Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH), küresel düzeyde ekonomik, sosyal ve çevresel dengelerin kurulmasını amaçlayan kapsayıcı bir kalkınma vizyonu sunmaktadır. Ancak kurumsal kapasite yetersizlikleri, yüksek borçluluk ve yapısal kırılganlıklarla mücadele eden gelişmekte olan ekonomilerde bu hedeflere ulaşılması ciddi engellerle karşılaşmaktadır. Kırılgan Sekizli olarak adlandırılan ülkelerde kamusal kaynakların sınırlılığı, özel sektörün ve özellikle küresel sermaye gücüne sahip çokuluslu şirketlerin (ÇUŞ) sürdürülebilirlik süreçlerine katılımını zorunlu kılmaktadır. Mevcut literatürde ÇUŞ'ların genel sürdürülebilirlik katkıları sıklıkla ele alınsa da, bu şirketlerin kırılgan pazar koşullarında hangi spesifik hedeflere öncelik verdiği ve bu hedefleri ne derecede etkin bir biçimde kurumsal stratejilerine entegre ettiği hususu ampirik düzeyde açıklığa kavuşturulmayı bekleyen temel bir sorun alanı olarak öne çıkmaktadır.
Bu araştırma, Kırılgan Sekizli ülkelerinde (Endonezya, Arjantin, Türkiye, Güney Afrika, Şili, Brezilya, Rusya ve Hindistan) faaliyet gösteren 40 çokuluslu şirketin 2023 yılına ait yıllık faaliyet ve sürdürülebilirlik raporlarını inceleyerek SKH önceliklerini ve etkinlik düzeylerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma metodolojisi iki aşamalı bir tasarıma sahiptir. İlk aşamada Nitel İçerik Analizi (QCA) ve Uygunluk Oranı (Relevance Ratio) formülasyonu kullanılarak şirketlerin 17 SKH ile olan uyum ve raporlama oranları tespit edilmiştir. İkinci aşamada ise en yüksek benimsenme oranına sahip olan SKH 8 (İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme) ve SKH 13 (İklim Eylemi) odak noktasına alınarak Veri Zarflama Analizi (VZA) uygulanmıştır. Çıktı yönelimli CCR (ölçeğe göre sabit getiri) ve BCC (ölçeğe göre değişken getiri) modelleri aracılığıyla girdilerin sürdürülebilirlik çıktılarına dönüştürülmesindeki göreli teknik etkinlik skorları hesaplanmıştır.
Elde edilen ampirik bulgular, Kırılgan Sekizli ülkelerindeki çokuluslu şirketlerin teorik olarak mümkün olan SKH birleşimlerini %57 oranında benimsediğini ve uyguladığını göstermektedir. Raporlama sıklığı açısından SKH 8 ve SKH 13, şirketlerin %90'ı (36 firma) tarafından kapsanarak en çok önceliklendirilen hedefler olmuştur. Bunları %75 benimsenme oranıyla SKH 5 (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği), SKH 9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı) ve SKH 12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim) izlemektedir. Buna karşın SKH 14 (Sudaki Yaşam) %20 ile en az raporlanan hedef olarak kalmıştır. Ölçeğe göre sabit getiri (CCR) VZA modeli sonuçlarına göre SKH 8 kapsamında Güney Afrika, Şili ve Türkiye merkezli şirketler sınırda yer alarak en yüksek etkinlik skorlarına ulaşırken; SKH 13 kapsamında ise Endonezya merkezli firma tam etkinlik sergilemiştir. BCC modeli ise ölçek etkileri dikkate alındığında daha fazla firmanın etkin sınıra ulaştığını doğrulamaktadır.
Araştırmanın tartışma ve sonuç bölümleri, elde edilen bulguları Paydaş Kuramı, Kurumsal Kuram ve Meşruiyet Kuramı çerçevesinde bütünleştirmektedir. Şirketlerin SKH 8 ve SKH 13 üzerinde yoğunlaşması, kırılgan ekonomilerin istihdam, ekonomik büyüme ve iklim riski odaklı yapısal öncelikleriyle doğrudan örtüşmektedir. Şirketler bir yandan yerel paydaşların ve pazarın beklentilerine yanıt verirken, diğer yandan uluslararası kurumsal standartlara uyum sağlayarak meşruiyetlerini pekiştirmektedir. Araştırma, nitel raporlama verilerini nicel VZA etkinlik ölçümleriyle birleştirerek literatürdeki ampirik boşluğu doldurmakta ve politika yapıcılara teşvik mekanizmaları ile standart izleme raporlamaları geliştirilmesi yönünde somut kanıtlar sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal çerçevesi; çokuluslu şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine uyumunu açıklamak amacıyla Paydaş Kuramı, Kurumsal Kuram ve Meşruiyet Kuramı'nın bütüncül bir bileşimine dayanmaktadır. Paydaş Kuramı (Freeman, 1984), şirketlerin hükümetler, yatırımcılar ve toplum gibi aktörlerin beklentilerine yanıt olarak SKH'leri benimsediğini öne sürerken; Kurumsal Kuram (DiMaggio ve Powell, 1983), uluslararası normlar ile düzenleyici baskıların gelişmekte olan pazarlardaki kurumsal davranışları şekillendirdiğini savunmaktadır. Meşruiyet Kuramı (Suchman, 1995) ise kurumsal meşruiyeti koruma ve sosyal faaliyet izni elde etme arayışının stratejik bir aracı olarak SKH raporlamasını açıklığa kavuşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; Kolk vd. (2017), Van Zanten ve Van Tulder (2018), Pizzi vd. (2020), Sachs vd. (2019) ve Zakari vd. (2022) gibi literatürdeki temel araştırmalara atıfta bulunarak, ÇUŞ'ların sürdürülebilirlik süreçlerindeki rolünü incelemektedir. Literatürde makro düzeydeki göstergelere veya genel SKH etkilerine odaklanıldığı, ancak yapısal kısıtları bulunan kırılgan ekonomilerde firma düzeyindeki önceliklendirme ve göreli etkinlik ölçümünün eksik kaldığı vurgulanmaktadır.