Nitel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.3389/fpos.2023.981237

İsrail-Filistin Ortadoğu Siyasetinde İlhak, Normalleşme ve İki Devletli Çözüm Paradigmalarının Değerlendirilmesi

İsrail-Filistin çatışması, 1993 Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana iki ayrı ulus-devletin kurulmasını öngören toprak paylaşımı ve iki devletli çözüm paradigması etrafında şekillenmiştir. Ancak Batı Şeria'daki yerleşimlerin büyümesi, altyapı yatırımları ve yönetsel değişiklikler, fiili bir ilhak sürecini beraberinde getirmiştir.

Yazar
Yoav Shemer-Kunz
Yayın
Frontiers in Political Science
Tarih
2023-04-28
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

İsrail-Filistin çatışması, 1993 Oslo Anlaşmaları'nın ardından bölgesel siyasetin ana eksenini oluşturan iki devletli çözüm paradigmasının işlevselliğini yitirdiği yönündeki tartışmalarla yeni bir evreye girmiştir. Batı Şeria'da derinleşen İsrail yerleşim politikaları, altyapı bütünleşmeleri ve de facto ilhak adımları, Akdeniz ile Ürdün Nehri arasında eşit olmayan hak rejimine dayalı tek devletli bir gerçeklik yaratmıştır. Bu durum uluslararası ve yerel akademide apartheid yapısının kurumsallaşması olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu çalışma, bölgedeki mevcut siyasi dinamikleri ve aktörlerin ufkunu bu sosyo-politik bağlam çerçevesinde ele alarak alan yazındaki temel ayrışmaları haritalandırmaktadır.

Nitel araştırma desenine dayanan bu çalışmada, Ekim 2021 ile Şubat 2022 tarihleri arasında İsrail ve Filistin'de görev yapan seçilmiş siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve kamuoyu önderleriyle toplam 38 kapsamlı derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Saha verileri, Batı Şeria'daki Filistinliler, İsrail vatandaşı Filistinliler, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimciler ve İsrail barış kanadı temsilcilerini kapsayan geniş bir örneklem grubundan derlenmiştir. İbrani ve Arap dillerinde yürütülen bu görüşmeler, resmi metinler ve saha gözlemleriyle desteklenerek nitel içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.

Elde edilen bulgular, İsrailli yerleşimci liderlerin 'ekonomik barış' veya 'çatışmayı küçültme' yaklaşımını benimsediğini ve Filistinlilerin ulusal haklarından vazgeçerek ekonomik refah karşılığında mevcut durumu kabulleneceğini varsaydığını göstermektedir. Buna karşın Filistinli aktörler bu yaklaşımı tamamen reddetmekte, işgal ve ilhak koşulları altında ekonomik barışı bir illüzyon olarak görmektedir. Filistin tarafı, iki devletli çözümü bir idealden ziyade uluslararası hukuki meşruiyetin ve işgale karşı direnişin son kalesi olarak savunmayı sürdürmektedir. İsrail vatandaşı Filistinliler ise karışık şehirlerdeki deneyimlerinden hareketle eşit vatandaşlığa dayalı alternatif ortak yaşam modelleri önermektedir.

Çalışma, çatışmanın çözümüne yönelik ayrışma merkezli klasik Oslo modelinin yerine, güç paylaşımı ve eşit haklar temelinde yeni bir siyasi ufuk tanımlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Filistinlilerin iki devletli çözümden vazgeçmesinin ilhakı meşrulaştırma riski taşıdığı tespit edilirken, konfedere veya iki uluslu yapıların uygulanabilirliği tartışılmaktadır. Çalışmanın literatüre sağladığı temel katkı, İsrail vatandaşı Filistinlilerin ve karma şehirlerin bölgesel barış modelleri açısından taşıdığı laboratuvar niteliğindeki potansiyeli nitel verilerle somutlaştırarak gelecek araştırmalara yön vermesidir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Batı Şeria'daki İsrailli yerleşimcilerin ve Filistinli liderlerin siyasi ufuklarını inceleyerek bölgede yerleşen tek devletli gerçeklik karşısında aktörlerin bölgesel ve toplumsal çözüm vizyonlarını çözümlemeyi amaçlamaktadır(Shemer-Kunz, 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Saha araştırmasına dayanan bu nitel çalışmada, İsrail ve Filistin'deki seçilmiş siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve kamuoyu önderleriyle yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler nitel söylem analiziyle incelenmiştir(Shemer-Kunz, 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, yerleşimci sömürgeciliği (settler colonialism), ilhak kuramları, güç paylaşımı (power-sharing) ve çatışma yönetimi ilkelerine dayanmaktadır. Ayrışmaya dayalı Oslo paradigmasının bittiğini varsayan post-Oslo çerçevesi, bölgesel ortaklık ve eşit vatandaşlık kavramlarını merkeze alarak güç dengesizliklerini ve ilhak politikalarını analiz etmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Araştırma, Lustick'in iki devletli çözümün imkânsızlığına dair tezlerini, Farsakh'ın Filistin devletleşme projesinin tarihsel evrimine ilişkin çalışmalarını, Goodman'ın çatışmayı küçültme yaklaşımını ve Ghanem ile Tilley'nin iki uluslu konfedarasyon ve tek devletli alternatif modeller üzerine literatüre sundukları katkıları ele almaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
İsrail ve Filistin'deki siyasi aktörler, sivil toplum temsilcileri, Batı Şeria İsrailli yerleşimcileri ve İsrail vatandaşı Filistinliler.
Örneklem veya araştırma materyali
Ekim 2021 - Şubat 2022 tarihleri arasında İbranice ve Arapça dillerinde yürütülen 38 derinlemesine mülakat (21 Filistinli, 17 İsrailli Yahudi ve 2 Avrupalı gözlemci).
Veri toplama süreci
Yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar, doğrudan katılım gözlemleri (siyasi toplantılar ve gösteriler) ile resmi politika metinleri ve akademik yayınların incelenmesi.
Veri analiz yöntemi
Nitel söylem ve içerik analizi yöntemi ile tematik kategorizasyon yaklaşımı.
İki devletli çözümTek devletli gerçeklikDe facto ilhakEkonomik barışNormalleşmeApartheid

Araştırmanın Bulguları

01

İsrailli yerleşimci liderleri Batı Şeria Filistinlilerinin ekonomik refah ve istihdam olanakları karşılığında ulusal egemenlik taleplerinden vazgeçeceklerini iddia ederken, Filistinli aktörler bu yaklaşımı bir hayal olarak görmekte ve haklarından vazgeçmeyeceklerini vurgulamaktadır(Shemer-Kunz, 2023).

02

İsrail devleti Batı Şeria'daki devasa altyapı yatırımları ve yasadışı yerleşim yerlerinin hukuki statüsünü geriye dönük onaylama adımlarıyla de facto ilhakı derinleştirmekte, bu durum gelecekteki bir geri çekilmenin siyasi maliyetini artırmaktadır(Shemer-Kunz, 2023).

03

Filistin siyasi liderliği ve toplumu, İsrail'in sunduğu ortak ekonomik projelere veya tabandan diyalog girişimlerine katılmayı işgalin ve apartheid rejiminin meşrulaştırılması olarak görmekte, bu tür adımları normalleşme çabası sayarak reddetmektedir(Shemer-Kunz, 2023).

04

İsrail vatandaşı Filistinliler, 1948'den bu yana yaşadıkları ayrımcılık tecrübesine rağmen, özellikle karma kentlerde geliştirdikleri ortak yaşam pratikleri üzerinden tüm bölgeye örnek teşkil edebilecek çift uluslu ve eşit vatandaşlığa dayalı alternatif bir siyasi ufuk sunmaktadır(Shemer-Kunz, 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Araştırma bulguları, İsrail'in Batı Şeria'da sürdürdüğü sistematik yerleşim ve altyapı politikalarının iki devletli çözüm seçeneğini fiilen ortadan kaldırdığını ve sahada eşitsiz haklara dayalı tek devletli bir gerçekliği kalıcı hale getirdiğini göstermektedir. İsrailli yerleşimcilerin sunduğu ekonomik refah odaklı barış söylemi, Filistinlilerin ulusal egemenlik taleplerini ikame edememekte ve toplumsal tabanda karşılık bulmamaktadır.

Yazar bu durumu, İsrail sağının çatışmayı çözmek yerine yönetme ve normalleştirme stratejisinin bir sonuçu olarak açıklamaktadır. Filistinli liderlerin ve toplumun yerleşimcilerle tabandan diyalog kurmayı reddetmesi, işgal koşulları altında sunulan işbirliğinin bir normalleşme tuzağı ve apartheid rejiminin meşrulaştırılması olarak algılanmasından kaynaklanmaktadır.

Tartışma bölümünde mevcut durum, Ian Lustick ve Leila Farsakh gibi araştırmacıların paradigma değişimi önerileriyle karşılaştırılmaktadır. Literatürde tek devletli gerçekliğin kabul edilmesi çağrıları öne çıkarken, yazar Filistin tarafının uluslararası hukuk zeminini kaybetme korkusuyla iki devletli çözüm söylemine bir savunma kalkanı olarak tutunmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak çalışma, geleneksel toprak paylaşımı yaklaşımının tıkandığını ve geleceğe yönelik siyasi ufkun ancak eşit vatandaşlık ile çift uluslu ortaklık modelleri üzerinden kurgulanabileceğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda İsrail'deki karma kentlerde yaşanan toplumsal temas ve birlikte yaşam tecrübelerinin, bölgenin tamamı için mikro ölçekli bir demokratik dönüşüm modeli sunduğu değerlendirilmektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazar, Lustick'in iki devletli çözümün geçerliliğini yitirdiği ve tek devletli gerçekliğin kabul edilmesi gerektiği yönündeki tezini ele alarak, Filistinlilerin bu paradigma değişimine işgal ve ilhak politikalarını meşrulaştıracağı endişesiyle mesafeli yaklaştığını belirtmektedir(Shemer-Kunz, 2023).

Çalışmada Farsakh'ın Filistin devletleşme projesinin tarihsel rolünü tamamladığı argümanı tartışılmakta, Filistinli aktörlerin uluslararası hukuk zeminini kaybetmeme adına bağımsız devlet fikrine tutundukları gösterilmektedir(Shemer-Kunz, 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yazar, İsrail'in Batı Şeria'da yürüttüğü de facto ve de jure ilhak politikalarının iki devletli çözüm modelini sahada fiilen imkânsız kıldığını sonuçuna varmaktadır. Çatışmanın tarafı olan aktörlerin ulusal kimliklerinden vazgeçmeyeceği göz önüne alındığında, mevcut durumun sürdürülemez bir apartheid yapısına dönüştüğü vurgulanmaktadır. Siyasi bir çıkmazın aşılamadığı bu süreçte, İsrail'deki karma kentlerde ortaya çıkan eşitlikçi ve çift uluslu ortak yaşam tecrübelerinin, tüm İsrail-Filistin coğrafyası için kapsayıcı bir demokratik gelecek modeli oluşturabileceği ifade edilmektedir(Shemer-Kunz, 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, Orta Doğu siyaset bilimi ve çatışma çözümü literatüründe uzun süredir hâkim olan iki devletli çözüm paradigmasının sahada geçerliliğini yitirdiğini görgül saha verileriyle belgelendirme işlevi görmektedir. İsrailli yerleşimci liderler, Filistinli siyasi aktörler ve sivil toplum temsilcileriyle yapılan 38 kapsamlı derinlemesine görüşmeye dayanan yayın, Batı Şeria'daki de facto ve de jure ilhak adımlarının yarattığı eşitsiz tek devletli gerçekliği ve apartheid yapısını doğrudan aktörlerin kendi söylemleri üzerinden çözümlemektedir. Böylece normatif çözüm tartışmalarından ziyade sahadaki mevcut siyasi ufukları ve güç dinamiklerini somut verilerle ortaya koymaktadır.

Çalışma, Ian Lustick'in iki devletli paradigmanın kaybı ve tek devletli gerçeklik üzerine kurduğu kuramsal çerçeveyi görgül verilerle doğrulamakta ve genişletmektedir. Leila Farsakh'ın Filistin devletleşme projesinin tarihsel dönüşümü üzerine yaptığı analizlerle uyum sergilerken, İsrailli sağ elitlerin sunduğu ekonomik barış söyleminin Filistin tarafında nasıl bir normalleşme tuzağı ve reddiye ile karşılaştığını ampirik olarak göstermektedir. Ayrıca As'ad Ghanem ve Jonathan Kuttab'ın çift uluslu ortaklık ve güç paylaşımı modellerini, İsrail içindeki karma kentlerde yaşanan yerel pratiklerle ilişkilendirerek literatürdeki kuramsal önerilere uygulamalı bir saha katkısı sunmaktadır.

Literatür taramaları açısından bu yayın, İsrail-Filistin çatışmasının Oslo sonrası dönemde ulaştığı nitel dönüşümü ve tarafların geliştirdiği alternatif gelecek vizyonlarını sistematik biçimde kategorize etme imkânı sağlamaktadır. Araştırmacılara, çatışma çözümü literatüründe klasik toprak paylaşımı modeli ile eşit vatandaşlığa dayalı çift uluslu model arasındaki teorik ve pratik makası görme fırsatı sunar. Özellikle Filistinli aktörlerin iki devletli çözüme pragmatik bir hukuki kalkan olarak tutunma gerekçelerini ve İsrail'deki karma kentlerin mikro düzeyde sunduğu demokratik potansiyeli göstererek yeni literatür sentezlerine zemin hazırlamaktadır.

Kaynakça

  1. Lustick, I. S. (2019). Paradigm lost: From two-state solution to one-state reality. Pennsylvania University Press.
  2. Farsakh, L. H. (2021). Rethinking statehood in Palestine: Self-determination and decolonization beyond partition. University of California Press.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

İsrail'in Batı Şeria'da yürüttüğü altyapı ve yerleşim politikaları iki devletli çözüm modelini sahada fiilen imkânsız hale getirmiştir.

Bu çalışma, Batı Şeria'daki yerleşimci sayısının artışı ve yasadışı yerleşimlerin geriye dönük meşrulaştırılması adımlarının fiili ilhak sürecini tamamladığını göstermek amacıyla alan yazın taraması bölümünde kaynak gösterilebilir(Shemer-Kunz, 2023).

Karma Kentlerde Birlikte Yaşam Pratikleri: Lod ve Acre Belediyelerinde Hizmet Sunumu ve Eşit Vatandaşlık Algısı

Araştırma sorusu
İsrail'in karma kentlerindeki municipal hizmet sunum süreçleri ve kamu politikaları, Arab-Yahudi sakinlerinin eşit vatandaşlık algılarını ve yerel düzeyde çift uluslu ortaklık kurma imkânlarını nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Nitel durum çalışması deseni benimsenecektir. Lod ve Acre kentlerinde belediye meclis üyeleri, yerel sivil toplum temsilcileri ve kent sakinlerinden oluşan derinlemesine mülakat grubu oluşturulacaktır. Örneklem büyüklüğü nitel veri doygunluğu ilkesine göre belirlenecek; belediye meclis kararları ve bütçe tahsis belgeleri içerik analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Shemer-Kunz, çalışmasının sonuç bölümünde makro düzeydeki tıkanıklığa karşı karma kentlerin mikro ölçekli çift uluslu karşı-gerçeklikler üretebileceğini belirterek bu alanlarda daha derinlikli araştırmalar yapılması gerektiğini açıkça vurgulamıştır(Shemer-Kunz, 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Filistin tarafı için iki devletli çözüm, ideolojik bir tercihten ziyade uluslararası hukukun sağladığı statüyü koruma kalkanıdır.

Çalışmada yer alan Filistinli analist ve siyasetçilerin ifadeleri, iki devletli çözümün bir barış vizyonundan ziyade işgal ve ilhaka karşı hukuki bir direniş aracı olarak kullanıldığını kuramsal çerçevede temellendirmek için kullanılabilir(Shemer-Kunz, 2023).

İsrail Yerleşimci Söyleminde Ekonomik Barış Algısı ve Filistinli İşgücünün Müttefikleştirilmesi Stratejileri

Araştırma sorusu
Batı Şeria'daki İsrailli yerleşimci konsey yöneticilerinin geliştirdiği 'ekonomik barış' söylemi, yerel Filistinli nüfusun siyasi hak taleplerini nötralize etmede ne düzeyde bir araç olarak kurgulanmaktadır?
Yöntem taslağı
Söylem analizi ve nitel görüşme deseni birlikte kullanılacaktır. Ma'ale Adumim ve Ariel yerleşim konseylerinde görev yapan yerel siyasetçiler ile sanayi bölgelerinde çalışan Filistinli işçilerle derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilecektir. Örneklem büyüklüğü güç analizi veya doygunluk ilkesiyle şekillendirilecek; yerel yayınlar ve demeçler eleştirel söylem analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede İsrailli yerleşimci liderlerin Filistinlilerin ekonomik refah karşılığında ulusal egemenlik taleplerinden vazgeçecekleri yönündeki iddiaları ile Filistinlilerin buna dönük kararlı reddiyesi ampirik bir bulgu olarak öne sürülmüştür(Shemer-Kunz, 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

İsrail'deki karma kentler, ulusal düzeydeki çatışmalı ortama alternatif oluşturabilecek mikro ölçekli çift uluslu yaşam alanlarıdır.

Çalışmanın tartışma bölümünde geliştirilen karma kentler analizi, yerel düzeydeki toplumsal temas ve belediye pratiklerinin çatışma çözümü süreçlerindeki dönüştürücü potansiyelini desteklemek için tartışma kısmında kullanılabilir(Shemer-Kunz, 2023).

Filistin Siyasi Söyleminde İki Devletli Çözümün Hukuki Kalkan İşlevi ve Alternatif Model Tartışmaları

Araştırma sorusu
Filistinli siyasi parti temsilcileri ve kamuoyu önderleri, iki devletli çözüm modelini hangi söylemsel stratejilerle uluslararası hukuk kalkanı olarak işe koşmakta ve konfederasyon alternatiflerine nasıl yaklaşmaktadır?
Yöntem taslağı
Nitel odak grup ve yarı yapılandırılmış mülakat deseni benimsenecektir. Ramallah, Nablus ve Doğu Kudüs'te Fatah, Hamas ve PFLP mensubu siyasi aktörler ile sivil toplum liderleriyle görüşmeler yapılacaktır. Görüşmeci sayısı veri doygunluğu sağlana kadar artırılacak; siyasi bildiriler ve uluslararası platform konuşmaları nitel içerik analiziyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazar, Filistinli aktörlerin konfederasyon veya tek devlet alternatiflerini İsrail ilhakını ve yerleşimleri meşrulaştırma riski taşıdığı gerekçesiyle reddettiklerini ve iki devletli çözüme hukuki bir mevzi olarak sarıldıklarını tespit etmiştir(Shemer-Kunz, 2023).