Kuramsal-kavramsal makale incelemesi

DOI: 10.33458/uidergisi.1298208

Gerçekçi Bilardo Topları ve Liberal Eşmerkezli Çemberlerden Küresel İlişkiler Venn Şemasına Mı? Türkiye'nin Yüzüncü Yılı Üzerinden Uluslararası İlişkileri Yeniden Düşünmek

Uluslararası İlişkiler disiplini, tarihsel süreç içerisinde realist 'bilardo topları' ve liberal 'eşmerkezli çemberler' gibi Batı merkezli hegemonik paradigmalarla şekillenmiştir.

Yazar
Nora Fisher‐Onar
Yayın
Uluslararası İlişkiler Dergisi
Tarih
2023-05-18
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Uluslararası İlişkiler (Uİ) disiplini, tarihsel olarak Batı merkezli kuramsal şablonların hegemonyası altında şekillenmiştir. Özellikle realist ve liberal yaklaşımlar, Batı dışı aktörlerin ve Türkiye gibi jeokültürel sınır hatlarında (liminal) yer alan devletlerin karmaşık yönelimlerini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığı kimliksel dönüşümler, dış politika kırılmaları ve bölgesel arayışlar, klasik 'bilardo topu' veya 'eşmerkezli çemberler' metaforlarıyla tam anlamıyla kavranamamaktadır. Bu durum, küresel düzeyde çok kutupluluğun yükseldiği ve Batı hegemonyasının gerilediği mevcut konjonktürde, disiplinin ontolojik ve epistemolojik olarak çeşitlendirilmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirmektedir. Çalışma, bu kuramsal boşluğu ve açıklama açığını kapatmak amacıyla Türkiye'nin yüzüncü yılı bağlamında egemen Uİ teorilerini eleştirel bir süzgeçten geçirmektedir.

Çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca sergilediği realist izolasyonizm ve 'gömülü liberalizm' arasındaki kurucu gerilimi analiz ederek, küresel Uİ (Global IR) yaklaşımının sunduğu kavramsal araçların bu gidişatı açıklamadaki üstünlüğünü ortaya koymaktır. Metodolojik olarak makale, nitel ve kuramsal bir analize dayanmakta; tarihsel sosyoloji, inşacılık ve sömürge sonrası (post-colonial) kuramların kavramsal araçlarını sentezleyen bütüncül bir çerçeve sunmaktadır. Yazar, devletlerin davranışlarını yalnızca rasyonel maliyet-fayda hesaplarıyla değil, aynı zamanda kolektif hafıza, 'Sevr sendromu' ve 'Kapitülasyonlar sendromu' gibi ontolojik güvenlik kaygılarıyla da açıklamaktadır. Bu doğrultuda, realist 'bilardo topları' ve liberal 'eşmerkezli daireler' modellerine alternatif olarak, küresel etkileşimleri ve ilişkisel öğrenmeyi temsil eden bir 'Venn şeması' modeli önermektedir.

Araştırmanın temel bulguları, ne realizmin ne de liberalizmin tek başına Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal dinamiklerini açıklamaya yetmediğini göstermektedir. Türkiye'deki realist reflekslerin arkasında, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden miras kalan ontolojik güvensizlikler ve Batı merkezli uluslararası toplum tarafından damgalanma (stigmatization) korkusu yatmaktadır. Benzer şekilde, cumhuriyet projesine içkin olan liberal eğilimler, Batılı normların tek yönlü dayatılmasından ziyade yerel ve bölgesel hiyerarşilerle sürekli bir müzakere içinde şekillenmiştir. Yazarın geliştirdiği 'Venn şeması' modeli, devletleri hermetik olarak kapalı birer bilardo topu ya da Batı merkezine bağımlı halkalar olarak görmek yerine, kendi tarihsel özgüllükleriyle var olan ancak küresel sorunlar karşısında kesişen ve ilişkisel öğrenme kapasitesine sahip aktörler olarak tanımlamaktadır. Türkiye'nin liminal konumu, araştırmacılara dünyayı çoğulcu bir perspektifle okuma konusunda epistemolojik bir avantaj sağlamaktadır.

Makalenin tartışma ve sonuç kısmında, küresel Uİ yaklaşımının sunduğu çoğulcu ontolojinin, Batı dışı dünyadaki karmaşık gerçeklikleri anlamak için sunduğu somut fırsatlar değerlendirilmektedir. Önerilen Venn şeması modeli, literatürdeki 'interpolarity' ve 'multiplexity' gibi kavramlarla doğrudan ilişkilendirilerek, çok kutupluluğun kaçınılmaz bir çatışma ortamı yaratmak zorunda olmadığını, aksine ilişkisel öğrenme ve ortak sorunlara yaratıcı çözümler üretme potansiyeli barındırdığını savunmaktadır. Türkiye üzerine çalışan akademisyenlerin, bu epistemolojik eşdeğerliği harekete geçirerek ana akım Uİ teorilerinin Eurocentric varsayımlarını deşifre etme ve 'Anadolu'dan Uİ üretme' çabalarına katkı sunma potansiyeli yüksektir. Sonuç olarak bu çalışma, cumhuriyetin yüzüncü yılında hem Türkiye dış politikası yazınına hem de disiplinin küreselleşme çabalarına ufuk açıcı, metodolojik olarak zengin ve kuramsal olarak yetkin bir katkı sunmaktadır.

Araştırmanın amacı

Türkiye'nin yüzüncü yılında realist ve liberal paradigmaların ötesine geçerek, küresel Uİ (Global IR) çerçevesinde ilişkisel öğrenmeyi ve çok kutupluluğu açıklayan bir Venn şeması modeli geliştirmek ve Türkiye'nin liminal konumunun sağladığı epistemolojik avantajı tartışmaktır(Fisher‐Onar, 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışma, geleneksel realist ve liberal uluslararası ilişkiler paradigmalarının Türkiye'nin dış politika ve kimlik dönüşümünü açıklamada yetersiz kaldığını savunarak; tarihsel sosyoloji, inşacılık ve sömürgecilik sonrası kuramları harmanlayan kavramsal ve karşılaştırmalı bir analiz yöntemi benimsemektedir(Fisher‐Onar, 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

İnşacılık (constructivism), ontolojik güvenlik (ontological security), sömürge sonrası kuram (postcolonialism) ve küresel Uİ (Global IR) yaklaşımlarının sentezine dayanmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Ana akım realist ve liberal Uİ teorileri, Amitav Acharya'nın multiplex dünyası, Nicholas Onuf'un inşacılığı, sömürge sonrası kuramcılar ve Türkiye'de yerli kuram üretme tartışmaları (Aydınlı, Bilgin, Zarakol, Rumelili).

Araştırmanın Bulguları

01

Türkiye'nin yüzyıllık cumhuriyet serüveninde, milliyetçi ve egemenlikçi bir realist bakış açısıyla şekillenen yalnızlaşma eğilimleri ile cumhuriyet projesine içkin olan gömülü liberalizm arasında köklü bir gerilim bulunmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

02

Geleneksel realizmin devletleri bilardo topu gibi birbiriyle çarpışan birer kapalı kutu olarak gören metaforu, devletler arasındaki tarihsel bağları ve ilişkisel etkileşimleri göz ardı ettiği için çok kutuplu dünyayı açıklamada yetersiz kalmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

03

Türkiye'deki savunmacı realizm ve güvenlik kaygıları, rasyonel maliyet-fayda hesaplarından ziyade Osmanlı çöküşü ve Batı merkezli uluslararası sistemdeki damgalanmanın yarattığı ontolojik güvensizlik ve Sèvres sendromu gibi tarihsel travmalarla şekillenmektedir(Fisher‐Onar, 2023).

04

Liberalizmin sunduğu eşmerkezli çemberler modeli, uluslararası sistemi Batı merkezli hiyerarşik bir yapıda tasvir ederek çevre ülkeleri asimilasyona zorlamakta ve sistem içindeki ırksal ve kültürel eşitsizlikleri görünmez kılmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

05

Küresel Uİ perspektifini yansıtan Venn şeması modeli, devletleri hem kendilerine özgü tarihsel-kültürel kimliklere sahip hem de birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan gözenekli yapılar olarak ele alarak ilişkisel öğrenmeyi mümkün kılmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Makale, Türkiye'nin dış politika yönelimlerini belirleyen temel dinamiklerin salt rasyonel güvenlik hesaplamalarıyla açıklanamayacağını, bunun yerine tarihsel bellek ve kimliksel kodların analiz sürecine dahil edilmesi gerektiğini göstermektedir. Yazara göre Türkiye'nin yüzyıllık serüveni, içsel dinamikler ile uluslararası sistemik baskıların kesişim noktasında sürekli olarak yeniden müzakere edilmektedir.

Geleneksel realizm ve liberalizm paradigmalarının Euro-merkezci doğası eleştirilerek, bu kuramların küresel güneydeki devletlerin veya Türkiye gibi liminal aktörlerin karmaşık yörüngelerini açıklamada yetersiz kaldığı vurgulanmaktadır. Yazar, bu kuramsal açığı kapatmak amacıyla uluslararası sistemi hiyerarşik veya çatışmacı olmayan, karşılıklı etkileşime açık bir Venn şeması olarak yeniden tasvir etmektedir.

Yazarın geliştirdiği Venn şeması modeli, inşacı iddiaları barındırırken aynı zamanda Batı dışı toplumların tarihsel deneyimlerini ve eylemliliklerini merkeze alarak çok kutuplu dünyayı daha adil okumamıza imkân tanımaktadır. Bu çerçevede ilişkisel öğrenme ve interpolarite kavramları, küreselleşen dünyada göç ve iklim değişikliği gibi ortak insanlık sorunlarına karşı işbirliğini teşvik eden bir zemin sunmaktadır.

Türkiye'deki uluslararası ilişkiler akademisyenlerinin, ülkenin hem Batı hem de Doğu ile olan tarihsel ve kültürel bağları sayesinde çoğulcu bir dünya okuması yapabilme konusunda doğal bir epistemolojik avantaja sahip olduğu ileri sürülmektedir. Bu liminal farkındalık, Batı merkezli kuramların ötesine geçerek özgün ve yerli kavramsallaştırmaların küresel akademik yazına kazandırılmasını kolaylaştıracaktır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazar, Türkiye'nin savunmacı realist reflekslerini ve ontolojik güvensizlik kaynaklarını açıklarken Ayşe Zarakol'un Doğu toplumlarının Batı egemenliğindeki uluslararası topluma entegre olurken maruz kaldıkları yenilgi ve damgalanma süreçlerine dair kavramsallaştırmasıyla doğrudan paralellik kurmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

Yazar, Sèvres ve Kapitülasyonlar sendromlarının yarattığı kolektif travmayı analiz ederken Subotic ve Steele'in uluslararası ilişkilerde 'ahlaki yaralanma' kavramsallaştırmasına başvurarak, travmatik deneyimlerin devletlerin temel etik taahhütlerini ve ontolojik güvenliklerini nasıl sarstığını tartışmaktadır(Fisher‐Onar, 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Türkiye'nin jeostratejik olarak farklı dünya bölgelerinin kesişiminde yer almasından kaynaklanan liminal konumu, ona post-Batılı bir dünyada farklı dünya görüşleri arasında arabuluculuk yapma ve çoğulcu bir epistemoloji geliştirme konusunda eşsiz bir karşılaştırmalı avantaj sunmaktadır. Bu durum, cumhuriyetin ikinci yüzyılında ilişkisel öğrenme yoluyla küresel sorunlara yerel ve yaratıcı çözümler üretilmesinin önünü açabilir(Fisher‐Onar, 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu makale, uluslararasi ilişkiler yazininda koklesmis olan Euro-merkezci kuramsal kaliplarin, özellikle de realist 'bilardo topu' ve liberal 'esmerkezli halkalar' metaforlarinin, Bati disi veya sınırda (liminal) konumlanmis aktorlerin davranışlarini açıklamaktaki yetersizligini sorunsallastirmaktadir. Çalışma, geleneksel kuramlarin disladigi tarihsel, sosyolojik ve psikososyal boyutlari insaci bir yaklaşimla ele alarak, kuresel ilişkiler teorisini (Global IR) zenginlestiren yeni bir ontolojik haritalama sunar. Yazar, Turkiye ornegi üzerinden geliştirdigi Venn semasi modeliyle, devletlerin birbirlerinden tamamen yalitilmis rasyonel birimler ya da Bati merkezli bir hiyerarsiye asimile olmaya mahkum edilerek konumlandirilan pasif unsurlar olmadigini iddia eder. Aksine, karsilikli etkileşime acik, gozenekli ve ilişkisel öğrenme kapasitesine sahip yapilar oldugunu savunur. Boylelikle makale, cok kutuplulugun yukseldigi ve post-Bati kuresel düzeninin tartisildigi guncel literatürde, hem teorik duzeyde cogulculugu tesvik eder hem de bölgesel dinamiklerin kendi özgünlukleri icinde kavranabilmesine yonelik epistemolojik bir alan acar.

Yazar, çalışmasini Amitav Acharya'nin 'multiplexity' (cok katmanlilik), Nicholas Onuf'un 'world-of-worlds' (dunyalarin dunyasi) ve Trine Flockhart'un 'multi-order world' (coklu düzen dunyasi) kavramlariyla doğrudan ilişkilendirerek geliştirir. Geleneksel realizmin Kenneth Waltz tarzi rasyonel devlet varsayimlarini ve liberalizmin John Ruggie tarafindan kuramsallastirilan 'embedded liberalism' (gomulu liberalizm) kavramini Turkiye'nin tarihsel mirasiyla sentezler. Ayrıca, Turkiye'nin ontolojik guvenlik arayisini Bahar Rumelili ve Jennifer Mitzen'in çalışmalarından ilham alarak psiko-sosyal travmalarla açıklar. Edward Said'in contrapuntal (kontrapuntal) okuma yöntemini metodolojik bir zemin olarak benimseyen çalışma, Ayse Zarakol'un Dogu-Bati ilişkilerindeki 'damgalanma' (stigmatization) ve yenilgi sonrasi uyum süreçlerine yonelik tarihsel sosyolojik analizlerini de genisletmektedir. Bu doğrultuda çalışma, önceki literatürun sundugu kavramsal araclari reddetmek yerine, onlari Bati merkezli kisitlamalarindan arindirarak cok kutuplu düzende yeniden konumlandirir.

Bu çalışma, literatür taramasi hazirlayan araştırmacilar için Turkiye dis politikasi ve genel uluslararasi ilişkiler kuramlari arasindaki kopruleri yeniden insa eden kapsamli bir çerçeve sunar. Özellikle cumhuriyet tarihindeki dis politika sürekliliklerini ve kirilmalarini rasyonel maliyet-fayda analizlerinin otesine tasiyarak; Sevres ve Kapitulasyon sendromlari, sivil-sekuler Sunni kimlik insasi gibi tarihsel-sosyolojik unsurlarla açıklar. Çalışmanın literatüre en buyuk katkısi, teorik tartismalari 'Venn semasi' metaforu üzerinden gorsellestirerek somutlastirmasi ve 'interpolarity' (kutuplararasi etkileşim) kavramini ilişkisel öğrenme mekanizmasiyla ilişkilendirmesidir. Turk dis politikasi üzerine çalışan araştırmacilara, ulkenin sınır konumunu (liminality) bir zayiflik veya kimlik krizi kaynagi olarak degil, tam aksine post-Bati kuresel düzeninde coklu dunya gorusleri arasinda arabuluculuk yapabilecek bir epistemolojik avantaj ve özgün kavramsallastirma firsati olarak gorme perspektifini kazandirir.

Kaynakça

  1. Zarakol, A. (2010). After Defeat: How the East learned to Live with the West. Cambridge University Press.
  2. Subotić, J., & Steele, B. (2018). Moral Injury in International Relations. Journal of Global Security Studies, 3(4), 387-401.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Turkiye'nin dis politika refleksleri, realist rasyonel guvenlik hesaplarinin yani sira tarihsel Sevres ve Kapitulasyon sendromlari gibi kimliksel-psikolojik travmalarla da sekillenmektedir.

Bu iddia, Turk dis politikasinda guvenlik ve egemenlik hassasiyetlerinin tarihsel-sosyolojik kokenlerini ve ontolojik guvenlik arayisini kuramsallastirmak amaciyla literatür taramasi bolumunde doğrudan bu makaleye atifla kullanılabilir(Fisher‐Onar, 2023).

Yuzuncu Yilinda Turk Dis Politikasi Soyleminde Sevres ve Kapitulasyon Sendromlarinin Rolu

Araştırma sorusu
Turkiye'nin 2015-2023 yillari arasindaki resmi dis politika soylemlerinde Sevres ve Kapitulasyon sendromlari hangi siklikta ve hangi diplomatik kriz bağlamlarinda aracsellastirilmistir?
Yöntem taslağı
Çalışma nitel bir tasarimda kurgulanacaktir. Turkiye Cumhuriyeti Disisleri Bakanligi resmi açıklamalari, Cumhurbaskanligi konusmalari ve TBMM tutanaklarindan olusan metin havuzu, MAXQDA programi kullanılarak nitel içerik analizine ve elestirel soylem analizine tabi tutulacaktir. Örneklem buyuklugu ve kapsami veri doygunlugu ilkesi doğrultusunda belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarin makalede dile getirdigi, Turkiye'nin dis politikasindaki savunmaci ve izolasyonist reflekslerin rasyonel hesaplardan ziyade kimliksel-psikolojik travmalara ve tarihsel sendromlara dayandigi iddiasindan türetilmistir(Fisher‐Onar, 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Cok kutuplu yeni uluslararasi düzen, hiyerarsik veya catismaci modellerin otesinde, ilişkisel öğrenmeye acik bir Venn semasi olarak kavramsallastirilabilir.

Tez çalışmalarında kuresel yonetisim, cok kutupluluk veya post-Bati uluslararasi düzen teorilerini tartisirken yazarin geliştirdigi ilişkisel öğrenmeye dayalı Venn semasi modeli teorik bir çerçeve olarak kullanılabilir(Fisher‐Onar, 2023).

Bölgesel Guclerin İlişkisel Öğrenme ve Interpolarite Kapasitelerinin Karşılaştırmali Analizi: Turkiye ve Brezilya Örnekleri

Araştırma sorusu
Cok kutuplu dunya düzeninde Turkiye ve Brezilya, bölgesel çevre ve goc krizlerinde ne ölçude 'Venn semasi' modeline uygun ilişkisel öğrenme ve isbirligi mekanizmalari geliştirebilmistir?
Yöntem taslağı
Coklu örnek olay (multi-case study) tasarimi benimsenecektir. Iki ulkenin 2018-2023 yillari arasindaki bölgesel krizlerdeki diplomatik girisimleri, uluslararasi antlasmalar ve resmi raporlar üzerinden karşılaştırmali analize tabi tutulacaktir. Nitel veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarin kuresel UI perspektifinde geliştirdigi, cok kutuplulugun catismaci realist bilardo toplari yerine isbirlikci ve ilişkisel öğrenmeye dayalı Venn semasiyla yonetilebilecegi kuramsal modeline dayanmaktadir(Fisher‐Onar, 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Turkiye'nin liminal (sınırda) jeokulturel konumu, ona post-Bati dunya düzeninde farklı dunya gorusleri arasinda epistemolojik ve diplomatik duzeyde arabuluculuk yapma avantaji sağlamaktadir.

Tezlerin tartisma bolumunde, Turkiye'nin dis politika eylemliliginin ve bölgesel entegrasyon kapasitelerinin sadece bir kriz degil, ayni zamanda bir kopru ve cogulcu diplomasi firsati oldugunu savunmak için bu makalenin argumanlarindan faydalanilabilir(Fisher‐Onar, 2023).

Turkiye'nin Liminal Kimliginin Afrika Acilimi Diplomasisindeki Epistemolojik ve Pratik Yansimalari

Araştırma sorusu
Turkiye'nin Afrika kitasina yonelik diplomatik ve ekonomik girisimlerinde gorev alan Turk diplomatlarin ve kurum temsilcilerinin soylemlerinde Turkiye'nin liminal kopru konumu nasıl kurgulanmaktadir?
Yöntem taslağı
Yari yapilandirilmis derinlemesine mulakatlara dayalı nitel araştırma tasarimi uygulanacaktir. Disisleri Bakanligi, TIKA, DEIK ve Maarif Vakfi temsilcilerinden olusan ve amacli örnekleme yöntemiyle secilen 25 katılımci ile mulakatlar gerceklestirilecektir. Örneklem buyuklugu veri doygunlugu sağlandiginda sınırlandirilacaktir. Veriler NVivo ile analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarin, Turkiye'nin liminal konumunun dis politikada cok boyutlu ve cogulcu bir okuma yapabilme (epistemolojik arabuluculuk) avantaji sundugu yonundeki tespiti ve Ezgi Guner'in geocultural imajlar çalışmasina yaptigi atiftan esinlenilmistir(Fisher‐Onar, 2023).