Dijital teknolojilerin ve sosyal ağ sitelerinin insanların günlük yaşamlarındaki hızlı yaygınlaşması, küresel düzeyde ciddi bir ruh sağlığı tartışmasını beraberinde getirmistir. Sosyal medyanın anlık iletişim ve bilgi paylaşımı gibi yadsınamaz avantajlarına rağmen, aşırı ve kontrolsüz kullanımın anksiyete, depresyon, yalnızlık, uyku kalitesinde düşüş ve beden imajı memnuniyetsizliği gibi çeşitli psikososyal sorunlarla ilişkili olduğu saptanmıştır. Literatürde habitual kullanımın patolojik bir bağımlılığa dönüşmesi süreci ve bu sürecin ergenler ile genç yetişkinlerin akademik ve sosyal gelişimlerini nasıl baltaladığı sıklıkla tartışılmaktadır. Ancak, bu alandaki bilimsel üretimin ulaştığı hacmi, teorik eğilimleri ve metodolojik boşlukları makro düzeyde ortaya koyan kapsamlı değerlendirmelerin eksikliği, araştırmacıların bütünsel bir bakış açısı geliştirmesini zorlaştırmaktadır.
Bu boşluğu doldurmayı hedefleyen bu çalışma, 2013-2022 yılları arasında sosyal medya bağımlılığı ve problemli sosyal medya kullanımı konularında yayınlanmış akademik çalışmaları sistematik ve nicel bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada yöntem olarak bibliyometrik analiz benimsenmiş olup, veriler Scopus veri tabanından 'social media addiction' ve 'problematic social media use' anahtar kelime dizgileri kullanılarak çekilmiştir. Yapılan filtrelemeler sonuçunda elde edilen 501 nitelikli yayın analize dahil edilmiştir. Elde edilen bibliyografik veriler, yayın hacmi, coğrafi dağılım, üretken yazarlar ve en çok atıf alan kaynaklar bazında performans analizine tabi tutulmuş, entelektüel yapıyı haritalandırmak için ise VOSviewer yazılımı aracılığıyla ortak atıf ve anahtar kelime eş-oluşum analizleri gerçekleştirilmiştir.
Analiz bulguları, alandaki bilimsel üretimin 2013'ten itibaren çok yavaş başladığını, ancak özellikle 2018 yılından sonra ivme kazanarak 2021 yılında 195 yayınla zirveye ulaştığını göstermektedir. Coğrafi açıdan en üretken ülkelerin sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Türkiye olduğu saptanmış ve bu üç ülkenin toplam üretimin yüzde kırk yedisini oluşturduğu belirlenmiştir. Yazar bazında M. D. Griffiths, C. Y. Lin ve A. H. Pakpour en üretken ve en çok atıf alan isimler olarak öne çıkmaktadır. Entelektüel yapı analizi, alanyazının 'Ruh Sağlığı ve Dijital Medya Bağımlılığı' ile 'Sosyal Medya Etkileri ve Siberpsikoloji' şeklinde iki ana tematik küme etrafında şekillendiğini doğrulamaktadır. Ayrıca, incelenen ampirik çalışmaların büyük çoğunluğunun kesitsel yöntemlere dayandığı ve örneklem olarak 19-25 yaş arası üniversite öğrencilerine odaklandığı saptanmıştır.
Ende edilen sonuçlar, sosyal medya bağımlılığı literatürünün metodolojik ve coğrafi açılardan belirli sınırlılıklar içinde sıkıştığını tartışmaya açmaktadır. Özellikle küresel sosyal medya kullanım oranlarının çok yüksek olduğu Asya ve Güney Amerika gibi bölgelerin literatürde yeterince temsil edilmemesi önemli bir boşluk olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, araştırmaların ağırlıklı olarak Facebook ve Instagram platformları ile sınırlı kalması, TikTok ve YouTube gibi güncel mecraların etkilerinin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Çalışma, gelecekteki araştırmaların boylamsal tasarımlara yönelmesi, algoritmik sistemlerin bağımlılık yapıcı mekanizmalarını incelemesi ve daha yaşlı yaş gruplarını kapsamasını önermektedir. Bu yönüyle çalışma, araştırmacılara ve politika yapıcılara alandaki bilimsel birikimin gelişim yönünü gösteren ve gelecekteki ampirik çalışmalar için somut bir yol haritası sunan değerli bir referans kaynağı teşkil etmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, doğrudan yeni bir kuramsal model test etmek yerine, mevcut literatürün entelektüel yapısını ortaya koymak amacıyla ortak atıf ve kelime eş-oluşum analizlerini temel almaktadır. Yazarlar, davranışsal bağımlılık modellerini ve siberpsikoloji yaklaşımlarını analizlerinin kavramsal arka planı olarak kullanmış, siberpsikoloji ile mental sağlık ve dijital medya bağımlılığı olmak üzere iki temel entelektüel kümenin varlığını bu kuramsal çerçevede tartışmışlardır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, sosyal medya bağımlılığı alanındaki davranışsal bağımlılıklar, kişilik özellikleri (anksiyete, depresyon, dışa dönüklük, narsisizm), problemli sosyal medya kullanımı ve bunun uyku kalitesi, yaşam doyumu gibi psikososyal çıktılar üzerindeki etkilerini ele alan geniş bir literatürü kapsamaktadır. Bu bağlamda, Andreassen, Griffiths ve Lin gibi öncü araştırmacıların çalışmaları ve DSM-5 ölçütlerinin bu alandaki kullanımı eleştirel biçimde değerlendirilerek literatürdeki boşluklar tartışılmıştır.