Çalışan devir hızı, organizasyonlar açısından yerleştirme maliyetleri, eğitim giderleri ve üretim süreçlerindeki kesintiler nedeniyle önemli ekonomik yükler getirmektedir. İnsan kaynakları analitiği yazınında, işletmelerin mevcut verileri kullanarak gelecekteki işten ayrılmaları tahmin etme kapasiteleri giderek önem kazanan bir alan olmuştur. Yazında demografik özellikler ile çalışanların iş tatmini düzeylerinin işten ayrılma eğilimleri üzerindeki güçlü etkileri sıklıkla belgelenmiştir. Ancak bu tür verilerin temsili hanehalkı anketlerinde yer almasına rağmen şirket yöneticilerinin operasyonel karar alma süreçlerinde bireysel düzeyde bulunmaması büyük bir kısıt oluşturmaktadır.
Bu kısıtın arkasındaki temel mekanizma, çalışanların yanıtlarının doğrudan yöneticiler tarafından bilindiği durumlarda stratejik ve savunmacı tutumlar sergilemesi ve gerçeği yansıtmayan yanıtlar vermesidir. Yazar, bu istihdam ilişkisini bir mahkumun ikilemi olarak modellemekte ve taraflar arasında işbirliğinin sağlanması için anket uygulama sürecinin dış bir danışmanlık şirketine devredilmesinin optimal bir taahhüt mekanizması oluşturduğunu kuramsal olarak incelemektedir. Ampirik analiz bölümünde ise 2004-2010 dönemine ait büyük bir İskandinav hizmet sağlayıcısının 17.847 benzersiz bireyi içeren idari personel kayıtları ile Nordic Çalışan Endeksi modeline dayanan yıllık iş tatmini anket verileri birleştirilerek kullanılmaktadır.
Elde edilen ampirik bulgular, yalnızca personel kayıtlarına dayanan temel modelin çalışanları doğru sınıflandırma oranının yüksek olduğunu, ancak işten ayrılacak kişileri öngörme gücünün sınırlı kaldığını göstermektedir. Personel kayıtları bireysel düzeydeki iş tatmini anket verileriyle desteklendiğinde, genel sınıflandırma oranı korunurken işten ayrılacak kişileri doğru tahmin etme başarısı belirgin biçimde artmaktadır. Aynı analiz departman düzeyindeki ortalama değerler ve standart sapmalarla yinelendiğinde, anonimliği koruyan bu yaklaşımın da temel modele kıyasla öngörü gücünü artırdığı, ancak bireysel düzeydeki verilerin en yüksek tahmin performansını sağladığı tespit edilmiştir.
Araştırma, şirketlerin geçmişe dönük ve betimsel insan kaynakları raporlamasından geleceğe dönük ve öngörücü analitik yaklaşımlara geçiş yapmasının yollarını somut örneklerle ortaya koymaktadır. Anket verilerinin harmanlanmasıyla elde edilen öngörü olasılıklarının yöneticiler için bir erken uyarı sistemi olarak kurgulanabileceği ve coğrafi haritalar üzerinden görselleştirilebileceği gösterilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, firma içi idari veriler ile çalışan anketi verilerinin birleştirilmesinin şirket belirsizliğini azalttığını, işten ayrılma maliyetlerini düşürdüğünü ve modern insan kaynakları analitiği literatürüne önemli ampirik katkılar sunduğunu kanıtlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, oyun teorisi kapsamında mahkumun ikilemi ve tekrarlanan oyunlar çerçevesine dayanmaktadır. İşveren ve çalışanlar, iş tatmini anketlerinin doğru yanıtlanması ve yöneticilerin bu verileri anonim biçimde kullanması konusunda ortak çıkara sahiptir. Ancak bireysel düzeyde cezalandırma riski nedeniyle taraflar arasında işbirliği tek aşamalı oyunda bozulmakta ve stratejik yanıltma ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, anket uygulama sürecinin dış bir danışmanlık firmasına devredilmesi ve uzun vadeli tekrarlanan etkileşimler işbirliğini sağlayan ana kuramsal mekanizmalar olarak ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, personel devir hızı ve çalışanların işten ayrılma belirleyicilerini inceleyen geniş ampirik yazını ele almaktadır. Demografik özelliklerin ve firma karakteristiklerinin ayrılma oranlarına etkisini inceleyen öncü çalışmalar ile bireysel iş tatmini boyutlarının elde tutma üzerindeki etkilerini araştıran Clark (2001) ve benzer hanehalkı veri seti analizleri tartışmaya dahil edilmiştir. Ayrıca, insan kaynakları analitiği ve veri destekli karar alma süreçlerine odaklanan Fitz-enz (2000) ile personel devir maliyetlerini irdeleyen Wasmuth ve Davis (1983) çalışmalarıyla ilişki kurulmuştur.