Anlatı derlemesi incelemesi
DOI: 10.35674/kent.1449053İslam Şehri Teorisi Merceğinden Tarihsel Bir Perspektif: Konya Örneği
İslam şehir teorisi, dinin kentsel mekân ve toplumsal yaşam üzerindeki dönüştürücü etkisini anlamak için geliştirilmiş kuramsal bir yaklaşımdır. Doğu bilimi (oryantalist) yaklaşımların tekdüze İslam şehri prototipleri üretme eğilimine karşı, tarihsel ve coğrafi çeşitlilikleri dikkate alan yeni bir kentsel okuma ihtiyacı doğmuştur.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Mücahit Navruz
- Yayın
- Kent Akademisi
- Tarih
- 2024-10-27
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
İslam kentleşmesi ve mekân sosyolojisi literatüründe, dinin kentsel strüktürü ve toplumsal düzeni biçimlendirme gücü geniş bir tartışma alanına karşılık gelmektedir. Şehirler insan medeniyetinin somutlaştığı dinamik organizmalar olup, toplumların inanç sistemleri ve zihniyet dünyaları doğrultusunda şekillenmektedir. Batı merkezli oryantalist literatür uzun süre İslam şehrini durağan, homojen ve Doğu'ya özgü sınırlılıklarla malul bir model olarak kurgulamış; kentleşme süreçlerindeki yerel, coğrafi ve tarihsel dinamikleri göz ardı etmiştir. Bu çalışmada ele alınan temel araştırma sorunu, İslam kentsel formunun teo-santrik niteliklerinin tarihsel süreç içerisinde nasıl teşekkül ettiği, sekülerleşme ve modernleşme dalgalarıyla nasıl aşındığı ve günümüz yerel yönetim politikalarında bu kimliğin yeniden ne şekilde ihya edilmeye çalışıldığıdır.
Bu araştırmanın temel amacı, İslam şehri teorisinin teorik temellerini ortaya koyduktan sonra, Anadolu kentsel geleneğinin en belirgin temsilcilerinden biri olan Konya kentini tarihsel bir perspektifte incelemektir. Makale, nitel bir tarihsel-betimsel derleme yaklaşımı benimseyerek birincil ve ikincil kaynaklar, seyahatnameler, şer'iye sicilleri ve imar mevzuatları üzerinden bir kentsel dönüşüm analizi sunmaktadır. Çalışmada İslam şehrinin fiziksel (cami merkezli yapı, mahalle düzeni, mahremiyet), ekonomik (vakıf-ahilik sistemi, pazar-cami bütünlüğü) ve sosyal (ümmet bilinci, mahalle kefaleti, sosyal dayanışma) boyutları teorik olarak kavramsallaştırılmakta; ardından Konya'nın Selçuklu başkentliği döneminden başlayıp Osmanlı, erken Cumhuriyet ve 1994 sonrası Milli Görüş belediyeciliği uygulamalarına uzanan mekânsal seyri yöntemsel olarak çözümlenmektedir.
Araştırma bulguları, Konya'nın Selçuklu döneminde Alaaddin Tepesi ve çevresinde inşa edilen saray, cuma camisi, medrese ve pazarlarla tipik bir teo-santrik İslam şehri olarak altın çağını yaşadığını ve yaklaşık 50.000-60.000 kişilik bir nüfusla Anadolu'nun en büyük kentsel merkezi haline geldiğini göstermektedir. Osmanlı döneminde kentsel niteliğini korumakla birlikte ticaret yollarının kaymasıyla gerileyen Konya, 19. yüzyıl Tanzimat reformları ve Cumhuriyet dönemi modernist kentsel müdahaleleriyle ciddi bir mekânsal laikleşme yaşamıştır. Batı tarzı kentsel planlama, çıkmaz sokakların ve geleneksel avlulu evlerin yıkımı, Nalçacı gibi yeni gelişim akslarının yaratılması geleneksel kentsel dokuyu erozyona uğratmıştır. 1994 sonrası muhafazakar yerel yönetimlerin Bedesten ve Mevlana çevresindeki kentsel yenileme projeleri tarihsel merkezi canlandırıp inanç turizmini artırsa da, makro ölçekte kentin neoliberal yatay-dikey büyümesiyle bütüncül bir uyum yakalanamamıştır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümleri, İslam kentsel mirasının ihyası yönündeki son dönem yerel politikaların sembolik ve turistik başarılarına karşın, kentin genel makroformunda neoliberal kentsel ayrışma ve bireyselleşme eğilimlerinin hakimiyetini sürdürdüğünü vurgulamaktadır. Yazar, camilerin niceliksel artışına rağmen kentsel yaşamı biçimlendirme gücünün niteliksel olarak zayıfladığını tespit etmekte ve tarihsel koruma uygulamalarının parsel bazlı yenilemelerin ötesine geçerek kentsel kimlikle bütünleşmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu yayın, Türk akademisindeki şehir sosyolojisi, kent tarihi ve kamu yönetimi araştırmacıları için İslam şehir teorisinin ampirik bir kent tarihiyle nasıl eklemlenebileceğini gösteren, mimari ve mekânsal dönüşümün toplumsal zihniyet değişimleriyle ilişkisini kuran kapsamlı bir literatür kaynağı niteliği taşımaktadır.
Araştırmanın amacı
Çalışmanın temel amacı, İslam kentsel teorisi çerçevesinde İslam dininin şehir yaşamına bakışını ve tarihsel süreçteki gelişimini incelemek; ardından Konya özelinde Selçuklu'dan günümüze kentsel mekânın geçirdiği dönüşümü, sekülerleşme etkilerini ve son dönem canlandırma politikalarını değerlendirmektir(Navruz, 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, İslam kentsel teorisi literatürünü ve Konya kentinin tarihsel süreçteki mekânsal dönüşümünü nitel betimsel ve tarihsel-kuramsal derleme yaklaşımıyla çözümlemektedir(Navruz, 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Abu-Lughod, Lapidus ve Weber gibi kuramcıların kentsel mekân ve oryantalizm tartışmalarına dayanarak İslam şehri teorisini esas almaktadır. Dinin mekânı biçimlendiren temel özne olduğu din merkezli kentsel form (teo-centric urban form) kavramı çerçevesinde, fiziki, ekonomik ve sosyal yapı hiyerarşisi çözümlenmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada Weber'in Batı merkezli kent tanımı ve Fransız oryantalistlerin Kuzey Afrika kentlerinden hareketle inşa ettiği homojen İslam şehri kalıpları eleştirilmektedir. Abu-Lughod, Hourani, Yerasimos, İnalcık, Cansever, Alver ve Özcan gibi araştırmacıların çalışmalarına başvurularak hem İslam kentsel geleneğinin ortak paydaları hem de yerel coğrafi, etnik ve siyasal koşulların ürettiği özgün kentsel dönüşümler değerlendirilmektedir.
Araştırmanın Bulguları
İslam dini kentsel yaşamı teşvik etmekte, cuma namazı ve cemaatle ibadet zorunluluğu ile mahremiyet ve sosyal dayanışma ilkeleri çerçevesinde teo-santrik bir kentsel formun oluşmasını sağlamaktadır(Navruz, 2024).
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde başkent olan Konya, 150 hektarlık yerleşim alanı ve gelişkin lonca/vakıf sistemiyle İslam şehrinin altın çağını temsil eden tipik bir kale kent modeli sergilemiştir(Navruz, 2024).
Tanzimat sonrası mevzuat düzenlemeleri ve Cumhuriyet dönemi modernleşme politikaları Konya'nın geleneksel konut, sokak ve kamu alanı dokusunu değiştirerek mekânsal sekülerleşmeye ve aşınmaya yol açmıştır(Navruz, 2024).
1994 yılı sonrasında muhafazakâr belediyecilik anlayışı doğrultusunda Mevlana Türbesi, Selimiye Camii ve Bedesten ekseninde yürütülen ihya ve yenileme projeleri geleneksel cami-çarşı bütünlüğünü fiziken yeniden inşa etmiştir(Navruz, 2024).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
İnceleme, İslam kentsel teorisinin tek tip ve homojen bir yapı sunmadığını, aksine coğrafi, etnik ve kültürel çeşitliliklerle zenginleşen dinamik bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Din, toplumsal yaşamı ve mekânsal dokuyu şekillendiren temel referans noktası olarak cuma camileri, kapalı çarşılar ve mahalle içi dayanışma ağlarıyla belirginleşen teo-santrik bir kentsel form üretmiştir.
Yazar, Konya'nın Selçuklu başkenti olduğu dönemde kazandığı tarihsel prestij ile İslam şehri kimliğinin en yetkin örneklerinden birini oluşturduğunu açıklamaktadır. Selçuklu döneminde Alaeddin Tepesi ve çevresinde kurulan idari, dini ve ticari yapılar, vakıf sistemi ve derviş/tasavvuf kültürüyle birleşerek kentin organik biçimde büyümesini ve sosyal sınıflar arası dengenin korunmasını sağlamıştır.
Literatürdeki Oryantalist tiplemelere ve Weberci kent modellerine karşı çıkan yazar, Abu-Lughod ve Lapidus gibi araştırmacıların vurguladığı çok merkezli ve esnek kentsel gelişimi desteklemektedir. Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet reformları sürecinde uygulanan Batıcı planlama kararlarının geleneksel çıkmaz sokak, avlulu konut ve mahalle birliğini bozarak mekânsal sekülerleşmeyi hızlandırdığı belirtilmektedir.
Tartışmanın ve sonuçun odağında, 1994 sonrasında Milli Görüş çizgisindeki belediyelerin yürüttüğü canlandırma hamleleri yer almaktadır. Mevlana Türbesi ve Bedesten çevresindeki restorasyonlar geleneksel cami-çarşı bütünlüğünü fiziken ihya etse de, neoliberal kentsel rant ve kontrolsüz çeperleşme nedeniyle bu politikaların kentin genel mekânsal planlamasıyla tam bütünleşemediği sonuçuna varılmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, Janet Abu-Lughod'un Oryantalist kentsel tiplemelere getirdiği eleştirileri benimseyerek İslam kenti kavramsallaştırmasının tek tip bir model olarak değerlendirilemeyeceğini, yerel, coğrafi ve kültürel katmanların özgün formlar ürettiğini Konya örneği üzerinden doğrulamaktadır(Navruz, 2024).
Çalışma, Koray Özcan'ın Anadolu Selçuklu kent tipleri sınıflandırmasına atıf yaparak Konya'nın surlarla çevrili siyasi ve ticari merkez niteliği taşıyan Tip A kale kent modeline uyduğunu ve zamanla sur dışına taşarak genişlediğini göstermektedir(Navruz, 2024).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
İslam dininin kentsel form ve toplumsal düzen üzerindeki belirleyici etkisi tarihsel süreçte Konya kenti örneğinde açıkça görülmektedir. Selçuklu döneminde zirveye ulaşan geleneksel İslam şehri nitelikleri, Tanzimat ve Cumhuriyet dönemindeki sekülerleşme ve bürokratik modernleşme hamleleriyle fiziki ve sosyal açıdan erozyona uğramıştır. 1994 sonrası uygulanan yerel ihya politikaları cami-çarşı eksenindeki tarihsel merkezi canlandırarak inanç turizmini güçlendirmişse de kentin çeperlerdeki yatay ve dikey kontrolsüz büyümesiyle bütünsel bir planlama uyumu yakalayamamıştır(Navruz, 2024).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, İslam kentsel formuna yönelik teorik tartışmaları tarihsel bir örneklem üzerinden somutlaştırarak literatürde kuramsal bir köprü işlevi görmektedir. Max Weber ve Fransız Oryantalistlerin geliştirdiği İslam şehrinin homojen olduğu veya özgün bir kurumdan yoksun bulunduğu iddialarına karşı, Konya örneği üzerinden değişimi ve sürekliliği analiz etmektedir. Makale, İslam'ın sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda idari, hukuki ve ticari bir kentsel düzenleyici olduğunu Selçuklu ve Osmanlı örnekleriyle temellendirmektedir. Modernleşme ve Cumhuriyet dönemi reformlarının kentsel dokudaki aşındırıcı etkisini ele alarak, son dönemdeki yerel yönetim politikalarının bu mirası ihya etme çabalarını eleştirel bir süzgeçten geçirmektedir. Böylece kent sosyolojisi alanında ideoloji ve mekân ilişkisini uzun erimli bir perspektifle sunarak literatürdeki boşluğu doldurmaktadır.
Makale, Janet Abu-Lughod'un (1987) Oryantalist kentsel mitlere yönelik eleştirilerini temel alarak, İslam şehrini kurmaca bir prototipten ziyade dinamik bir organizma olarak tanımlayan yaklaşımı benimsemektedir. Lapidus'un (1984) tanımladığı beş temel kentsel unsuru olan kale, saray, merkez cami, mahalle ve dış mahalle yapısını Konya'nın Selçuklu dönemi fiziksel yapısıyla eşleştirerek teorik modelleri ampirik verilerle desteklemektedir. İbn Haldun'un Bedevilik ve Hazerilik arasındaki sosyolojik ayrımına atıfta bulunarak, İslam medeniyet idealinin neden yerleşik hayatı ve şehirleşmeyi zorunlu kıldığını açıklamaktadır. Önceki çalışmaların aksine, Cumhuriyet sonrası mekânsal sekülerleşmeyi bir kimlik krizi bağlamında Tanpınar'ın Beş Şehir eserindeki gözlemleriyle harmanlayarak, kuramsal modelleri edebi ve sosyolojik bir sentezle genişletmektedir.
Çalışmanın literatür taramasına en özgün katkısı, 1994 sonrası Milli Görüş belediyeciliği ile başlayan kentsel ihya süreçlerini İslam şehri teorisiyle doğrudan ilişkilendirmesidir. Literatürde genellikle sadece mimari veya siyasi boyutuyla ele alınan Konya kenti, bu makalede teo-santrik kentsel formun modern neoliberal politikalarla çatışma alanlarını gösteren bir laboratuvar olarak sunulmaktadır. Geleneksel cami-çarşı bütünlüğünün restorasyon yoluyla fiziksel ihyasının, sosyal dokudaki bireyselleşme ve çeperdeki kontrolsüz büyüme karşısında nasıl bir sınırlılık taşıdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, kardeş şehir protokolleri gibi güncel verilerle yerel yönetimin kimlik inşasındaki küresel ağlarını belgelendirmesi, kentsel kimlik araştırmaları ve belediyecilik stratejileri için yeni bir karşılaştırmalı analiz çerçevesi sağlamaktadır.
Kaynakça
- Abu-Lughod, J. L. (1987). The Islamic City–Historic Myth, Islamic Essence, and Contemporary Relevance. International Journal of Middle East Studies, 19(2), 155-176.
- Özcan, K. (2010). Anadolu'da Selçuklu Dönemi Yerleşme Sistemi ve Kent Modelleri. İTÜDERGİSİ/a, 6(1), 23-34.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal Çerçeve
İslam dininin kentsel yaşamı teşvik eden teo-santrik bir model öngördüğü iddiası.
Makalenin İslam'ın şehir dini olduğu ve cuma namazı gibi ritüellerin yerleşik hayatı zorunlu kıldığına dair kuramsal açıklamaları kullanılabilir(Navruz, 2024).
Bedesten Restorasyonlarının Esnaf Sosyal Sermayesi Üzerindeki Etkisi
- Araştırma sorusu
- Geleneksel çarşı alanlarının fiziksel ihyası, Ahi kültürüne dayalı geleneksel esnaf dayanışmasını nasıl dönüştürmektedir?
- Yöntem taslağı
- Konya Bedesteni ve çevresinde faaliyet gösteren esnafla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmeli; nitel veri analizi ve içerik analizi yapılarak fiziksel mekânın sosyal ilişkilere etkisi incelenmelidir. Örneklem veri doygunluğu ilkesiyle belirlenmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin 3.4. bölümünde vurgulanan Bedesten yenileme çalışmalarının inanç turizmi üzerindeki etkisi ile geleneksel cami-çarşı bütünlüğü bulgusundan türetilmiştir(Navruz, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Modernleşme süreçlerinin geleneksel İslam şehri dokusu üzerindeki aşındırıcı etkisi.
Cumhuriyet dönemi reformlarının mahremiyet temelli avlulu evlerden çok katlı apartmanlara geçişi nasıl zorladığına dair bulgular aktarılabilir(Navruz, 2024).
Güvenlikli Sitelerde Mahremiyet Algısı: Meram ve Selçuklu Örneği
- Araştırma sorusu
- Geleneksel avlulu evlerden modern kapalı sitelere geçişte İslam şehrinin mahremiyet ilkesi nasıl yeniden kurgulanmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Yeniyol (Meram) ve Selçuklu bölgelerindeki site sakinlerine yönelik likert tipi mahremiyet algısı ölçeği uygulanmalı; elde edilen veriler geleneksel mahalle yapısıyla karşılaştırmalı olarak analiz edilmelidir. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle saptanmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin 3.3. bölümünde tartışılan geleneksel konutların avlu yapısının bozulması ve sosyal ayrışma süreci tespitine dayanmaktadır(Navruz, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Geleneksel cami-çarşı bütünlüğünün fiziksel restorasyonunun sosyal dokuyu tam olarak ihya edemediği savunusu.
Yazarın 1994 sonrası canlandırma politikalarının kentin çeperindeki plansız büyüme ile çeliştiğine dair eleştirisi üzerinden tartışma yürütülebilir(Navruz, 2024).
Kentsel Diplomaside Kardeş Şehir Protokollerinin Kimlik İnşasındaki Rolü
- Araştırma sorusu
- Konya Büyükşehir Belediyesi'nin kardeş şehir ağları, kentin küresel ölçekteki İslam kenti imajını nasıl pekiştirmektedir?
- Yöntem taslağı
- Belediyenin 22 kardeş şehir protokolü ve ortak faaliyetleri üzerinde nitel döküman analizi yapılmalı; UCLG ve İİT gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan ilişkiler söylem analizi yöntemiyle incelenmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarın makalenin sonunda sunduğu 22 kardeş şehrin büyük çoğunluğunun İslam medeniyetine ait olduğu ve UCLG/OIC üyelikleri verilerinden hareketle önerilmiştir(Navruz, 2024).