Kuramsal-kavramsal makale incelemesi
DOI: 10.3389/fpsyg.2020.02142Duygular ve Yönergeye Dayalı Dil Öğrenimi: İkinci Dil Duyguları ve Pozitif Psikoloji Modeli Önerisi
İkinci dil edinimi (SLA) araştırmaları, on yıllardır dil kaygısı gibi negatif duyguların öğrenme üzerindeki engelleyici etkilerine odaklanmıştır. Ancak son dönemde pozitif psikolojinin (PP) etkisiyle, dil öğrenme sürecinde keyif, umut ve gurur gibi yapıcı duyguların rolü tartışılmaya başlanmıştır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Kaiqi Shao, Laura J. Nicholson, Gulsah Kutuk, Fei Lei
- Yayın
- Frontiers in Psychology
- Tarih
- 2020-08-25
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
İkinci dil edinimi araştırmaları tarihsel süreçte büyük ölçüde dil kaygısı gibi olumsuz duyguların öğrenme performansını nasıl kısıtladığına odaklanmış, bu durum literatürde pozitif duyguların (keyif, gurur, umut vb.) ihmal edilmesine yol açmıştır. Geleneksel patoloji odaklı yaklaşım, dil öğrenenlerin sadece engelleri nasıl aşacağına odaklanırken, bireylerin nasıl çiçeklenebileceğini ve duygusal kaynaklarını nasıl inşa edebileceğini açıklamakta yetersiz kalmıştır. Pozitif psikolojinin alana girişiyle birlikte, öğrencinin psikolojik iyi oluşu ve karakter güçlerinin dil başarısıyla ilişkisi ön plana çıkmaya başlamıştır. Ancak bu yeni perspektifin ampirik araştırmalara ve sınıf içi uygulamalara dönüştürülebilmesi için sağlam bir kuramsal çerçeveye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma, dil öğrenimini sadece bilişsel bir görev değil, duygusal bir deneyim olarak gören modern bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulayarak alandaki bu boşluğa işaret etmektedir.
Makalenin temel hedefi, eğitim psikolojisi ve pozitif psikoloji disiplinlerini dil öğretimiyle sentezleyen 'İkinci Dil Duyguları ve Pozitif Psikoloji' (L2EPP) modelini literatüre kazandırmaktır. Yazarlar, bu modeli geliştirirken Pekrun'un Kontrol-Değer Kuramı ile Fredrickson'ın Genişlet-ve-İnşa Et Kuramı'nı temel alan kuramsal bir tümdengelim ve sentez yöntemi kullanmışlardır. Çalışma, pozitif psikolojinin üç ana sütunu olan pozitif kurumlar, pozitif özellikler ve pozitif duyguları, dil öğrenme süreçlerinin öncülleri, çıktıları ve müdahale yöntemleriyle ilişkilendirerek kapsamlı bir yapı sunmaktadır. Yöntemsel olarak makale, psikoloji ve eğitim bilimlerindeki güncel duygu kuramlarını SLA literatürüyle üçgenleyerek, test edilebilir hipotezlerden oluşan sistematik bir çerçeve ortaya koymaktadır. Bu sayede dil sınıflarındaki duygusal ekosistemin işleyişine dair bütüncül bir yol haritası çizilmektedir.
Önerilen L2EPP modeline göre, dil öğrenme süreçlerindeki duygular merkezi bir konumda yer almakta ve hem kurumsal hem de bireysel faktörlerden etkilenmektedir. Model, okul ve sınıf iklimi gibi kurumsal faktörlerin öğrencinin öz güven ve iyimserlik gibi özelliklerini şekillendirdiğini, bu özelliklerin ise dil görevlerine yönelik kontrol ve değer algıları üzerinden spesifik duyguları tetiklediğini savunmaktadır. Çalışmanın en önemli bulgu niteliğindeki argümanlarından biri, pozitif duyguların sadece birer sonuç değil, aynı zamanda bilişsel süreçleri genişleten ve dayanıklılığı artıran işlevsel araçlar olduğudur. Ayrıca model, olumsuz duyguların (örneğin utanç veya öfke) her zaman yıkıcı olmadığını, doğru anlamlandırma süreçleriyle motivasyonel birer itici güce dönüşebileceğini öne sürmektedir. Bu esnek yapı, duyguların biliş, motivasyon ve performans üzerindeki döngüsel ve çift yönlü etkileşimini tanımlayarak öğrenme başarısının dinamiklerini açıklamaktadır.
Sonuç olarak L2EPP modeli, dil eğitimi literatüründe kaygı odaklı paradigmadan gelişim odaklı bir paradigmaya geçişi temsil eden güçlü bir kuramsal araçtır. Bu modelin literatürdeki temel katkısı, farklı disiplinlerden gelen dağınık bilgileri tek bir yapıda birleştirerek dil araştırmacıları için somut bir çalışma alanı tanımlamasıdır. Tartışma kısmında vurgulandığı üzere, bu çerçeve sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda öğrenci ve öğretmenin psikolojik iyi oluşunu da eğitimin nihai bir hedefi olarak konumlandırmaktadır. L2EPP modeli, gelecekteki ampirik çalışmalar için yapısal eşitlik modelleri gibi ileri analiz tekniklerinin uygulanabileceği test edilebilir bir temel sunarken, eğitimcilere de duygusal zekayı artıran müdahale programları geliştirmeleri için ilham vermektedir. Bu yaklaşım, dil sınıflarını sadece dilbilgisi aktarılan yerler değil, bireylerin duygusal kapasitelerinin inşa edildiği pozitif kurumlar olarak yeniden tanımlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, psikoloji, eğitim ve dil edinimi alanlarındaki kuramları sentezleyerek, pozitif psikolojinin üç temel sütununu (kurumlar, özellikler ve duygular) ikinci dil duygularının öncülleri ve sonuçlarıyla birleştiren L2EPP (İkinci Dil Duyguları ve Pozitif Psikoloji) modelini önermektir(Shao et al., 2020).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, psikoloji, eğitim ve ikinci dil edinimi alanlarındaki kuramsal yaklaşımları sentezleyen bir kuramsal üçgenleme ve model önerisi yöntemini benimsemektedir. Yazar ekibi, Mevcut İkinci Dil Edinimi literatüründeki boşlukları gidermek amacıyla Kontrol-Değer Kuramı ile Genişlet-ve-İnşa Et Kuramını bütünleştirerek yeni bir kavramsal çerçeve sunmuştur(Shao et al., 2020).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Modelin kuramsal temelleri, Barbara Fredrickson'ın olumlu duyguların bilişsel repertuarı genişlettiğini savunan Genişlet-ve-İnşa Et Kuramı (BBT) ve Reinhard Pekrun'un başarı duygularını kontrol ve değer algılarıyla açıklayan Kontrol-Değer Kuramı (CVT) üzerine inşa edilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; Dewaele ve MacIntyre'ın yabancı dil keyfi (FLE) çalışmalarını, Seligman'ın PERMA iyi oluş modelini, Oxford'un EMPATHICS vizyonunu ve eğitim psikolojisindeki başarı duyguları literatürünü (AEQ) sentezleyerek bu yaklaşımları dil eğitimi bağlamına taşımaktadır.
Araştırmanın Bulguları
L2EPP modeli, pozitif psikolojinin üç temel sütunu olan kurumlar, özellikler ve duyguları dil edinimi süreçlerindeki öncüller ve sonuçlarla ilişkilendiren döngüsel bir yapı sunmaktadır. Bu modelde duygular, hem bağımsız hem de bağımlı değişken olarak sistemin merkezinde konumlandırılmaktadır(Shao et al., 2020).
Pozitif duygular yalnızca öğrenme sürecinin bir nihai çıktısı değil, aynı zamanda öğrencilerin bilişsel süreçlerini genişleten ve zorluklar karşısında dayanıklılık ile azim geliştirmelerini sağlayan işlevsel birer araçtır. Bu duygular, sosyal uyum ve keşfetme davranışlarını tetiklemektedir(Shao et al., 2020).
Kurumsal faktörler, okul iklimi ve öğretmen desteği gibi unsurlar, öğrencilerin öz güven ve iyimserlik gibi olumlu karakter özelliklerini besleyerek öğrenme görevlerine yönelik keyif, umut ve gurur gibi pozitif duyguların oluşmasında uzak ancak belirleyici bir rol oynamaktadır(Shao et al., 2020).
Dil öğrenimindeki başarı veya başarısızlık çıktıları, öğrencilerin merak ve sebat gibi öğrenme özelliklerini etkileyerek öğretmenlerin ders tasarımı ve materyal seçimi kararlarına geri bildirim sağlamakta; böylece tüm sistem karşılıklı etkileşimli bir döngü içinde işlemektedir(Shao et al., 2020).
Pozitif psikoloji temelli müdahalelerin dil sınıflarına entegrasyonu, sadece dilsel yetkinliği artırmakla kalmayıp aynı zamanda öğrencilerin genel psikolojik iyi oluş hallerini ve öz düzenleme becerilerini de destekleme potansiyeline sahiptir(Shao et al., 2020).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Önerilen L2EPP modeli, pozitif psikolojinin üç temel sütununu dil öğrenme süreçlerinin dinamikleriyle birleştirerek, duyguların öğrenme ekosistemindeki merkezi rolünü ortaya koymaktadır. Model, çevresel faktörlerin öğrenci özellikleri üzerindeki etkisinin, bu özelliklerin ise dile yönelik duygusal tepkileri şekillendirdiğini göstermektedir.
Yazarlar, pozitif duyguların sadece bir yan ürün olmadığını, aksine öğrencinin bilişsel kapasitesini genişleten ve zorluklar karşısında dayanıklılık inşa eden stratejik kaynaklar olduğunu savunmaktadır. Bu durum, dil öğreniminde karşılaşılan engellerin aşılmasında duygusal yönetimin kritik önemini vurgulayan genişlet-ve-inşa et yaklaşımıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir.
Kurumsal düzeydeki faktörlerin, özellikle okul iklimi ve öğretmen tutumlarının, öğrencilerin öz yeterlilik ve kontrol algıları üzerindeki belirleyici etkisi tartışılmaktadır. Literatürde genellikle göz ardı edilen bu kurumsal boyut, L2EPP çerçevesinde başarı duygularının oluşumundaki temel bir öncül olarak yeniden konumlandırılmaktadır.
Sonuç olarak çalışma, dil eğitimi alanında geleneksel olarak hakim olan 'eksiklik' odaklı yaklaşımlardan, öğrencinin güçlü yanlarını ve pozitif duygularını merkeze alan dengeli bir perspektife geçişi teşvik etmektedir. Bu kuramsal dönüşüm, hem akademik başarının hem de bireysel mutluluğun hedeflendiği pozitif dil eğitimi anlayışına önemli bir katkı sunmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Seligman'ın iyi oluşun beş bileşeninden oluşan PERMA modelini, dil öğreniminde bireysel ve kurumsal düzeyde gelişim ile başarıyı destekleyen bir temel olarak ele almaktadır(Shao et al., 2020).
Makale, Fredrickson'ın kuramına dayanarak pozitif duyguların anlık düşünce-eylem dağarcığını genişlettiği ve olumsuz duyguların etkilerini gidererek kalıcı kişisel kaynaklar inşa ettiği önermesini L2 bağlamına taşımaktadır(Shao et al., 2020).
Önerilen L2EPP modeli, Pekrun'un kontrol-değer kuramındaki bilişsel değerlendirmelerin duyguların birincil belirleyicisi olduğu ve bu sürecin karşılıklı etkileşimli bir döngü teşkil ettiği varsayımlarıyla uyumludur(Shao et al., 2020).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
L2EPP modeli, dil öğreniminde duyguları tekil ve statik tepkiler yerine, kurumlar ve bireysel özelliklerle etkileşim halindeki dinamik bir sistem olarak tanımlamaktadır. Bu bütünsel perspektif, dil araştırmacılarını sadece kaygıyı azaltmaya değil, keyif ve umut gibi yapıcı duyguları yeşertecek müdahalelere odaklanmaya davet etmektedir. Modelin sunduğu disiplinlerarası çerçeve, dil pedagojisinde öğrenci iyi oluşu ile akademik başarının eş zamanlı olarak nasıl desteklenebileceğine dair somut bir yol haritası sunmakta ve gelecekteki ampirik çalışmalar için güçlü bir kuramsal zemin oluşturmaktadır(Shao et al., 2020).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, ikinci dil edinimi literatüründe uzun süredir hakim olan dil kaygısı merkezli negatif perspektiften, öğrenci iyi oluşunu ve akademik başarısını birleştiren pozitif bir perspektife geçişin kuramsal temellerini kurmaktadır. Makale, pozitif psikolojinin genel ilkelerini dil eğitimi bağlamına uyarlayarak, dağınık haldeki ampirik bulguları bütüncül bir çatı altında toplamaktadır. Özellikle dil öğrenme sürecindeki duyguları statik birer sonuç olmaktan çıkarıp, kurumlar ve bireysel özelliklerle etkileşim halindeki dinamik bir sistem olarak tanımlaması, alanın metodolojik ve kuramsal gelişiminde sentezleyici bir köprü işlevi görmektedir.
Çalışma, Fredrickson tarafından geliştirilen Genişlet-ve-İnşa Et Kuramı ile Pekrun'un Kontrol-Değer Kuramı üzerine inşa edilmiştir. Önceki literatürde bu iki kuram genellikle ayrı disiplinlerde ele alınırken, bu makale her ikisini dil öğrenimi bağlamında ilk kez sistematik olarak bir araya getirmektedir. Yazarlar, Dewaele ve MacIntyre gibi öncü araştırmacıların yabancı dil keyfi (FLE) üzerindeki çalışmalarını genişleterek, bu duyguların bilişsel ve kurumsal öncüllerini modele dahil etmektedir. Bu yönüyle çalışma, dil kaygısının baskın olduğu geleneksel SLA literatürüne karşıt bir duruş sergilemek yerine, onu tamamlayan daha dengeli bir meta-teorik çerçeve sunmaktadır.
Literatür taramaları için bu çalışmanın temel katkısı, dil edinimi süreçlerini etkileyen duygusal, bireysel ve kurumsal değişkenleri hiyerarşik ve döngüsel bir yapıda sunan L2EPP modelini literatüre kazandırmış olmasıdır. Makale, dil araştırmacılarının sadece kaygı gibi tekil değişkenlere odaklanmak yerine; okul iklimi, öz güven, sebat ve akademik başarı arasındaki karşılıklı etkileşimleri incelemeleri gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca pozitif psikoloji müdahalelerinin dil sınıflarındaki etkinliğine dair sistematik bir özet sunarak, araştırmacılara sadece sorun tespiti değil, çözüm önerileri geliştirme konusunda da kuramsal bir rehberlik sağlamaktadır.
Kaynakça
- Seligman, M. E. (2011). Flourish: A visionary new understanding of happiness and well-being. Simon and Schuster.
- Fredrickson, B. L. (2001). The role of positive emotions in positive psychology: The broaden-and-build theory of positive emotions. American Psychologist, 56(3), 218.
- Pekrun, R. (2006). The control-value theory of achievement emotions: Assumptions, corollaries, and implications for educational research and practice. Educational Psychology Review, 18(4), 315-341.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal Çerçeve
Pozitif duygular, dil öğrenenlerin bilişsel kaynaklarını genişleterek akademik dayanıklılık inşa eder.
Makalenin Fredrickson (2001) kuramına dayandırdığı 'genişlet-ve-inşa et' mekanizması, pozitif duyguların işlevselliğini açıklamak için kullanılabilir(Shao et al., 2020).
Dil Sınıflarında Akran Duygusal Bulaşması ve Öğrenme Keyfi Arasındaki İlişki
- Araştırma sorusu
- Öğrencilerin deneyimlediği yabancı dil keyfi, sınıftaki akranlarının duygusal deneyimlerinden ne ölçüde ve hangi mekanizmalarla etkilenmektedir?
- Yöntem taslağı
- Karma yöntem tasarımı kullanılabilir. Nicel aşamada çok düzeyli analiz (multilevel analysis) ile sınıf içi etkileşimler ölçülürken, nitel aşamada odak grup görüşmeleriyle sosyal değerlendirme (social appraisal) süreçleri derinlemesine incelenmelidir. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin 9. ve 10. sayfalarında yazarların belirttiği üzere, akran duygularının etkisi literatürde ihmal edilmiştir ve L2EPP modeli bu etkileşimi öngörmektedir(Shao et al., 2020).
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Öğretmen tutumları ve okul iklimi, öğrencilerin dil öğrenme keyfi üzerinde kaygıdan daha belirleyici bir etkiye sahiptir.
Dewaele ve ark. (2018) çalışmasına atıfla sunulan ampirik veriler, kurumsal faktörlerin önemini desteklemek için kullanılabilir(Shao et al., 2020).
L2EPP Modelinin Türkiye Bağlamında Boylamsal Geçerliği
- Araştırma sorusu
- L2EPP modelindeki kurumsal faktörler, bireysel özellikler ve duygusal çıktılar arasındaki ilişkiler bir akademik yıl boyunca nasıl bir değişim sergilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Boylamsal panel deseni uygulanmalıdır. Bir eğitim yılı boyunca üç farklı zamanda (dönem başı, dönem ortası, dönem sonu) veri toplanmalıdır. Analizlerde Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) ve gizli büyüme eğrisi modeli (latent growth curve modeling) kullanılmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarlar, literatürdeki çalışmaların çoğunun kesitsel olduğunu belirterek L2EPP modelinin zaman içindeki dinamiklerini test edecek boylamsal çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştır(Shao et al., 2020).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Negatif duygular, doğru anlamlandırma süreçleriyle dil öğreniminde motivasyonel bir yakıta dönüştürülebilir.
Yazarların Swain (2013) ve Lopez ve Cardenas (2014) çalışmalarından sentezlediği bulgular, negatif duyguların adaptif kullanımı için kanıt sunar(Shao et al., 2020).
Dil Öğrenenlerde Empati ve Sosyal İlişkilerin Başarı Duyguları Üzerindeki Aracı Rolü
- Araştırma sorusu
- Öğrencilerin empati düzeyleri, öğretmen desteği ile sınıf içi yabancı dil keyfi arasındaki ilişkide istatistiksel olarak anlamlı bir aracı rol oynamakta mıdır?
- Yöntem taslağı
- İlişkisel tarama deseni kullanılmalıdır. Oxford'un EMPATHICS modelinden türetilen ve geçerliği doğrulanmış empati ölçekleri ile AEQ kullanılmalıdır. Veri doygunluğu analizine dayalı bir örneklem seçilmeli ve Bootstrap yöntemiyle aracılık analizi yapılmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin 10. sayfasında empati yeteneğinin duyguları şekillendirmedeki kritik rolü tartışılmış ve bu değişkenin diğer model bileşenleriyle ilişkisinin incelenmesi önerilmiştir(Shao et al., 2020).