Eğitimciler genellikle öğrencilerin kendilerine öğretilen bilgileri akılda tutmaya motive olduklarını varsayarken, empirik kanıtlar, özellikle matematikte, ders bitiminden kısa süre sonra önemli bir unutma yaşandığını göstermektedir. Bilgi kaybına dair geleneksel açıklamalar genellikle yetersiz öğrenme programları, sonraki öğrenmenin eksikliği veya başlangıçtaki bilgi yapılarının zayıflığı gibi pasif faktörlere odaklanmaktadır. Bu çalışma ise, olumsuz akademik deneyimlerin öğrencilerin öz algılarını tehdit etmesi durumunda ortaya çıkan güdülenmiş unutma olarak adlandırılan aktif bir mekanizma üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu yaklaşım, öğrencilerin kendilerini olumlu bir ışıkta görme motivasyonlarını korumak için, özellikle akademik ara dönemlerde, matematiksel içeriği kasten unutmaya motive olabileceği bir hipotezi ortaya atmaktadır. Bu, akademik unutmayı kimlik tehdidi ve bellek bastırma psikolojik literatürü bağlamında ele almaktadır.
Bu kavram kanıtlama çalışmasının temel amacı, güdülenmiş unutma riski taşıyan çocukların akademik ara dönemlerde önemli ders içeriğini unutup unutmadığını araştırmaktır. Çalışma, özellikle matematik kaygısının (matematikle ilgili durumlara karşı duyulan korku) ve matematik öz algılarının (matematiğe ilgi ve keyif algıları) kimlik tehdidi yaratmak için nasıl etkileşime girdiğini incelemektedir. Araştırma, 812 birinci ve ikinci sınıf öğrencisinden oluşan geniş bir veri setini kullanmıştır. Katılımcıların matematik öz algıları, matematik kaygıları ve matematik başarıları güz döneminde, kış tatilinden önce değerlendirilmiş, ardından bahar döneminde matematik başarıları tekrar ölçülmüştür. Matematik başarı büyüme puanı, güz dönemi başarısının bahar dönemi başarısını tahmin ettiği bir regresyon modelinden elde edilen standartlaştırılmış artık değerler kullanılarak hesaplanmıştır.
Bulgular, yüksek matematik öz algılarına sahip çocuklarda, bildirilen matematik kaygısının artmasının, güz dönemi matematik başarılarına göre beklenen bahar dönemi başarı puanından daha düşük bir skorla ilişkili olduğunu göstermiştir (yani, daha düşük bir artık başarı puanı). Buna karşılık, düşük matematik öz algılarına sahip çocuklarda bu tür bir ilişki gözlemlenmemiştir. Benzer bir örüntü, çocukların güzden bahara başarı kaybı gösteren bir gruba ait olma olasılığı incelendiğinde de bulunmuştur. Matematik öz algıları yüksek olan öğrenciler arasında, matematik kaygısı arttıkça başarıda düşüş yaşayan bir gruba ait olma olasılığı anlamlı derecede yükselmiştir. Çalışma ayrıca, bu etkilerin çocukların başlangıçtaki öğrenme eksikliklerinden kaynaklanmadığını, zira matematik kaygısı ve öz algılarının güz dönemi matematik başarısını doğrudan etkilemediğini ortaya koymuştur.
Bu çalışma, öğrencilerin okulda öğrendiklerini unutma oranının bir kısmının, öğrencilerin kendi güdülenmiş unutma motivasyonundan kaynaklandığına dair güçlü bir kavram kanıtı sunmaktadır. Özellikle yüksek matematik öz algısına sahip çocukların, matematik kaygısı deneyimlediklerinde kimlik tehdidi yaşadığını ve bunun da unutmaya yol açan savunmacı bir tepkiyi tetiklediğini öne sürmektedir. Bu bulgular, güdülenmiş unutma literatürünü eğitim bağlamına taşıyarak, genç çocukların bile bu tür tehdit tabanlı savunmacı adaptasyonlar sergileyebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Makale, akademik ara dönemlerin, öğrencilerin önceki ders materyallerini unutmaya istekli olabileceği bir bağlam değişimi işlevi görebileceği fikrini desteklemekte ve literatürdeki boşluğu doldurmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu çalışma, bireylerin hoş olmayan veya benliklerini tehdit eden anıları aktif olarak unuttukları "güdülenmiş unutma" teorisine dayanmaktadır. Sosyal psikolojideki "tehdit temelli teorilerden" yararlanılarak, insanların olumlu bir benlik imajını korumaya motive oldukları ve bu imaj tehdit edildiğinde güdülenmiş unutma da dahil olmak üzere başa çıkma stratejileri geliştirdikleri savunulur. Ayrıca, "bastırma ve zihinsel bağlam değişimi modelleri" de dikkate alınarak, akademik dinlenme dönemlerinin bir olay sınırı görevi görerek öğrencileri işten boş zamana geçiş yapmaya teşvik ettiği ve bunun da akademik anıların önceliğini azaltabileceği öne sürülmektedir. Bu çerçeve, matematik kaygısı ve öz algıları arasındaki etkileşimin kimlik tehdidi yaratma potansiyelini vurgulamaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Bu çalışma, akademik unutma literatürüne, özellikle de unutmanın pasif bir süreçten ziyade aktif ve motive edilmiş bir mekanizma olabileceği fikrine önemli katkılar sunmaktadır. Bilişsel psikolojideki kasıtlı unutma araştırmalarını (örneğin, düşün-düşünme paradigması) sosyal psikolojideki tehdit temelli teorilerle birleştirerek, bireylerin neden bilgi unutmayı seçebileceğine dair yeni bir bakış açısı sağlamaktadır. Ayrıca, matematik kaygısının çocukların akademik öz algıları ve öğrenme çıktılarındaki rolü üzerine yapılan mevcut araştırmaları genişleterek, güdülenmiş unutmayı matematik kaygısı ile akademik başarı arasındaki ilişkiyi açıklayan potansiyel bir aracı mekanizma olarak konumlandırmaktadır. Özellikle küçük çocuklarda akademik ara dönemlerde gözlemlenen unutma süreçlerini ele alarak bu literatüre özgün bir katkı sunmaktadır.