iyi veya benzer seviyelerde olduğunu tartışarak literatürle karşılaştırma yapmaktadır(Aslan & Çınar, 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

COVID-19 pandemisinin ikinci dalgası sırasında Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin ruh sağlığının anksiyete, depresyon ve özellikle son derece yüksek seyreden travma sonrası stres bozukluğu (%61,2) oranları nedeniyle ciddi bir tehdit altında olduğu sonuçuna ulaşılmıştır. Genç ve tek yaşayan öğrencilerin, köy gibi kırsal alanlarda ikamet edenlerin ve ailelerinde iş ile gelir kaybı yaşayanların psikolojik açıdan en yüksek riske sahip gruplar olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, üniversitelerin ve kamu otoritelerinin, öğrencilere yönelik ekonomik ve psikoterapötik destek mekanizmalarını acilen devreye sokmaları ve manevi/fiziksel baş etme yöntemlerini destekleyici rehabilitasyon programları geliştirmeleri gerekmektedir(Aslan & Çınar, 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu araştırma, küresel bir kriz anında (COVID-19 pandemisinin ikinci dalgası) genç yetişkinlerin ve üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı dinamiklerini boylamsal bir perspektifle inceleyerek literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Pandeminin ilk dalgasında edinilen akut bulguların ötesine geçerek, sürecin kronikleşmesiyle birlikte ortaya çıkan yaygın anksiyete, depresyon ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi daha kalıcı ve derin psikopatolojilerin yaygınlığını ve bunların altında yatan yapısal yordayıcıları ampirik verilerle ortaya koymaktadır. Ayrıca, maneviyat, dindarlık ve fiziksel aktivite gibi koruyucu faktörlerin kriz anlarındaki hafifletici rollerini sistemleştirerek literatüre kuramsal katkı sağlamaktadır.

Çalışma, önceki literatürde yer alan akut pandemi etkilerini inceleyen araştırmaların üzerine inşa edilmiştir. Özellikle pandeminin ilk dalgasında (Nisan-Mayıs 2020) gerçekleştirilen ilk aşama çalışmasının bulgularıyla doğrudan bir karşılaştırma (semi-replication) sunarak zaman içindeki psikolojik aşınmayı analiz eder. Önceki çalışmalarda çoğunlukla göz ardı edilen TSSB belirtileri, dindarlık/maneviyat düzeyleri ve intihar eğilimleri gibi daha ağır klinik göstergeleri analiz modeline dahil ederek önceki literatürü genişletir ve derinleştirir. Diğer ülkelerde yapılan öğrenci ruh sağlığı araştırmalarındaki (örneğin Çin, Bangladeş, ABD) yaygınlık oranlarıyla Türkiye verilerini karşılaştırarak coğrafi ve sosyo-kültürel farklılıkları belirginleştirir.

Bu makale, yükseköğretim öğrencilerinin kriz dönemlerindeki ruh sağlığı profillerini derleyen literatür taramalarına benzersiz ampirik veriler sunmaktadır. Pandeminin sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir travma kaynağı olduğunu; iş kayıpları, gelir yetersizliği ve yakınların ölümü gibi çok boyutlu stres faktörlerinin kümülatif etkileri üzerinden kanıtlamaktadır. Literatür taramalarına, dindarlık ve maneviyatın kriz yönetimindeki tampon (buffer) rolüne dair ampirik kanıtlar sağlayarak, gençlik psikolojisinde inanç temelli baş etme stratejilerinin kuramsal çerçeveye entegre edilmesine katkıda bulunur. Aynı zamanda intihar risk oranlarının yüksekliğini ortaya koyarak acil müdahale programlarının gerekliliğini vurgular.

Kaynakça

  1. Deng, J., Zhou, F., Hou, W., Silver, Z., Wong, C. Y., Chang, O., et al. (2021). The prevalence of depressive symptoms, anxiety symptoms and sleep disturbance in higher education students during the COVID-19 pandemic: A systematic review and meta-analysis. Psychiatry Research, 301, 113863.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Uzayan kriz dönemlerinde ve pandeminin ikinci dalgasında üniversite öğrencilerinde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) son derece yüksek oranlara ulaşmaktadır.

Öğrencilerin %61,2'sinin klinik düzeyde TSSB belirtileri gösterdiğine dair net veriyi tez çalışmasının literatür kısmında travmanın kronikleşmesini açıklarken referans göstermek için kullanılır(Aslan & Çınar, 2023).

Kriz Dönemlerinde Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Akademik ve Psikolojik Uyum Süreçlerinin Boylamsal Analizi

Araştırma sorusu
Üniversiteye yeni başlayan birinci sınıf öğrencilerinde, kriz sonrası yüz yüze eğitime geçiş sürecinde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri zaman içinde nasıl bir değişim göstermektedir?
Yöntem taslağı
Türkiye'deki farklı devlet üniversitelerinde öğrenim gören ve güç analizi ile belirlenen en az 500 birinci sınıf öğrencisinden oluşan bir örneklemde, akademik yılın başlangıcı, ortası ve sonunda olmak üzere üç kez tekrarlı ölçümlerle PCL-C ölçeği uygulanarak boylamsal (longitudinal) bir araştırma tasarımı yürütülecektir; veriler tekrarlı ölçümler ANOVA testi ile analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede birinci sınıf öğrencilerinin son sınıf öğrencilerine kıyasla 4.5 kat daha fazla ciddi TSSB riski altında olduğunun saptanması (ev-l-3), bu hassas grubun uyum süreçlerinin derinlemesine ve zaman içinde izlenmesini gerekli kılmaktadır(Aslan & Çınar, 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Genç ve üniversite eğitimine yeni başlayan birinci sınıf öğrencileri, üst sınıflara göre kriz dönemlerinde daha yüksek TSSB ve psikolojik stres riski taşımaktadır.

Birinci sınıf öğrencilerinin son sınıflara kıyasla 4.5 kat daha fazla ciddi TSSB riski altında olduğunu gösteren bulguyu tartışma bölümünde yaş ve deneyim faktörünü açıklarken kullanmak üzere referans verir(Aslan & Çınar, 2023).

Üniversite Gençliğinde Manevi Baş Etme Mekanizmaları ile Psikolojik Dayanıklılık Arasındaki İlişkide Algılanan Sosyal Desteğin Aracılık Rolü

Araştırma sorusu
Üniversite öğrencilerinin dindarlık ve maneviyat düzeylerinin depresyon ve anksiyete üzerindeki azaltıcı etkisinde, algılanan aile ve arkadaş desteği nasıl bir aracı rol oynamaktadır?
Yöntem taslağı
Farklı bölgelerden veri doygunluğu hedeflenerek seçilen en az 600 üniversite öğrencisine dindarlık, maneviyat, GAD-7, PHQ-9 ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanacak; elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin dindarlık ve maneviyat düzeylerinin anksiyete, depresyon ve TSSB ile anlamlı derecede negatif ilişkili olduğunu saptayan bulgusu (ev-l-2), bu koruyucu mekanizmanın hangi sosyal ve çevresel faktörler aracılığıyla işlediğinin modellenmesini zorunlu kılmaktadır(Aslan & Çınar, 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Bireysel dindarlık ve maneviyat düzeyleri, kriz dönemlerinde anksiyete, depresyon ve TSSB gelişimine karşı koruyucu bir tampon görevi üstlenmektedir.

Dindarlık ve maneviyat düzeylerinin ruh sağlığı sorunlarıyla negatif yönlü korelasyonlarını teorik çerçevede inanç temelli baş etme modellerini desteklemek amacıyla kullanır(Aslan & Çınar, 2023).

Uzun Dönemli Travmatik Süreçlerde Üniversite Öğrencilerinin Klinik TSSB Düzeylerinin Belirleyicileri

Araştırma sorusu
Pandemi veya benzeri uzun dönemli toplumsal krizlerin ardından üniversite öğrencilerinde klinik düzeyde TSSB belirtilerini tetikleyen en güçlü sosyo-ekonomik risk faktörleri nelerdir?
Yöntem taslağı
Türkiye genelindeki üniversitelerden tabakalı rastgele örnekleme ile seçilecek ve güç analiziyle belirlenecek en az 800 öğrenciden anket yoluyla sosyo-demografik veriler ile PCL-C skorları toplanacak; veriler ikili ve çok terimli lojistik regresyon analizi ile modellenerek risk faktörleri sınıflandırılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin en çarpıcı bulgularından biri olan üniversite öğrencilerinde saptanan %61,2'lik son derece yüksek klinik TSSB yaygınlığı (ev-l-1), bu travmatik birikimin arkasındaki tetikleyici yapısal unsurların daha geniş ve sistematik olarak incelenmesini gerektirir(Aslan & Çınar, 2023).