Son yıllarda doğal afetlerin sıklığı ve etkilerindeki artış, kentsel alanlarda kapsamlı risk yönetimi stratejilerine duyulan ihtiyacı derinleştirmiştir. Geleneksel yaklaşımlar, kent planlaması ile afet riskini genellikle bağımsız konular olarak ele almış, bu da afetlere karşı dirençli kent sistemlerinin geliştirilmesinde bütüncül bir bakış açısı eksikliği yaratmıştır. Oysa, şehirlerin fiziksel, ekonomik ve sosyal özelliklerinin birbirini etkilediği sistemik bir anlayışla, kentsel dayanıklılık ve sakınım planlaması gibi entegre yaklaşımlar giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası ve ulusal düzeyde afet risk azaltma çabaları hız kazanırken, kent planlama perspektifinden bütünleşik pratik metodolojilerin eksikliği önemli bir araştırma sorununu oluşturmaktadır.
Bu çalışma, Kayseri kenti özelinde afet riskini, kentsel planlama ve afet ilişkisindeki engelleri anlamayı ve olası çözümleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma metodolojisi kapsamında, Kayseri ili için heyelan, kaya düşmesi, sel/su baskını, çığ ve deprem olarak belirlenen doğal afetlere yönelik detaylı bir envanter hazırlanmıştır. Bu envanterden elde edilen noktasal afet verileri, ArcGIS coğrafi bilgi sistemi kullanılarak haritalanmış ve afete maruz bölgelerdeki yoğunluk eğilimleri görselleştirilmiştir. Ayrıca, Kayseri'nin çeşitli planlama dönemleri (1944 öncesi, 1944-1975, 1975-1986, 1986-2006, 2006-günümüz) titizlikle incelenerek, afetlerle ilgili yaklaşımlar, çalışmalar ve uygulanan politikalar arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Bu çok yönlü inceleme, kentin afet geçmişini ve planlama süreçlerinin gelişimini ortaya koymuştur.
Çalışmanın bulguları, Kayseri ilinde toplam 98 afete maruz bölge bulunduğunu ve bu afet türleri arasında kaya düşmelerinin Melikgazi, Kocasinan, Develi, İncesu, Yeşilhisar, Tomarza ve Talas ilçelerinde özellikle yaygın olduğunu göstermektedir. Sel ve su baskını olaylarının da İncesu ilçesinde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Tarihsel planlama süreçleri incelendiğinde, V. Plan dönemine kadar afetlere yönelik detaylı bir hükme rastlanmazken, 1967-2017 yılları arasında yaşanan afetler sonrası toplam 2.072 afet konutu inşa edildiği belirlenmiştir. Ancak, 2006 yılından itibaren hazırlanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı raporunda jeolojik ve jeoteknik etütler, acil toplanma alanları ve yol genişlikleri gibi afetlere yönelik spesifik hükümlerin ilk kez yer aldığı bulgulanmıştır.
Bu araştırma, Kayseri örneği üzerinden, afet ve planlama arasındaki karmaşık ilişkiyi bütüncül bir perspektifle analiz ederek, tek bir afete odaklanan veya statik değerlendirmelere dayanan önceki çalışmalardan ayrılmaktadır. Bulgular, afet risk azaltımının sürdürülebilir kentsel gelişme hedefleriyle entegre edilmesi gerektiğini ve entegre kamu politikalarına acil ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'deki planlama ve uygulama süreçlerindeki parçalanmışlık, koordinasyon eksikliği ve yetki karmaşasının bütüncül planlamayı güçleştirdiği tartışılmış, bu bağlamda uzamsal strateji planlarının ve afet eylem programlarının kritik rolü vurgulanmıştır. Çalışma, metropol alanlara odaklanan çoğu literatürün aksine, orta ölçekli bir Anadolu kentinin dinamiklerini inceleyerek, benzer sosyo-mekânsal özelliklere sahip diğer kentler için karşılaştırmalı analizlere ve kanıta dayalı politika önerilerine değerli ampirik katkılar sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu çalışma, kentlerin doğal afetlere karşı dayanıklılığını artırmak için kentsel planlamanın merkezi bir araç olduğu afet risk yönetimi ve sakınım planlaması ilkelerine dayanmaktadır. Temel risk anlayışı, hazard, maruziyet ve kırılganlığın birleşimi olarak tanımlanır ve arazi kullanım planlamasının afet zararlarını azaltmadaki potansiyeli vurgulanır. Kuramsal çerçeve, tehlikeli alanlarda kentsel faaliyetlerin sınırlandırılması yoluyla risk azaltma teorisinin pratiğe dökülmesini öngörmekte olup, ulusal ve uluslararası düzeydeki afet azaltma stratejileri ve planlama belgeleri bu yaklaşıma yön vermektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, doğal afetlerin sıklığındaki artış ve bunların insanlık üzerindeki yıkıcı etkileri üzerine yapılan genel literatürü inceleyerek başlamaktadır. Afet riski ve kent planlamasının geleneksel olarak ayrı tartışılması eğilimini ele almakta, kentsel dayanıklılık, risk azaltma ve sakınım planlaması gibi entegre yaklaşımların önemini vurgulayan çalışmaları değerlendirmektedir. ABD'deki Afet Azaltma Yasası ve Kaliforniya Eyalet Planlama Yasası gibi uluslararası düzenlemelere atıfta bulunurken, Türkiye'deki AFAD'ın Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (UDSEP) ile Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) gibi ulusal politika belgelerini de gündeme getirmektedir. Ayrıca, kent planlamasının afet risklerini azaltmadaki anahtar rolünü ve arazi kullanım tahsislerinin potansiyel zararı nasıl hafifletebileceğini gösteren önceki akademik araştırmalarla ilişki kurmaktadır.