Gelişmekte olan ekonomilerde finansal sistemin omurgasını oluşturan bankacılık sektörünün etkinliği, ekonomik büyüme ve finansal istikrarın temel itici gücüdür. Pakistan bankacılık sektörü, geçmişteki kamulaştırma hamlelerinden günümüzün serbestleşen ve dijitalleşen piyasa koşullarına kadar kapsamlı bir yapısal dönüşüm yaşamıştır. Özellikle 2012 ve 2017 kurumsal yönetişim kodlarının uygulanmasıyla birlikte risk yönetimi standartları, yönetim kurulu bağımsızlığı ve mülkiyet yapılarında önemli yenilikler hayata geçirilmiştir. Buna karşın, literatürdeki çalışmaların önemli bir kısmı geleneksel finansal oran analizlerine dayanmakta ve çoklu girdi-çıktı ilişkilerini dikkate alan modern etkinlik ölçümlerini kurumsal yönetişim unsurlarıyla yeterince birleştirememektedir.
Bu çalışma, Pakistan'da borsa kotasyonuna sahip 17 ticari bankanın 2011-2020 dönemine ait 10 yıllık panel verilerini inceleyerek içsel ve dışsal faktörlerin banka etkinliği üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada teknik etkinlik skorları Veri Zarflandırma Analizi (DEA) ile elde edilmiş; çalışan sayısı, şube sayısı, yönetim giderleri, faiz dışı giderler ve kredi zarar karşılıkları girdi; net faiz geliri, net komisyonlar ve diğer faaliyet gelirleri ise çıktı değişkeni olarak modellenmiştir. Elde edilen etkinlik skorlarının kurumsal yönetişim, kurumsal risk yönetimi, mülkiyet yapısı, banka büyüklüğü, özkaynak kârlılığı, finansal kaldıraç ve makroekonomik değişkenlerle ilişkisi Logit ve Probit regresyon modelleri aracılığıyla ampirik sınamaya tabi tutulmuştur.
Regresyon analizi sonuçları, kurumsal yönetişim yapısının, küresel nihai mülkiyetin ve özkaynak kârlılığının banka etkinliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Buna karşılık, kurumsal risk yönetimi derecelendirmesi, kamu mülkiyeti ve banka büyüklüğünün etkinlik üzerinde olumsuz bir etki yarattığı saptanmıştır. Bulgular, gelişmekte olan piyasalarda daha iyi yönetişim ilkelerine uyan ve küresel mülkiyet yapısına sahip bankaların kaynaklarını daha verimli dönüştürdüğünü, buna karşın büyük ve kamu ağırlıklı bankaların ölçek dezavantajları ve bürokratik yapılar nedeniyle etkinlik kaybı yaşadığını ortaya koymaktadır.
Araştırma, kurumsal kuram ve vekalet kuramının gelişmekte olan ülke bankacılık sektöründeki ampirik geçerliliğini doğrulayarak literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Etkinlik ölçümünde Veri Zarflandırma Analizi ile ikili regresyon tekniklerinin iki aşamalı kombinasyonunun kullanılması, geleneksel oran analizlerinin kısıtlarını aşmakta ve yöneticiler ile düzenleyici kurumlara somut politikalar geliştirmede kılavuzluk etmektedir. Elde edilen sonuçlar, finansal otoritelerin kurumsal yönetişim ilkelerine sıkı uyumu teşvik etmesi, risk yönetimi maliyetlerini optimize eden dinamik stratejileri benimsemesi ve küresel sermaye katılımını destekleyen düzenlemeleri hayata geçirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma temel olarak Kurumsal Kuram (Institutional Theory), Vekalet Kuramı (Agency Theory) ve Kaynaklara Dayalı Görüş (Resource-Based View) üzerine kurgulanmıştır. İyi kurumsal yönetişim yapılarının vekalet sorunlarını ve işlem maliyetlerini azaltarak kurumun teknik etkinliğini artıracağı öngörülmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, banka etkinliği ölçümünde geleneksel finansal oran analizinin yetersizliklerini vurgulayan ve Charnes et al. (1978) tarafından geliştirilen Veri Zarflandırma Analizini (DEA) temel alan literatürü ele almaktadır. Ayrıca Pakistan bankacılık sektöründe yapılmış önceki çalışmaları (Qayyum & Khan, 2010; Burki & Niazi, 2010; Burki & Ahmad, 2011) ve gelişmekte olan piyasalarda risk yönetimi ile yönetişim ilişkisini inceleyen küresel ampirik yazını (Anginer et al., 2018; McShane et al., 2011) geniş bir çerçevede tartışmaktadır.