Per perinatal ruh sağlığı sorunları, aile içi ilişkilerin kalitesini ve çocukların gelişimsel gidişatını belirleyen kritik faktörlerin başında gelmektedir. Literatürde, doğum öncesi dönemde annelerin yaşadığı depresif semptomların çocukların bilişsel, motor ve sosyo-duygusal gelişimsel kilometre taşları üzerindeki olumsuz etkilerine dair güçlü kanıtlar bulunsa da, babaların doğum öncesi ruh sağlığının çocuk gelişimine olan uzun vadeli etkileri ve bu süreçte ebeveyn-çocuk bağlanmasının oynadığı aracı rol çoğunlukla arka planda kalmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerindeki ve çocuk bakım sorumluluklarındaki değişimlere rağmen, perinatal dönem araştırmalarında paternal bakış açısının eksikliği, aile sisteminin dinamik yapısını bütünüyle anlamayı zorlaştırmakta ve bu durum ebeveynlerin bebekleriyle kurdukları duygusal bağın çocuk gelişimine giden yoldaki aracı işlevini detaylı bir şekilde analiz etmeyi gerektirmektedir.
Bu çalışmanın temel amacı, doğum öncesi dönemdeki maternal ve paternal depresif semptomlar ile doğum sonrası 14. aydaki çocuk gelişimi arasındaki ileriye dönük ilişkiyi, doğum sonrası 8. haftadaki ebeveyn-çocuk bağlanmasının aracı rolünü göz önünde bulundurarak incelemektir. Araştırma, Almanya'nın Dresden kenti ve çevresinde yürütülen uzun vadeli kohort çalışması olan DREAM kapsamında toplanan 1.178 anne ve 743 babaya ait verileri kullanmıştır. Doğum öncesi dönemde (T1) ve doğum sonrası 8. haftada (T2) depresif semptomlar Edinburgh Postnatal Depresyon Ölçeği (EPDS) ile, ebeveyn-çocuk bağlanması T2'de Postpartum Bağlanma Ölçeği (PBQ) ile ve çocuk gelişimi ise doğum sonrası 14. ayda (T3) Ages and Stages Questionnaire-3 (ASQ-3) aracılığıyla ebeveyn bildirimlerine dayalı olarak ölçülmüştür. Analizlerde ebeveyn yaşı, eğitim düzeyi, çocuğun doğumda atanan cinsiyeti, prematüre doğum durumu ve algılanan sosyal destek gibi potansiyel karıştırıcı değişkenler kontrol edilmiştir.
Gerçekleştirilen çoklu regresyon ve aracılık analizleri, hem anneler hem de babalar için doğum öncesi depresif semptomların doğum sonrası 8. haftadaki ebeveyn-çocuk bağlanma bozukluğu aracılığıyla 14. aydaki çocuk gelişimini dolaylı olarak olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, karıştırıcı değişkenler kontrol edildikten sonra, annelerin doğum öncesi depresif semptomlarının 14. aydaki çocuk gelişimi üzerinde doğrudan ve pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Babalar için ise doğum öncesi depresif semptomlar ile çocuk gelişimi arasında doğrudan anlamlı bir ilişki bulunamamış, ancak doğum sonrası depresif semptomlar modele dahil edildiğinde babalarda da doğum öncesi depresyon ile daha iyi çocuk gelişimi arasında pozitif yönlü doğrudan bir ilişki (baskılama etkisi) ortaya çıkmıştır. Doğum sonrası depresif semptomlar modele eklendiğinde, doğum öncesi semptomlar ile ebeveyn-çocuk bağlanması arasındaki boylamsal ilişki anlamlılığını kaybetmiştir.
Elde edilen bulgular, ebeveynlerin perinatal dönemdeki ruh sağlığı sorunlarının ve bebekleriyle kurdukları duygusal bağın doğum sonrası dönemdeki uyum süreçleriyle karmaşık bir şekilde etkileştiğini göstermektedir. Doğum öncesi depresif semptomların çocuk gelişimi üzerindeki beklenmedik pozitif doğrudan etkisi, topluluk örnekleminde semptom düzeylerinin genel olarak düşük olması ve doğum sonrası dönemde semptomların azalma eğilimi göstermesiyle açıklanabilir. Yazarlar, perinatal bakım süreçlerinde sadece annelerin değil, babaların da ruh sağlığının ve ebeveynlik deneyimlerinin erken aşamalardan itibaren değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, literatürde ebeveyn-çocuk bağlanmasının aracı rolünü boylamsal bir tasarımla ve çift odaklı bir yaklaşımla ele alarak, erken müdahale ve önleyici eğitim programlarının aile sistemi ölçeğinde tasarlanması gerektiğine yönelik güçlü bir ampirik katkı sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Almanya'nın Dresden şehri ve çevresinde yaşayan, çocuk bekleyen anne ve babalar.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Araştırmaya DREAM kohort çalışmasından elde edilen ve hamilelikten doğum sonrası 14. aya kadar izlenen 1178 anne ve 743 baba dahil edilmiştir.
- Veri toplama süreci
- Veriler, hamilelik dönemi, doğum sonrası 8. hafta ve doğum sonrası 14. ay olmak üzere üç farklı zamanda; Edinburgh Postnatal Depression Scale, Postpartum Bonding Questionnaire ve Ages and Stages Questionnaire-3 anketleri aracılığıyla ebeveyn bildirimine dayalı olarak toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Değişkenler arasındaki ilişkiler regresyon analizleri ile incelenmiş; ebeveyn-çocuk bağlanmasının aracı rolü ise SPSS PROCESS makrosu kullanılarak bootstrapping yöntemiyle test edilmiştir.
Doğum Öncesi Depresif SemptomlarEbeveyn-Çocuk BağlanmasıÇocuk GelişimiAlgılanan Sosyal DestekPostpartum Depresif Semptomlar
01Hem anne hem de baba modellerinde, doğum sonrası sekizinci haftadaki ebeveyn-çocuk bağlanma düzeyinin, doğum öncesi depresif semptomlar ile doğum sonrası on dördüncü aydaki çocuk gelişimi arasındaki ilişkide küçük ama istatistiksel açıdan anlamlı bir aracı rol oynadığı saptanmıştır(Göbel et al., 2025).
02Babaların doğum öncesi depresif semptomları çocuk gelişimiyle doğrudan bir ilişki göstermezken, annelerin hamilelik dönemindeki yüksek depresif semptom seviyeleri, doğum sonrası on dördüncü aydaki çocuk gelişiminin daha iyi olmasıyla şaşırtıcı bir şekilde doğrudan ilişkili çıkmıştır(Göbel et al., 2025).
03Doğum sonrası depresif semptomlar modele dahil edilerek kontrol edildiğinde, doğum öncesi depresif semptomlar ile ebeveyn-çocuk bağlanması arasındaki ilişki anlamlılığını kaybetmiş; buna karşın babaların doğum öncesi depresif semptomları ile çocuk gelişimi arasında pozitif bir ilişki ortaya çıkmıştır(Göbel et al., 2025).
04Ebeveynlerde görülen mutsuzluk, azalan neşe veya ilgi kaybı gibi depresif belirtiler, doğum sonrasında bebekle sağlıklı bir duygusal bağ kurma ve geliştirme sürecine doğrudan engel olabilmektedir(Göbel et al., 2025, s. 10).