COVID-19 pandemisi dünya genelinde eğitim düzenini radikal bir şekilde dönüştürerek geleneksel yüz yüze eğitimden evde yürütülen çevrim içi öğrenme modellerine geçilmesine neden olmuştur. Çin hükümetinin virüsün yayılımını engellemek amacıyla uyguladığı karantina ve okul kapatma politikaları, öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarını ve günlük yaşam rutinlerini doğrudan etkilemiştir. Literatürde pandemi dönemindeki öğrenme tarzı değişikliklerinin öğrencilerin akademik performansı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanan araştırmalar bulunmakla birlikte, bu çalışmaların büyük bir kısmı yükseköğretim, özellikle tıp ve hemşirelik öğrencileriyle yürütülmüştür. Ortaokul ve lise düzeyindeki gençlerin kısıtlamaların kaldırılmasının ardından okula dönüş sürecinde akademik başarılarındaki değişimlerin ruh sağlığı ile nasıl bir ilişki gösterdiği konusu literatürde belirgin bir boşluk olarak öne çıkmaktadır. Çin'in 7 Aralık 2022 tarihinde COVID-19 kısıtlamalarını kaldırmasıyla birlikte ergenlerin geniş ölçekli epidemiyolojik taramalarla incelenmesi gerekliliği doğmuştur.
Bu eksikliği gidermek amacıyla planlanan araştırmada, Çin'in Siçuan eyaletindeki ortaokul ve lise öğrencilerinin pandemi sırasındaki ve sonrasındaki akademik performans değişimleri ile ruh sağlığı durumları arasındaki ilişki kesitsel bir tasarımla incelenmiştir. Veriler 14 Aralık 2022 ile 28 Şubat 2023 tarihleri arasında okul müdürleri ve öğretmenler aracılığıyla iletilen çevrim içi öz-bildirim ölçekleri (Wenjuanxing platformu) kullanılarak toplanmıştır. Toplam 60.268 öğrencinin katıldığı araştırmada genel sosyo-demografik verilerin yanı sıra COVID-19 enfeksiyon durumu, karantina deneyimi ve akademik performans soruları yöneltilmiştir. Ruh sağlığı parametreleri ve internet bağımlılığı düzeyleri ise geçerliliği ve güvenirliği kanıtlanmış Patient Health Questionnaire-9 (PHQ-9), Generalized Anxiety Disorder-7 (GAD-7) ve Internet Addiction Test (IAT) ölçekleri ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon, ANOVA, post-hoc testler ve lojistik regresyon analizleri kullanılmıştır.
Elde edilen ampirik bulgulara göre, katılan öğrencilerin 36.247'si (%60,2) derslerinin pandemiden etkilendiğini ve 24.864'ü (%41,2) akademik performanslarının kötüleştiğini bildirmiştir. Örneklem genelinde depresyon semptomları prevalansı %38,4, anksiyete semptomları prevalansı %32,7 ve internet bağımlılığı prevalansı %58,1 olarak saptanmıştır. Akademik performansı gerileyen grupta depresyon, anksiyete ve internet bağımlılığı oranları diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Lojistik regresyon analizleri, akademik başarıdaki artışın depresyon açısından koruyucu bir faktör olduğunu, akademik performanstaki düşüşün ise hem depresyon hem de anksiyete için belirgin bir risk faktörü oluşturduğunu göstermiştir. Ayrıca kadın olmak, 14 yaş ve üzeri olmak, ebeveynlerin boşanmış olması, COVID-19 enfeksiyonu geçirmek, aile bireylerinin enfekte olması, karantina tecrübesi ve COVID-19 ile ilişkili damgalanmaya maruz kalmak ruh sağlığı sorunları için anlamlı risk faktörleri olarak tanımlanmıştır.
Araştırmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde elde edilen bulgular literatürdeki önceki verilerle karşılaştırılmıştır. Akademik performansı düşen öğrencilerin oranının (%41,2) geçmiş araştırmalara göre oldukça yüksek olması, çevrim içi ve karma öğrenme modellerine geçişin getirdiği uyum sorunlarıyla açıklanmıştır. Internet bağımlılığı oranının yüksekliği (%58,1) ise karantina dönemindeki ekran kullanım artışıyla ilişkilendirilmiştir. Düzenli fiziksel egzersiz yapmanın akademik başarı gelişimini desteklediği ve ruh sağlığı sorunlarına karşı koruyucu olduğu vurgulanmıştır. Bu çalışma, kısıtlamaların kaldırılmasından sonra ergenlerin akademik ve psikolojik durumunu ortaya koyan ilk geniş ölçekli araştırma olma özelliğini taşımaktadır. Eğitim ve sağlık politikası yapıcılarının, öğrencilerin akademik kaygılarını ve ruh sağlığını bütüncül politikalar ve psikososyal müdahalelerle desteklemesi gerektiği ifade edilmiştir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Çin'in Siçuan eyaletinde öğrenim görmekte olan ortaokul ve lise düzeyindeki ergen öğrenciler.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Araştırmaya Siçuan eyaletindeki çeşitli okullardan öğretmenleri aracılığıyla gönüllü olarak katılan ve yaşları 11 ile 19 arasında değişen toplam 60.268 ortaokul ve lise öğrencisi dahil edilmiştir.
- Veri toplama süreci
- Veriler, 14 Aralık 2022 ile 28 Şubat 2023 tarihleri arasında okul müdürleri ve öğretmenler aracılığıyla öğrencilere ulaştırılan Wenjuanxing çevrim içi anket platformu üzerinden kendi kendine bildirim yöntemiyle toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası farklılıkları belirlemek için ANOVA ve post-hoc testleri, değişkenler arası ilişkileri incelemek için korelasyon analizi ve depresyon ile anksiyete risk/koruyucu faktörlerini belirlemek amacıyla lojistik regresyon analizi uygulanmıştır.
akademik başarı (academic performance)depresyon semptomları (depression)anksiyete semptomları (anxiety)internet bağımlılığı (internet addiction)COVID-19 damgalanması (COVID-19-related stigma)düzenli egzersiz (regular exercise)
01Katılımcıların %60,2'si (36.247 öğrenci) COVID-19 pandemisinin eğitim süreçlerini etkilediğini belirtirken, %41,2'si (24.864 öğrenci) bu süreçte akademik performanslarının kötüleştiğini rapor etmiştir(Song et al., 2023).
02Araştırma kapsamındaki ortaokul ve lise öğrencileri arasında depresyon semptomlarının yaygınlığı %38,4, anksiyete semptomlarının yaygınlığı %32,7 ve internet bağımlılığı oranı %58,1 olarak saptanmıştır(Song et al., 2023).
03Yapılan lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre, akademik performanstaki düşüş depresyon ve anksiyete için anlamlı bir risk faktörü iken, akademik başarının artması depresyon gelişimi üzerinde koruyucu bir etkiye sahiptir(Song et al., 2023).
04Akademik performansı gerileyen öğrencilerin depresyon, anksiyete ve internet bağımlılığı oranları, akademik performansı değişmeyen veya gelişim gösteren öğrencilere göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur(Song et al., 2023).