Küresel Güney'de yer alan gelişmekte olan ülkeler, hızlı nüfus artışı ve kırsal alanlardan kentsel merkezlere yönelen yoğun göç dalgaları nedeniyle ciddi barınma krizleriyle karşı karşıyadır. Resmi kentsel yönetim sistemlerinin uygun fiyatlı konut ve imarlı arsa talebini karşılamadaki yetersizliği, özellikle dar ve orta gelirli nüfusu yasal çerçevelerin dışındaki arsa edinim yöntemlerine mecbur bırakmaktadır. Etiyopya'nın hızla büyüyen ikincil kentlerinden biri olan Bahir Dar, bu genel kentsel dönüşüm krizinin en somut örneklerinden birini teşkil etmektedir. Kentte kamu mülkiyetine ve ihale usulü kira sistemine dayalı katı imar kuralları, konut edinmek isteyen dar gelirli kitlelerin resmi yollarla araziye erişimini neredeyse imkânsız hale getirmekte, bu durum da çevre çeperlerdeki tarım arazilerinin gayriresmi piyasalar üzerinden hızla konut alanlarına dönüşmesine ve düzensiz yapilasan yerleşimlerin yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır.
Bu nitel vaka analizinin temel amacı, Bahir Dar kentindeki gayriresmi arazi edinim süreçlerini, bu süreçi besleyen makro ve mikro düzeydeki faktörleri, işe dahil olan aktörlerin rollerini ve işlemlerin yasal boşlukları aşmak için başvurduğu prosedürleri kapsamlı bir biçimde incelemektir. Araştırmada betimsel vaka çalışması tasarımı benimsenmiş ve veriler amaçlı ile kartopu örnekleme yöntemleriyle seçilen toplam 37 kilit kaynak kişiyle gerçekleştirilen mülakatlar aracılığıyla toplanmıştır. Örneklem grubu içerisinde arazi saticisi koyuler, alıcı kentliler, gayriresmi emlak aracıları, mahalle yöneticileri (kebele idarecileri), imar denetim zabitalari ve yerel kanaat önderleri yer almıştır. Elde edilen derinlemesine mülakat verileri, sahada yapılan doğrudan gözlemler ve resmi raporlar ile hukuki mevzuat belgelerinin masa başı incelemelerinden sağlanan verilerle desteklenerek tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir.
Araştırma bulguları, resmi imar sisteminin aşırı hantal çalışması ve yüksek ihale fiyatları nedeniyle gayriresmi arazi işlemlerinin Bahir Dar'da konut edinmenin birincil yöntemi haline geldiğini ortaya koymaktadır. Imar Denetim Ofisi verilerine göre 2014-2021 yılları arasında kentte 5.380 gayriresmi konut inşa edilmiş, Sebatamit ve Zenzelma gibi kırsal mahallelerde bu yapılaşma zirveye ulaşmıştır. Süreçi tetikleyen en önemli faktörler arasında belediyenin kamulastirdigi tarım arazileri için çiftçilere odedigi tazminatlarin piyasa değerinin çok altında kalması yer almaktadır. Bu durum, çeperdeki koyuleri arazilerini resmi makamlara teslim etmek yerine aracı emlakcilar vasıtasıyla kayıt dışı olarak bolerek satmaya yöneltmektedir. İşlemler ise yasal engelleri aşmak adına sahte borç sözleşmeleri, eski yapı tadilat izni gibi gorunuste yasal ancak özünde gayriresmi yöntemlerle yürütülmektedir.
Elde edilen sonuçlar, konut edinimi amacıyla gerçekleştirilen kayıt dışı arazi erişiminin basit bir yasal itaatsizlik olmadığını, resmi planlama süreçlerinin dışlayıcı yapısına ve piyasa gerceklerinden kopuk kamulaştırma politikalarına karşı rasyonel bir direnç mekanizması olduğunu göstermektedir. Yazarlar, yerel idarecilerin ve aracılarin da rusvet ve kayirma ilişkileriyle bu sistemi zimnen mesrulastirdiklarini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, konut krizinin çözümü için cezalandırıcı ve yıkıcı yaklaşımlar yerine gayriresmi yerleşimlerin mevcut altyapı hizmetleriyle entegre edilerek yasallastirilmasi ve kamulaştırma tazminatlarinin piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi önerilmektedir. Literatür açısından bu çalışma, ikincil kentlerdeki arazi yönetimi verimsizliklerinin konut arzı üzerindeki yapısal etkilerini ampirik kanıtlarla tartışarak mülkiyet hakları ve kentsel adalete dair taramalara önemli katkılar sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, mülkiyet hakları kuramı, kentsel yönetişim yaklaşımları ve kentsel rant teorileri çerçevesinde şekillendirilmiştir. Özellikle UN-Habitat'in Küresel Arazi Araçları Ağı (GLTN) ve Katılımcı ve Kapsayıcı Arazi Yeniden Düzenlemesi (PILaR) gibi kuramsal modeller referans alınarak, kayıt dışı arazi pazarlarının geçici bir başarısızlık olmaktan ziyade yapısal yetersizliklere karşı rasyonel bir toplumsal tepki olduğu savunulmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Küresel Güney ve Sahra Altı Afrika ülkelerindeki (özellikle Gana, Tanzanya, Nijerya, Kenya ve Güney Afrika) hızlı kentleşme, konut açığı ve gayriresmi yerleşimlerin büyüme dinamikleri incelenmektedir. Resmi arazi yönetim sistemlerinin katılığı ile uygun fiyatlı arsa arzindaki kısıtların, alt-orta gelir gruplarını dışlayarak informal piyasaları nasıl kurumsallastirdigina dair ampirik literatür tartışılmaktadır.