Küresel bir sağlık krizi olarak COVID-19 pandemisi, tıbbi bir olay olmanın ötesinde toplumsal yapılar ve bireysel psikolojiler üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Mevcut literatürün büyük bir bölümü bu etkileri Batılı ve sanayileşmiş ülkeler özelinde incelemiş, bu durum pandemi psikolojisinin evrensel mekanizmalarını anlamada sınırlılıklar yaratmıştır. Araştırma, pandeminin finansal, psikolojik ve kaynak odaklı sonuçlarının yaş, biyolojik cinsiyet ve siyasi görüşlerle olan ilişkisinin kültürler arasında ne derece değişkenlik gösterdiğini sörgülayan temel bir problematikten yola çıkmaktadır. Özellikle yapısal eşitsizliklerin ve sosyoekolojik stres faktörlerinin bu değişkenlerin etkilerini nasıl modüle ettiği, küresel bir perspektifle ele alınarak alan bağlamına yerleştirilmektedir.
Altı kıtayı kapsayan 19 farklı ülkeden 14.133 katılımcının dahil edildiği bu geniş ölçekli ampirik çalışma, veri toplama sürecinde 9 farklı dilde valide edilmiş ölçekler kullanmıştır. Metodolojik olarak lineer karma modellerin tercih edilmesi, verilerin ulusal düzeydeki yuvalanmış yapısını doğrudan hesaba katarak hem kültürlerarası ortak varyansı hem de kültüre özgü özgün varyansı ayrıştırmaya olanak tanımıştır. Yazarlar, katılımcıların algılanan tehdit düzeylerini, karşılaştıkları finansal ve psikolojik zorlukları ve hükümet politikalarına yönelik tutumlarını ölçen yapılandırılmış araçlarla, değişkenler arasındaki nedensel ağları sosyoekolojik göstergeler (Gini katsayısı, patojen yaygınlığı, iklim stresi) eşliğinde derinlemesine analiz etmiştir.
Analiz sonuçları, yaş ve biyolojik cinsiyetin pandemi etkileri üzerindeki rolüne dair hem evrensel hem de yerel örüntüleri açığa çıkarmaktadır. Genç bireylerin ve kadınların dünya genelinde COVID-19'dan daha fazla psikolojik stres ve kaynak sıkıntısı yaşadığı saptanmış olsa da, bu etkilerin büyüklüğünün ülkelerin sahip olduğu öncül eşitsizlik düzeylerine göre ciddi şekilde farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca PAIR modeli çerçevesinde yapılan incelemeler, ABD örneğinde siyasi inançların tehdit algısını belirlemede baskın olduğunu teyit ederken, diğer kültürlerde kişisel deneyimlerin ve somut etkilerin siyasi görüşlerle daha dengeli bir ağırlığa sahip olduğunu göstermiştir. Bu bulgular, ideolojik uyumun tehdit algısı üzerindeki etkisinin kültürel bağlama göre esneklik gösterdiğini kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak araştırma, pandemi psikolojisinde 'tek tip' yaklaşımların yetersizliğini vurgulayarak literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Elde edilen bulgular, yapısal eşitsizliklerin ve geçmiş sosyoekolojik stres faktörlerinin, kriz anlarında hassas grupların maruz kaldığı olumsuz etkileri derinleştirdiğini ortaya koymaktadır. Yazarlar, gelecekteki sağlık politikalarının ve psikososyal müdahale stratejilerinin her toplumun özgün kültürel ve sosyoekolojik dinamikleri gözetilerek tasarlanması gerektiğini savunmaktadır. Bu çalışma, kültürlerarası psikoloji literatüründe pandemi etkilerinin evrenselliği tartışmasına ampirik bir kanıt sunarken, WEIRD odaklı yaklaşımların ötesine geçilmesinin kuramsal zorunluluğunu somut verilerle desteklemektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 6 kıtada yer alan 19 farklı ülkeden (Birleşik Krallık, Yunanistan, Almanya, Avusturya, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Polonya, Türkiye, Meksika, Hindistan, Brezilya, Gine, Slovenya, Portekiz, Kanada, Litvanya, Çin, Avustralya ve Filipinler) bireylerden oluşan küresel bir kitle.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Çalışmaya 14.133 katılımcı dahil edilmiştir. Örneklemin %63'ü kadın olup, katılımcıların yaş ortalaması 33,5 (SS = 12,9) olarak belirlenmiştir. Veriler 9 farklı dile tercüme edilen ölçekler aracılığıyla toplanmıştır.
- Veri toplama süreci
- 20 Nisan 2020 ile 21 Eylül 2020 tarihleri arasında, sağlık, damgalanma ve otobiyografik bellek odaklı çeşitli ana projeler kapsamında yürütülen çevrimiçi anketler yoluyla veriler derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Verilerin analizinde R programlama dilindeki lme4 ve lmerTest paketleri kullanılarak Lineer Karma Modeller (LMM) kurulmuştur. Analizler, kültürler arası benzerlikleri ve her kültüre özgü varyansı ayrıştırmak için hem ülke içi hem de ülkeler arası korelasyonları içermektedir.
Kültürel PsikolojiYaşBiyolojik CinsiyetSiyasi İnançlarAlgılanan COVID-19 TehdidiFinansal EtkilerKaynak EtkileriPsikolojik EtkilerPAIR ModeliYapısal EşitsizlikSosyolojik Stres Faktörleri
01Araştırma sonuçları, incelenen çok uluslu örneklem genelinde gençlerin ve kadınların COVID-19 pandemisinden kaynaklanan psikolojik olumsuzluklara karşı daha savunmasız olduğunu göstermektedir. Bu gruplar, yaşlı bireylere ve erkeklere kıyasla daha yüksek düzeyde kaygı ve kaynak sıkıntısı rapor etmiş olup bu durum toplumsal rollerle ilişkilendirilmiştir(Conway et al., 2022).
02Pandeminin etkileri üzerine yapılan analizler, kültürler arasındaki benzerliklerden ziyade kültüre özgü varyansın daha belirgin olduğunu ortaya koymaktadır. İncelenen çoğu değişkenin etkisi, toplumun kendine has dinamikleriyle şekillenmekte ve evrensel bir şablon sunulmasını zorlaştırarak yerel kültürel psikolojinin merkezi önemini vurgulamaktadır(Conway et al., 2022).
03Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik stres faktörleri, pandeminin kırılgan gruplar üzerindeki etkisini derinleştirmektedir. Özellikle yapısal eşitsizliğin yüksek olduğu ve tarihsel patojen stresinin yoğun olduğu kültürlerde, kadın ve gençlerin finansal ve psikolojik kayıpları diğer ülkelere kıyasla çok daha şiddetli bir seyir izlemektedir(Conway et al., 2022).
04Bireylerin koronavirüsü bir tehdit olarak algılamasında, doğrudan deneyimlerinden veya hükümet mesajlarından ziyade siyasi inançları ve ideolojik eğilimleri belirleyici olmaktadır. PAIR modeli çerçevesinde sunulan bu bulgu, ideolojik uyumun tehdit algısını şekillendirdiğini ve bu durumun özellikle kutuplaşmış toplumlarda baskın olduğunu kanıtlamaktadır(Conway et al., 2022).