Tıp eğitiminde laboratuvar uygulamaları, öğrencilerin teorik bilgileri pratiğe dökmesi ve klinik tanı becerilerini geliştirmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Mikrobiyoloji gibi hassas alanlarda geleneksel eğitim yöntemleri, yüksek sarf malzemesi maliyetleri, biyogüvenlik riskleri ve sınırlı tekrar olanakları gibi kısıtlamalar nedeniyle zorluklar barındırmaktadır. Sanal Simülasyon Deneyleri (VSE), öğrencilere güvenli ve esnek bir öğrenme ortamı sunarak bu zorlukların aşılmasında önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak, bu tür sistemlerin müfredata başarılı bir şekilde entegre edilebilmesi için yalnızca teknik yeterliliğin ölçülmesi yeterli olmayıp, öğrencilerin teknolojiye olan uyum seviyelerinin ve öğrenme süreçlerindeki içsel motivasyonlarının da derinlemesine incelenmesi gerekmektedir.
Bu araştırmanın temel amacı, bağırsak patojenlerinin izolasyonu, kültürü ve tanımlanması süreçleri için geliştirilen sanal bir simülasyon sisteminin etkililiğini, Öz Belirleme Kuramı (SDT) ve Teknoloji Kabulü ve Kullanımı Birleşik Modeli 2 (UTAUT2) çerçevesinde değerlendirmektir. Araştırmada ampirik bir deneysel tasarım kullanılmış olup, Çin'deki bir tıp üniversitesinde öğrenim gören 90 tıp öğrencisi rastgele olarak deneysel (VSE destekli eğitim) ve kontrol (geleneksel laboratuvar eğitimi) gruplarına ayrılmıştır. Altı hafta süren uygulama boyunca deneysel gruptaki öğrenciler sanal simülasyon platformunda etkileşimli çalışmalar yürütürken, kontrol grubu standart yöntemlerle öğrenim görmüştür. Katılımcıların pratik becerileri, teorik bilgi düzeyleri ve motivasyonel durumları bağımsız eğitmen değerlendirmeleri ve ölçekler aracılığıyla ölçülmüştür.
Elde edilen nicel bulgular, VSE destekli eğitim alan öğrencilerin pratik laboratuvar becerilerinde (89.6 ± 5.2) kontrol grubundaki öğrencilere (81.8 ± 6.3) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bir performans gösterdiğini ortaya koymuştur (p < 0.01). Ayrıca, öğrencilerin kalıcı bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla uygulanan geciktirilmiş test sonuçlarında da VSE grubunun başarısı (85.6 ± 4.1) kontrol grubunun (80.4 ± 4.8) üzerinde gerçekleşmiştir. Korelasyon analizleri, öğrencilerin derse olan aktif katılımları ve davranışsal bağlılıkları ile pratik uygulama doğruluğu (r = 0.33) ve bağımsız karar verme yeteneği (r = 0.27) arasında güçlü ve pozitif yönlü ilişkiler olduğunu göstermiştir. Yapılan nitel görüşmeler ise sanal ortamın sunduğu anında geri bildirimlerin öğrenci tatminini ve akademik özgüveni artırdığına işaret etmiştir.
Çalışmanın entegre SDT-UTAUT2 modeli üzerindeki tartışmaları, sanal simülasyon sistemlerinin başarısının arkasındaki temel gücün, teknik kalitenin ötesinde öğrencilerin özerklik ve yeterlilik hislerini tatmin eden pedagojik tasarımdan kaynaklandığını göstermektedir. Sistem tarafından sağlanan risksiz deneme yanılma fırsatı ile gerçek zamanlı rehberlik, öğrencilerin öğrenme sürecini kendi hızlarında yönetmelerine olanak tanıyarak kalıcı ve derinlemesine bir öğrenmeyi teşvik etmektedir. Bu çalışma, mikrobiyoloji eğitimi alanındaki önemli bir yöntemsel açığı kapatırken, gelecekteki sanal öğrenme ortamlarının geliştirilmesinde motivasyonel ve teknolojik kabul unsurlarının birlikte tasarlanması gerektiğine dair güçlü kanıtlar sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu çalışma, eğitim teknolojilerinin etkisini çok boyutlu açıklayabilmek amacıyla Öz Belirleme Kuramı (SDT) ve Teknoloji Kabulü ve Kullanımı Birleşik Modeli 2 (UTAUT2) teorilerini bir araya getirmektedir. SDT kapsamında öğrencilerin özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının içsel motivasyon üzerindeki rolleri sörgülanırken; UTAUT2 kapsamında performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kolaylaştırıcı koşullar gibi teknolojik kabul faktörleri ele alınmaktadır. Böylece VSE etkililiği hem pedagojik hem de teknolojik kabul boyutlarıyla analiz edilmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, tıp eğitiminde sanal gerçeklik ve simülasyon tabanlı eğitimin önemine odaklanan geniş bir literatürü ele almaktadır. Mevcut literatür, simülasyonların öğrencilerin deneysel katılımını ve motivasyonunu artırdığını göstermesine karşın, mikrobiyoloji gibi hassas ve karmaşık deneysel süreçlerin tıp müfredatındaki sanal karşılıklarına yönelik çalışmaların kısıtlı olduğunu belirtmektedir. Özellikle, teknoloji tasarımı ile pedagojik kuramların entegre edildiği analiz modellerinin eksikliği vurgulanarak, bu araştırmanın tıp eğitimindeki mikrobiyoloji laboratuvar uygulamalarındaki kuramsal ve pratik boşluğu doldurması hedeflenmektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Çin'deki bir tıp üniversitesinde öğrenim gören ve tıbbi mikrobiyoloji laboratuvar derslerini alan ikinci ve üçüncü sınıf tıp öğrencileri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Seçilim kriterlerine göre belirlenen ve deneysel işlemler için rastgele iki gruba ayrılan 90 tıp öğrencisi (45 VSE deney grubu, 45 geleneksel kontrol grubu) ile nitel derinlemesine görüşme yapılan 12 öğrenci.
- Veri toplama süreci
- Altı haftalık süreçte Kompozisyon Değerlendirme Ölçeği ile eğitmen gözlemleri, Öğrenme Davranışı Bağlılığı Ölçeği, Çalışma Alışkanlığı Ölçeği, 2 haftalık gecikmeli kalıcılık testi ve 12 öğrenci ile yürütülen yarı yapılandırılmış mülakatlar.
- Veri analiz yöntemi
- SPSS 26.0 programı kullanılarak bağımsız örneklem t-testleri, Pearson korelasyon analizleri ve nitel veriler için Braun ve Clarke metodolojisine uygun tematik analiz yöntemi uygulanmıştır.
Sanal Simülasyon Deneyleri (VSE)Öz Belirleme Kuramı (SDT)Teknoloji Kabulü ve Kullanımı Birleşik Modeli 2 (UTAUT2)Operasyonel Beceri KazanımıTeorik Bilgi KalıcılığıÖğrenme Motivasyonu ve Bağlılığı
01Sanal simülasyon grubu, Kompozisyon Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre operasyonel beceri kazanımında ortalama 89.6 puan alarak geleneksel kontrol grubunun 81.8 olan ortalamasını anlamlı derecede geride bırakmış ve %18 oranında doğruluk artışı sağlamıştır(Li et al., 2025, s. 6).
02Dersin tamamlanmasından iki hafta sonra uygulanan kalıcılık testinde VSE deney grubu ortalama 85.6 puan alarak kontrol grubunun 80.4 olan puanına kıyasla teorik bilgi kalıcılığında istatistiksel olarak anlamlı bir üstünlük sergilemiştir(Li et al., 2025, s. 7).
03Öğrencilerin öğrenme davranışı bağlılık düzeyleri ile operasyonel deneysel doğrulukları arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon (r = 0.33, p < 0.01) tespit edilmiş, yüksek bağlılık gösteren grupta biyokimyasal reaksiyon yorumlama hata oranı %5'in altında kalmıştır(Li et al., 2025, s. 6).
04Çalışma alışkanlıkları puanı yüksek olan öğrenciler (4-5 puan), operasyonel doğruluk (89.1'e karşı 82.3) ve uygulama akıcılığı (88.0'a karşı 79.1) boyutlarında düşük çalışma alışkanlığına sahip öğrencilere kıyasla daha yüksek performans sergilemiştir(Li et al., 2025, s. 6).