Dijitalleşmenin merkezinde büyüyen Z kuşağı ergenleri, yaşamlarının büyük bir kısmını çevrimiçi platformlarda geçirmekte ve bu durum onların psikolojik iyi oluş düzeylerini doğrudan etkilemektedir. Sosyal medyanın ergen gelişimini desteklediğini iddia eden çalışmaların yanı sıra, aşırı kullanımın depresyon, yalnızlık ve anksiyete ile ilişkili olduğunu öne süren araştırmalar, alan literatüründe belirgin bir kuramsal çelişki oluşturmaktadır. İncelenen çalışma, sosyal medya kullanımının tekdüze bir etkisi olmadığını savunarak, bu karmaşık ilişkinin öz saygı düzeyi ve bireylerin çevrimiçi platformları kullanma niyetlerine göre farklılaştığını öne sürmektedir.
Araştırma, Endonezya'nın Mataram şehrinden 647 ergen katılımcı ile gerçekleştirilen nicel bir tasarıma dayanmaktadır. Katılımcıların öz saygılarını ölçmek için Rosenberg Öz Saygı Ölçeği, sosyal medya bağımlılıklarını belirlemek için Çevrimiçi Sosyal Ağ Bağımlılık Ölçeği ve kullanım güdülerini analiz etmek için Sosyal Medya Kullanım Güdüleri Ölçeği kullanılmıştır. Psikolojik iyi oluş ise Mental Sağlık Envanteri (MHI-18) aracılığıyla değerlendirilmiştir. Veriler, Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak analiz edilmiş ve bağımlılık ile güdülerin aracı ve düzenleyici rolleri test edilmiştir.
Elde edilen bulgular, öz saygı düzeyinin psikolojik iyi oluşun pozitif bir yordayıcısı olduğunu, sosyal medya bağımlılığının ise negatif bir yordayıcı olarak sürece dahil olduğunu göstermektedir. Sosyal medya bağımlılığı, öz saygı ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide kısmi bir aracı rol oynamaktadır. Öte yandan kullanım güdüleri, bağımlılığın psikolojik iyi oluş üzerindeki negatif etkisini farklı yönlerde modere etmektedir. Mevcut ilişkileri sürdürme güdüsünün bu negatif ilişkiyi derinleştirdiği, yeni insanlarla tanışma ve sosyalleşme güdüsünün ise bu negatif etkiyi zayıflattığı saptanmıştır.
Çalışmanın sonuçları, ergenlerin psikolojik iyi oluşlarını iyileştirmek için sadece kullanım süresine değil, kullanımın arkasındaki güdüsel arka plana odaklanan müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Literatür taraması bakımından çalışma, sosyal medyanın etkilerini genel bir etki düzeyi yerine moderatör değişkenler üzerinden tartışarak önceki tutarsız bulguları sentezlemektedir. Özellikle çevrimiçi ortamdaki bağlam çökmesi ve sosyal ağların karmaşıklığı, ergenlerin neden belirli durumlarda iyi oluşlarının düştüğünü veya yükseldiğini açıklayan özgün bir tartışma çerçevesi sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bireyleri ihtiyaçlarını karşılamak üzere teknolojiyi seçici olarak kullanan aktif varlıklar olarak tanımlayan Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi temelinde yapılandırılmıştır. Ayrıca benlik kavramı ve öz saygı modelleri ile sosyal medya kullanımının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini açıklayan bağlam çökmesi ve dijital etkileşim dinamikleri kuramsal çerçeveyi desteklemektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Araştırma, sosyal medyanın psikolojik iyi oluş üzerindeki etkilerine dair Liu ve Yu (2013) gibi olumlu bulgular ile Sampasa-Kanyinga ve Lewis (2015) tarafından vurgulanan olumsuz etkileri karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Ayrıca Kraut vd. (2002) ve Rae ve Lonborg (2015) tarafından önerilen moderasyon modelleri üzerine inşa edilmiştir.