Yaşlılık gerontoloji ve psikoloji literatüründe uzun süre bilişsel gerileme, sağlık kaybı ve sosyal rollerin azalması gibi olumsuz durumlarla tanımlanmıştır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, nesnel yaşam koşullarının yaşlılık dönemindeki öznel iyi oluşu ve yaşam doyumunu tam olarak açıklayamadığını, kişilik özellikleri ile gelişimsel süreçlerin daha belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede bilgelik, yaşlanmayla gelen fiziksel ve sosyal kayıplara karşın bireyin ego bütünlüğünü korumasına ve yaşam doyumu sağlamasına imkân tanıyan psikososyal bir kaynak olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, dışsal doyum kaynaklarının azaldığı ileri yaş döneminde bilgeliğin yaşam doyumunu nasıl etkilediği sorusuna odaklanmaktadır.
Araştırmanın temel amacı, 60-89 yaş arası bireylerde bilgelik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi ve sosyo-demografik değişkenlerin bu yapı üzerindeki rolünü nicel yöntemlerle ortaya koymaktır. Nicel ilişkisel tarama deseninde kurgulanan çalışmanın örneklemini, Ege Bölgesi'nde yaşayan 142'si kadın (%54,6) ve 118'i erkek (%45,4) olmak üzere toplam 260 yaşlı birey oluşturmaktadır. Veriler Temmuz-Ağustos 2025 tarihleri arasında yüz yüze görüşme yöntemiyle sosyo-demografik bilgi formu, 24 maddelik San Diego Bilgelik Ölçeği ve 5 maddelik Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi, Kruskal-Wallis H testi ve Mann-Whitney U testi teknikleri uygulanmıştır.
Elde edilen istatistiksel bulgular, yaşlı bireylerin bilgelik puanları ile yaşam doyumu puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu doğrulamıştır (r=,250, p<0,05). Bilgeliğin alt boyutları incelendiğinde farklı değerlere tolerans (r=,294), içgörü (r=,174), prososyal davranış (r=,166) ve sosyal danışmanlık (r=,134) boyutlarının yaşam doyumu ile pozitif ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca eğitim düzeyi arttıkça bilgelik (KWH=7,986) ve yaşam doyumu (KWH=10,679) puanları anlamlı düzeyde yükselmiştir. Gelir seviyesi yüksek olan ve zorluklarla başa çıkma becerisini olumlu değerlendiren yaşlıların da hem bilgelik hem de yaşam doyumu puanları istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur.
Çalışmanın sonuçları, yaşlılıkta yaşam doyumunun yalnızca dışsal koşullara değil, yaşam boyu kazanılan psikososyal büyüme ve bilgelik kapasitesine bağlı olduğunu göstermektedir. Yazarlar elde edilen bulguları Ardelt, Erikson ve Baltes'in kuramsal modelleriyle ilişkilendirerek bilgeliğin yaş ayrımcılığı ve kronik hastalıklar gibi olumsuzluklara karşı koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü vurgulamaktadır. Literatür taraması açısından bu çalışma, Türkiye'deki yaşlı nüfusta bilgeliğin ölçülebilir etkilerini ortaya koyması ve gerontolojik müdahale programları ile bilgelik geliştirici psikososyal uygulamalara somut ampirik veri sağlaması bakımından önem taşımaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Erik Erikson'un psikososyal gelişim teorisindeki benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresini, Baltes ve Staudinger'in Berlin bilgelik modelini, Ardelt'in üç boyutlu bilgelik yaklaşımını ve Carstensen'in sosyo-duygusal seçicilik kuramını temel almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatürde Ardelt (1997, 2000, 2016), Mickler ve Staudinger (2008), Hayat ve arkadaşları (2016), Al-Khamaiseh (2024), Shimizu ve arkadaşları (2025) gibi araştırmacıların çalışmaları ele alınarak bilgeliğin nesnel yaşam koşullarından bağımsız biçimde öznel iyi oluşu desteklediği hipotezi tartışılmaktadır.