Kuramsal-kavramsal makale incelemesi

DOI: 10.3389/fsoc.2023.1113208

Laikliği Tartışmak: Özgürlükçü Kozmopolitan Bir Perspektiften Klasik Laiklik Kavramının Savunusu

Siyaset sosyolojisi ve çağdaş siyaset felsefesi literatüründe laiklik, din ile devlet işlerinin ayrılmasının ötesinde yurttaşların vicdan özgürlüğü ve eşitliği hususunda temel bir ilke olarak tartışılmaktadır.

Yazar
Haldun Gülalp
Yayın
Frontiers in Sociology
Tarih
2023-03-02
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Çağdaş siyaset sosyolojisinde laiklik kavramı, din ile devletin ayrışmasının ötesinde toplumsal çeşitlilik ve vicdan özgürlüğünün temel güvencesi olarak tartışılmaktadır. Klasik laiklik anlayışı, dinsel inancın özelleştirilmesini ve kamu alanının bağımsız kılınmasını bireylerin eşit yurttaşlık haklarına kavuşmasının zorunlu koşulu sayar. Ancak son dönem literatüründe bu bireyci yaklaşım iki temel koldan sert bir şekilde eleştirilmektedir. Bunlardan ilki Tariq Modood tarafından temsil edilen çokkültürcü sekülarizm yaklaşımı iken, ikincisi Talal Asad'ın Foucaultcu soyağacı yöntemiyle geliştirdiği postmodernist laiklik eleştirisidir. Söz konusu tartışma bağlamında makale, dinsel özgürlüklerin cemaatçi yapılara devredilmesinin bireysel özgürlükleri zayıflattığı iddiasından hareketle klasik laiklik ilkesini yeniden temellendirmeyi hedefler.

Çalışmanın kuramsal ve kavramsal analizi, nitel literatür incelemesine ve eleştirel felsefi çözümlemeye dayanmaktadır. Yazar, ampirik bir saha araştırması yerine Modood ve Asad'ın metinlerindeki mantıksal ve teorik çelişkileri ortaya koyan kavramsal bir çözümleme yöntemi izlemektedir. Analizde öncelikle Modood'un devlet-din bağlantılarını meşrulaştıran ılımlı sekülarizm önerisi çözümlenmekte, ardından dinsel kimliklerin ırk veya cinsiyet gibi katı yapılarla eşdeğer tutulmasının getirdiği teorik aksaklıklar gösterilmektedir. Asad'ın yaklaşımında ise modern devlet egemenliği ile laiklik ilkesinin birbirine karıştırıldığı ve sekülerizmin doğrudan şiddet ve baskı aygıtı olarak resmedilerek tarihsel gerçekliklerin çarpıtıldığı açık bir eleştirel süzgeçten geçirilerek sunulmaktadır.

Söz konusu teorik çözümleme sonuçunda yazar, çokkültürcü ve postmodern eleştirilerin iddia ettiğinin aksine laikliğin kaldırılması veya esnetilmesinin dinsel özgürlükleri artırmadığını; aksine cemaat hiyerarşilerini güçlendirerek bireysel inançsız veya inançlı yurttaşları baskı altına aldığını ortaya koymaktadır. Modood'un cemaatçi temsil organları önermesi, dinsel kimlikleri dondurmakta ve bireyin özerkliğini zedelemektedir. Asad'ın antiseküler yaklaşımı ise premodern cemaatçi yapıların övgüsüne dönüşmekte ve liberal ilkelerin eksik uygulanmasını doğrudan sekülarizmin kendisine mal etmektedir. Ayrıca Thomas More'un Ütopya eserine yapılan atıfla, inançların özel alanda yaşanıp kamusal kamuda ortak akılla hareket edilmesinin tarihsel kökleri gösterilerek klasik laikliğin dinsel çeşitliliği en iyi koruyan model olduğu kanıtlanmaktadır.

Tartışma ve sonuç bağlamında makale, çağdaş sosyoloji ve siyaset bilimi literatürüne dinsel özgürlüklerin cemaat haklarıyla değil bireysel yurttaşlık haklarıyla güvenceye alınabileceği yönünde güçlü bir teorik katkı sunmaktadır. Yazarın ulaştığı çıkarımlar, çokkültürcülük ve kimlik siyaseti alanında çalışan araştırmacılar için dinsel grupların kurumlaşmasının getireceği içsel baskı risklerini görünür kılmaktadır. Siyaset felsefesi ve kamu politikası alanındaki araştırmacılar, çalışmanın sunduğu liberal kozmopolitan çerçeveyi azınlık hakları, laik devlet tasarımı ve eğitim sistemlerinde dinin yeri konularında yapılacak tez ve makale çalışmalarında temel bir teorik dayanak olarak kullanabilirler.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın temel amacı, Tariq Modood'un çokkültürcü sekülarizm tezi ile Talal Asad'ın postmodernist soyağacı yöntemine dayalı laiklik eleştirilerini eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutmak ve klasik laiklik ilkesini özgürlükçü kozmopolitan bir perspektiften savunmaktır(Gülalp, 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu çalışmada, laiklik kavramına yönelik çağdaş çokkültürcü ve postmodern eleştiriler kuramsal ve kavramsal analiz yöntemiyle eleştirel bir süzgeçten geçirilerek klasik laiklik ilkesi liberal kozmopolitan bir perspektiften savunulmaktadır(Gülalp, 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, liberal kozmopolitizm ve bireysel haklar teorisine dayanmaktadır. Bireyi cemaatçi yapılardan bağımsız, eşit haklara sahip bir yurttaş olarak konumlandıran bu kuramsal çerçeve; Modood'un ırksallaştırılmış dinsel kimlik ve cemaatçi çokkültürcülük modeli ile Asad'ın Foucaultcu soyağacı yöntemine dayanan anti-sekülarist ve modernite karşıtı teorik tezleriyle karşılaştırmalı olarak çözümlenmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, Tariq Modood'un ılımlı ve çokkültürcü sekülarizm kuramını, Talal Asad'ın dinsel seküler ayrımına yönelik soyağacı çözümlemelerini, Will Kymlicka ve Iris Marion Young'ın kimlik siyaseti ile grup odaklı yurttaşlık tartışmalarını ele almaktadır. Ayrıca Markus Dressler, Elizabeth Shakman Hurd ve Saba Mahmood gibi Asadcı çizgideki yazarların eleştirileriyle birlikte Thomas More'un Ütopya'sındaki tarihsel dinsel özgürlük kavrayışına mercek tutmaktadır.

Araştırmanın Bulguları

01

Dini kuruluşların kamu yararı adı altında eğitim ve refah gibi devlet hizmetlerini üstlenmesi, seküler devletin eşit yurttaşlık temelini aşındırmakta ve bireyleri güçsüzleştirmektedir(Gülalp, 2023).

02

Bireyleri devlet eliyle homojen ve sabit dinsel cemaatlerin üyeleri olarak tanımlamak ve onlara kolektif haklar tanımak, onları cemaat içi baskılara karşı güvencesiz bırakır(Gülalp, 2023).

03

Endonezya ve Malezya gibi dini kimliklerin anayasal olarak kurumsallaştığı ülkelerde, kurumsal yapı bireysel vicdan ve inanç değiştirme özgürlüklerini ciddi biçimde kısıtlamaktadır(Gülalp, 2023).

04

Talal Asad'ın sekülarizm eleştirisi; devlet egemenliği, liberalizm ve moderniteyi hukuk dışı bir şiddet aracı olarak tanımlayarak kavramsal bir karmaşa yaratmaktadır(Gülalp, 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Çalışmada elde edilen kuramsal analizler, dinsel cemaatlerin devlet tarafından kurumsal olarak tanınmasının ve onlara yasal haklar verilmesinin bireysel özgürlükleri korumak yerine cemaat içi hiyerarşileri güçlendirdiğini ve bireyleri baskı altında bıraktığını açıkça göstermektedir.

Yazar bu durumu, devletin bireyleri akışkan ve çok boyutlu kimliklere sahip bağımsız yurttaşlar olarak görmek yerine, önceden tanımlanmış homojen toplulukların üyeleri olarak dondurması ve bu cemaat yapılarının kendi içlerindeki dışlayıcı eğilimlerini beslemesiyle açıklamaktadır.

Bu kuramsal açıklama, literatürde çokkültürcülüğü savunan Tariq Modood'un 'ılımlı sekülarizm' tezi ile Bhikhu Parekh'in cemaatçi yaklaşımlarına karşı çıkmakta; Hindistan ve Lübnan gibi ülkelerdeki hukuksal cemaatçiliğin toplumsal cinsiyet adaleti üzerindeki olumsuz etkileriyle ilişkilendirilmektedir.

Ulaşılan genel sonuç, hak ve özgürlüklerin cemaat gibi kolektif yapılara değil, doğrudan bağımsız bireylere verilmesi gerektiğini savunan klasik liberal kozmopolitan sekülarizmin, dinsel çeşitliliği ve vicdan özgürlüğünü barış içinde yaşatmanın tek geçerli yolu olduğunu doğrulamaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Gülalp, Parekh'in çokkültürlü toplumu hem yurttaşlar hem de cemaatler topluluğu olarak gören tanımına atıfta bulunarak, dinsel cemaatlerin siyasi sistemde kurumsallaşmasının bireysel özgürlükleri dondurabileceğini belirtir(Gülalp, 2023).

Gülalp, Thomas More'un Ütopya'sındaki din özgürlüğü modelini örnek göstererek, sekülarizmin asıl işlevinin inanç çeşitliliğini ve bireysel vicdan özgürlüğünü devlet müdahalesinden korumak olduğunu savunur(Gülalp, 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yazar, laiklik ve din özgürlüğü tartışmalarında dini cemaatleri kurumsal muhatap kabul etmek yerine, hakların doğrudan eşit ve bağımsız bireylere tanınmasını öngören klasik seküler devlet modelini kararlı bir şekilde savunmaktadır. Cemaatlerin kurumsallaşması ve hukuksal özerklik kazanması bireysel vicdan özgürlüğünü ve toplumsal eşitliği zedelemektedir; bu nedenle dini inançlar kamusal alanda bir dayatma unsuru olmaktan çıkarılarak bireyin özel vicdan alanına bırakılmalıdır(Gülalp, 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, çağdaş siyaset sosyolojisi ve din sosyolojisi yazınında giderek hegemonik hale gelen çokkültürcü sekülarizm ve postmodern soyağacı eleştirilerine karşı kuramsal bir karşı duruş sergilemektedir. Yazar, klasik sekülarizmin dışlayıcı ve baskıcı bir yapı olduğu yönündeki yaygın kabulleri sarsarak, bireysel vicdan özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatı olarak klasik laikliği özgürlükçü kozmopolitan bir perspektifle yeniden konumlandırmaktadır. Bu doğrultuda, dinsel kimliklerin kamusal alanda kurumsallaşmasının yaratacağı tehlikeleri felsefi ve tarihsel örneklerle tartışarak literatürde savunmacı bir köprü kurmaktadır.

Çalışma, önceki literatürde Tariq Modood tarafından geliştirilen çokkültürcü sekülarizm tezini ve Talal Asad'ın Foucaultcu soyağacı yöntemiyle şekillenen postmodern laiklik eleştirilerini doğrudan muhatap almaktadır. Yazar, bu iki farklı yaklaşımın aslında liberal bireyselciliği reddetme noktasında nasıl birleştiğini ve dini kurumsal birer kimlik olarak sabitleyip bireyi cemaat hiyerarşisine mahkum ettiğini göstererek önceki çalışmalardan ayrışmaktadır. Ayrıca Bhikhu Parekh ve Will Kymlicka'nın kimlik siyaseti yaklaşımlarını eleştirirken, Thomas More'un Klasik Ütopya metnine referansla laikliğin modernite öncesi köklerine inerek benzersiz bir kuramsal hat çekmektedir.

Makale, din-devlet ilişkileri ve laiklik üzerine yapılan literatür taramalarına, dinsel çeşitliliği yönetme iddialarının yol açabileceği gizli hak ihlallerini göstererek katkı sunmaktadır. Çokkültürcülüğün 'farklılıklara saygı' adı altında aslında cemaat içi baskıları nasıl meşrulaştırdığını Hindistan, Lübnan ve Malezya gibi somut hukuksal örnekler üzerinden analiz eden çalışma, literatürdeki kavramsal kör noktaları aydınlatmaktadır. Araştırmacılara, kurumsal laiklik modellerinin sadece devlet egemenliği değil, bireysel özgürlükleri koruyucu yönlerini de içeren dengeli ve eleştirel bir sentez imkânı sunmaktadır.

Kaynakça

  1. Parekh, B. (2000). Rethinking Multiculturalism: Cultural Diversity and Political Theory. Harvard University Press.
  2. More, T. (1516). Utopia. Penguin Classics.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Dini toplulukların kurumsal özerklik kazanması, dinsel cemaat içi bireysel özgürlüklerin ve muhalif seslerin bastırılmasına yol açar.

Bu makale, Hindistan, Endonezya ve Lübnan gibi ülkelerdeki şahsi statü hukukunun cemaat hiyerarşilerini nasıl dondurduğunu ve bireysel vicdan özgürlüğünü engellediğini açıklamak için doğrudan kanıt olarak kullanılabilir(Gülalp, 2023).

Çokkültürcü Hukuk Sistemlerinde Toplumsal Cinsiyet Adaleti: Lübnan ve Hindistan Örneklerinin Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
Şahsi statü kanunlarında dinsel cemaatlere tanınan hukuki özerklik, kadın yurttaşların medeni haklara erişimini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Nitel karşılaştırmalı durum analizi deseni kullanılacaktır. Her iki ülkeden aile hukuku davaları, yasal mevzuatlar ve kadın hakları savunucularıyla yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar veri doygunluğuna ulaşılana dek toplanarak içerik analizine tabi tutulacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede Mahajan'ın (2017) Hindistan analizi ve Lübnan'daki mezhepsel aile hukuku eleştirilerinden hareketle, cemaat haklarının bireysel kadın haklarını nasıl çiğnediği kuramsal olarak gösterilmiş, bu durumun derinlemesine incelenmesi gerektiği belirtilmiştir(Gülalp, 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Klasik sekülarizmin temel amacı, inançları korumak değil, inanan ve inanmayan bireylerin vicdan özgürlüğünü ve eşit yurttaşlığını güvence altına almaktır.

Kozmopolitan liberal laiklik çerçevesi inşa edilirken, dinsel inançların kamusal alandaki dayatmacı karakterini aşmanın yolu olarak bireysel hakların cemaat haklarına önceliğini temellendirmek için bu makaleye başvurulacaktır(Gülalp, 2023).

Yurttaşlık Algısında Bireysel ve Kolektif Haklar: Çok Kültürlü Bir Toplumda Gençlerin Sekülarizm ve Cemaatçilik Algısı

Araştırma sorusu
Farklı dini ve etnik kökenlerden gelen üniversite gençlerinin, laik devlet ve dini cemaatlerin kurumsal temsili konusundaki tutumları dinsel aidiyet derecelerine göre nasıl farklılaşmaktadır?
Yöntem taslağı
Karma yöntem deseni uygulanacaktır. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenecek nicel bir anket uygulanacak, ardından farklı kimlik gruplarından öğrencilerle odak grup görüşmeleri yapılacaktır. Elde edilen veriler SPSS ve NVivo ile analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Modood'un dinsel kimliği ırk gibi asgari bir zorunlu aidiyet olarak tanımlamasına karşılık, yazarın bireyin çok boyutlu ve akışkan kimliklere sahip olduğu yönündeki teorik önermesinin ampirik olarak test edilmesi ihtiyacından doğmuştur(Gülalp, 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Osmanlı modernleşmesinde dinin özelleştirilmesi çabaları, eşit yurttaşlık idealinin kurulmasında kurucu bir sekülerleşme adımıdır.

Tanzimat reformları ve II. Mahmud'un kıyafet düzenlemelerinin dinsel farklılıkları kamusal alandan soyutlayıp ev içine çekme gayesi, klasik laikliğin yerel tarihsel köklerini tartışırken destekleyici tarihsel veri sunar(Gülalp, 2023).

Eğitim Kurumlarında Dinsel Sembollerin Serbestisi ve Eşitlik İlkesi: Seküler Alanların Korunmasına Yönelik Nicel Bir Değerlendirme

Araştırma sorusu
Ortaöğretim kurumlarında dini sembollerin kamusal görünürlüğünün artması, azınlık veya seküler öğrencilerin akran zorbalığı ve dışlanma deneyimleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip midir?
Yöntem taslağı
Korelasyonel nicel araştırma deseni kullanılacaktır. Farklı bölgelerdeki okullardan seçilen geniş bir öğrenci örneklemine (güç analizi ile belirlenen sayıda) yapılandırılmış ölçekler uygulanacak, dinsel görünürlük algısı ile akran dışlaması arasındaki ilişkiler çoklu regresyon analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Modood'un okulda ortak dinsel törenlere katılım anısı ve yazarın dinsel inançların kamusal alandan ziyade özel alanda yaşanması gerektiği, aksi halde azınlıkta olanların sessizce dışlanacağı yönündeki kuramsal uyarısından esinlenilmiştir(Gülalp, 2023).