Perinatal dönemde anne ve babaların ruh sağlığı sorunları yaşaması sıklıkla karşılaşılan bir halk sağlığı sorunudur ve özellikle gebelik dönemindeki anksiyete semptomları ebeveyn-çocuk ilişkisi ile çocuk gelişimini derinden etkileme potansiyeline sahiptir. Literatürde maternal anksiyete ile erken çocukluk dönemi çıktıları arasındaki ilişkiler geniş ölçüde araştırılmış olsa da babaların bu süreçteki rolü ve doğum öncesi anksiyetelerinin çocuk üzerindeki ileriye dönük etkileri büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Çocuk gelişiminin motor, dil ve bilişsel beceriler gibi çok boyutlu yapısı göz önüne alındığında, doğum öncesi kaygıların genel gelişim süreçlerine yansıması ve bu ilişkide doğum sonrası ebeveyn-çocuk bağının aracı rolünün hem anne hem de babalarda nasıl işlediği konusunda derinlemesine ampirik kanıtlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu çalışma, Almanya'da yürütülen 'DREAM' kohort projesinden elde edilen veriler ışığında, doğum öncesi anksiyete semptomlarının doğum sonrası 14. aydaki genel çocuk gelişimi üzerindeki boylamsal etkisini ve doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağının bu ilişkideki aracı rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi, zamanında doldurulan anketlerle sürece katılan 1.544 anne ve 985 babadan oluşmaktadır. Katılımcıların anksiyete semptomları gebelik sırasında SCL-90-R ölçeğiyle, ebeveyn-çocuk bağı doğum sonrası 8. haftada Postpartum Bağlanma Ölçeği (PBQ) ile ve çocuk gelişimi 14. ayda Ages & Stages Soru Formu (ASQ-3) ile değerlendirilmiş, analizlerde perinatal karıştırıcı faktörler kontrol edilerek SPSS PROCESS makrosu üzerinden aracılık modelleri test edilmiştir.
Elde edilen bulgular, doğum öncesi anksiyete semptomları ile 14. aydaki genel çocuk gelişimi arasında doğrudan ve anlamlı bir ileriye dönük ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Ancak, hem annelerde hem de babalarda doğum öncesi yüksek anksiyete semptomlarının doğum sonrası 8. haftada daha zayıf bir ebeveyn-çocuk bağını öngördüğü, bu zayıf bağın ise 14. aydaki çocuk gelişimini olumsuz etkilediği belirlenmiştir; dolayısıyla ebeveyn-çocuk bağı bu süreçte tam bir aracı rol oynamaktadır. Önemli bir diğer bulgu olarak, modele doğum sonrası depresyon semptomları dahil edildiğinde, doğum öncesi anksiyetenin ebeveyn-çocuk bağı üzerindeki etkisi kaybolmuş, bu durum doğum sonrası depresyonun erken dönem ebeveyn-çocuk bağı ve çocuk gelişimi üzerindeki belirleyici rolünün anksiyeteye kıyasla daha baskın olduğunu göstermiştir.
Araştırmanın sonuçları, hem maternal hem de paternal ruh sağlığının ve çocukla kurulan erken dönem bağın çocuk gelişiminin desteklenmesinde eşdeğer bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Babaların sürece dahil edilmesinin ve perinatal tarama programlarında sadece depresyonun değil anksiyetenin de değerlendirilmesinin önemi bu bulgularla bir kez daha vurgulanmıştır. Kohort çalışması kapsamında elde edilen bu veriler, literatürdeki babalara yönelik bilgi boşluğunu doldurmakta ve klinik uygulamalarda ebeveyn-çocuk ilişkisinin güçlendirilmesi ile her iki ebeveynin de ruh sağlığının erken dönemde taranması yönündeki müdahalelerin gerekliliğine ampirik bir zemin hazırlayarak gelecek boylamsal çalışmalara kılavuzluk etmektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Almanya'nın Dresden kenti ve çevresinde yaşayan, doğum öncesi dönemde çalışmaya dahil edilen ve çocuklarının 14. ay takibini tamamlayan ebeveynler.
- Örneklem veya araştırma materyali
- DREAM boylamsal kohort çalışmasına katılan ve dışlama kriterleri sonrasında nihai analize dahil edilen 1.544 anne ve 985 baba olmak üzere toplam 2.529 ebeveyn.
- Veri toplama süreci
- Doğum öncesi dönemde (T1) anksiyete semptomları SCL-90-R alt ölçeğiyle, doğum sonrası 8. haftada (T2) ebeveyn-çocuk bağı PBQ ile ve doğum sonrası 14. ayda (T3) çocuk gelişimi ASQ-3 ile doldurulan anketler aracılığıyla toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Anne ve babalar için ayrı ayrı yürütülen arabuluculuk analizleri, SPSS PROCESS makrosu (Model 4) kullanılarak ve homoskedastisite ihlallerini dengelemek amacıyla 5.000 yinelemeli bootstrapping yöntemi uygulanarak gerçekleştirilmiştir.
Doğum öncesi anksiyete semptomlarıEbeveyn-çocuk bağı (bağlanma kalitesi)Genel çocuk gelişimi (14. ay)Postnatal depresyon semptomlarıPerinatal karıştırıcı değişkenler
01Doğum öncesi anksiyete semptomları, annelerde babalara kıyasla istatistiksel olarak daha belirgin ve yüksek düzeyde gözlemlenmiştir; ancak doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağının kalitesi her iki ebeveyn grubunda da birbirine oldukça benzer ve paralel çıkmıştır(Olberg et al., 2025).
02Doğum sonrası 8. haftada ebeveynler ile çocukları arasında kurulan bağın zayıf olması (yüksek PBQ skorları), doğum sonrası 14. ayda çocuğun genel gelişimsel kilometre taşlarına ulaşmasında istatistiksel açıdan anlamlı bir gerilemeyi ve bozulmayı doğrudan yordamaktadır(Olberg et al., 2025, s. 15).
03Ebeveyn-çocuk bağı, doğum öncesi anksiyete semptomları ile genel çocuk gelişimi arasındaki ilişkiye anlamlı derecede aracılık etmektedir; ancak bu aracı etki modeli, doğum sonrası depresyon semptomları kontrol edildiğinde tamamen ortadan kalkmaktadır(Olberg et al., 2025, s. 12).
04Yürütülen arabuluculuk analizlerinde anne ve babalardan elde edilen katsayılar ve anlamlılık düzeyleri oldukça benzer çıkmış olup, babaların ruh sağlığı ve çocukla kurdukları bağın çocuğun genel gelişimi açısından annelerinkiyle eş değer öneme sahip olduğunu kanıtlamıştır(Olberg et al., 2025, s. 18).