Nicel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.3389/feduc.2023.1303765

Üniversite Öğrencilerinde Akademik Duygular, Üniversiteye Uyum ve Okulu Bırakma Eğilimi

Yükseköğretime geçiş süreci, öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal alanlarda önemli dönüşümler yaşadığı kritik bir evredir. Özellikle COVID-19 pandemisi ve acil uzaktan eğitim uygulamaları, üniversiteye yeni başlayan gençlerin uyum süreçlerini daha karmaşık hale getirmiştir.

Yazar
Rubia Cobo‐Rendón et al.
Yayın
Frontiers in Education
Tarih
2023-12-20
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Yükseköğretim kurumlarına geçiş ve bu kurumlarda kalıcılık sağlama süreci, bireylerin akademik, sosyal ve duygusal düzeylerde kapsamlı bir uyum göstermesini gerektiren çok boyutlu bir olgudur. Son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi ve buna bağlı olarak gelişen acil uzaktan eğitim süreçleri, öğrencilerin üniversite iklimine entegrasyonunu ciddi şekilde zorlaştırmış ve yükseköğretimde terk oranlarının artmasına zemin hazırlamıştır. Eğitim bilimleri alanyazında uzun yıllar boyunca öğrencilerin başarısını etkileyen bilişsel ve davranışsal faktörler ön planda tutulmuş, ancak öğrenme süreçlerine eşlik eden duygusal yaşantıların rolü göz ardı edilmiştir. Bu eksiklikten yola çıkan mevcut araştırma, öğrencilerin ders esnasında, bireysel çalışma saatlerinde ve sınav durumlarında deneyimledikleri akademik duyguların, onların üniversite yaşamına uyum sağlama düzeyleri ve okulu bırakma eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisini ampirik bir yaklaşımla ele almaktadır.

Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin farklı akademik ortamlarda hissettikleri olumlu ve olumsuz duyguların, üniversiteye uyum ve okulu bırakma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel, ilişkisel yordayıcı ve enine kesitsel bir araştırma tasarımıyla yürütülen çalışmaya, Şili'deki bir özel üniversitede psikoloji bölümünde öğrenim gören 295 lisans öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında, akademik duyguları ölçmek amacıyla Akademik Duygular Ölçeği'nin Kısa Formu (AEQ-S), üniversiteye uyum düzeyini değerlendirmek için Öğrencilerin Üniversiteye Uyumu Ölçeği'nin kısaltılmış versiyonu (SACQ-S) ve öğrencilerin okulu bırakma niyetlerini belirlemek için özel olarak tasarlanmış üç maddelik bir araç kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler, betimsel analizler, t-testleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılarak istatistiksel değerlendirmeye tabi tutulmuştur.

Araştırma bulguları, öğrencilerin ders ve çalışma saatlerinde en çok gurur, keyif ve umut gibi yüksek aktivasyonlu olumlu duyguları; sınavlarda ise rahatlama, kaygı ve gurur duygularını hissettiklerini göstermektedir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde, erkek öğrencilerin sınavlarda kadın öğrencilere kıyasla daha yüksek düzeyde keyif ve umut bildirdikleri, kadın öğrencilerin ise sınavlarda daha yüksek kaygı yaşadıkları saptanmıştır. Giriş yılına göre yapılan karşılaştırmalarda ise, pandemi döneminde (2020) üniversiteye başlayan öğrencilerin ders esnasında daha az utanç hissettikleri, pandeminin son döneminde (2021 ve 2022) giriş yapan öğrencilerin ise bireysel çalışma süreçlerinde daha yüksek kaygı taşıdıkları bulunmuştur. Regresyon analizleri, tüm akademik ortamlarda (ders, çalışma, sınav) deneyimlenen olumlu duyguların üniversiteye uyumu pozitif, okulu bırakma niyetini ise negatif yönde anlamlı şekilde yordadığını; olumsuz duyguların ise bunun tam tersi bir etkiye sahip olduğunu doğrulamıştır.

Elde edilen bu sonuçlar, Pekrun'un Kontrol-Değer Kuramı başta olmak üzere alanyazındaki psikoeğitsel modellerle tam bir uyum sergilemekte ve akademik duyguların yükseköğretimdeki kritik rolüne işaret etmektedir. Özellikle ders esnasında hissedilen olumlu duyguların üniversiteye uyumu en güçlü şekilde yordayan faktör olması, sınıf içi iklimin ve öğretim elemanlarının destekleyici tutumlarının ne derece önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çalışma, yükseköğretimde kalıcılığı artırmak ve terk oranlarını düşürmek amacıyla kurulacak psikolojik danışmanlık ve rehberlik birimlerinin, öğrencilerin duygusal düzenleme ve dayanıklılık becerilerini geliştirmeye yönelik toplumsal ve kurumsal müdahaleler tasarlaması gerektiğini savunmaktadır. Sonuç olarak araştırma, hem kuramsal düzeyde akademik duyguların etkisini doğrulamakta hem de akademisyenlerin güvenli, özerkliği destekleyen ve olumlu geri bildirimler içeren öğrenme ortamları tasarlamaları için somut uygulama önerileri sunmaktadır.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin ders, bireysel çalışma ve sınav ortamlarında yaşadıkları akademik duyguları belirlemek, bu duyguların cinsiyet ve okula giriş yılına göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek ve akademik duyguların üniversite yaşamına uyum ile okulu bırakma niyetini yordama gücünü ampirik olarak test etmektir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin ders, bireysel çalışma ve sınav süreçlerinde hissettikleri başarı duygularının, onların yükseköğretim uyumu ve okulu bırakma eğilimleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla nicel, tahminsel ilişkisel ve kesitsel bir araştırma deseni benimsenmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın teorik temelini Reinhard Pekrun tarafından geliştirilen Duyguların Kontrol-Değer Kuramı (Control-Value Theory of Achievement Emotions) oluşturmaktadır. Bu kuram, öğrencilerin akademik etkinliklere ve bu etkinliklerin sonuçlarına verdikleri bilişsel değerlendirmelerin akademik duyguları tetiklediğini öne sürer. Ayrıca, olumlu duyguların bilişsel kaynakları genişlettiğini savunan Fredrickson'ın Genişlet ve İnşa Et (Broaden-and-Build) kuramı ile öğrencilerin motivasyonel süreçlerini açıklayan Öz-Belirleme (Self-Determination) kuramından da faydalanılmıştır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, yükseköğretimde öğrencilerin karşılaştığı uyum zorlukları, akademik başarısızlık ve üniversite terk oranlarındaki artışa yönelik geniş bir literatürü ele almaktadır. Özellikle COVID-19 pandemisi sonrası dönemde ortaya çıkan ruh sağlığı ve esenlik sorunlarına odaklanan araştırmalar referans alınarak, uzaktan eğitimin yarattığı olumsuz duygusal iklim tartışılmıştır. Ayrıca, akademik duyguların öğrenme stratejileri, akademik kontrol ve öz-düzenleme becerileriyle ilişkisini ortaya koyan uluslararası literatür detaylı bir şekilde analiz edilmiştir.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Şili'deki bir yükseköğretim kurumunda öğrenim gören lisans düzeyindeki üniversite öğrencileri araştırmanın ana evrenini oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Şili'deki bir özel üniversitenin psikoloji bölümünde öğrenim gören, yaş ortalaması 21.35 olan ve kolayda örnekleme yoluyla seçilen 295 lisans öğrencisi (71 erkek, 219 kadın, 5 cinsiyet belirtmeyen) çalışmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır.
Veri toplama süreci
Veriler, öğrencilerin sınıf ortamında QR kodları üzerinden çevrim içi anket formlarına erişmesiyle toplanmış; başarı duygularını ölçmek için 96 maddelik AEQ-S ölçeği, üniversiteye uyumu ölçmek için 4 maddelik SACQ-S ölçeği ve bırakma niyetini belirlemek için 3 maddelik bir ölçek kullanılmıştır.
Veri analiz yöntemi
Elde edilen verilerin güvenirlik analizinde Cronbach Alfa ve McDonald Omega katsayıları hesaplanmış, gruplar arası farklılıkları test etmek için bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiş ve değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır.
Akademik Başarı DuygularıÜniversite Yaşamına UyumOkulu Bırakma NiyetiÖğrencilerin CinsiyetiOkula Giriş Yılı

Araştırmanın Bulguları

01

Sınıf içi ders etkinlikleri esnasında deneyimlenen keyif, umut ve gurur gibi olumlu akademik duyguların, öğrencilerin üniversite yaşamına uyum sağlama düzeylerini istatistiksel açıdan anlamlı ve doğrudan yordadığı saptanmıştır(Cobo‐Rendón et al., 2023).

02

Sınavlar ve değerlendirme süreçleri esnasında hissedilen keyif ve umut gibi olumlu duygularda erkek öğrencilerin kadın öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı tespit edilmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

03

Öğrencilerin ders esnasında yaşadıkları utanma duygusu düzeyleri okula giriş yıllarına göre anlamlı farklılık göstermekte olup 2020 yılında giriş yapan öğrencilerin daha üst sınıflarda olmaları sebebiyle daha az utanma hissettikleri belirlenmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

04

Sınav ve değerlendirme dönemlerinde yaşanan kaygı düzeyinin kadın öğrencilerde erkek öğrencilere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiş, buna karşılık erkeklerin sınavlarda daha fazla olumlu duygu deneyimlediği görülmüştür(Cobo‐Rendón et al., 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Araştırma bulguları, üniversite öğrencilerinin ders süreçlerinde gurur, keyif ve umut gibi yüksek aktivasyonlu olumlu duyguları daha baskın şekilde deneyimlediğini ortaya koymaktadır. Bu durum, öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerinden ve kazandıkları yetkinliklerden ötürü içsel bir doyum sağladıklarını ve bu doyumun onları derslere devam etme konusunda motive ettiğini göstermektedir.

Öğrencilerin sınav ve değerlendirme süreçlerinde hissettikleri duyguların ise iki uçlu bir yapı sunduğu saptanmıştır. Sınav sonrasında yaşanan rahatlama ve sınav esnasındaki gurur duygusu olumlu tarafta yer alırken, sınav anında yaşanan yüksek kaygı ve zaman yetiştirememe endişesi olumsuz duyguların zirve yaptığı anlar olarak dikkat çekmekte ve bu durum kontrol-değer kuramıyla açıklanmaktadır.

Cinsiyete dayalı analizler, sınav ortamlarındaki duygusal valansın erkek öğrencilerde kadın öğrencilere kıyasla daha olumlu ve kabul edilebilir düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Kadın öğrencilerin sınav esnasında daha yüksek düzeyde kaygı bildirmesi, akademik ortamlarda kadınların olumsuz duygulanıma daha açık olabileceğini savunan mevcut literatürdeki çalışmalarla paralellik arz etmektedir.

Son olarak, akademik duyguların yönünün üniversiteye uyum ve okulu bırakma kararları üzerinde doğrudan belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Olumlu duyguların uyumu artırıp ayrılma niyetini azaltması, olumsuz duyguların ise uyumu baltalayıp bırakma eğilimini tetiklemesi, üniversite idarelerinin öğrencilere yönelik psikoeğitimsel destek programları hazırlarken duygusal regülasyona odaklanmaları gerektiğini göstermektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Araştırmanın özellikle kaygı gibi olumsuz akademik duyguların okulu bırakma niyetini doğrudan yordadığı yönündeki bulgusu, Almanya'daki bir üniversitede yürütülen ve olumsuz duyguların okulu bırakma kararlarını artırdığını gösteren Respondek ve meslektaşlarının (2017) çalışmasıyla tam bir uyum ve tutarlılık sergilemektedir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Araştırmanın genel sonuçu olarak, üniversite öğrencilerinin ders, öğrenme ve sınav ortamlarında yaşadıkları akademik duyguların, hem üniversite yaşamına uyum süreçlerinde hem de okulu bırakma niyetlerinin şekillenmesinde kritik birer belirleyici olduğu doğrulanmıştır. Ders ve çalışma süreçlerinde deneyimlenen olumlu duygular uyumu güçlendirip okulu bırakma niyetini azaltırken, sınav kaygısı gibi yüksek aktivasyonlu olumsuz duygular bu riskleri tetiklemektedir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu makale, yükseköğretim literatüründe öğrenci başarısının bilişsel olmayan öncülleri üzerine yürütülen tartışmalara, akademik duyguların yordayıcı gücünü ampirik olarak kanıtlayarak katkıda bulunmaktadır. Geleneksel olarak bilişsel yetenekler ve akademik performans üzerine odaklanan alanyazında, bu çalışma duyguların yalnızca anlık tepkiler olmadığını, aynı zamanda üniversiteye bağlılık ve uyum süreçlerini şekillendiren temel mekanizmalar olduğunu savunmaktadır. Özellikle pandemi sonrası dönemde öğrencilerin psikolojik dayanıklılıklarını ve uyum yeteneklerini değerlendirmek için duygusal değişkenlerin merkezi önemini vurgulayarak, yükseköğretimde kalıcılık stratejileri için kuramsal bir zemin hazırlamaktadır.

Çalışma, Reinhard Pekrun tarafından geliştirilen akademik duyguların kontrol-değer kuramını (control-value theory) temel alarak önceki literatürü genişletmektedir. Mevcut literatürde genellikle genel duygulanım hali incelenirken, burada duygular ders, bireysel çalışma ve sınav olmak üzere üç farklı akademik bağlamda ayrı ayrı analiz edilmiştir. Ayrıca, kadın öğrencilerin sınav kaygısına daha yatkın olduğu ve üst sınıf öğrencilerinin duygusal yönetim becerilerinin daha gelişmiş olduğu yönündeki önceki bulguları teyit ederek, pandemi döneminde üniversiteye giriş yapan kohortların özgün duygusal profillerini betimleyerek literatürdeki zamansal bir boşluğu doldurmaktadır.

Literatür taraması yapan araştırmacılar için bu çalışma, akademik duyguların üniversite terki üzerindeki etkisini nicel ve yordayıcı bir perspektifle sunması bakımından değerlidir. Makale, akademik duyguların yalnızca başarı ile değil, aynı zamanda üniversite yaşamına sosyal ve kurumsal uyumla da doğrudan ilişkili olduğunu göstererek, öğrenci tutma modellerine duygusal boyutun entegre edilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Ayrıca, kullanılan AEQ-S ölçeğinin kısa formunun geçerliliğine dair veriler sunarak, benzer araştırmalar yürütecek olan Türk araştırmacılar için metodolojik bir referans ve karşılaştırma noktası sağlamaktadır.

Kaynakça

  1. Respondek, L., Seufert, T., Stupnisky, R., & Nett, U. E. (2017). Perceived academic control and academic emotions predict undergraduate university student success: examining effects on dropout intention and achievement. Frontiers in Psychology, 8, 243. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2017.00243
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · Eğitim Psikolojisi / Literatür Taraması

Olumlu akademik duygular, öğrencilerin üniversite hayatına uyum süreçlerini doğrudan ve pozitif yönde etkilemektedir.

Derslerde deneyimlenen keyif, umut ve gururun üniversite uyum puanlarındaki varyansın yaklaşık yüzde yirmi beşini açıkladığını vurgulamak için kullanılır(Cobo‐Rendón et al., 2023).

Akademik Duygu Düzenleme Eğitiminin Üniversite Terk Niyeti Üzerindeki Etkisi: Bir Deneysel Çalışma

Araştırma sorusu
Duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik bir müdahale programı, risk grubundaki öğrencilerin terk niyetini azaltabilir mi?
Yöntem taslağı
Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmalıdır. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenmelidir. Deney grubuna 8 haftalık akademik duygu düzenleme eğitimi verilirken kontrol grubuna müdahale yapılmaz.

Makaleyle bağlantısı: Makalede yazarların, akademik duyguların yönetilmesi için rehberlik servislerinin psikolojik müdahaleler yürütmesi gerektiği yönündeki pratik önerisinden türetilmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık / Tartışma

Akademik değerlendirme süreçlerinde kadın öğrenciler erkeklere oranla daha yüksek kaygı ve daha düşük olumlu duygulanım sergilemektedir.

Cinsiyetin sınav ortamındaki duygusal deneyim üzerindeki etkisini ve kadınların negatif duygulanıma olan savunmasızlığını tartışırken kanıt olarak sunulur(Cobo‐Rendón et al., 2023).

STEM ve Sosyal Bilimler Öğrencilerinin Sınav Kaygısı ve Akademik Öz-Yeterlik Algılarının Karşılaştırılması

Araştırma sorusu
Farklı disiplinlerdeki öğrencilerin sınav esnasında yaşadıkları duygusal profiller disiplin bazlı farklılık göstermekte midir?
Yöntem taslağı
Karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli uygulanmalıdır. Veri toplama aşamasında AEQ-S ve Akademik Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmalı, örneklem büyüklüğü veri doygunluğuna göre belirlenen farklı fakültelerden seçilmelidir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarların çalışmayı yalnızca psikoloji öğrencileriyle sınırlı tutmalarını bir kısıtlılık olarak belirtmeleri ve gelecek araştırmalarda farklı alanların incelenmesi çağrısından türetilmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Eğitim Yönetimi / Sonuç ve Öneriler

Üniversite terki niyetini azaltmak için akademik duyguların yönetilmesi kritik bir önleyici müdahale alanıdır.

Negatif duyguların terk niyetini pozitif yönde, olumlu duyguların ise negatif yönde yordadığına dair bulguyu kurumsal strateji önerisi olarak kullanmak için uygundur(Cobo‐Rendón et al., 2023).

Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinde Akademik Duyguların Boylamsal Değişimi: Girişten Mezuniyete Bir İzleme Çalışması

Araştırma sorusu
Öğrencilerin ders ve sınavlara yönelik hissettikleri akademik duygular eğitim süreci boyunca nasıl bir değişim seyri izlemektedir?
Yöntem taslağı
Boylamsal araştırma deseni benimsenmelidir. Aynı öğrenci grubu (kohort) dört yıl boyunca her akademik yılın sonunda AEQ-S ile değerlendirilmeli, analizde tekrarlı ölçümler için ANOVA kullanılmalıdır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin kesitsel bir çalışma olması ve yazarların duygusal ilişkilerin zaman içindeki değişimini incelemek için boylamsal çalışmaların gerekliliğini vurgulamasından türetilmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).