Çalışma bulguları, üç hafta boyunca günlük akıllı telefon ekran süresini iki saat veya altına düşürmenin sağlıklı üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı göstergeleri üzerinde anlamlı iyileşmeler sağladığını göstermektedir. Müdahale grubunda depresif semptomlar %27, algılanan stres %16 ve uykusuzluk belirtileri %18 oranında azalırken, öznel iyi oluş %14 oranında artış kaydetmiştir. Özellikle kısıtlama kuralına tam uyum sağlayan alt grupta etki büyüklükleri geniş düzeylere ulaşmıştır.
Yazarlar, elde edilen bu olumlu değişimlerin ekran süresindeki doğrudan azalmaya ve dijital aşırı uyarılmanın hafiflemesine bağlı olabileceğini belirtmektedir. Fiziksel aktivite düzeylerinde iki grup arasında anlamlı bir fark oluşmaması, ruh sağlığındaki gelişmelerin egzersiz artışından ziyade ekran süresinin azaltılmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Ancak müdahale bitiminde ekran süresinin hızla eski seviyesine dönmesi, genç yetişkinlerin dijital öz düzenleme sağlamada zorlandığına işaret etmektedir.
Elde edilen sonuçlar, sosyal medya kullanımının günlük 30 dakikaya indirilmesinin depresyon ve yalnızlığı azalttığını bildiren Hunt ve arkadaşları (2018) tarafından yapılan çalışma ile uyumluluk göstermektedir. Gözlemsel araştırmalarda saptanan küçük etki büyüklüklerinin aksine bu deneysel çalışmada daha yüksek etki büyüklükleri elde edilmesi, deneysel müdahale tasarımının nedensel ilişkileri ortaya koymadaki gücünü vurgulamaktadır. Ayrıca dijital detoks literatüründeki çelişkili bulgulara karşın depresif semptomlardaki tutarlı gerileme doğrulanmıştır.
Sonuç olarak, akıllı telefon ekran süresinin sınırlandırılması kısa vadede ruh sağlığını destekleyen nedensel ve etkili bir yaklaşım sunmaktadır. Ancak müdahale sonrasında kullanım sürelerinin hızla eski düzeyine yükselmesi, bireysel öz düzenleme stratejilerinin tek başına sürdürülebilir olmadığını ve özellikle gençler için dijital platformlara yönelik daha kapsamlı yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır.
Yazarlar, ekran süresini azaltmanın depresif semptomlar üzerindeki olumlu etkisini, sosyal medya kullanımının günde 30 dakikayla sınırlandırılmasının depresyon ve yalnızlık düzeylerini düşürdüğünü saptayan Hunt ve arkadaşlarının (2018) bulguları ile karşılaştırarak sonuçların birbiriyle tutarlı olduğunu belirtmektedir (Pieh et al., 2025, s. 9).
Yazarların ulaştığı sonuç
Yazarlar, üç haftalık akıllı telefon ekran süresi kısıtlamasının depresif semptomlar, stres, uyku kalitesi ve iyi oluş üzerinde küçük ila orta düzeyde anlamlı iyileşmeler sağladığı ve bu durumun nedensel bir ilişkiye işaret ettiği sonuçuna varmaktadır. Bununla birlikte, müdahale sonrasında ekran süresinin hızla eski düzeyine dönmesi, gençlerin dijital kullanımlarını sürdürülebilir biçimde yönetmede yaşadıkları zorlukları ve daha güçlü yapısal düzenleme ihtiyacını öne çıkarmaktadır (Pieh et al., 2025, s. 10).
Bu çalışma, akıllı telefon ekran süresi ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi nedensel bir perspektiften inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Önceki araştırmaların büyük bir kısmı kesitsel veya gözlemsel nitelikte olup korelasyonel ilişkileri ortaya koyarken, bu randomize kontrollü çalışma, ekran süresi azaltımının depresif semptomlar, stres, uyku kalitesi ve iyi oluş üzerindeki doğrudan etkilerini deneysel olarak göstermektedir. Makale, dijital detoks müdahalelerinin ruh sağlığı üzerindeki potansiyelini vurgulayarak, özellikle gençler arasında artan akıllı telefon kullanımıyla ilişkili psikolojik yükün hafifletilmesine yönelik somut bir strateji sunmaktadır. Ayrıca, müdahale sonrası ekran süresinin hızla artması gibi gözlemler, öz düzenleme zorluklarına ve sürdürülebilir değişim için ek stratejilerin gerekliliğine dikkat çekerek gelecekteki araştırma ve politika geliştirme çabalarına yön vermektedir.
Çalışma, akıllı telefon kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair önceki gözlemsel çalışmalardan farklılaşmaktadır. Zira bu tür çalışmalar genellikle küçük etki büyüklükleri bildirirken (Vuorre vd., 2021; Orben vd., 2019; Przybylski vd., 2020), mevcut randomize kontrollü deneme daha büyük etki büyüklükleri saptamıştır, özellikle müdahaleye sıkıca bağlı kalan alt grupta. Bu durum, gözlemsel ve deneysel araştırma tasarımları arasındaki nedensel çıkarım farklılıklarını vurgulamaktadır. Ayrıca, çalışma, sosyal medya azaltımının depresif semptomlar üzerindeki olumlu etkilerini gösteren Hunt ve arkadaşları (2018) gibi önceki müdahale çalışmalarının bulgularını desteklemektedir. Fiziksel aktivite ile ekran süresi azaltımı arasındaki bağlantıyı araştırması yönüyle Pedersen ve arkadaşlarının (2022) çalışmasıyla benzerlik gösterse de, mevcut çalışmada bu bağlantı doğrulanmamış ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerin fiziksel aktiviteden bağımsız olduğu öne sürülmüştür. Makale, akıllı telefon bağımlılığı mekanizmaları için Andreassen (2015) tarafından ortaya konan teorik çerçevelerle de ilişki kurmaktadır.
Bu makale, akıllı telefon ekran süresi azaltımının ruh sağlığı üzerindeki nedensel etkilerini randomize kontrollü bir deneme ile göstererek literatür taramasına önemli bir katkı sağlamaktadır. Özellikle, depresif semptomlar, iyi oluş, stres ve uyku kalitesi gibi temel ruh sağlığı göstergelerindeki iyileşmeleri nicel olarak sunması, dijital detoks çalışmalarına güçlü bir deneysel dayanak oluşturur. Çalışma, sağlıklı genç yetişkin popülasyonunda dahi ekran süresini sınırlamanın faydalı olduğunu ortaya koyarak geniş bir kitlenin bu tür müdahalelerden yararlanabileceğini işaret etmektedir. Ayrıca, müdahale sonrası ekran süresinin hızlıca eski seviyesine dönmesi gibi gerçekçi gözlemler, müdahale tasarımlarının ve politika önerilerinin sürdürülebilirlik boyutunu göz önünde bulundurması gerektiğini vurgular. Bu yönüyle makale, sadece faydaları değil, aynı zamanda dijital alışkanlıkların yönetilmesindeki zorlukları da ele alarak gelecekteki araştırmalar için pratik ve teorik imalar sunmaktadır.