Üniversite öğrencilerinin zihinsel sağlığı ve akademik stres düzeyleri, modern yükseköğretim ekosisteminde hem akademik başarıyı hem de genel iyi oluşu doğrudan etkileyen kritik bir inceleme alanıdır. Sınav kaygısı, akran rekabeti, uyku düzensizlikleri ve geleceğe yönelik belirsizlikler, öğrencilerin çalışma belleğini ve dikkat kontrolünü zayıflatarak eğitim süreçlerinde aksamalara yol açmaktadır. Literatürde makine öğrenmesi tabanlı yaklaşımların yaygınlaşmasına karşın, mevcut ampirik araştırmaların çoğunlukla tek bir veri kümesiyle sınırlı kalması, sınıflar arası dağılım eşitsizliklerini sistematik biçimde yönetememesi ve kara kutu modellerin karar mekanizmalarını şeffaf hale getirememesi ciddi bir metodolojik kısıt oluşturmaktadır. Bu çalışma, söz konusu eksiklikleri gidermek amacıyla çok boyutlu ve açıklanabilir bir makine öğrenmesi mimarisini ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır.
Araştırmada iki tamamlayıcı veri kümesi analiz edilmiştir: İlki 18-22 yaş arası 777 üniversite öğrencisinin eustress, distress ve stres yokluğu sınıflarını içeren aşırı dengesiz bir veri kümesi (yüzde 91,4 eustress), ikincisi ise 20 psikolojik, fizyolojik, çevresel ve akademik öznitelikten oluşan ve üç farklı stres şiddeti düzeyine (düşük, orta, yüksek) dengeli biçimde ayrılan 1.100 kayıtlık veri kümesidir. Beş denetimli öğrenme algoritması (Lojistik Regresyon, Rastgele Orman, Gradyan Artırma, RBF çekirdekli Destek Vektör Makineleri ve Çok Katmanlı Algılayıcı), 10 kez tekrarlanan tabakalı 5 katlı çapraz doğrulama yöntemiyle sınanmıştır. Dengesiz veri kümesinde SMOTE tekniği yalnızca eğitim bölüntülerine uygulanmış ve bileşen katkıları ablasyon çalışmasıyla ayrıştırılmıştır. Modellerin performans farkları parametrik olmayan Friedman testi ve post-hoc Nemenyi analiziyle doğrulanmış, model kararları ise TreeSHAP ile açıklanmıştır.
Elde edilen deneysel bulgular, Rastgele Orman algoritmasının 0,8909 doğruluk, 0,8907 F1 skoru, 0,8373 Matthews korelasyon katsayısı ve 0,2057 ile en düşük logaritmik kayıp değerini elde ederek genel performansta en üstün sınıflandırıcı olduğunu göstermiştir. Doğrusal karar sınırına sahip Lojistik Regresyon ise 0,9853 AUC-ROC değeriyle ayırt edicilik kapasitesinde öne çıkmıştır. Friedman testi algoritmalar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya koymuş (ki-kare = 68,97, p < 0,001), Nemenyi analizi ise Rastgele Orman ile Lojistik Regresyon'un üstün bir küme oluşturduğunu belirlemiştir. Ablasyon analizi, SMOTE tekniği kaldırıldığında genel doğruluk sabit kalmasına rağmen 'Stres Yok' sınıfı duyarlılığının dramatik bir çöküşle 0,1250 seviyesine gerilediğini ve azınlık sınıflarının tahmininde dengesizlik düzeltiminin zorunlu olduğunu somut olarak kanıtlamıştır.
TreeSHAP tabanlı açıklanabilirlik incelemeleri, genel stres şiddetini belirleyen en kritik özniteliklerin öznel kan basıncı algısı, uyku kalitesi, öğretmen-öğrenci ilişkisi ve akademik başarı olduğunu göstermiştir. Yüksek stres sınıfı özelinde ise düşük benlik saygısı, bozulmuş uyku kalitesi, akran zorbalığı ve yoğun kaygı düzeyi en güçlü itici güçler olarak öne çıkmıştır. Bu sonuçlar, üniversitelerin psikolojik danışmanlık ve rehberlik merkezlerinin reaktif taramalar yerine çok değişkenli erken uyarı sistemlerini kurumsal karar alma süreçlerine dahil etmesi gerektiğini göstermektedir. Literatür taraması açısından çalışma, eğitim verisi madenciliğinde yalnızca ham doğruluk oranlarına güvenmenin yanıltıcı olacağını, istatistiksel anlamlılık testleri, sınıf dengesizliği ablasyonu ve yerel açıklanabilirlik protokollerinin bir arada sunulmasının yöntemsel bir gereklilik olduğunu ortaya koymaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal çatısı, psikoloji literatüründe Hans Selye tarafından temelleri atılan ve ardından bilişsel değerlendirme kuramlarıyla genişletilen eustress (uyumsal, güdüleyici stres) ve distress (uyumsuz, işlev bozucu stres) ayrımına dayanmaktadır. Bu kuramsal bakış açısı, stresin tek boyutlu veya salt patolojik bir durum olmadığını, bireyin algıladığı tehdit ve başa çıkma kaynakları arasındaki dinamik etkileşime göre farklı sonuçlar doğurduğunu savunmaktadır. Ayrıca model açıklanabilirliği boyutunda çalışma, kooperatif oyun kuramına ve Shapley değerleri aksiyomlarına dayanan Shapley Additive Explanations (SHAP) matematiksel çerçevesiyle temellendirilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatür taramasında üniversite öğrencilerinde stres tespiti amacıyla kullanılan elektroensefalografi (EEG) ve fotopletismografi (PPG) temelli fizyolojik ölçümler, giyilebilir sensör verileri, sosyal medya metin madenciliği ve anket odaklı makine öğrenmesi yaklaşımları ele alınmıştır. Özellikle eğitim verilerinde topluluk yöntemlerinin (Random Forest, Gradient Boosting) derin öğrenme mimarilerine kıyasla tabular yapılardaki üstünlüğü vurgulanmış; önceki çalışmaların sınıf dengesizliğini ihmal etmesi, algoritmik karşılaştırmalarda Friedman ve Nemenyi gibi parametrik olmayan testleri kullanmaması ve TreeSHAP gibi açıklanabilirlik katmanlarını eksik bırakması temel metodolojik boşluklar olarak konumlandırılmıştır.