İçeriğe geç

Vaka çalışması · 2026

Sürdürülebilir Kent Planlaması ve Afet Risk Yönetimi: Kayseri Deneyimleri

Sustainable Urban Planning and Disaster Risk Management: Experiences from Kayseri

Okur sorusu

Kayseri ilinde doğal afetlerin mekansal dağılımı ve kent planlama süreçleriyle ilişkisi nasıl incelenmiştir?

Bu çalışmada Kayseri kenti özelinde doğal afet envanteri çıkarılmış, ArcGIS ile riskli alanlar haritalandırılmış ve planlama dönemlerindeki afet yaklaşımları incelenmiştir. Araştırma sonuçunda il genelinde 98 afete maruz bölge tespit edilmiş ve 1967-2017 yılları arasında 2072 afet konutu inşa edildiği belirlenmiştir.

Kaynak izi: (Şahin & Bakır, 2026)

Öne çıkanlar

  • Kayseri kenti kaya düşmesi afetleri açısından ülke genelinde en yüksek risk taşıyan yerleşimler arasında yer almaktadır.
  • Beşinci plan dönemine kadar nazim imar planlarında ayrıntılı afet hükümleri yer almazken, 2006 sonrası planlarda jeolojik etutler zorunlu hale getirilmiştir.
  • Develi ve Sariz ilçeleri farklı doğal afet türlerine en yüksek düzeyde maruz kalan bölgeler olarak haritalandırılmıştır.
  • Planlama süreçlerinde kurumlar arası koordinasyon eksikliği ve parcasil projeler bütüncül afet yönetimini zorlaştırmaktadır.
Yayın türü
Vaka çalışması
Yazarlar
Şevin Şahin ve Neşe Yılmaz Bakır
Dergi / alan
Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fen Bilimleri Dergisi · Sosyal Bilimler
Yıl
2026
Örneklem
Kayseri ilinde Bakanlar Kurulu kararıyla afete maruz bölge ilan edilen 98 yerleşim alanı, çeşitli dönemlerde hazırlanan nazim imar planları ve afet konutu verileri.
Veri kaynakları
IcsetIsleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Kayseri Il Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve belediye arşivlerinden elde edilen noktasal afet verileri, hizmet…
Analiz yöntemi
ArcGIS programı aracılığıyla yoğunluk tahmini yöntemi kullanılarak afet olaylarının mekansal kümeleme eğilimlerinin haritalandırılması ve dönemsel imar planları üzerinden içerik…

İnceleme özeti

Son yıllarda doğal afetlerin sıklığı ve etkilerindeki artış, kentsel alanlarda kapsamlı risk yönetimi stratejilerine duyulan ihtiyacı derinleştirmiştir. Geleneksel yaklaşımlar, kent planlaması ile afet riskini genellikle bağımsız konular olarak ele almış, bu da afetlere karşı dirençli kent sistemlerinin geliştirilmesinde bütüncül bir bakış açısı eksikliği yaratmıştır. Oysa, şehirlerin fiziksel, ekonomik ve sosyal özelliklerinin birbirini etkilediği sistemik bir anlayışla, kentsel dayanıklılık ve sakınım planlaması gibi entegre yaklaşımlar giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası ve ulusal düzeyde afet risk azaltma çabaları hız kazanırken, kent planlama perspektifinden bütünleşik pratik metodolojilerin eksikliği önemli bir araştırma sorununu oluşturmaktadır.

Bu çalışma, Kayseri kenti özelinde afet riskini, kentsel planlama ve afet ilişkisindeki engelleri anlamayı ve olası çözümleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma metodolojisi kapsamında, Kayseri ili için heyelan, kaya düşmesi, sel/su baskını, çığ ve deprem olarak belirlenen doğal afetlere yönelik detaylı bir envanter hazırlanmıştır. Bu envanterden elde edilen noktasal afet verileri, ArcGIS coğrafi bilgi sistemi kullanılarak haritalanmış ve afete maruz bölgelerdeki yoğunluk eğilimleri görselleştirilmiştir. Ayrıca, Kayseri'nin çeşitli planlama dönemleri (1944 öncesi, 1944-1975, 1975-1986, 1986-2006, 2006-günümüz) titizlikle incelenerek, afetlerle ilgili yaklaşımlar, çalışmalar ve uygulanan politikalar arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Bu çok yönlü inceleme, kentin afet geçmişini ve planlama süreçlerinin gelişimini ortaya koymuştur.

Çalışmanın bulguları, Kayseri ilinde toplam 98 afete maruz bölge bulunduğunu ve bu afet türleri arasında kaya düşmelerinin Melikgazi, Kocasinan, Develi, İncesu, Yeşilhisar, Tomarza ve Talas ilçelerinde özellikle yaygın olduğunu göstermektedir. Sel ve su baskını olaylarının da İncesu ilçesinde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Tarihsel planlama süreçleri incelendiğinde, V. Plan dönemine kadar afetlere yönelik detaylı bir hükme rastlanmazken, 1967-2017 yılları arasında yaşanan afetler sonrası toplam 2.072 afet konutu inşa edildiği belirlenmiştir. Ancak, 2006 yılından itibaren hazırlanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı raporunda jeolojik ve jeoteknik etütler, acil toplanma alanları ve yol genişlikleri gibi afetlere yönelik spesifik hükümlerin ilk kez yer aldığı bulgulanmıştır.

Bu araştırma, Kayseri örneği üzerinden, afet ve planlama arasındaki karmaşık ilişkiyi bütüncül bir perspektifle analiz ederek, tek bir afete odaklanan veya statik değerlendirmelere dayanan önceki çalışmalardan ayrılmaktadır. Bulgular, afet risk azaltımının sürdürülebilir kentsel gelişme hedefleriyle entegre edilmesi gerektiğini ve entegre kamu politikalarına acil ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'deki planlama ve uygulama süreçlerindeki parçalanmışlık, koordinasyon eksikliği ve yetki karmaşasının bütüncül planlamayı güçleştirdiği tartışılmış, bu bağlamda uzamsal strateji planlarının ve afet eylem programlarının kritik rolü vurgulanmıştır. Çalışma, metropol alanlara odaklanan çoğu literatürün aksine, orta ölçekli bir Anadolu kentinin dinamiklerini inceleyerek, benzer sosyo-mekânsal özelliklere sahip diğer kentler için karşılaştırmalı analizlere ve kanıta dayalı politika önerilerine değerli ampirik katkılar sağlamaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Bu çalışma, kentlerin doğal afetlere karşı dayanıklılığını artırmak için kentsel planlamanın merkezi bir araç olduğu afet risk yönetimi ve sakınım planlaması ilkelerine dayanmaktadır. Temel risk anlayışı, hazard, maruziyet ve kırılganlığın birleşimi olarak tanımlanır ve arazi kullanım planlamasının afet zararlarını azaltmadaki potansiyeli vurgulanır. Kuramsal çerçeve, tehlikeli alanlarda kentsel faaliyetlerin sınırlandırılması yoluyla risk azaltma teorisinin pratiğe dökülmesini öngörmekte olup, ulusal ve uluslararası düzeydeki afet azaltma stratejileri ve planlama belgeleri bu yaklaşıma yön vermektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, doğal afetlerin sıklığındaki artış ve bunların insanlık üzerindeki yıkıcı etkileri üzerine yapılan genel literatürü inceleyerek başlamaktadır. Afet riski ve kent planlamasının geleneksel olarak ayrı tartışılması eğilimini ele almakta, kentsel dayanıklılık, risk azaltma ve sakınım planlaması gibi entegre yaklaşımların önemini vurgulayan çalışmaları değerlendirmektedir. ABD'deki Afet Azaltma Yasası ve Kaliforniya Eyalet Planlama Yasası gibi uluslararası düzenlemelere atıfta bulunurken, Türkiye'deki AFAD'ın Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (UDSEP) ile Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) gibi ulusal politika belgelerini de gündeme getirmektedir. Ayrıca, kent planlamasının afet risklerini azaltmadaki anahtar rolünü ve arazi kullanım tahsislerinin potansiyel zararı nasıl hafifletebileceğini gösteren önceki akademik araştırmalarla ilişki kurmaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Kayseri kenti özelinde afet riskini, kentsel planlama-afet ilişkisi kurgusu üzerindeki engelleri anlamayı ve olası çözümleri belirlemeyi amaçlamaktadır (Şahin & Bakır, 2026).

Yöntem ve yaklaşım

Bu araştırma, Kayseri kenti özelinde afet riskini, kentsel planlama ve afet ilişkisi kurgusu üzerindeki engelleri anlamayı ve olası çözümleri belirlemeyi amaçlayan örnek olay incelemesi desenine dayanmaktadır (Şahin & Bakır, 2026).

Evren veya inceleme alanı
Kayseri il sınırları içerisinde yer alan kırsal ve kentsel yerleşimler ile 1960-2017 dönemindeki planlama raporları ve afet envanterleri.
Örneklem veya araştırma materyali
Kayseri ilinde Bakanlar Kurulu kararıyla afete maruz bölge ilan edilen 98 yerleşim alanı, çeşitli dönemlerde hazırlanan nazim imar planları ve afet konutu verileri.
Veri toplama süreci
IcsetIsleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Kayseri Il Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve belediye arşivlerinden elde edilen noktasal afet verileri, hizmet haritaları ve plan raporları.
Veri analiz yöntemi
ArcGIS programı aracılığıyla yoğunluk tahmini yöntemi kullanılarak afet olaylarının mekansal kümeleme eğilimlerinin haritalandırılması ve dönemsel imar planları üzerinden içerik çözümlemesi.
Kentsel PlanlamaDoğal AfetlerHaritalamaKayseriAfet Risk YönetimiSakinim Planlaması

Bulgular

  1. Kayseri ilinde heyelan, kaya düşmesi, sel veya su baskını, çığ ve deprem türünde toplam 98 afet olayı tespit edilmiş olup, bu olayların en yoğun görüldüğü ilçe Develi'dır (Şahin & Bakır, 2026).

  2. Kayseri ili kaya düşmesi afetleri açısından ülke genelinde sıklık ve etkilenen afetzede yerleşim sayısı bakımından ilk sırada yer almakta ve bu tehlike Özellikle Melikgazi ile Kocasinan ilçelerinde yaygınlık göstermektedir (Şahin & Bakır, 2026).

  3. Planlama süreçlerinde beşinci plan dönemine kadar detaylı bir afet hukumune rastlanmazken, 1967 ile 2017 yılları arasında ilgili kurumlarca toplam 2072 afet konutu inşa edilmiştir (Şahin & Bakır, 2026).

  4. 2006 tarihinde onaylanan 1/25000 ölçekli Nazım Imar Planı raporunda ilk kez afetler ve afet bölgelerine ilişkin genel politikalar ile jeolojik-jeoteknik etüt zorunluluğu gibi düzenlemelere yer verilmiştir (Şahin & Bakır, 2026).

Tartışma ve sonuç

Kayseri kenti özelinde gerçekleştirilen bu araştırma, farklı doğal afet türlerinin mekansal dağılımını ve kentsel gelişme dinamikleriyle ilişkisini ArcGIS tabanlı haritalama yöntemleriyle ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, il genelinde kaya düşmesi ve sel gibi risklerin belirli ilçelerde yoğunlaştığını ve düzenli kent kimliği ile afet açıklığı arasında çelişkiler bulunduğunu göstermektedir.

Yazarlar, kent planlama ve afet yönetimi arasındaki ilişkinin geçmiş planlama dönemlerinde yeterince ele alınmadığını, ancak 2006 yılından itibaren hazırlanan nazim imar planlarında jeolojik etüt zorunlulukları ve sakinim kararlarının yer almaya başladığını açıklamaktadır. Bu süreçte üretilen afet konutları ve yasal düzenlemeler, yerel yönetimlerin afetlere uyum sağlama çabalarını somutlaştırmaktadır.

Tartışma bölümünde ulusal ve uluslararası literatürle kurulan ilişkiler çerçevesinde, afet risk azaltma çalışmalarının çoğu zaman mühendislik çözümleri ve yapı denetimi düzeyinde kaldığı, şehir planlama perspektifinden bütüncül metodolojilerin eksik olduğu vurgulanmaktadır. Mevcut planlama sistemindeki kurumlar arası yetki dağınıklığı ve koordinasyon eksikliği, sakinim planlamasının etkinliğini sınırlayan temel faktörler olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak yazarlar, stratejik plan kademelenmesinin güçlendirilmesi, entegre afet haritaları ve eylem programlarının oluşturulması gerektiğini belirtmektedir. Kentsel genişlemenin riskli alanlardan uzaklaştırılması ve toplumsal katılımın sağlanması, orta ölçekli Anadolu kentlerinde dayanıklı yapılar inşa etmek için kritik bir zorunluluk olarak ortaya konulmaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, literatürde afet ve kentsel direnklilik çalışmalarının geniş bir kategori içerdiğini ancak Xie ve diğerlerinin (2016) belirttiği gibi bu çalışmaların şehir planlama perspektifinden bütüncül ve pratik bir metodoloji sunmadığını vurgulamaktadır (Şahin & Bakır, 2026).

Araştırmada kaliforniya Planlama Yasası değişiklikleri ve Northridge depremi üzerinden yapılan incelemeler referans alınarak, ara kullanım planlarında sismik azatim bileşenlerine yer verilmesinin önemine işaret edilmiştir (Şahin & Bakır, 2026).

Yazarların ulaştığı sonuç

Yazarlar, planlama süreçlerinin riskli alanlarda kentsel genişlemenin sınırlandırılması, geçici konut programlarının değerlendirilmesi, tehlike odaklı planlama politikalarının geliştirilmesi ve toplulukların afet planlamasına dahil edilmesi yönünde iyileştirilmesi gerektiğini sonuç bölümünde vurgulamaktadır (Şahin & Bakır, 2026).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, şehir planlama disiplini ile afet yönetimi arasındaki kopukluğu gidermeye yönelik kuramsal ve pratik bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle orta ölçekli Anadolu kentlerinde afet risklerinin mekansal planlama süreçlerine entegrasyonu konusundaki eksiklikleri, Kayseri özelinde tarihsel bir perspektifle analiz etmektedir. Literatürde genellikle mühendislik odaklı ele alınan afet yönetimini, 1944 Oelsner-Aru planından günümüze kadar olan imar süreçleriyle ilişkilendirerek planlama odaklı bir yaklaşıma dönüştürmektedir. Makale, sakinim planlamasının (mitigation planning) sadece yapı denetimi değil, aynı zamanda arazi kullanım kararları ve kentsel makroform yönetimi olduğunu kanıtlarla ortaya koyan önemli bir kaynak işlevi görmektedir.

Metin, Nelson ve French (2002) tarafından ortaya konulan plan kalitesinin afet zararlarını azaltmadaki etkisi ile Balamir (2007) tarafından geliştirilen sakinim planlaması kavramsal altyapısını temel almaktadır. Uluslararası literatürde UNISDR terminolojisi ve ISDR stratejileri ile kurulan bağlantılar, Türkiye'deki yerel planlama hiyerarşisiyle (1/100.000, 1/25.000 ve 1/1.000) sentezlenmektedir. Önceki çalışmaların genellikle tekil afet türlerine odaklanmasına karşın, bu çalışma Kayseri'deki kaya düşmesi, sel ve deprem gibi çoklu tehlikeleri ArcGIS tabanlı Density Estimation yöntemiyle bir arada değerlendirerek metodolojik bir genişleme sağlamaktadır.

Çalışmanın literatür taramalarına en büyük katkısı, 1960-2017 yılları arasını kapsayan 57 yıllık bir afet envanterini ve bu süreçte üretilen 2.072 afet konutunun verisini sunmasıdır. Kayseri'nin Türkiye genelinde kaya düşmesi afetleri açısından ilk sırada yer aldigina dair somut veriler, bölgesel risk analizleri için kritik bir veri seti sağlamaktadır. Ayrıca, imar planlarında afet hükümlerinin ilk kez 2006 yılında yer almaya başladığına dair tarihsel tespitiyle, Türkiye'deki planlama mevzuatının gelişimini dönemsel bazda kanıtlarla belgelemektedir. Bu veriler, benzer sosyo-mekansal özelliklere sahip diğer Anadolu kentleri için karşılaştırmalı bir model oluşturmaktadır.

Sözlük

Mitigation Planning · Sakinim Planlaması
Afet risklerini azaltmak amaciylafiziksel, ekonomik ve sosyal bütünlüğü göz önünde bulundurarak kentsel gelişmeyi yönlendiren özel planlama yaklaşımı.
Groundwater Flooding · Yeraltı Suyu Tuskinu
Yeraltı su seviyesinin yükselmesi sonuçunda yüzeyde ve yapıların temel bölgelerinde meydana gelen su baskını ve tasma durumu.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · GirişKent planlaması ve afet risk yönetimi geleneksel olarak birbirinden bağımsız tartışılmaktadır.

Yazarın Giriş bölümünde sunduğu literatür ozetiyle, planlama ile afet yönetimi arasındaki entegrasyon eksikliği vurgulanabilir (Şahin & Bakır, 2026).

Kayseri Melikgazi İlçesinde Kaya Düşmesi Riski ve Imar Planı Kararlarının Uyumu: 2006-2024 Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
2006 sonrası nazim imar planlarındaki jeolojik etüt zorunluluğu, Melikgazi'deki kaya düşmesi riskli alanlardaki yapı yoğunluğunu nasıl etkilemiştir?
Yöntem taslağı
Makaledeki 2006 plan verileri baz alınarak, 2006 öncesi ve sonrası imar izinleri ArcGIS ortamında çakıştırılacak; veri doygunluğu sağlanana kadar riskli alanlardaki yeni inşaat ruhsatlari mekansal regresyon analizi ile incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın 2006 planıyla gelen jeolojik etüt zorunluluğuna dair bulgusu, bu kuralın sahadaki etkinliğinin sörgülanmasini gerekli kılmaktadır (Şahin & Bakır, 2026).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaKayseri ili kaya düşmesi olayları açısından ulusal ölçekte en yüksek riske sahip illerden biridir.

Kayseri'nin kaya düşmesi frekansı ve etkilenen yerleşim sayısı bakımından Türkiye'deki birincil konumu bu veriyle desteklenebilir (Şahin & Bakır, 2026).

Afet Sonrası Konut Yer Seçimi ve Kentsel Sacaklanma İlişkisi: 1967-2017 Kayseri Örneği

Araştırma sorusu
Kayseri'de inşa edilen 2.072 afet konutunun lokasyon kararları, kentin doğal eşikleri ve sürdürülebilir büyüme aksları ile ne derece uyumludur?
Yöntem taslağı
1967-2017 dönemine ait 2.072 konutun koordinatları, kentin tarihsel büyüme haritaları üzerine işlenecek; yer seçim kriterleri nitel görüşmeler ve CBS tabanlı yerleşim uygunluk analiziyle değerlendirilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede sunulan toplam afet konutu verisi, bu konutların kentin makroformu üzerindeki uzun vadeli etkisinin analiz edilmesine olanak sağlar (Şahin & Bakır, 2026).

Tez veya makalede kullanım · YöntemNoktasal afet verileri CBS üzerinde yoğunluk analizi yöntemiyle sürekli yüzeylere dönüştürülebilir.

Afet envanter verilerinin Density Estimation (DE) yöntemiyle haritalandırılması süreçi metodolojik örnek olarak sunulabilir (Şahin & Bakır, 2026).

Orta Ölçekli Kentlerde Bütünleşik Afet Yönetimi ve Kurumsal Koordinasyon: IRAP Uygulamaları Üzerine Nitel Bir Araştırma

Araştırma sorusu
Kayseri örneğinde yerel yönetimler ve AFAD arasındaki koordinasyon mekanizmaları, sakinim planlaması kararlarının uygulanabilirliğini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Belediye ve AFAD yetkilileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılacak; 2006 sonrası imar kararlarında kurum görüşlerinin uygulanma oranı doküman analiziyle saptanacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın tartışma bölümünde belirttiği 'kurumlar arasında koordinasyonun iyileşmesi' gerekliliği, bu nitel araştırmanın temel çıkış noktasıdır (Şahin & Bakır, 2026).

Kaynakça

  1. Xie, Z., Xu, J., & Deng, Y. (2016). Risk analysis and evaluation of agricultural drought disaster in the major grain-producing areas, China. Geomatics, Natural Hazards and Risk, 7(5), 1691-1706.
  2. Nelson, A. C., & French, S. P. (2002). Plan quality and mitigating damage from natural disasters: A case study of the Northridge earthquake with planning policy considerations. Journal of the American Planning Association, 68(2), 194-207.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Toplum, Siyaset ve KamuNicel araştırma · 2024

Yeşil alan sistemleri neden önemli bir konu?

Hatay merkezindeki 74 acil toplanma alanının hizmet kapasitesi incelendiğinde, Dursunlu ve Subaşı gibi nüfusun yoğun olduğu bazı mahallelerin 15 dakikalık yürüme mesafesinde hiçbir sığınma alanına erişemediği tespit edilmiştir.

Gizem Dinç ve Büşra Nur Gök · Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi (MBUD) · Sosyal Bilimler

Toplum, Siyaset ve KamuNicel araştırma · 2022

Hızlı etki değerlendirmesi neden önemli bir konu?

Elektrik kesintilerinden en şiddetli etkilenen nüfus sayım alanlarında düşük gelirli grupların oranı ve azınlık nüfusu belirgin şekilde daha yüksektir; düşük gelirli alanlarda aktivite düşüşü istatistiksel olarak anlamlı seviyede daha fazla yaşanmıştır.

Cheng-Chun Lee ve 2 yazar · Humanities and Social Sciences Communications · Sosyal Bilimler