Yükseköğretim ortamlarında akademisyenlerin yaşadıkları duygusal deneyimler ve psikolojik durumlar, eğitim-öğretim süreçlerinin niteliğini ve öğrencilerin öğrenme motivasyonunu doğrudan etkileyen kritik unsurlar arasında yer almaktadır. Geleneksel eğitim araştırmaları çoğunlukla öğretmen tükenmişliği, mesleki stres ve performans eksiklikleri üzerine yoğunlaşırken, son dönem pozitif psikoloji odaklı çalışmalar akademisyenlerin işlerinde hissettikleri içsel neşe ve keyif duygularını besleyen faktörlere yönelmiştir. Üniversite öğretim elemanlarının sınıftaki öğretim faaliyetlerinden haz duymaları, yalnızca genel iş doyumlarıyla sınırlı kalmayıp, ders planlama, öğrencilerle etkileşim kurma ve onların gelişimine tanıklık etme süreçlerindeki özgün memnuniyeti kapsamaktadır. Bu doğrultuda, akademisyenlerin öz-yeterlik inançları ile psikolojik iyilik hallerinin öğretimden keyif alma üzerindeki etkilerini anlamak ve bu ilişkinin arkasında yatan psikolojik ve örgütsel mekanizmaları çözümlemek yükseköğretim literatürü için büyük bir önem taşımaktadır.
Bu araştırmanın temel amacı, yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin öz-yeterlik algıları ve psikolojik iyilik hallerinin öğretimden keyif alma düzeyleri üzerindeki doğrudan etkilerini belirlemek, duygusal dayanıklılığın bu süreçteki aracı rolünü ortaya koymak ve kurumsal destek ile mesleki adanmışlığın düzenleyici işlevlerini ampirik bir model çerçevesinde test etmektir. Nicel araştırma desenine sahip olan çalışmada kesitsel tarma modeli benimsenmiş ve Çin'deki üniversitelerde görev yapan 273 akademisyenden amaçlı örnekleme yöntemiyle veri toplanmıştır. Geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış Likert tipi ölçme araçlarının kullanıldığı araştırmada, verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra SPSS ve AMOS yazılımları aracılığıyla doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon, çoklu regresyon, bootstrapping yöntemine dayalı aracılık analizleri ve hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır.
Elde edilen ampirik bulgular, akademisyenlerin psikolojik iyilik hallerinin ve öğretim öz-yeterlik inançlarının öğretimden keyif alma üzerinde güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı pozitif etkileri olduğunu göstermiştir. Yapısal eşitlik modellemesi ve bootstrapping analizleri, duygusal dayanıklılığın hem öz-yeterlik hem de iyilik hali ile öğretimden keyif alma arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlendiğini doğrulamıştır. Bu durum, içsel psikolojik kaynakların sürdürülebilir bir öğretim hazzına dönüşebilmesi için bireyin stres ve zorluklar karşısında duygusal dengesini koruyabilme kapasitesinin zorunlu bir köprü işlevi gördüğünü kanıtlamaktadır. Düzenleyici değişken analizlerinde ise mesleki adanmışlığın, duygusal dayanıklılığın öğretim keyfi üzerindeki pozitif etkisini anlamlı derecede güçlendirdiği saptanırken; kurumsal desteğin bu ilişki üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düzenleyici etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Araştırma sonuçları, yükseköğretim kurumlarında akademisyen psikolojisine dair teorik ve uygulamalı literatüre önemli katkılar sunmaktadır. Çalışma, pozitif psikoloji ve öz-belirleme kuramı ilkeleriyle uyumlu olarak, eksiklik odaklı yaklaşımlar yerine güçlü yönlere dayalı modellerin üniversite öğretim elemanlarının mesleki bağlılığını artırmadaki rolünü vurgulamaktadır. Tartışma ve sonuç bölümlerinde, kurumsal desteğin beklenenin aksine düzenleyici rol oynamamasının akademisyenlerin içsel özerklik ve dayanıklılık mekanizmalarına daha fazla dayanmalarından kaynaklanabileceği değerlendirilmiştir. Çalışma, üniversite yönetimlerine ve insan kaynakları birimlerine, akademisyenlerin öğretim hazlarını ve kalıcılıklarını artırmak adına duygusal dayanıklılığı geliştirici atölyeler düzenlemeleri, mesleki kimliği destekleyici kariyer yolları oluşturmaları ve hedefe yönelik içsel destek mekanizmaları kurgulamaları yönünde somut öneriler getirmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, pozitif psikolojinin güçlü yönlere dayalı yaklaşımına (strength-based approach), Bandura'nın Öz-Yeterlik Kuramına ve Deci ile Ryan'ın Öz-Belirleme Kuramına dayanmaktadır. İyilik hali ve öz-yeterlik içsel psikolojik kaynaklar olarak ele alınmakta, duygusal dayanıklılık ise bu kaynakların sürdürülebilir bir mesleki hazza dönüşmesini sağlayan adapte edici bir aracı mekanizma olarak konumlandırılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, yükseköğretimde akademisyenlerin psikolojik durumlarını inceleyen mevcut literatürdeki boşluklara odaklanmaktadır. Literatürde öğretmen öz-yeterliği ve iyilik hali çoğunlukla ilköğretim/ortaöğretim düzeyinde veya genel tükenmişlik bağlamında ele alınmış, üniversite öğretim elemanlarının öğretimden keyif alma duygusu müstakil bir bağımlı değişken olarak yeterince araştırılmamıştır. Ayrıca duygusal dayanıklılığın aracı rolü ile kurumsal destek ve mesleki adanmışlığın eşzamanlı düzenleyici etkileri ampirik modellerde ihmal edilmiştir.