Küreselleşen dijital ekonominin dinamik yapısı, geleneksel işletme eğitimi modellerinin ve iş yapış yöntemlerinin köklü bir değişim yaşamasını zorunlu kılmaktadır. Geleneksel akademik müfredatlar, e-ticaret, dijital pazarlama ve yapay zeka gibi hızla değişen pazar taleplerini karşılamada hantal ve maliyetli kalmakta, bu durum iş gücünün niteliklerini ekonomik ve hızlı bir şekilde guncellemesini gerektirmektedir. Bu bağlamda kitlesel açık çevrimiçi dersler ve mikro yeterlilikler esnek, düşük maliyetli ve erişilebilir alternatifler sunarak önemli bir eğitim arayüzü haline gelmiştir. Ancak, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde öğrenenlerin bu yeni normal eğitim paradigmalarına yönelik hazır bulunuşluk düzeyleri, algıları ve kültürel tutumları hakkındaki ampirik çalışmaların yetersizliği alanda önemli bir araştırma problemi oluşturmaktaki ana etmendir.
Bu araştırma, Türkiye'deki öğrenen topluluğunun uzaktan eğitim ve kitlesel açık çevrimiçi dersler (KACD) konseptine yönelik farkındalığını, hazır bulunuşluğunu ve tutumsal yönelimini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'nin en büyük sosyal iletişim ve tartışma platformlarından biri olan Ekşi Sözlük üzerindeki kullanıcı girdileri duygu analizi ve içerik analizi yöntemleriyle incelenmiştir. Araştırma evreni olarak belirlenen 1040 adet yorum arasından, Cochran örneklem formülü kullanılarak %95 güven düzeyi ve %7 hata payı ile temsil gücüne sahip 24 sayfalik bir örneklem sistematik rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Toplamda 234 adet girdi, filtrelendikten sonra yazarlar tarafından bağımsız olarak duygu analizine tabi tutulmuş, analiz güvenilirliği Miles ve Huberman formülüyle %90 olarak doğrulanmıştır.
Gerçekleştirilen duygu analizi sonuçlarına göre, incelenen girdilerin %52'sinin uzaktan eğitim ve kitlesel açık çevrimiçi derslere yönelik olumlu yargılar barındırdığı, %29'unun nötr kaldığı ve yalnızca %18'inin olumsuz ifadeler içerdiği tespit edilmiştir. Yorumlarda kullanılan kelimeler frekans analiziyle incelendiğinde; çevrimiçi derslerin 'açık', 'ücretsiz', 'faydalı' ve 'dünya çapındaki saygın üniversitelerden ders alma imkânı sunması' gibi nitelikleri olumlu algının ana kaynaklarını oluşturmaktadır. Olumsuz yorumlarda ise derslerin kredisiz olması, bütünsel müfredat sunmaması ve bazı sertifikalarin ücretli olması gibi hususlar eleştirilmektedir. Ayrıca, platform yazarlarının KACD modellerini evde geçirilen vakti geleceğe yönelik bir yatırıma dönüştürme yöntemi veya devam zorunluluğu olmayan bölümler için ideal bir alternatif olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir.
Elde edilen bulgular, Türk toplumunun uzaktan eğitimi ve kitlesel açık çevrimiçi dersleri faydalı yeni bir eğitim modeli olarak benimsediğini ve bu yeni normale genel olarak hazır olduğunu göstermektedir. Bu durum, literatürde vurgulanan öğrenen otonomisi, yaşam boyu öğrenme ve eğitimde fırsat eşitliği gibi kavramlarla tam bir uyum sergilemektedir. Özellikle pandemi sonrası süreçte e-işletme eğitiminde ihtiyaç duyulan pratik, çözüm odaklı ve uygulamalı becerilerin kazanılmasında geleneksel diploma programlarının hantal kaldığı, buna karşın mikro yeterliliklerin iş gücü piyasasında geçerli 'bağımsız kimlikler' olarak yükseldiği savı bu ampirik bulgularla desteklenmektedir. Araştırma, sosyal ağlar üzerinden toplanan doğal kullanıcı verilerinin duygu analiziyle incelenmesi bakımından ulusal literatürde öncü bir referans oluşturarak gelecekteki müfredat tasarımlarına ışık tutmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bağlamci pedagoji (connectivism) kuramı ve kendi kendine yönlendirilen öğrenme (self-regulated learning) ilkelerine dayanmaktadır. George Siemens ve Stephen Downes tarafından kavramsallaştırılan konnektivizm, dijital çağda bilginin ağlar ve bağlantılar aracılığıyla nasıl oluşturuldugunu açıklar. Ayrıca mikro yeterliliklerin (micro-credentials) geleneksel kurumsal diplomalari tamamlayıcı veya onlara alternatif esnek birer 'bağımsız kimlik' (insurgent credentials) olma potansiyeli kuramsal zemin olarak ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, 2008 yılında Manitoba Üniversitesi'nde başlayan ilk kitlesel açık çevrimiçi dersten (CCK08) itibaren literatürdeki KACD türlerini (xMOOC, cMOOC, sMOOC, tMOOC, NOOC ve LMOOC) ve bunların gelişimini ele almaktadır. Donald Clark'in 8'li taksonomisi ile Palacios Hidalgo ve arkadaşlarının dört temel sınıflaması üzerinden e-işletme eğitiminde mikro yeterliliklerin ve dijital rozetlerin rolü tartışılmaktadır. Geleneksel yüksekogretimin esnek olmayan yapısına karşılık çevrimiçi eğitimin sunduğu fırsat eşitliği, zaman ve mekandan bagimsizlilik avantajları önceki ampirik çalışmalar ışığında değerlendirilmektedir.