İçeriğe geç

Kuramsal makale · 2025

Rusya - ABD İttifakının Türk Dış Politikalarına Etkileri

The Effect of the Russia - US Alliance on Turkish Foreign Policy

Okur sorusu

Rusya-ABD yakınlaşması Türkiye'nin dış politika stratejilerini ve bölgesel kararlarını nasıl etkiliyor?

Çalışma, Rusya ve ABD arasındaki stratejik rekabet ve konjonktürel yakınlaşmaların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğini göstererek Türkiye'nin stratejik özerkliğini koruyabilmesi için tek bir küresel eksene bağımlı kalmadan İngiltere-AB-Çin ve ABD-Rusya-Hindistan dengelerinde çok boyutlu, esnek ve pragmatik bir dış politika stratejisi izlemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Öne çıkanlar

  • Trump başkanlığı döneminde ABD ile Rusya arasında enerji politikaları, stratejik silahların kontrolü ve terörle mücadele gibi kritik alanlarda karşılıklı çıkarlara dayalı stratejik iş birliği ve yakınlaşma yaşanmıştır.
  • Orta Doğu ve Suriye iç savaşında Rusya ile ABD arasında gerçekleşen sınırlı iş birliği ve güç dengelerindeki kaymalar, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejilerini doğrudan etkileyerek manevra alanını daraltmıştır.
  • Türkiye, Rusya ile geliştirdiği S-400 ve enerji ortaklıkları vasıtasıyla savunma ve enerji güvenliğini çeşitlendirirken, ABD ile YPG yardımları ve CAATSA yaptırımları nedeniyle ciddi müttefiklik krizleri tecrübe etmiştir.
Yayın türü
Kuramsal makale
Yazarlar
Husamettin Inac ve Beyzanur Kına
Dergi / alan
Sosyal Bilimler
Yıl
2025

İnceleme özeti

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana uluslararası sistem, güç dengelerinin sürekli olarak yeniden kurulduğu ve küresel aktörlerin stratejik konumlanışlarını güncellediği bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Küresel sistemin iki ana sütunu olan Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu arasındaki etkileşimler; güvenlik, enerji hatları ve bölgesel kriz yönetimi gibi kritik alanlarda dünya politikasının temel belirleyicisi olmaya devam etmektedir. Özellikle Donald Trump'ın başkanlık döneminde ABD'nin geleneksel çok taraflı ittifak yapılarından mesafeli durarak 'Önce Amerika' doktrinini benimsemesi, Washington ve Moskova hatlarındaki diyalog kanallarını farklı bir boyuta taşımıştır. Bu jeopolitik zemin, Türkiye gibi küresel ve bölgesel güç merkezlerinin kesişim noktasında bulunan aktörlerin güvenlik mimarilerini ve dış politika tercihlerini doğrudan etkilemektedir.

Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenerek eleştirel jeopolitik analiz ve nitel doküman incelemesi yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmanın temel odağı, ABD ile Rusya arasında Trump döneminde enerji güvenliği, stratejik silahların kontrolü ve terörle mücadele gibi alanlarda gelişen yakınlaşmaların bölgesel yansımalarını çözümlemektir. Metodolojik açıdan çalışma; iki büyük gücün küresel düzeydeki iş birliği ve rekabet dinamiklerini kavramsallaştırmakta, ardından bu dinamiklerin Orta Doğu'da, özellikle Suriye ve Irak krizlerinde ortaya çıkardığı güç boşluklarını değerlendirmektedir. İkinci aşamada ise Türkiye'nin değişen dengeler karşısında geliştirdiği güvenlik yanıtları, savunma sanayii hamleleri ve diplomatik manevra alanları analitik bir çerçevede kategorize edilmektedir.

Analiz bulguları, Rusya ve ABD arasındaki stratejik koordinasyonun Suriye iç savaşında hava sahası çakışmasızlığı ve terörle mücadele odağında sınırlı ancak etkili sonuçlar ürettiğini göstermektedir. ABD'nin bölgedeki bazı unsurlarını çekmesi ve YPG/PYD gibi aktörlerle kurduğu ilişkiler Türkiye'nin ulusal güvenlik öncelikleriyle çelişirken, Türkiye'nin Rusya ile S-400 hava savunma sistemi tedariki üzerinden geliştirdiği diyalog NATO ilişkilerinde yaptırımlar ve F-35 programından çıkarılma gibi gerilimlere yol açmıştır. Araştırma ayrıca küresel sistemde İngiltere-AB-Çin ve ABD-Rusya-Hindistan şeklinde iki ana küresel güç ekseninin belirdiğini ve Türkiye'nin tek bir bloka bağımlı kalmak yerine çok yönlü, pragmatik ve dengeye dayalı bir stratejik otonomi izlemek zorunda olduğunu ortaya koymaktadır.

Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, Türkiye'nin mevcut jeopolitik sıkışmaları aşabilmesi için çok taraflı diplomasiyi, yerli savunma sanayii kapasitesini ve bölgesel normalleşme adımlarını eş zamanlı yürütmesi gerektiğini savunmaktadır. AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması'nın derinleştirilmesi ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne lojistik entegrasyon sağlanması ekonomik dayanıklılığı artıracak unsurlar olarak öne sürülmektedir. Bu çalışma, Türk dış politikası araştırmalarında bölgesel krizlerin yalnızca ikili ilişkiler üzerinden değil, küresel büyük güç ittifaklarının ürettiği sistemik baskılar çerçevesinde incelenmesi gerektiğine dair literatüre kapsamlı bir katkı sunmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, uluslararası ilişkilerde neorealist güç dengesi yaklaşımı ve stratejik otonomi kavramsal çerçevesine dayanmaktadır. Soğuk Savaş sonrası çok kutupluluk eğilimleri, küresel aktörlerin güç dağılımı ve bölgesel nüfuz mücadeleleri üzerinden Türk dış politikasındaki pragmatik denge arayışları teorik boyutta çözümlenmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, Soğuk Savaş sonrası küresel sistem dönüşümü, Trump dönemi Amerikan dış politikası, Rus enerji ve güvenlik stratejileri, Suriye iç savaşında büyük güç müdahaleleri, CAATSA yaptırımları, S-400 süreci, Kuşak ve Yol Girişimi ve Türkiye'nin çok taraflı diplomasi uygulamalarını kapsayan geniş bir uluslararası ilişkiler ve Türk dış politikası literatürünü ele almaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın temel amacı, Trump döneminde belirginleşen Rusya-ABD yakınlaşmasının nedenlerini, stratejik iş birliği alanlarını ve bu jeopolitik ittifakın Orta Doğu ile Türk dış politikası üzerindeki etkilerini analiz ederek Türkiye için uygulanabilir stratejik eksen tercihlerini incelemektir (Inac & Kına, 2025).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışma, nitel nitelikli kavramsal ve jeopolitik analiz yaklaşımını benimseyerek uluslararası ilişkiler ve dış politika yazınındaki ikincil kaynaklar ile tarihsel-siyasal gelişmeleri nitel sentez usulüyle incelemektedir (Inac & Kına, 2025).

Rusya-ABD İttifakıTrump Dönemi Dış PolitikasıTürk Dış PolitikasıÇok Boyutlu DiplomasiStratejik ÖzerklikJeopolitik Eksen Tercihleri

Bulgular

  1. Trump başkanlığı döneminde ABD ile Rusya arasında enerji politikaları, stratejik silahların kontrolü ve terörle mücadele gibi kritik alanlarda karşılıklı çıkarlara dayalı stratejik iş birliği ve yakınlaşma yaşanmıştır (Inac & Kına, 2025).

  2. Orta Doğu ve Suriye iç savaşında Rusya ile ABD arasında gerçekleşen sınırlı iş birliği ve güç dengelerindeki kaymalar, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejilerini doğrudan etkileyerek manevra alanını daraltmıştır (Inac & Kına, 2025).

  3. Türkiye, Rusya ile geliştirdiği S-400 ve enerji ortaklıkları vasıtasıyla savunma ve enerji güvenliğini çeşitlendirirken, ABD ile YPG yardımları ve CAATSA yaptırımları nedeniyle ciddi müttefiklik krizleri tecrübe etmiştir (Inac & Kına, 2025).

  4. Küresel güç merkezlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye, tek bir eksene bağımlı kalmak yerine İngiltere-AB-Çin ve ABD-Rusya-Hindistan eksenleri arasında dengeli ve çok boyutlu bir dış politika izlemek durumundadır (Inac & Kına, 2025).

Tartışma ve sonuç

İnceleme, Trump yönetimi altında ABD ile Rusya arasında enerji güvenliği, nükleer silah kontrolü ve terörle mücadele gibi hayati alanlarda konjonktürel iş birliği zeminlerinin oluştuğunu ve bu yakınlaşmanın küresel güç dengelerini derinden etkilediğini ortaya koymaktadır.

Yazarlar, söz konusu küresel yakınlaşma ve rekabetin Orta Doğu ve Suriye özelinde Türkiye'nin güvenlik hesaplamalarını karmaşıklaştırdığını, Ankara'nın bir yandan Rusya ile enerji ve S-400 gibi stratejik ortaklıklar kurarken diğer yandan ABD ile terörle mücadele ve yaptırımlar hususunda gerilimler yaşadığını açıklamaktadır.

Tartışma kısmında Bardakçı (2023) ve Dilek ile Oğuz (2021) gibi araştırmacıların transatlantik ilişkiler ile CAATSA yaptırımlarına dair alan yazın bulgularıyla paralellik kurulmakta; Türkiye'nin savunma sanayiinde bağımsızlaşma adımlarının ve çok taraflı diplomasi arayışlarının bu küresel baskılara verilen stratejik bir yanıt olduğu ifade edilmektedir.

Sonuç itibarıyla çalışma, Türkiye'nin küresel siyasette İngiltere-AB-Çin ile ABD-Rusya-Hindistan blokları arasında tek taraflı bir eksen kaymasına gitmeden, ulusal çıkarlar doğrultusunda dengeli, pragmatik ve arabulucu bir dış politika izlemesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu tescil etmektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazar, Trump dönemindeki ABD dış politikasının tek taraflı hamlelerini incelerken Bardakçı'nın (2023) transatlantik ilişkilerdeki kırılma ve geleneksel ittifak yapılarının sarsılması yönündeki saptamalarıyla uyumlu biçimde, Amerikan yönetiminin çok taraflı anlaşmalardan çekilerek ikili ilişkileri ve korumacı politikaları öne çıkardığını vurgulamaktadır (Inac & Kına, 2025).

Çalışmada Türkiye'nin ABD ile yaşadığı F-35 ve yaptırım süreçleri değerlendirilirken Dilek ve Oğuz'un (2021) CAATSA kararlarının Türk-Amerikan savunma iş birliğini zorlaştırdığı tespiti doğrulanmakta ve bu durumun Türkiye'yi yerli savunma sanayiini geliştirmeye yönelttiği gösterilmektedir (Inac & Kına, 2025).

Yazarların ulaştığı sonuç

Çalışma, Rusya ve ABD arasındaki stratejik rekabet ve konjonktürel yakınlaşmaların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğini göstererek Türkiye'nin stratejik özerkliğini koruyabilmesi için tek bir küresel eksene bağımlı kalmadan İngiltere-AB-Çin ve ABD-Rusya-Hindistan dengelerinde çok boyutlu, esnek ve pragmatik bir dış politika stratejisi izlemesi gerektiğini vurgulamaktadır (Inac & Kına, 2025).

Literatürdeki yeri

Çalışma, Soğuk Savaş sonrası dönemin dönüm noktalarından biri olan Trump yönetimindeki ABD-Rusya yakınlaşmasını ve bu yakınlaşmanın Türk dış politikası üzerindeki yansımalarını bütüncül bir jeopolitik çerçevede ele almaktadır. Uluslararası ilişkiler literatüründe büyük güç rekabeti ile bölgesel aktörlerin dengeleme stratejileri arasındaki etkileşimi görünür kılan eser, Türkiye'nin küresel güç merkezleri karşısında izleyebileceği çok boyutlu dış politika alternatiflerini kavramsallaştırmaktadır. Özellikle İngiltere-AB-Çin ve ABD-Rusya-Hindistan gibi yükselen küresel eksenler arasında Türkiye'nin stratejik konumlanışını senaryolaştırarak bölgesel güvenlik ve dış politika alanındaki araştırmalara analitik bir bakış açısı sunmaktadır.

Yayın, Soğuk Savaş sonrası transatlantik ilişkiler ve büyük güç rekabetini inceleyen önceki çalışmaların açtığı teorik kulvarda ilerlemekte; ancak konuyu Trump dönemi konjonktürü ve Rusya-ABD ilişkilerinin spesifik iş birliği alanları odağında derinleştirmektedir. Literatürdeki mevcut analizler genellikle ABD-Rusya rekabetini veya Türkiye-ABD gerilimlerini tekil boyutlarıyla incelerken, bu çalışma enerji, nükleer silah kontrolü, terörle mücadele ve Suriye krizini tek bir analitik denklemde birleştirmektedir. Önceki araştırmaların vurguladığı bölgesel güç boşlukları ve ittifak kırılmalarını, Türkiye'nin savunma sanayiindeki bağımsızlaşma arayışları ve çok eksenli diplomasi hamleleriyle ilişkilendirerek literatürdeki ampirik ve kuramsal boşluğu doldurmaktadır.

Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, küresel güç kaymaları ile bölgesel dış politika kararları arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini haritalandıran yetkin bir kaynak işlevi görür. Çalışma; Trump döneminin korumacı ve ikili müzakerelere dayalı dış politika yaklaşımının, NATO içi müttefiklik ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve Türkiye'nin S-400 veya CAATSA gibi somut krizlerle nasıl karşı karşıya kaldığını sistematik biçimde düzenler. Ayrıca Türkiye'nin önündeki küresel eksen tercihlerini ekonomik, askeri ve diplomatik boyutlarıyla sınıflandırarak, gelecekteki Türk dış politikası ve uluslararası güvenlik araştırmaları için sağlam bir teorik ve kavramsal zemin hazırlamaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewTrump döneminde ABD ile Rusya arasında enerji, nükleer silah kontrolü ve terörle mücadele alanlarında stratejik iş birliği zeminleri gelişmiştir.

Tezlerin literatür taraması bölümünde, Soğuk Savaş sonrası büyük güç rekabetinin Trump yönetimindeki dönüşümünü ve ikili iş birliği alanlarını açıklamak için kaynak gösterilebilir (Inac & Kına, 2025).

Türk Savunma Sanayiindeki Yerlileşme Hamlelerinin Stratejik Özerkliğe Etkisi: CAATSA Yaptırımları Sonrası Dönem İncelemesi

Araştırma sorusu
ABD'nin CAATSA yaptırımları ve F-35 programından çıkarma kararları sonrası Türk savunma sanayiinin yerlileşme oranı ve tedarik çeşitlendirmesi stratejik özerkliği nasıl etkilemiştir?
Yöntem taslağı
Çalışma, nitel araştırma deseninde tasarlanarak 2017-2024 yılları arasındaki resmi savunma sanayii raporları, ihracat verileri ve politika belgeleri doküman analizi yöntemiyle incelenecek; savunma bürokrasisi uzmanlarıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecektir. Örneklem büyüklüğü nitel veri doygunluğu ilkesine göre belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 3.2.1 bölümünde yer alan ABD yaptırımlarının Türk savunma kapasitesine etkileri ve Türkiye'nin bağımsız savunma kapasitesi geliştirme çabalarına dair bulgulardan türetilmiştir. Yazarın savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltma vurgusu bu araştırmanın gerekçesini oluşturur (Inac & Kına, 2025).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaABD'nin Suriye politikası ve YPG desteği Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi müttefiklik krizlerine ve güvenlik kaygılarına neden olmuştur.

Tartışma bölümünde, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik krizlerine karşı geliştirdiği bölgesel politikaları ve müttefikleriyle yaşadığı gerilimleri desteklemek üzere kullanılabilir (Inac & Kına, 2025).

Gümrük Birliği Güncellemesi ve Kuşak-Yol Girişiminin Türk Dış Ticaretine Etkisi: Karşılaştırmalı İktisadi Senaryo Analizi

Araştırma sorusu
Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncellemesi ile Çin'in Kuşak ve Yol Girişimine entegrasyonu Türk dış ticaret dengesini ve lojistik konumunu nasıl etkileyecektir?
Yöntem taslağı
Araştırma, ekonometrik zaman serisi analizi ve senaryo modellemesi deseninde kurgulanarak 2010-2024 dönemi dış ticaret, doğrudan yabancı yatırım ve lojistik performans verileriyle yürütülecektir. Örneklem veri seti tam sayım yöntemiyle ikincil istatistiki kaynaklardan elde edilecek, tahmin modelleri ekonometrik analiz yaklaşımlarıyla sınanacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede sunulan Tablo 1 senaryoları ve 4.1.1 bölümündeki UK-AB-Çin ekseni analizinden türetilmiştir. Yazarların Türkiye'nin lojistik köprü rolü ve ticaret ağlarını çeşitlendirme vurgusu araştırmanın temel gerekçesidir (Inac & Kına, 2025).

Tez veya makalede kullanım · SonuçTürkiye, küresel siyasette tek bir eksene bağımlı kalmak yerine çok boyutlu ve dengeli bir dış politika izleyerek stratejik özerkliğini korumalıdır.

Sonuç ve öneriler kısmında, Türk dış politikasının gelecekte benimsenebileceği çok eksenli dengeleme stratejileri ve bölgesel arabuluculuk rolleri tartışılırken temellendirici kaynak olarak değerlendirilebilir (Inac & Kına, 2025).

Doğu Akdeniz ve Suriye Krizlerinde Türk-Rus Güvenlik Diyaloğu: Astana Süreci ve Bölgesel Arabuluculuk Rolünün Analizi

Araştırma sorusu
Suriye iç savaşı ve Astana süreci deneyimi ışığında Türkiye ile Rusya arasındaki esnek güvenlik iş birliği modeli Doğu Akdeniz kriz alanlarında nasıl bir arabuluculuk dinamiği yaratmaktadır?
Yöntem taslağı
Çalışma, karşılaştırmalı durum çalışması (case study) deseninde tasarlanacak; Suriye ve Doğu Akdeniz krizlerindeki resmi diplomatik beyanatlar, mutabakat metinleri ve güvenlik sözleşmeleri söylem analizi yöntemiyle çözümlenecektir. Örneklem kapsamı krizlerin kritik dönüm noktalarındaki resmi belgelerin nitel doygunluğu esasına göre oluşturulacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 4.1.2 ve 4.2 bölümlerinde ele alınan Astana Süreci, Türk-Rus ilişkilerindeki diyalog mekanizmaları ve Türkiye'nin bölgesel çatışma alanlarındaki arabuluculuk rolüne dair sonuç ve çıkarımlardan türetilmiştir (Inac & Kına, 2025).

Kaynakça

  1. Bardakçi, M. (2023). Donald Trump Döneminde Avrupa Birliği-ABD İlişkileri: Transatlantik İlişkilerde Kırılma. Elektronik Siyaset Bilimi Araştırmaları Dergisi, (26), 38-52.
  2. Dilek, M. S., & Oğuz, Ş. (2021). Trump Yönetiminin CAATSA Hamlesi (14 Aralık 2020) Ne Anlama Geliyor?. Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, 5(1), 185-218.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Toplum, Siyaset ve KamuNitel araştırma · 2025

Erken Cumhuriyet dönemindeki dış politika kararlarında ontolojik güvenlik ve benlik inşası nasıl etkili olmuştur?

Türk siyasi elitleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti için çifte bir biyografik anlatı inşa etmişler; hayatta kalma (savaş) ve yeniden doğuş (devrimler ve tanınma) hikayelerini sentezleyerek bağımsız bir ulus-devlet kimliğini meşrulaştırmışlardır.

K. Renda · Sosyal Bilimler