Küresel ölçekte yaşanan demografik dönüşüm, yaşlı nüfusun artışıyla birlikte bu yaş grubunun refahını ve yaşam kalitesini merkeze alan bilimsel çalışmaları zorunlu kılmaktadır. Arnavutluk özelinde 65 yaş üstü nüfusun hızla artması, yaşlıların bağımsızlığını koruma ve optimal yaşlanma süreçlerini destekleme ihtiyacını doğurmuştur. Sosyal izolasyon ve yalnızlık, yaşlı bireylerin ruh sağlığını tehdit eden temel risk faktörleri olarak kabul edilirken, bu durumun yaşam kalitesi üzerindeki etkisi araştırmacıların odak noktasını oluşturmaktadır. Özellikle geleneksel aile bağlarının zayıflaması ve kurumsal bakıma geçiş süreçleri, yaşlı bireylerin subjektif iyi oluş hallerini nasıl etkilediği noktasında kritik bir tartışma alanı olarak değerlendirilmektedir.
Yürütülen bu araştırma, Arnavutluk'taki altı farklı kamu huzurevinde ikamet eden 150 yaşlı bireyin katılımıyla gerçekleştirilen nicel bir analizdir. Veri toplama sürecinde WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmış; katılımcıların bilişsel durumları Pfeiffer Kısa Taşınabilir Zihinsel Durum Anketi ile doğrulanmıştır. Elde edilen veriler, SmartPLS 4 yazılımı aracılığıyla Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma tasarımı, yalnızlığın yaşam kalitesi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini psikolojik dayanıklılık aracılığıyla test etmeyi amaçlayan bir modelleme üzerine kurularak literatürdeki ampirik veri eksikliğini gidermeyi hedeflemektedir.
Yapılan modelleme analizleri neticesinde, yalnızlık ile yaşam kalitesi arasında anlamlı bir negatif korelasyon bulunmasına rağmen, yalnızlığın yaşam kalitesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve doğrudan bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Buna karşın psikolojik dayanıklılığın, yalnızlık ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkide tam bir aracılık rolü üstlendiği ortaya konmuştur. Bulgular, psikolojik dayanıklılık düzeyi yüksek olan bireylerin daha düşük yalnızlık hissettiklerini ve daha yüksek bir yaşam kalitesi bildirdiklerini doğrulamaktadır. Ayrıca Arnavut yaşlılarının geçmişteki zorlu sosyo-politik deneyimlerinin, günümüzdeki dayanıklılık kapasitelerini ve stresle başa çıkma stratejilerini şekillendiren tarihsel bir faktör olduğu tartışma kısmında önemli bir bulgu olarak yer almaktadır.
Elde edilen sonuçlar, kurumsal bakım merkezlerinde yalnızlıkla mücadele stratejilerinin sadece sosyal etkileşim sayısını artırmaktan ziyade, bireylerin içsel psikolojik kaynaklarını ve dayanıklılıklarını güçlendirmeye odaklanması gerektiğini göstermektedir. Çalışma, Arnavutluk özelinde kurumsallaşmış yaşlılara yönelik literatürdeki ampirik boşluğu doldururken, dayanıklılığı bir tampon mekanizması olarak tanımlayan uluslararası teorik modellerle uyum sergilemektedir. Literatür taraması bakımından anlamı, kültürel ve tarihsel bağlamın bireysel psikolojik mekanizmalar üzerindeki etkisini vurgulaması ve yaşlı bakım politikalarında dayanıklılık odaklı müdahalelerin önemini kanıtlamasıdır. Bu yönüyle çalışma, sosyal bilimler ve gerontoloji alanındaki gelecek araştırmalar için özgün bir zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, yalnızlığı arzulanan ve mevcut sosyal ilişkiler arasındaki fark olarak tanımlayan Bilişsel Tutarsızlık Modeli ile bireylerin stresli yaşam olaylarına uyum sağlama kapasitesini vurgulayan Psikolojik Dayanıklılık kuramına dayanmaktadır. Lazarus ve Folkman'ın stres ve başa çıkma yaklaşımı çerçevesinde, kurumsallaşmanın getirdiği yaşam tarzı değişikliklerine uyum süreci ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Araştırma, Arnavutluk'ta kurumsal bakımda yaşayan yaşlılara yönelik ampirik çalışmaların kısıtlılığına dikkat çekerek; yalnızlığın risk faktörlerini, kurumsallaşmanın otonomi üzerindeki etkilerini ve dayanıklılığın koruyucu rolünü vurgulayan mevcut gerontoloji literatürünü (Gerino ve ark., Wang ve ark., MacLeod ve ark.) temel almaktadır.