Yükseköğretim kurumlarına geçiş ve bu kurumlarda kalıcılık sağlama süreci, bireylerin akademik, sosyal ve duygusal düzeylerde kapsamlı bir uyum göstermesini gerektiren çok boyutlu bir olgudur. Son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi ve buna bağlı olarak gelişen acil uzaktan eğitim süreçleri, öğrencilerin üniversite iklimine entegrasyonunu ciddi şekilde zorlaştırmış ve yükseköğretimde terk oranlarının artmasına zemin hazırlamıştır. Eğitim bilimleri alanyazında uzun yıllar boyunca öğrencilerin başarısını etkileyen bilişsel ve davranışsal faktörler ön planda tutulmuş, ancak öğrenme süreçlerine eşlik eden duygusal yaşantıların rolü göz ardı edilmiştir. Bu eksiklikten yola çıkan mevcut araştırma, öğrencilerin ders esnasında, bireysel çalışma saatlerinde ve sınav durumlarında deneyimledikleri akademik duyguların, onların üniversite yaşamına uyum sağlama düzeyleri ve okulu bırakma eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisini ampirik bir yaklaşımla ele almaktadır.
Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin farklı akademik ortamlarda hissettikleri olumlu ve olumsuz duyguların, üniversiteye uyum ve okulu bırakma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel, ilişkisel yordayıcı ve enine kesitsel bir araştırma tasarımıyla yürütülen çalışmaya, Şili'deki bir özel üniversitede psikoloji bölümünde öğrenim gören 295 lisans öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında, akademik duyguları ölçmek amacıyla Akademik Duygular Ölçeği'nin Kısa Formu (AEQ-S), üniversiteye uyum düzeyini değerlendirmek için Öğrencilerin Üniversiteye Uyumu Ölçeği'nin kısaltılmış versiyonu (SACQ-S) ve öğrencilerin okulu bırakma niyetlerini belirlemek için özel olarak tasarlanmış üç maddelik bir araç kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler, betimsel analizler, t-testleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılarak istatistiksel değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Araştırma bulguları, öğrencilerin ders ve çalışma saatlerinde en çok gurur, keyif ve umut gibi yüksek aktivasyonlu olumlu duyguları; sınavlarda ise rahatlama, kaygı ve gurur duygularını hissettiklerini göstermektedir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde, erkek öğrencilerin sınavlarda kadın öğrencilere kıyasla daha yüksek düzeyde keyif ve umut bildirdikleri, kadın öğrencilerin ise sınavlarda daha yüksek kaygı yaşadıkları saptanmıştır. Giriş yılına göre yapılan karşılaştırmalarda ise, pandemi döneminde (2020) üniversiteye başlayan öğrencilerin ders esnasında daha az utanç hissettikleri, pandeminin son döneminde (2021 ve 2022) giriş yapan öğrencilerin ise bireysel çalışma süreçlerinde daha yüksek kaygı taşıdıkları bulunmuştur. Regresyon analizleri, tüm akademik ortamlarda (ders, çalışma, sınav) deneyimlenen olumlu duyguların üniversiteye uyumu pozitif, okulu bırakma niyetini ise negatif yönde anlamlı şekilde yordadığını; olumsuz duyguların ise bunun tam tersi bir etkiye sahip olduğunu doğrulamıştır.
Elde edilen bu sonuçlar, Pekrun'un Kontrol-Değer Kuramı başta olmak üzere alanyazındaki psikoeğitsel modellerle tam bir uyum sergilemekte ve akademik duyguların yükseköğretimdeki kritik rolüne işaret etmektedir. Özellikle ders esnasında hissedilen olumlu duyguların üniversiteye uyumu en güçlü şekilde yordayan faktör olması, sınıf içi iklimin ve öğretim elemanlarının destekleyici tutumlarının ne derece önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çalışma, yükseköğretimde kalıcılığı artırmak ve terk oranlarını düşürmek amacıyla kurulacak psikolojik danışmanlık ve rehberlik birimlerinin, öğrencilerin duygusal düzenleme ve dayanıklılık becerilerini geliştirmeye yönelik toplumsal ve kurumsal müdahaleler tasarlaması gerektiğini savunmaktadır. Sonuç olarak araştırma, hem kuramsal düzeyde akademik duyguların etkisini doğrulamakta hem de akademisyenlerin güvenli, özerkliği destekleyen ve olumlu geri bildirimler içeren öğrenme ortamları tasarlamaları için somut uygulama önerileri sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Şili'deki bir yükseköğretim kurumunda öğrenim gören lisans düzeyindeki üniversite öğrencileri araştırmanın ana evrenini oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Şili'deki bir özel üniversitenin psikoloji bölümünde öğrenim gören, yaş ortalaması 21.35 olan ve kolayda örnekleme yoluyla seçilen 295 lisans öğrencisi (71 erkek, 219 kadın, 5 cinsiyet belirtmeyen) çalışmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır.
- Veri toplama süreci
- Veriler, öğrencilerin sınıf ortamında QR kodları üzerinden çevrim içi anket formlarına erişmesiyle toplanmış; başarı duygularını ölçmek için 96 maddelik AEQ-S ölçeği, üniversiteye uyumu ölçmek için 4 maddelik SACQ-S ölçeği ve bırakma niyetini belirlemek için 3 maddelik bir ölçek kullanılmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Elde edilen verilerin güvenirlik analizinde Cronbach Alfa ve McDonald Omega katsayıları hesaplanmış, gruplar arası farklılıkları test etmek için bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiş ve değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır.
Akademik Başarı DuygularıÜniversite Yaşamına UyumOkulu Bırakma NiyetiÖğrencilerin CinsiyetiOkula Giriş Yılı
01Sınıf içi ders etkinlikleri esnasında deneyimlenen keyif, umut ve gurur gibi olumlu akademik duyguların, öğrencilerin üniversite yaşamına uyum sağlama düzeylerini istatistiksel açıdan anlamlı ve doğrudan yordadığı saptanmıştır(Cobo‐Rendón et al., 2023).
02Sınavlar ve değerlendirme süreçleri esnasında hissedilen keyif ve umut gibi olumlu duygularda erkek öğrencilerin kadın öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı tespit edilmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).
03Öğrencilerin ders esnasında yaşadıkları utanma duygusu düzeyleri okula giriş yıllarına göre anlamlı farklılık göstermekte olup 2020 yılında giriş yapan öğrencilerin daha üst sınıflarda olmaları sebebiyle daha az utanma hissettikleri belirlenmiştir(Cobo‐Rendón et al., 2023).
04Sınav ve değerlendirme dönemlerinde yaşanan kaygı düzeyinin kadın öğrencilerde erkek öğrencilere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiş, buna karşılık erkeklerin sınavlarda daha fazla olumlu duygu deneyimlediği görülmüştür(Cobo‐Rendón et al., 2023).