Sismik tehlikeler, toplumsal ve kurumsal düzeyde kalıcı psikolojik, örgütsel ve yapısal sonuçlar doğurmakta; afet yönetimi alanındaki güncel yaklaşımlar, bireylerin hazırlık davranışlarının yalnızca teknik bilgilendirmelerle değil, bireysel ve kurumsal dinamiklerin karmaşık etkileşimiyle şekillendiğini vurgulamaktadır. Yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin afetlere hazırlık düzeyi, bireysel bilişsel ve duygusal kapasitelerin kurumsal kaynaklar ve prosedürlerle nasıl bütünleştirildiğine bağlı olarak farklılaşmaktadır. Literatürde risk algısının tek başına otomatik bir hazırlık davranışı üretmediği, aksine aşırı korkunun veya yetersiz bilişsel kaynakların kaçınma ve karar verme engeline yol açabileceği sıklıkla dile getirilmektedir. Bu bağlamda, bireylerin tehdit bilgilerini işleme kapasiteleri ile kurumların sunduğu örgütsel destekler arasındaki uyumun incelenmesi, akademik ortamlardaki afet direncini artırmak açısından kritik bir araştırma sorunu olarak öne çıkmaktadır.
Bu araştırmada, akademik personelin depreme hazırlık süreçlerini incelemek amacıyla bütüncül bir kuramsal model tasarlanmış ve test edilmiştir. Çalışmanın örneklemini yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen 235 akademik personel oluşturmuş olup veriler çevrimiçi ortamda dağıtılan çok boyutlu bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında kurum içi acil durum prosedürlerinin işleyişi, müdahale prosedürlerine ilişkin bilgi düzeyi, sismik risk algısı ile bilişsel, psikolojik, uyumsal ve kurumsal dayanıklılık boyutları ölçülmüştür. Ölçüm araçlarının psikometrik özelliklerini incelemek amacıyla keşifsel faktör analizi uygulanmış, değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkilerin test edilmesinde ise SPSS için geliştirilen PROCESS makrosu kullanılarak doğrusal regresyon, aracı değişken, düzenleyici aracı ve seri aracı analizleri gerçekleştirilmiştir.
Elde edilen bulgular, kurumsal dayanıklılığın akademik personelin hazırlık faaliyetlerine katılım düzeyini güçlü bir şekilde yordadığını ve anlamlı düzeyde ilişki gösterdiğini ortaya koymuştur. Sismik risk algısı ile müdahale prosedürleri bilgisi arasındaki ilişkide bilişsel dayanıklılığın aracı rol üstlendiği, böylece algılanan riskin bilişsel işleme kapasiteleriyle desteklendiğinde işlevsel bir nitelik kazandığı tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik dayanıklılığın, kurumsal bilgi ile bilişsel dayanıklılık arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol oynadığı ve bu dolaylı ilişkinin bireylerin duygusal düzenleme kapasitelerine göre farklılaştığı görülmüştür. Seri aracı analizlerinde ise bilişsel ve uyumsal dayanıklılık mekanizmalarının katı ve ardışık bir yol izlemek yerine kısmen bağımsız ve yapılandırılmış yollar üzerinden işlemesine yönelik bulgular elde edilmiştir.
Araştırma sonuçları, yükseköğretim kurumlarında depreme hazırlığın yalnızca bireysel bilgi birikimine indirگەնеmеyеcеğиi, aksine örgütsel mekanizmalar ile bireysel psikolojik kaynakların eşgüdümünü gerektiren çok boyutlu bir süreç olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, afet riskini azaltma stratejilerinin sadece bilgilendirme odaklı olmaması, aynı zamanda akademik personelin bilişsel dayanıklılığını güçlendiren ve duygusal düzenleme becerilerini destekleyen kurumsal müdahaleleri içermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede çalışma, afet psikolojisi literatürüne kuramsal katkı sunmakta ve yükseköğretim bağlamında yürütülecek risk yönetimi politikaları için somut çıkarımlar sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırmanın kuramsal mimarisi, afet psikolojisi ve risk davranışı alanındaki öncü yaklaşımlara, özellikle Koruyucu Eylem Karar Modeline ve afet hazırlığına yönelik sosyal-bilişsel kuramlara dayanmaktadır. Bu çerçeve, bireylerin tehdit algısını bilişsel değerlendirme, kaynak değerlendirmesi ve çevresel etkiler aracılığıyla koruyucu eylemlere dönüştürdüğünü varsaymakta; kurumsal bilgiyi dışsal bir girdi, bireysel psikolojik ve bilişsel mekanizmaları ise bu girdinin işlenmesini belirleyen süreçler olarak ele almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, doğal afetlerin yarattığı örgütsel ve psikososyal sonuçları, risk algısının ikircikli yapısını, bilişsel ve duygusal kaynakların stres altındaki rolünü inceleyen uluslararası literatürü ele almaktadır. Özellikle bireysel risk değerlendirmesi ile kurumsal prosedürlerin aktarımı arasındaki boşlukları doldurmayı amaçlayan araştırmalarla ilişki kurmaktadır.