Yapay zekâ teknolojilerinin STEM eğitimi üzerindeki etkisi, kişiselleştirilmiş öğretim, uyarlanabilir değerlendirme ve sörgülamaya dayalı öğrenme imkânlarıyla her geçen gün genişlemektedir. Bununla birlikte, teknik yeniliklerin pedagojik kuramlarla ve etik çerçevelerle yeterince bütünleştirilememesi, disipliner kopukluklara ve uygulamada parçalanmaya yol açmaktadır. Algoritmik yanlılıklar, dijital erişim eşitsizlikleri ve karar yetkisinin sınırlı aktörlerde toplanması, yapay zekânın eğitimde fırsat eşitliği yaratma potansiyelini sınırlamaktadır. Bu bağlamda, teknik, pedagojik ve etik boyutları eş zamanlı olarak ele alabilecek bütüncül ve disiplinlerarası bir iletişim yaklaşımına duyulan ihtiyaç literatürün temel tartışma noktalarından biridir.
Araştırma, 2020 ile 2025 yılları arasında yayımlanan 41 hakemli çalışmayı kapsayan bir sistematik literatür taraması olarak tasarlanmıştır. PRISMA 2020 protokollerine uygun olarak yürütülen süreçte Web of Science, Scopus ve ERIC veri tabanları taranmış, bibliyometrik haritalama için VOSviewer ve nitel kodlama için NVivo yazılımları kullanılmıştır. Makalelerin seçiminde ve nitelik değerlendirmesinde uyarlanmış CASP kriterleri uygulanarak yüksek metodolojik şeffaflık sağlanmıştır. İnceleme sürecine rehberlik eden Disiplinlerarası İletişim (TDC) çerçevesi; eğitimciler, teknologlar, etik uzmanları ve politika yapıcılar arasında ortak dil ve yönetişim mekanizmaları kurulmasını hedefleyen epistemolojik bir meta-mercek işlevi görmüştür.
Sistematik sentez sonuçunda üç temel tema öne çıkmıştır: yapay zekâ destekli öğrenmede öğrenen özerkliğinin ve öz-düzenlemenin evrimi, değerlendirme paradigmalarının süreç odaklı ve uyarlanabilir modellere kayması, algoritmik şeffaflık ve etik yönetişim gerilimleridir. Araştırma, yapay zekâ araçlarının öğrencilerin eleştirel düşünme ve üstbilişsel becerilerini destekleyebildiğini göstermekle birlikte, aşırı bağımlılığın bilişsel dürüstlüğü zayıflatma riski taşıdığını ortaya koymaktadır. Mühendislik ve bilgisayar bilimleri odaklı çalışmalar performans ve otomasyona yoğunlaşırken, eğitim ve psikoloji odaklı çalışmaların insani ve etik boyutlara ağırlık verdiği saptanmıştır.
Tartışma ve sonuç bölümünde, Evrensel Öğrenme Tasarımı (UDL) ve Güvenilir Yapay Zekâ ilkeleri temel alınarak kapsayıcı eğitim ortamlarının inşası için somut stratejiler sunulmuştur. Bilişsel katılımı koruyan süreç odaklı değerlendirme tasarımları, açık kaynaklı yapay zekâ modelleri ve çok paydaşlı yönetişim ağları önerilmektedir. Literatür taramaları açısından bu çalışma, teknolojik araçların sınıf içi pedagojiyle kuramsal ve etik açıdan nasıl köprülenmesi gerektiğini göstermesi bakımından teorik ve pratik bir nirengi noktası sunmakta; gelecek araştırmalar için şeffaf ve açık bilim standartlarına dayalı veri altyapısı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal omurgasını Disiplinlerarası İletişim (TDC) çerçevesi oluşturmaktadır. Bu çerçeve, Piaget'nin yapılandırmacı epistemolojisi, Nicolescu'nun disiplinlerarasılık mantığı ve Callaos'un diyalojik iletişim modellerine dayanmaktadır. Ayrıca, Evrensel Öğrenme Tasarımı (UDL) ve Avrupa Komisyonu'nun Güvenilir Yapay Zekâ ilkeleri çözüme eşlik eden etik ve kapsayıcı dayanaklardır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, bilgisayar bilimlerindeki makine öğrenmesi, doğal dil işleme ve veri analitiği literatürü ile eğitim bilimlerindeki sörgülamaya dayalı öğrenme, biçimlendirici değerlendirme ve akıllı öğretim sistemleri literatürünü bir araya getirmektedir. Ayrıca felsefe ve eğitim politikası alanlarındaki algoritmik yanlılık, açıklanabilir yapay zekâ (XAI) ve etik yönetişim tartışmalarını incelemektedir.