İçeriğe geç

Nicel araştırma makalesi incelemesi

Doğum Öncesi Anksiyetenin 14. Ayda Çocuk Gelişimiyle İlişkisi ve Ebeveyn-Çocuk Bağının Aracı Rolü: DREAM Kohort Çalışması

Perinatal dönemdeki ruh sağlığı araştırmaları tarihsel olarak ağırlıklı olarak annelere odaklanmış, babaların bu süreçteki rolü ve yaşadığı zorluklar literatürde ihmal edilmiştir.

Yazar
Anna C. von Olberg et al.
Yayın
BMC Pregnancy and Childbirth
Tarih
2025-09-09
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Perinatal dönemde anne ve babaların ruh sağlığı sorunları yaşaması sıklıkla karşılaşılan bir halk sağlığı sorunudur ve özellikle gebelik dönemindeki anksiyete semptomları ebeveyn-çocuk ilişkisi ile çocuk gelişimini derinden etkileme potansiyeline sahiptir. Literatürde maternal anksiyete ile erken çocukluk dönemi çıktıları arasındaki ilişkiler geniş ölçüde araştırılmış olsa da babaların bu süreçteki rolü ve doğum öncesi anksiyetelerinin çocuk üzerindeki ileriye dönük etkileri büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Çocuk gelişiminin motor, dil ve bilişsel beceriler gibi çok boyutlu yapısı göz önüne alındığında, doğum öncesi kaygıların genel gelişim süreçlerine yansıması ve bu ilişkide doğum sonrası ebeveyn-çocuk bağının aracı rolünün hem anne hem de babalarda nasıl işlediği konusunda derinlemesine ampirik kanıtlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu çalışma, Almanya'da yürütülen 'DREAM' kohort projesinden elde edilen veriler ışığında, doğum öncesi anksiyete semptomlarının doğum sonrası 14. aydaki genel çocuk gelişimi üzerindeki boylamsal etkisini ve doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağının bu ilişkideki aracı rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi, zamanında doldurulan anketlerle sürece katılan 1.544 anne ve 985 babadan oluşmaktadır. Katılımcıların anksiyete semptomları gebelik sırasında SCL-90-R ölçeğiyle, ebeveyn-çocuk bağı doğum sonrası 8. haftada Postpartum Bağlanma Ölçeği (PBQ) ile ve çocuk gelişimi 14. ayda Ages & Stages Soru Formu (ASQ-3) ile değerlendirilmiş, analizlerde perinatal karıştırıcı faktörler kontrol edilerek SPSS PROCESS makrosu üzerinden aracılık modelleri test edilmiştir.

Elde edilen bulgular, doğum öncesi anksiyete semptomları ile 14. aydaki genel çocuk gelişimi arasında doğrudan ve anlamlı bir ileriye dönük ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Ancak, hem annelerde hem de babalarda doğum öncesi yüksek anksiyete semptomlarının doğum sonrası 8. haftada daha zayıf bir ebeveyn-çocuk bağını öngördüğü, bu zayıf bağın ise 14. aydaki çocuk gelişimini olumsuz etkilediği belirlenmiştir; dolayısıyla ebeveyn-çocuk bağı bu süreçte tam bir aracı rol oynamaktadır. Önemli bir diğer bulgu olarak, modele doğum sonrası depresyon semptomları dahil edildiğinde, doğum öncesi anksiyetenin ebeveyn-çocuk bağı üzerindeki etkisi kaybolmuş, bu durum doğum sonrası depresyonun erken dönem ebeveyn-çocuk bağı ve çocuk gelişimi üzerindeki belirleyici rolünün anksiyeteye kıyasla daha baskın olduğunu göstermiştir.

Araştırmanın sonuçları, hem maternal hem de paternal ruh sağlığının ve çocukla kurulan erken dönem bağın çocuk gelişiminin desteklenmesinde eşdeğer bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Babaların sürece dahil edilmesinin ve perinatal tarama programlarında sadece depresyonun değil anksiyetenin de değerlendirilmesinin önemi bu bulgularla bir kez daha vurgulanmıştır. Kohort çalışması kapsamında elde edilen bu veriler, literatürdeki babalara yönelik bilgi boşluğunu doldurmakta ve klinik uygulamalarda ebeveyn-çocuk ilişkisinin güçlendirilmesi ile her iki ebeveynin de ruh sağlığının erken dönemde taranması yönündeki müdahalelerin gerekliliğine ampirik bir zemin hazırlayarak gelecek boylamsal çalışmalara kılavuzluk etmektedir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, ebeveynlerde doğum öncesi dönemde görülen anksiyete semptomları ile doğum sonrası 14. aydaki genel çocuk gelişimi arasındaki ileriye dönük ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağının aracı rolünü hem anne hem de baba örneklemlerinde ayrı ayrı çözümlemektir(Olberg et al., 2025).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu çalışma, DREAM boylamsal kohortu kapsamında ampirik bir araştırma tasarımı kullanarak, doğum öncesi anksiyete, doğum sonrası ebeveyn-çocuk bağı ve çocuk gelişimi arasındaki ilişkileri arabuluculuk analiziyle test eden kantitatif ve prospektif bir yaklaşıma sahiptir(Olberg et al., 2025).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Gelişimsel kökenli sağlık ve hastalık modeli (DOHaD) ve fetal programlama teorisi çerçevesinde şekillenen çalışmada, doğum öncesi annesel stres ve anksiyetenin plasenta ve HPA aksı aracılığıyla fetüsün biyolojik sistemlerini kalibre ettiği varsayılmaktadır. Postnatal dönemde ise ebeveyn-çocuk etkileşimi ve bağlanma teorisi temel alınarak, ebeveynlerin çocukla kurdukları duygusal ve davranışsal bağın (parent-child bonding) çocuğun gelişimsel kilometre taşlarına ulaşmasında koruyucu veya aracı bir mekanizma sağladığı öne sürülmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Mevcut literatür, maternal doğum öncesi anksiyetenin çocukların bilişsel ve sosyo-duygusal gelişim bozukluklarıyla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde göstermektedir. Ancak babaların doğum öncesi anksiyete düzeylerinin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine dair araştırmalar hem oldukça sınırlıdır hem de çelişkili bulgular içermektedir. Ayrıca, önceki çalışmalarda anksiyetenin çocuk gelişimiyle ilişkisinde doğum sonrası ebeveyn-çocuk bağının aracı rolü genellikle sadece anneler için ve kısıtlı gelişim alanlarında (özellikle sadece sosyo-duygusal alan) incelenmiştir; genel gelişim ve babaları içeren boylamsal çalışmalar eksiktir.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Almanya'nın Dresden kenti ve çevresinde yaşayan, doğum öncesi dönemde çalışmaya dahil edilen ve çocuklarının 14. ay takibini tamamlayan ebeveynler.
Örneklem veya araştırma materyali
DREAM boylamsal kohort çalışmasına katılan ve dışlama kriterleri sonrasında nihai analize dahil edilen 1.544 anne ve 985 baba olmak üzere toplam 2.529 ebeveyn.
Veri toplama süreci
Doğum öncesi dönemde (T1) anksiyete semptomları SCL-90-R alt ölçeğiyle, doğum sonrası 8. haftada (T2) ebeveyn-çocuk bağı PBQ ile ve doğum sonrası 14. ayda (T3) çocuk gelişimi ASQ-3 ile doldurulan anketler aracılığıyla toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Anne ve babalar için ayrı ayrı yürütülen arabuluculuk analizleri, SPSS PROCESS makrosu (Model 4) kullanılarak ve homoskedastisite ihlallerini dengelemek amacıyla 5.000 yinelemeli bootstrapping yöntemi uygulanarak gerçekleştirilmiştir.
Doğum öncesi anksiyete semptomlarıEbeveyn-çocuk bağı (bağlanma kalitesi)Genel çocuk gelişimi (14. ay)Postnatal depresyon semptomlarıPerinatal karıştırıcı değişkenler

Araştırmanın Bulguları

01

Doğum öncesi anksiyete semptomları, annelerde babalara kıyasla istatistiksel olarak daha belirgin ve yüksek düzeyde gözlemlenmiştir; ancak doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağının kalitesi her iki ebeveyn grubunda da birbirine oldukça benzer ve paralel çıkmıştır(Olberg et al., 2025).

02

Doğum sonrası 8. haftada ebeveynler ile çocukları arasında kurulan bağın zayıf olması (yüksek PBQ skorları), doğum sonrası 14. ayda çocuğun genel gelişimsel kilometre taşlarına ulaşmasında istatistiksel açıdan anlamlı bir gerilemeyi ve bozulmayı doğrudan yordamaktadır(Olberg et al., 2025, s. 15).

03

Ebeveyn-çocuk bağı, doğum öncesi anksiyete semptomları ile genel çocuk gelişimi arasındaki ilişkiye anlamlı derecede aracılık etmektedir; ancak bu aracı etki modeli, doğum sonrası depresyon semptomları kontrol edildiğinde tamamen ortadan kalkmaktadır(Olberg et al., 2025, s. 12).

04

Yürütülen arabuluculuk analizlerinde anne ve babalardan elde edilen katsayılar ve anlamlılık düzeyleri oldukça benzer çıkmış olup, babaların ruh sağlığı ve çocukla kurdukları bağın çocuğun genel gelişimi açısından annelerinkiyle eş değer öneme sahip olduğunu kanıtlamıştır(Olberg et al., 2025, s. 18).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Yapılan analizler, doğum öncesinde ebeveynlerin yaşadığı anksiyete belirtilerinin doğrudan 14. aydaki genel çocuk gelişimi üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmadığını, ancak doğum sonrası 8. haftada ölçülen ebeveyn-çocuk bağı üzerinde anlamlı bir negatif yordayıcı etki yarattığını göstermektedir. Bu zayıflamış bağ ise ilerleyen süreçte çocuk gelişiminde olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.

Yazarlar, anksiyete ile çocuk gelişimi arasındaki bu dolaylı ilişkiyi açıklarken, doğum öncesi kaygıların ebeveynin zihinsel olarak meşgul olmasına yol açtığını ve bebekle kurulacak erken dönem duygusal yakınlaşmayı sekteye uğrattığını belirtmektedir. Zayıf prenatal bağlanmanın doğum sonrasına aktarılmasıyla, bebeğe yönelik duyarlılık ve uyaran sağlama kalitesi düşmektedir.

Bulguların literatürle ilişkisi değerlendirildiğinde, anne-çocuk bağına odaklanan önceki çalışmaların aksine bu araştırmada babaların da sürece dahil edildiği ve babaların çocuk gelişimine etkisinin annelerinki kadar güçlü olduğu vurgulanmaktadır. Elde edilen regresyon katsayılarının benzerliği, babalık rolünün modern aile yapısındaki gelişimsel önemini desteklemektedir.

Öte yandan, postnatal depresyon belirtileri modele dahil edildiğinde doğum öncesi anksiyetenin bağ üzerindeki etkisinin kaybolması, depresyonun getirdiği duygusal ulaşılamazlık ve haz alamama gibi semptomların bağlanmayı çok daha şiddetli bir şekilde tahrip ettiğini göstermektedir. Bu durum, klinik değerlendirmelerde her iki psikopatolojinin birlikte taranmasını gerekli kılar.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, ebeveyn-çocuk bağının doğum öncesi sıkıntı ile çocuğun sosyo-duygusal gelişimi arasındaki ilişkideki aracı rolünü inceleyen Le Bas ve arkadaşlarının (2021) çalışmasıyla uyumlu bulgular elde etmiş, ancak mevcut çalışmada bu modeli motor gelişimi de içeren genel çocuk gelişimi düzeyine taşıyarak genişletmişlerdir(Olberg et al., 2025, s. 12).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Araştırma, doğum öncesi dönemdeki anksiyetenin ebeveyn-çocuk bağını zayıflatabileceğini ve bu zayıflayan bağın da doğum sonrası 14. ayda çocuk gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ortaya koymaktadır. Ancak postnatal depresyon kontrol edildiğinde bu etkinin kaybolması, depresyonun perinatal bağlanma üzerindeki baskın rolüne işaret eder. En önemli çıkarımlardan biri, anne ve baba arasında bu mekanizmalar açısından hiçbir temel fark olmamasıdır; bu durum, babaların da perinatal taramalara ve klinik destek mekanizmalarına proaktif olarak dahil edilmesini zorunlu kılmaktadır(Olberg et al., 2025, s. 18).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, perinatal dönem araştırmalarında uzun süredir devam eden maternal odaklı yaklaşımı babaları da kapsayacak şekilde genişleterek literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Doğum öncesi dönemdeki anksiyete semptomlarının, 14. aydaki çocuk gelişimi üzerindeki etkisini sadece doğrudan değil, ebeveyn-çocuk bağı üzerinden dolaylı bir mekanizmayla inceleyen nadir uzunlamasına çalışmalardan biridir. DREAM kohortundan elde edilen verilerle, psikolojik belirtilerin çocuk gelişimine evrilme sürecindeki aracı faktörleri modelleyerek gelişimsel psikopatoloji alanına ampirik bir temel sunmaktadır. Özellikle toplum temelli bir örneklemde, düşük düzeydeki kaygı belirtilerinin bile bağlanma kalitesi üzerinden gelişimsel sonuçları nasıl şekillendirdiğini göstermesi bakımından teorik bir açıklama gücüne sahiptir.

Çalışma, maternal anksiyetenin çocukların sosyo-duygusal ve bilişsel gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerini bildiren sistematik incelemelerle (Rees ve ark., 2019; Quagliato ve ark., 2022) kuramsal bir paralellik gösterse de, doğrudan bir etki saptayamaması nedeniyle bazı ampirik bulgulardan ayrışmaktadır. Bu farklılık, çalışmada kullanılan Ages & Stages Questionnaire-3 (ASQ-3) aracının motor gelişimi de kapsayan genel yapısına ve örneklemin yüksek sosyoekonomik düzeyine dayandırılmaktadır. Babaların prenatal anksiyetesi konusundaki literatürdeki belirsizlik ve çelişkili bulgular (Bekkhus ve ark., 2022; Rogers ve ark., 2023), bu çalışmanın babalarda da benzer bağlanma ve gelişim mekanizmalarını doğrulamasıyla netleşmeye başlamıştır. Fetal programlama teorisi ile etkileşim kurularak, anksiyetenin motor gelişimi değil daha çok dikkat ve duygu regülasyonu alanlarını etkilediği hipotezi tartışmaya açılmıştır.

Literatüre en özgün katkısı, anne ve babaların perinatal süreçteki rollerinin ve çocuk gelişimi üzerindeki etkilerinin niceliksel olarak birbirine çok yakın olduğunu kanıtlamasıdır. Paternal ruh sağlığının ve baba-çocuk bağının, en az annelerinki kadar çocuk gelişimini yordadığını göstererek babaların klinik taramalara dahil edilmesi gerekliliğini ampirik bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır. Ayrıca, postnatal depresyonun hem anksiyete hem de bağlanma üzerindeki maskeleyici etkisini analiz ederek, literatürdeki anksiyete-bağlanma ilişkisinin aslında depresyon belirtilerinden bağımsız olmadığını göstermiştir. Bu durum, gelecekteki tarama çalışmalarında komorbidite kontrolünün sadece bir yöntem değil, bir zorunluluk olması gerektiğini vurgulayan metodolojik bir katkı sağlar.

Kaynakça

  1. Le Bas, G. A., Youssef, G. J., Macdonald, J. A., Mattick, R., Teague, S. J., Honan, I., et al. (2021). Maternal bonding, negative affect, and infant social-emotional development: a prospective cohort study. Journal of Affective Disorders, 281, 926-934.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · Edebiyat Taraması

Babaların ruh sağlığı ve çocukla kurdukları bağ, çocuk gelişimi üzerinde en az annelerinki kadar güçlü bir yordayıcıdır.

Makalenin sonuç bölümünde anne ve babalar için elde edilen benzer regresyon katsayıları, babaların ihmal edilmemesi gerektiğini kanıtlamak için kullanılır(Olberg et al., 2025, s. 18).

Paternal Bağlanma Boyutlarının Motor Gelişim Üzerindeki Özgül Etkisi

Araştırma sorusu
Postpartum Bonding Questionnaire ölçeğinin 'reddetme ve öfke' alt boyutu, çocukların 14. aydaki kaba motor becerilerini 'bağlanma bozukluğu' alt boyutundan daha güçlü mü yordamaktadır?
Yöntem taslağı
Kesitsel bir ampirik çalışma; PBQ alt boyutları bağımsız değişken, ASQ-3 motor skorları bağımlı değişken olarak tanımlanır. Örneklem büyüklüğü G-Power analiziyle belirlenerek en az 300 baba üzerinden çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede genel çocuk gelişiminin yordandığı belirtilmiş ancak motor gelişimin anksiyeteden neden daha az etkilendiği sorusu spesifik bağlanma türleri üzerinden derinleştirilmeye muhtaç bırakılmıştır(Olberg et al., 2025, s. 13).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal Çerçeve

Ebeveyn-çocuk bağı, doğum öncesi psikolojik belirtiler ile postnatal gelişimsel sonuçlar arasında kritik bir aracı mekanizmadır.

Bağlanmanın prenatal kaygıyı postnatal gelişime bağlayan teorik bir köprü olduğunu gösteren aracılık modeli verileriyle desteklenir(Olberg et al., 2025, s. 11).

Yüksek Riskli Gebeliklerde Prenatal Anksiyete ve Motor Gelişim İlişkisi

Araştırma sorusu
Klinik düzeyde Yaygın Anksiyete Bozukluğu tanısı alan annelerin çocuklarında, DREAM kohortundan farklı olarak motor gelişimde doğrudan bir gerileme gözlemlenmekte midir?
Yöntem taslağı
Vaka-kontrol çalışması; klinik tanı almış 100 anne ile sağlıklı 100 anne karşılaştırılır. Bayley Gelişim Ölçekleri kullanılarak standardize ölçümler yapılır ve grup farkları t-testi veya ANCOVA ile incelenir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarlar, toplum temelli örneklemde doğrudan etki bulunmamasını düşük anksiyete seviyelerine bağlamış, bu da klinik örneklemlerde sonuçun değişebileceği hipotezini doğurmuştur(Olberg et al., 2025, s. 15).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Postnatal depresyon belirtileri, doğum öncesi anksiyetenin bağlanma üzerindeki etkisini gölgeleyebilir veya tamamen açıklayabilir.

Model 3 sonuçlarında anksiyete etkisinin depresyon kontrol edildiğinde kaybolması, klinik komorbiditeyi tartışmak için kullanılır(Olberg et al., 2025, s. 15).

Prenatal Duygu Regülasyonunun Ebeveyn-Çocuk Bağlanmasına İleriye Dönük Etkisi

Araştırma sorusu
Ebeveynlerin gebelik dönemindeki bilişsel yeniden değerlendirme becerileri, postnatal bağlanma kalitesini prenatal anksiyetenin olumsuz etkilerine karşı korumakta mıdır?
Yöntem taslağı
Boylamsal tasarım; T1'de duygu regülasyon ölçekleri, T2'de PBQ uygulanır. Düzenleyici (moderator) analizleri yapılarak, anksiyete ve bağlanma arasındaki ilişkide duygu regülasyonunun tampon etkisi test edilir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede anksiyetenin bağlanmayı bozduğu bulgusu, hangi koruyucu faktörlerin bu süreci engelleyebileceği sorusunu açıkta bırakmıştır(Olberg et al., 2025, s. 11).

Sosyal BilimlerPsikoloji ve Davranış Bilimleri

Doğum Sonrası 14. Ayda Çocuk Gelişimi ile Doğum Öncesi Depresif Semptomlar Arasındaki İlişkide Ebeveyn-Çocuk Bağlanmasının Aracı Rolü

Per perinatal dönemde ebeveynlerin ruh sağlığı sorunları, aile sisteminin dinamik yapısını ve buna bağlı olarak çocukların erken çocukluk dönemindeki gelişimsel süreçlerini derinden etkileme potansiyeline sahiptir. Literatürde, doğum…

Ariane Göbel, Caroline Hilpert, Victoria Weise · 2025İncele
Sosyal BilimlerPsikoloji ve Davranış Bilimleri

Erken Dönem Baba Katılımı ve 3, 5 ve 7 Yaşlarındaki Çocuk Davranışları: Birleşik Krallık Milenyum Kohort Çalışmasının İleriye Dönük Analizi

Gelişmiş ülkelerde babaların çocuk bakımına ayırdıkları zaman artış gösterse de çocuk gelişimi araştırmaları tarihsel olarak daha çok anne-çocuk etkileşimine odaklanmıştır. Baba katılımının miktarından ziyade niteliğinin çocuğun…

Mary E Kroll, Claire Carson, Maggie Redshaw · 2016İncele